Adana BAM, 3. HD., E. 2018/1153 K. 2019/384 T. 6.3.2019

İlgili maddeler: TMK Madde 705, TMK Madde 1007

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVA :

TMK 1007’ye Dayalı Tazminat
Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15/05/2018 tarih ve2016/291 Esas, 2018/145 Karar sayılı kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

Mersin ili Akdeniz ilçesi A1 köyünde yapılan kadastro tespit çalışmaları neticesinde 110 ada 21 no.lu parselin Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/06/2016 tarih 2015/461 esas 2016/444 sayılı kararı ile davacı Orman Genel Müdürlüğünce açılan davanın kabulüne karar verildiğini ve Mersin ili Akdeniz ilçesi A1 köyü 110 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 3.430,82 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile bu kısmın ifraz edilerek ayrı bir parsel numarası verildiğini ve orman vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline kararı verildiğini, söz konusu dava nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, MK 1007 maddesi gereğince uğranılan zararın tazmininin gerektiğini, bu nedenle davanın kabulü ile müvekkilinin mülkiyetinde iken Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi kapsamında açılan Tapu İptali ve Tescil davası neticesinde kısmen tapu kaydının iptali ile devlet orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilen Mersin ili Akdeniz ilçesi A1 köyü 110 ada 21 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi bilirkişisinin 04/03/2015 tarihli raporuna ekli krokide 21/A harfi ile gösterilen 3.430,82 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali nedeniyle, MK. 1007 maddesi gereğince ve diğer yasal düzenlemeler gereğince uğranılan bedelin mahkemece bedel belirlendikten sonra ıslah ve ek dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00TL bedelin taşınmazın 3.430,82 m2’lik kısmının hazine adına tescil edildiğine dair kararın kesinleşme tarihinden itibaren kamu alacakları için ön görülen en yüksek oranda faizi ile birlikte davalı idareden tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Mersin ili Akdeniz ilçesi A1 köyü 110 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline dayanan tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının tapu kaydının yolsuz tescile dayandığından iptal edildiğini, davanın süresinde açılmadığını bu nedenle açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, davanın kabulü ile 70.435,00 TL’nin
19/09/2016 kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:

Karara karşı davalı vekili; ayrı bir tüzel kişiliği bulunan Orman Yönetiminin davaya dahil edilip, onun yönünden davanın kabulüne, Maliye Hazinesi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken aksine verilen kararın doğru olmadığını, dava konusu taşınmaz için bilirkişilerin tespit ettikleri tazminat miktarının gerçeklikten uzak olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacak nitelikte olduğunu, itirazlarının giderilmediğini, hesaplamalarda kullanılan değerlerin ilgili birim ve kurumlardan ayrıntılı sorularak teyidinin sağlanmadığını, İl ve İlçe Tarım Müdürlüğüne sorulması halinde denetlenmesi mümkün iken itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bilirkişi kurulu raporuna karşı davalı vekili; dava konusu taşınmaz için bilirkişilerin tespit ettikleri tazminat miktarının gerçekleri yansıtmadığını, bilirkişi kurulunun tespit ettiği bedelin gerçeklikten uzak olduğunu, dava konusu taşınmazın yüksek eğimli, yürümekte bile güçlük çekilen imar ve ihya dahi görmediğini, keşifte de görüldüğü gibi bilirkişi raporunun aksine verimli tarım arazisi olarak değerlendirmeye alınmasının mümkün olamayacağını, eğilimini, kayalık taşlık vasfını ve sair şartlarda tarım yapılıp yapılamayacağını, tarım yapılacaksa yapılabilir hale gelmesi için ne kadar masraf yapılacağı hususlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın ne rayiç değerinin ne de net gelir hesabı ile yapılan hesaplamaların doğru olmadığını, hatalı hesaplamanın sonucunda çıkan fahiş bedelin hükme esas alınmasının mümkün olmayacağını, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacak nitelikte bir tespit olduğunu belirterek bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirtmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı cevap vermemiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU HUSUSLAR:

Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın yeterli ve detaylı inceleme yapılmadan verilip verilmediği, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

DELİLLER:

Dosyaya dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı, çaplı krokisi, imar planı , Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/461 esas sayılı dosyası, keşif zaptı, bilirkişi raporu, Dairemizce alınan 30/01/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, TMK’nın 1007 madesine dayalı olarak tazminat talebinden ibarettir.

Mahkemece toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı vekili husumetin Orman Genel Müdürlüğü’ne yöneltilmesi gerektiğini, tazminat miktarının fahiş hesaplandığını, İl-İlçe Tarım Müdürlüğünden ilgili veriler sorulmadan raporun hazırlandığını, bilirkişi raporunun hatalı ve yüksek olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

Dava, 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı tazminat davalarıdır.

Mahkemece toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Dairemizce taşınmazın bulunduğu yerde uygulanacak kapital faiz oranının bildirilmesi için Mersin İl Tarım Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmış, kurumca bildirilen 21/12/2018 tarihli yazı cevabında, yerinde yapılan tespitle söz konusu arazide uygulanacak kapitalizasyon faiz oranının 7 olabileceği bildirilmiştir.

Dairemizce %7 kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak taşınmazın iptal kararının kesinleşme tarihi itibari ile değerinin tespiti için önceki bilirkişilerden ek rapor alınmış, bilirkişilerce düzenlenen 30/01/2019 tarihli raporda taşınmazın değerinin 60.382,00 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Husumete yönelik yapılan istinaf incelemesinde;
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi; “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.” hükmünü içermektedir.

Burada Devlete yüklenen sorumluluk kusursuz sorumluluktur. Maddede yer alan kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır, çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamdadır.

Bundan başka, tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak, birbirini takip eden sıralı işlemler olup, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, kadastro kayıtlarından kaynaklanan hatalardan da TMK’nın 1007. maddesi anlamında Devlet sorumludur. Zira, kesinleşen kadastro işlemi sonrasında, bu işlem esas alınarak tapu sicili oluşturulmaktadır. Bu itibarla, tapu sicili kavramı geniş anlamda kadastro işlemlerini de kapsamaktadır.

Bu nedenle, 4721 sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istekli davaların kesinleştiği tarih itibariyle mülkiyet hakkı sona ereceğinden bu tarih itibariyle tapusu iptal edilen gerçek ve tüzel kişilerin zararı oluşacaktır. Bu zararlardan da TMK 1007. Maddesi gereği Maliye Hazinesi sorumlu olduğundan, davalı vekilinin husumete yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin tazminatın koşulları ve bilirkişi raporunun hatalı olduğuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. – 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. – 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. – 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir.

Bu tür davalarda, mahkemece taşınmazın niteliği arazi ise, net gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle taşınmazların eksilen yüzölçümünün gerçek değeri belirlenerek karar verilmesi gerekir. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. – 2003/125 K.; 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. – 2010/427 K.; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. – 2010/668 K. sayılı kararı). Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği tarihtir.

Zararın meydana geldiği tarihe göre, gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Değerlendirme tarihi itibariyle taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

Somut olaya gelince;

Dava konusu taşınmazın tarla (arazi) olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyaya celp edilen evraklardan taşınmazın kuru tarım arazisi olduğu anlaşılmaktadır. Dairemizce aldırılan bilirkişi raporunda Tarım Müdürlüğü verilerini esas alarak tapu iptal kararının kesinleştiği tarih itibarı ile net gelir yöntemine göre taşınmazın değeri belirlenmiştir. Her ne kadar davalı vekili taşınmazın ekilebilir hale getirilebilmesi için gerekli masrafların hesaplanarak bu masrafların da düşülmesi gerektiğini belirtmiş ise de taşınmazın iptal kararının kesinleştiği tarihteki değerinin hesaplanması gerektiğinden davalı vekilinin rapora itirazları yerinde görülmemiştir. Alınan rapor usul, yasa ve içtihatlara uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin ek bilirkişi raporuna yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.

HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davanın tam kabulüne karar verilmiş ise de, taşınmazın bulunduğu yerde uygulanacak kapitalizasyon faiz oranının %7 olarak uygulanarak taşınmaz değerinin belirlenmesi gerekirken %6 kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak taşınmaz değerinin belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi hatalı olduğundan; ilk derece mahkemesi kararının 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca Dairemizce aldırılan rapora göre karar verilmek üzere kaldırılmasına ve düzeltilerek davanın kısmen kabulüne, tazminata tapu iptal kararının kesinleştiği 19/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere
Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
’nin
15/05/2018 tarih ve 2016/291
Esas
,
2018/145
Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA
,

2-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;
60.382,00 TL tazminatın
19/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

3-
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

4-
Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 44,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 170,78 TL peşin harç ile 1.032,08 TL ıslah harcından mahsubuyla, fazla yatan 861,30 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

5-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 6.992,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-
Davacı tarafından yapılan 221,80 TL keşif harcı, 288,70 TL tebligat-posta masrafı ve 1.200,00TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.710,50 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına göre 1,471,50 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,

8-
HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri açısından;

9-
Davalı istinaf aşamasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 2. Kısım, 2. Bölüm 17/a bendine göre hesaplanan 1.362,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10

Davalı vekili tarafından yatırılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 488,50 TL istinaf yargılama giderinden istinaf kabul oranına göre 69,80 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,

11-
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dair, Davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY İLGİLİ HUKUK DARİESİNDE TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.06/03/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!