İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA KONUSU
: Boşanma (Terk Nedeniyle)
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf istemlerinin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili özetle ; tarafların 05/05/2009 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden müşterek 2010 d.lu K2 ve 2012 d.lu K1 isimli iki çocuklarının bulunduğunu 24/12/2014 tarihinde davalının, haklı bir nedeni yokken çocukları da yanına alarak ortak konutu terk ettiğini, akabinde Anamur 1.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2015/1 Esas 2016/47 Karar sayılı dosyasında müvekkili aleyhine boşanma davası açtığını, o davanın 17/03/2016 tarihinde red ile sonuçlandığını, 31/05/2016 tarihinde de kesinleştiğini, o kararın kesinleşmesinden sonra da haklı bir neden olmadan ortak konuta dönmediğini, müşterek çocukları müvekkiline göstermediğini, müvekkili çocukları görmeye gittiğinde davalının annesinin müvekkili taşladığını, bu sebeple davalının annesi hakkında Anamur Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/518 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, TMK m.164 uyarınca ihtar yapılması için geçmesi gereken dört aylık sürenin dolduğunu, bu sebeple Anamur 1.Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesi’nin 2017/12 D.İş sayılı dosyasında davalıya eve dön ihtarı gönderildiğini, ihtarın davalıya 10/02/2017 tarihinde tebliğ edilip üzerinden iki ay geçmesine rağmen haklı bir sebep olmaksızın davalının ortak konuta dönmediğini beyanla, eşlerin TMK m.164 uyarınca terk nedeniyle boşanmalarına,müşterek çocukların velayetlerinin müvekkiline verilmesine, çocukların her biri için aylık 200’er TL tedbir- iştirak nafakası ile müvekkili lehine boşanmanın eki niteliğinde 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Dava dilekçesi davalıya 09/05/2017 tarihinde bizzat tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, yasal süre geçtikten sonra davalı vekilinin 20/07/2017 tarihinde sunmuş olduğu dilekçede ise davacının eve dön ihtarının samimi olmadığını, kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin boşanma davasından sonra da taraflar arasında birçok ceza dosyasının bulunduğunu yine davacının bekar ve başıboş bir hayat sürdüğünü beyanla, davanın reddine karar verilmesini , boşanma halinde ise müşterek çocukların velayetlerinin müvekkiline verilmesine çocuklar için aylık 350’şer TL tedbir- iştirak nafakası, müvekkili için aylık 400 TL tedbir- yoksulluk nafakası, müvekkili için boşanmanın eki niteliğinde 10.000 TL manevi tazminat ile düğünde müvekkiline takılan ve davacı tarafça bozdurulduğunu iddia ettiği, 260 gr 22 Ayar altın bedelinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Anamur 3.Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesi’nin 21/02/2018 tarih ve 2017/126 Esas 2018/54 Karar sayılı ilamında özetle; davanın kabulü ile eşlerin , TMK m.164 uyarınca terk nedeniyle boşanmalarına, müşterek çocuk 2010 d.lu K2 ile 2012 d.lu K1’ın velayetlerinin anneye verilmesine, müşterek çocuklarla baba arasında şahsi ilişki kurulmasına, çocuklar için aylık 100’er TL tedbir, aylık 150’şer TL iştirak nafakalarının erkekten alınarak anneye verilmesine, kadın yararına verilen tedbir nafakasının hükmün kesinleşmesine kadar devamına, erkeğin manevi tazminat talebinin reddine, erkeğin maddi tazminat talebinin kabulü ile 15.000 TL maddi tazminatın kararın kesinleşmesine mütakip yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı tarafın ( kadının) ziynet alacağı, yoksulluk nafakası, manevi tazminat , aile konutu şerhi talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına ayrıca AAÜT uyarınca 2.180 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı erkek vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle
; manevi tazminat taleplerinin reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu yine müşterek çocukların velayetlerinin anneye verilmesinin de çocukların yararına olmadığını beyanla, kararın bu yönlerden kaldırılarak, talepleri gibi karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat şartlarının oluşmadığını, hatalı kusur belirlemesi yapıldığını davacının reddedilen tazminat talebi ile ilgili müvekkili lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini yine yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddinin yasaya aykırı olduğunu, harç yatırmak için kendilerine süre verilmediğini ayrıca çocuklar için verilen iştirak nafaka miktarlarının az olduğunu beyanla, kararın kaldırılmasını ve talepleri gibi karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE
GEREKÇE:
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava ; TMK m.164 uyarınca terk nedeniyle boşanma ve fer’ilerine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; tarafların 05/05/2009 tarihinde evlendikleri, bu evliliklerinden müşterek 2010 d.lu K2 ve 2012 d.lu K1 isimli iki çocuklarının bulunduğu, zabıta araştırmasına göre davacı erkeğin, günübirlik işlerde çalıştığı, aylık 1.000 TL gelir elde ettiği, kira vermediği, sosyal inceleme raporunda ise ailesi ile birlikte seracılık yaptığı, davalının ise ev hanımı olup baba evinde kaldığının belirtildiği, davacı vekilinin, ” davalının 24/12/2014 tarihinde haklı bir nedeni yokken ortak konutu terkettiği, Anamur 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/12 D.İş Esas sayılı dosyası ile eve dön ihtarına rağmen eve dönmediği, müşterek çocukları müvekkiline göstermediği, Anamur Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/2 Esas 2016/47 Karar sayılı dosyasında davalının açtığı boşanma davasının reddedildiği, o kararın 31/05/2016 tarihinde kesinleştiği, ” vakıalarını ileri sürerek iş bu boşanma davasını açtığı, dava dilekçesinin davalıya 09/05/2017 tarihinde bizzat tebliğ edildiği, buna rağmen yasal süresi içerisinde davalının cevap dilekçesi sunmadığı, yasal süre geçtikten sonra davalı vekilinin 20/07/2017 tarihinde verdiği dilekçe ile davanın reddini talep ettiği yine ” eve dön ihtarının samimi olmadığı, davacının kötü niyetli olduğu, müvekkilinin red ile sonuçlanan boşanma davasından sonra taraflar arasında bir çok ceza dosyasının bulunduğunu yine davacının bekar ve başıboş hayat sürdüğünü” dile getirdiği, yargılama safhasında 15/11/2017 tarihli celse ara kararı ile davalı kadın lehine aylık 100 TL tedbir nafakası verildiği, dosya içerisinde mevcut Anamur 1.Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesi’nin 2015/2 Esas 2016/47 Karar sayılı ilam suretinin incelenmesinde ;davacının K4 , davalının K3 , davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, dava tarihinin 06/01/2015 olduğu, yapılan yargılama sonunda; 17/03/2016 tarihinde davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf aşamasından geçerek 29/05/2016 tarihinde kesinleştiği, dosyada mevcut Anamur 1.Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesi’nin 2017/12 D.İş dosyasının incelenmesinde; talep edenin K3 , ihtar edilenin K4 , talebin eve dön ihtarı olduğu, 27/01/2017 tarihinde ihtar kararının verildiği, kararın davalıya 10/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yukarıda karar özeti bölümünde belirtilen şekilde karar verildiği, bu karara karşı taraf vekillerinin ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dava dosyasının dairemize gönderildiği görülmüştür.
Davalı vekilinin, müvekkili aleyhine verilen boşanmanın eki niteliğindeki maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde
;TMK’nun 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür.
Tarafların tespit edilen ekonomik sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat, TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate dikkate alındığında, erkek yararına taktir edilen boşanmanın eki niteliğindeki maddi tazminat doğru olmakla birlikte, miktarı çoktur. Bu nedenle kadın vekilinin, bu konudaki istinaf başvurusunun kabulü ile HMK m.353/1-b-2 dikkate alınarak daha az miktarda maddi tazminata karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin, kusur belirlemesi, çocuklara verilen iştirak nafaka miktarı, davacı tarafın reddedilen tazminat talepleri ile ilgili vekalet ücreti yine müvekkili lehine talep ettiği yoksulluk nafakası, boşanmanın eki niteliğinde manevi tazminat , altın takılarla ilgili talepleri konusundaki istinaf başvurularının incelenmesinde
;Dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre; ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içerisine toplandığı, kanun olayda uygulanmasında hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun ve kusur belirlemesinin doğru olduğu yinedavacı tarafın talep ettiği, maddi ve manevi tazminat TMK m.174/1-2 gereği boşanmanın eki niteliğinde ve boşanma davası ile birlikte talep edilmiş olup bu taleplerin reddi ya da kısmen kabul kısmen reddi halinde bu taleplerden dolayı taraflar lehine vekalet ücreti verilemeyeceğinden davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurularının da HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddi gerekmiştir.
Ayrıca, TMK’nun 328/1. maddesi gereğince, ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. TMK’nun 182/2. maddesine göre de velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katkıda bulunması gerekir. Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana-baba tarafından ortak karşılanması da ilke olarak kabul edilmiştir (TMK’nun 327. maddesi). Bu itibarla müşterek çocukların yaşları, eğitim durumları, paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olacak şekilde, ana-babanın mali durumları ve TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetildiğinde velayetleri anneye verilen müşterek çocuklar için mahkemece taktir edilen iştirak nafaka miktarlarının uygun olduğu görüldüğünden davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine somut olayda; dava dilekçesinin davalı tarafa bizzat tebliğine rağmen davalı taraf yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafın bağımsız olarak açtığı ve bu dava dosyası ile birleşen başka bir dava dosyası da yoktur. Davalı vekili, yoksulluk nafakası, boşanmanın eki niteliğindeki manevi tazminat, düğünde takılan takıların bozdurulması nedeniyle 260 gr 22 ayar altın bedeli , taleplerini cevap dilekçesinin yasal süresi geçtikten sonra beyan dilekçesi olarak dosyaya sunmuştur.Dolayısıyla davalı tarafın bu talepleri ile ilgili harç yatırılarak usulüne uygun açılmış bir davası söz konusu değildir. İlk derece mahkemesinin bu taleplerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına şeklinde kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin, manevi tazminat taleplerinin reddi ve velayete yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde
; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini istiyebilir. Ancak terk sebebiyle boşanma davasında, boşanmaya sebep olan ” davalının çağrıya uymaması” olup , bu olgu kişilik haklarına saldırı oluşturmaz ve manevi tazminatı gerektirmez. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davacı erkeğin boşanmanın eki niteliğindeki manevi tazminat talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygundur.Bu sebeple davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine ayrılık ve boşanma durumunda, velayetin düzenlenmesindeki amaç, çocukların ileriye dönük yararlarıdır. Başka bir anlatımla, velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocukların yararını koruma ve geleceğini güvence altına almadır. Velayet düzenlemesine yönelik istemler incelenirken , ebeveynlerin istek ve tercihlerinden ziyade çocuğun üstün yararı göz önünde tutulur. Somut olayda; müşterek çocukların velayetinin anneye verilmesinin çocukların bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı gibi velayetin anneye verilmesi durumunda meydana gelebilecek çocuklara yönelik yakın bir tehlikenin varlığı da ileri sürülmemiştir. Dolayısıyla çocukların alıştıkları ortam, yaşları ve sosyal inceleme raporundaki açıklamalar dikkate alındığında velayetlerinin anneye verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.Bu sebeple davacı vekilinin bu konudaki istinaf talebinin HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-a)
Davacı erkek vekilinin, boşanmanın eki niteliğindeki manevi tazminat ve müşterek çocukların velayetlerine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK m.353/1-b-1 uyarınca
ESASTAN REDDİNE,
b)
Davacı taraftan, alınması gereken 54,40 TL istinaf karar ilam harcından, peşin alınan 35,90 TL’nın mahsubu ile kalan 18,50′ TL harcın, davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
c)
İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafın yaptığı giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
ç)
Davacı tarafın istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı gider avansından varsa kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,
2-
Davalı kadın vekilinin, kusur belirlemesi, çocuklara verilen iştirak nafaka miktarı, davacı tarafın reddedilen tazminatlarından dolayı vekalet ücreti verilmemesi yine müvekkili lehine talep ettiği yoksulluk nafakası, boşanmanın eki niteliğinde manevi tazminat ve altın takılarla ilgili talepleri konusundaki istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK m.353/1-b-1 uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
3
–
a)
Davalı kadın vekilinin, müvekkili aleyhine verilen boşanmanın eki niteliğindeki maddi tazminat ile ilgili istinaf başvurusunun kabulü ile, Anamur 3.Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesi’nin 21/02/2018 tarih ve 2017/126 Esas 2018/54 Karar sayılı kararının hüküm kısmının, 7. Nolu bendinde yer alan ”
Davacı tarafın Maddi Tazminat Talebinin Kısmen Kabulü ile, 15.000,00 TL maddi tazminatın kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bu hususta fazlaya dair Talebin REDDİNE
,” ilişkin
KISMININ
KALDIRILMASINA
6100 sayılı HMK’nun m.353/1-b-2 gereğince bu konuda düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerektiğinden;
Davacı erkek vekilinin, boşanmanın eki niteliğindeki maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.000 TL maddi tazminatın , boşanma kararının kesinleşmesine mütakip yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebinin reddine,
b)
-Davalı tarafça yatırılan 35,90 TL istinaf karar harcının, talep halinde davalı tarafa
İADESİNE,
c)
-Davalı tarafın, istinaf nedeniyle yapmış olduğu 98,10 TL başvurma harcı,14 TL bir tebligat gideri olmak üzere toplam 112,10 TL istinaf yargılama giderinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç)
Davalı tarafın istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı gider avansından varsa kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,
4
-Kararın HMK m.359/(3) gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun m. 353/1-b-1 ve 353/1-b-2 ile aynı kanunun 361. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİ ile karar verildi. 10/03/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe