T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
04/02/2021
NUMARASI :
2017/581 Esas, 2021/66Karar
DAVACILAR:
1- K1 – N1
2- K2 – N2 A1
3- K3 – N3
4- K4 – N4
5- K5 – N5 A2
6- K6 – N6 A3
7- K7 – N7 A4
VEKİLİ:
Av. K8 – A5
DAVALI :
K9 -N8 A6
VEKİLİ:
Av. K10 – A7
MÜTEVEFFA:
K11 – N9 -A2
DAVA
NIN KONUSU
:
Temliken Tescil, olmazsa İrtifak Hakkı Tesisi
DAVA TARİHİ :
12/10/2017
DAİRE KARAR TARİHİ :
02/03/2022
KARAR YAZIM TARİHİ :
02/03/2022
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Adana ili, Yüreğir ilçesi, A8 Mahallesi, 11811 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın şuanki maliki davalı davacının ağabeyi ve taşınmazın eski kayıt maliki K12’in oğlu olduğu diğer bir ifade ile davacının ve taşınmazın eski kayıt maliki K12’in kardeş oldukları davacının davalının amcası olduğu davacının abisi ve davalının babasının 1963 yılında kardeşi K11’e sen evleneceksin ben sana 500 m2 ev yeri veririm. Gel evini benim evimin yanına benim araziye yap seninle komşu olalım dediğini bunun üzerine davacının abisinin bu sözü ve güvencesiyle K12’in gösterdiği yerde ve evinin yanında iki katlı şu andaki binayı yaptırdığı davacının bu davranış karşısında abisine olan saygısı ve güveni nedeniyle kendisine söz verilen 500 m2 ev yerinin arazi tapusunu talep etme gereği duymadığı zira abisi K12 ölünceye kadar bu konuda hiçbir sorun yaşanmadığı K12’in ölümünden sonra adına kayıtlı taşınmazın mirasçılar arasında intikal görmüş mirasçılar arasında satış olmuş ve belediyenin imar uygulaması yapıldığı uygulama neticesinde oluşan A8 Mah 11811 ada 1 parsel tapuda davalı adına kayıtlı bulunduğu davacının iyi niyetle yaptığı binanın davalının parseli kapsamında kaldığını tüm bu nedenlerle davalı adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın yapının bulunduğu yer ile kapsadığı zorunlu kullanım alanları ile birlikte yeterli kısmının tespit edilecek uygun bedel karşılığında davacı adına TMK 724. Göre ifrazen temlik ve tesciline dava neticesine kadar dava konusu Adana ili Yüreğir ilçesi A8 Mahallesi 11811 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;
TMK 724. maddesindeki şartların bulunmaması, dava konusu hakkında kesin hüküm bulunması ve davanın davalıya yöneltilemeyeceği ile sair tüm nedenlerle usul ve yasaya uygun düşmeyen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Tüm dosya kapsamına göre; işbu dava başkasının taşınmazına bina yapımı nedeniyle tapu iptali ve tescil davası, tapu iptali ve tescili talebi kabul edilmediği takdirde davacı lehine irtifak hakkı tesisi kurulması davasıdır.
Davacı; davacının davalının amcası olduğu davacının abisi ve davalının babasının 1963 yılında kardeşi K11’e sen evleneceksin ben sana 500 m² ev yeri veririm, gel evini benim evimin yanına benim araziye yap seninle komşu olalım dediği, bunun üzerine davacının abisinin bu sözü ve güvencesiyle K12’in gösterdiği yerde ve evinin yanında iki katlı şu andaki binayı yaptırdığı, davacının bu davranış karşısında abisine olan saygısı ve güveni nedeniyle kendisine söz verilen 500 m² ev yerinin arazi tapusunu talep etme gereği duymadığı, zira abisi K12 ölünceye kadar bu konuda hiçbir sorun yaşanmadığı K12’in ölümünden sonra adına kayıtlı taşınmazın mirasçılar arasında intikal görmüş mirasçılar arasında satış olmuş ve belediyenin imar uygulaması yapıldığı uygulama neticesinde oluşan A8 Mah 11811 ada 1 parsel tapuda davalı adına kayıtlı bulunduğu davacının iyi niyetle yaptığı binanın davalının parseli kapsamında kaldığı tüm bu nedenlerle davalı adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın yapının bulunduğu yer ile kapsadığı zorunlu kullanım alanları ile birlikte yeterli kısmının tespit edilecek uygun bedel karşılığında davacı adına TMK 724. maddesine göre ifrazen temlik ve tescilini bu taleplerinin kabul görmemesi halinde davacı lehine davalının taşınmazı üzerinde irtifak hakkı kurulması talep ve dava edilmiştir.
Davalı her ne kadar kesin hüküm itirazında bulunmuş ise de; dosya arasına celbedilen Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/804 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dosyamız davacısı, talep konusu ile Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/804 Esas sayılı dosyasının davacısı, talep konusu aynı ise de davalıların farklı olması, ayrıca Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/804 esas sayılı dosyasının kesinleştirilmemiş olması nedeniyle kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir.
Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne dava konusu taşınmazda ifrazen temlikin mümkün olup olmadığı sorulmuş olup, Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 28/10/2020 tarihli cevabı ile şu anda ifrazen temlikin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 28/10/2020 tarihli cevabı ile ifrazen temlikin mümkün olmadığının bildirilmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt edilmesi talebinin yasal koşulları oluşmadığından davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan; davacı taraf dava dilekçesinde terditli olarak tescil isteminin hüküm altına alınmaması halinde taşınmaz üzerine inşaa ettiği bina nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine irtifak hakkı kurulmasını talep etmekte ise de;
TMK 725. maddesi,”
2. Taşkın yapılar
Madde 725- Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
” şeklinde düzenlenmiş olup maddenin başlığı taşkın yapılardır. Ancak işbu davanın konusu ise taşkın yapı olmayıp burada başkasının arazisine kendi malzemesi ile yapı yapılması söz konusu olup haksız inşaat söz konusudur.
Davacı MK 723.maddesi kapsamında tazminat talebinde bulunmamıştır.
Sonuç olarak davacının başkasının arazisine kendi malzemesi ile yapı yapması ve bu yapının haksız inşaat vasfında olması, yargılamaya konu olayda başkasının arazisine taşan bir yapının bulunmaması, davacının tazminat talebinde bulunmaması nedeniyle irtifak hakkı tesisinin yasal koşulları oluşmadığı kabul edilerek davacının irtifak hakkı tesisi talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, yönelik karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; Usul yönünden:
Mahkeme eksik tahkikat neticesinde delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, keşif mahallinde dinlenen davacı ve dava tanıklarının beyanı kararın gerekçesine konu edilmemiş, sadece duruşmada dinlenen davalı tanıklarına yer verildiğini, bilirkişilerin ek raporları, özellikle Fen Bilirkişisinin ilk raporundaki davacının zorunlu kullanım alanına ilişkin yanlışlığı düzelttiği, 17/07/2019 tarihli ek raporunun gözardı edildiğini, ayrıca temlik ve tescil taleplerinin, TMK.md.724’e göre hangi koşulun gerçekleşmediği yönünden red edildiği hususu gerekçeli kararda yer almadığını, esas yönünden; Gerekçeli kararda, keşif mahallinde dinlenen davacı ve davalı tanıklarının tamamının beyanları yer almamış, sadece davalının duruşmada dinlenen iki tanığının ifadeleri gerekçeye konu edildiğini, keşif mahallinde dinlenilen tanık K13 beyanında ” Dava konusu bu yer K12’e aittir. K12 davacıya gel burada kendine bir ev yap komşum olursun demesi üzerine davacı 56-57 sene önce bu yerde iki katlı bir yapı yaptı, o tarihten itibaren K11 tarafında zilyette tasarruf edilmektedir. K12 ölenen kadar bu yerde herhangi bir niza çıktğını ben görmedim. Ölümü ile de K12ın mirasçılarının bir niza çıkardığını ben görmedim.Tanık K14 “K12 davacıya gel burada kendine bir ev yap komşu olalım demiş, bunun üzerine K11 dava konusu yapıyı yapmıştır. Tamamını kendi karşılamıştır. K12 ölene kadar ben bir niza çıktığını görmedim.”Tanık K16 Tanık K16 “Dava konusu bu yerdeki iki katlı yapıyı K11 yapmıştır. Tüm masrafları kendi karşıladı. Askerden döndüğünde anne ve babası vefat etmişti. Abisi gel bana komşu ol dediği için bu yerdeki yapıyı yaptığını biliyorum. Aralarında herhangi bir niza çıktığını görmedim.” diğer tanıkların K11’in söz kanusu binayı davalının babası K12’in muvafakatıyla yaptığını ifade ettiklerini, davacı K11’in bu yapıyı, yasanın aradığı iyi niyet koşulları içerisinde yaptığı, davacı ve davalı tanık beyanlarıyla, dosya içeriğiyle sabit olduğunu, gerekçeli kararda davacının kullandığı alan 624,00 m² olarak belirtilmiş ise de bunun yanlış olduğunu, zira Fen Birikişisi K15 nın 17/7/2019 tarihli ek raporunda K11’in kullandığı alanın 355,00 m² olduğu açıkça ifade edildiğini, buna göre arsa değeri 355,00m2*200 TL/m2= 71.000 TL. Olduğu, bilirkişi raporuna göre davacının kullandığı alandaki yapıların değeri 178.408,00 TL. olarak belirlendiği, bu durumda yapı kıymetinin arsa değerinden fazla olduğu açıkça ortada olacağını, davacı taraf olarak Mahkemece uygun görülecek arsa bedelini taşınmaz malikine ödemeye hazır olduklarını dava dilekçesinde ve duruşmalarda açıkça ifade ettiklerini, ayrıca Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 28/10/2020 tarihli cevabi yazılarında ifrazın mümkün olmadığından bahisle bu konudaki taleplerinin reddine karar verildiğini, gelen cevabi yazıda 02/06/2016 tarih ve 350 sayılı encümen kararı yapılan imar uygulamasının Adana 1. İdare Mahkemesi’nin 25/09/2020 tarih 2019/1240 E. 2020/875 K. sayısıyla iptal edildiği, söz konusu taşınmazı kapsayan alanda Mahkeme kararı uyarınca imar uygulama çalışması devam etmekte olduğunda şuanda ifrazen temlikin mümkün olmadığının belirtilmekte olduğunu, bu da imar çalışması sonunda ifrazen temlikin olabileceği anlamını taşıdığını, bu husus araştırılmadan hüküm kurulmasının usulsüz olduğunu belirtmiştir.Diğer taraftan dava dilekçelerinde terditli olarak tescil istemlerinin hüküm altına alınmaması halinde dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine irtifak hakkı kurulması yönündeki taleplerinin reddinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira; Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1995/804 E ve 196/956 K.sayılı dosya içerisinde mevcut fen bilirkişisindeki krokide, binan 17 m²’sinin Adana Yüreğir İlçesi A8 Mah. 1058 ada 9 parsel içerisinde kaldığı, diğer kısmının kadastro yolu içerisinde olduğunun belirlendiğini, daha sonra yapılan Yüreğir Belediyesi Başkanlığı’nın Adana 1. İdare Mahkemesi’nin 25/09/2020 tarih 2019/1240 E. 2020/875 K. sayısıyla iptal edilen 02/06/2016 tarih ve 350 sayılı Encümen kararı yapılan imar uygulaması neticesinde davacının kadastro yolu içerisindeki binası, 1058 ada 9 parselin dönüştürüldüğü A8 Mah. 11811 ada 1 (daha sonra 2) parsel sınırları içerisinde kaldığını, Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 28/10/2020 tarihli cevabi yazısına göre imar uygulamasının Adana 1. İdare Mahkemesinin 25/9/2020 tarih 2019/1240 E. 2020/ 875 K. Sayılı kararı ile iptal edildiği, taşınmazı kapsayan alanda Mahkeme kararı uyarınca uygulama çalışmasının devam ettiğinin belirtildiğini, İdare Mahkemesinin İptal kararı sonucunda kadastro yolunun ve parselin sınırlarının son durumu araştırılmadığını, Kadastral sınıra dönülmesi halinde binan yapıldığı 1963 yılına göre binanı durumu TMK. 725 e göre taşkın inşaat olarak değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın bu hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceğini, zira Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). hükmün yer aldığı, arz ettikleri nedenlerle; İstinaf Taleplerinin kabulüne, usul ve kanuna aykırı Mahkeme kararının kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Temliken Tescil, olmazsa İrtifak Hakkı Tesisiistemine ilişkindir.
TMK.722 vd maddeleri uyarınca taşkın yapı, taşkın, ağaç dikme nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali tescil talebine ilişkindir. Bilindiği gibi; Türk Medeni Kanun’un 684 ve 718. maddeleri gereğince yapı üzerinde veya altında bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz’ü) haline geleceğinden o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Yasa koyucu bu konumdaki taşınmaz maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi genel hükümlere bırakmamış, Türk Medeni Kanun’un 722, 723, 724. maddelerinin özel bölümleri ile düzenlemiştir.
Bir kimse kendi malzemesi ile başkasının taşınmazına sürekli, esaslı ve tamamlayıcı (mütemmim cüz’ü) nitelikte yapı yapmış ise ve Türk Medeni Kanun’un 724. maddesine göre “yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.” söz konusu madde hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmazın mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyi inançtır. Öngörülen iyi inancın Türk Medeni Kanun’un 3. maddesinde hükme bağlanan subjektif iyi inanç olduğunda kuşku yoktur. Bu kural, el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın bilebilecek durumda olmamasını, ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebin bulunmasını ifade eder. Böyle bir davada iyi inançlı olduğunu iddia eden kişinin 12/04/1951 tarih 17/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi bu iddiasını ispat etmesi gerekir. İkinci koşul ise; yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. Bu koşul dava gününe ve objektif esaslara göre saptanmalı fazlalık ilk bakışta kolayca anlaşılmalıdır. Üçüncü koşul olarak da yapıyı yapan, taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemelidir.
Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 722. maddesi taşınmaz malikine rızası olmaksızın yapılmış ve yıkımı aşırı zarar doğurmayan yapının yıkımını isteme hakkı tanımış, yıkım masrafının yapı malikine ait olacağını hükme bağlamıştır. Ne var ki, yasa da aşırı zarar kavramı tanımlanmadığından yasa koyucunun bu yöndeki asıl amacının gözönünde tutulmasında yarar vardır.
Yasada öngörülen bu koşulların gerçekleşmesi halinde malzeme sahibinin mülkiyete yönelik isteğinin kabulü için, daha önce inşaatın kaldırılmasının talep edilmemiş veya talebin reddedilmiş olması ve malzeme malikinin Türk Medeni Kanunun 723. maddesi uyarınca tazminat talep etmemiş olması gerekir. Anılan hükümler esas itibariyle, BK 61 vd maddelerinde TBK 77 vd maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir ve zenginleşmeyenin iade borcu doğmaz.
Somut olayda; Davacı vekili, davacının davalının amcası olduğu, davacının abisi ve davalının babasının 1963 yılında kardeşi K11’e sen evleneceksin ben sana 500 m² ev yeri veririm, gel evini benim evimin yanına benim araziye yap seninle komşu olalım dediği, bunun üzerine davacının abisinin bu sözü ve güvencesiyle K12’in gösterdiği yerde ve evinin yanında iki katlı şu andaki binayı yaptırdığı, davacının bu davranış karşısında abisine olan saygısı ve güveni nedeniyle kendisine söz verilen 500 m² ev yerinin arazi tapusunu talep etme gereği duymadığı, zira abisi K12 ölünceye kadar bu konuda hiçbir sorun yaşanmadığı K12’in ölümünden sonra adına kayıtlı taşınmazın mirasçılar arasında intikal görmüş, mirasçılar arasında satış olmuş ve belediyenin imar uygulaması yapıldığı uygulama neticesinde oluşan A8 Mah 11811 ada 2 parsel tapuda davalı adına kayıtlı bulunduğu davacının iyi niyetle yaptığı binanın davalının parseli kapsamında kaldığı tüm bu nedenlerle davalı adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın yapının bulunduğu yer ile kapsadığı zorunlu kullanım alanları ile birlikte yeterli kısmının tespit edilecek uygun bedel karşılığında davacı adına TMK 724. maddesine göre ifrazen temlik ve tescilini bu taleplerinin kabul görmemesi halinde davacı lehine davalının taşınmazı üzerinde irtifak hakkı kurulması talep etmiş, davalı davanın reddini talep ederek taşınmazı satın aldığını, vaat olsa idi babası Miktat’ıntapuyu vermesi gerektiğini, babasının 2011 yılında öldüğünü, özetle davanın reddini talep etmiş, yine davacı ve eşinin taşınmazda ölene kadar oturması için vasiyetname düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davalı her ne kadar kesin hüküm itirazında bulunmuş ise de; dosya arasına celbedilen Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/804 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dosyamız davacısı, talep konusu ile Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/804 esas sayılı dosyasının davacısı, talep konusu aynı ise de davalıların farklı olması, ayrıca Adana 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/804 esas sayılı dosyasının kesinleştirilmemiş olması nedeniyle kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir. Dava inşaat yapımına dayalı olarak TMK.nun 724. maddesi uyarınca temliken tescil olmazsa irtifak isteklerine ilişkindir.Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne dava konusu taşınmazda ifrazen temlikin mümkün olup olmadığı sorulmuş olup, Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 28/10/2020 tarihli cevabı ile şu anda ifrazen temlikin mümkün olmadığı, 28/10/2020 tarihli cevabı ile ifrazen temlikin mümkün olmadığının bildirilmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt edilmesi talebinin yasal koşulları oluşmadığından davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir. Öte yandan; davacı taraf dava dilekçesinde terditli olarak tescil isteminin hüküm altına alınmaması halinde taşınmaz üzerine inşaa ettiği bina nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine irtifak hakkı kurulmasını talep etmekte ise de;
TMK 725. Maddesindeki şartların oluşmadığı, davacının başkasının arazisine kendi malzemesi ile yapı yapması ve bu yapının haksız inşaat vasfında olması, yargılamaya konu olayda başkasının arazisine taşan bir yapının bulunmaması, davacının tazminat talebinde bulunmaması nedeniyle irtifak hakkı tesisinin yasal koşulları oluşmadığı kabul edilerek davacının irtifak hakkı tesisi talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine yönelik karar verilmiştir.
Mahkemece toplanan deliller, yapılan keşif, tanık beyanları ve dosya içeriğine göre davacı abisi K12’in kendisine ev yeri verdiğini ev yaptığını belerterek tescil talep etmiş ise de; ev yerinin kendisine bedelsiz yada bedeli karşılığında satıldığı iddiasını yazılı olarak kanıtlayamadığı, yapılan keşif ve ek rapor davacının beyanına göre A ve D ile işaretli 355 m2 alanlı kısmın dava edildiği, raporda belirtilen kısım için ifraz ile ilgili Yüreğir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün yazısına göre dava konusu taşınmazda ifrazen temlikin mümkün olup olmadığı 28/10/2020 tarihli yazıdan anlaşılmakla, yine dava konusu edilen F ile işaretli kısımların tamamen kadastro yolunda kalıp 1058 ada 9 nolu parsel içerisinde kalmadığı, hisse olarak satıldığının dosya içeriğine göre kanıtlanamadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu parselin imar görmüş olmakla, daha sonra imar uygulamasının iptal edildiği, davacı tarafça açılan Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1995/804 E ve 196/956 K. sayılı dosya içeriğine göre binanın 17 m²’sinin Adana Yüreğir İlçesi A8 Mah. 1058 ada 9 parsel içerisinde kaldığı, diğer kısmının kadastro yolu içerisinde olduğunun belirlendiği, davacı tarafında kabulünde olduğu, imar uygulamasının iptal edildiği, bu dosyada davacı duruşmadaki beyanında sulh olduklarını davanın konusu kalmadığını belirttiği, mahkemece davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, mahkemece toplanan delillere göre ifrazın mümkün olmadığı, dava konusu f ile işaretli kısımların kadastro yolunda kaldığı temliken tescil ve irtifak tesis edilmesi için yasal şartlar oluşmadığı, dosyada davacının tazminat talebi olmadığı anlaşılmakla netice olarak davanın reddi kararı doğrudur.
Bu nedenlerle davacıların istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 04/02/2021 tarih ve 2017/581 Esas, 2021/66 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacıların istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
80,70
TL istinaf karar harcından peşin alınan
1.212,50
TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan
1.131,80 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacılara iadesine,
3-
Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/03/2022
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe