T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI :
K1
VEKİLİ:
Av. K2
DAVALI :
K3
VEKİLİ:
Av. K4
Av. K5
DAVANIN KONUSU :
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI
:
K1
VEKİLİ
:
Av. K2
TALEP KONUSU :
Yerel mahkeme kararının kaldırılması
Mersin 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.09.2017 tarih 2015/571 Esas 2017/568 sayılı kararı istinaf incelemesi için, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. H.D. sinin 2017/53 Esas 2017/45 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilmekle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;
Müvekkili ile davalının baba- oğul olduklarını, tarafların 2003 yılında aralarında yaptıkları anlaşma ile davalı tarafından verilen muvafakatname ile müvekkilinin dava konusu binayı davalıya ait parsel üzerine yaptığını, davalının verdiği taahhütname incelendiğinde masrafların kimin tarafından karşılandığı ve yerin bedelsiz olarak verildiğinin açık olduğunu, daha sonra davalının yaşlılığı dolayısıyla vekaletini kızına verdiğini ve onlar tarafından müvekkilinin bulunduğunu binanın müvekkiline danışılmadan yıkıldığını, bina yıkılmadan müvekkilinin binanın tespiti için Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/7 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını ve tespit sonucu hazırlanan rapora dayanarak da, Mersin 7. İcra Müdürlüğü’nde ilamsız icra takibi başlattığını, davalının itirazı ile bu takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
C evap dilekçesinde özetle;
Öncelikle davanın yetkisizlik nedeni ile reddinin gerektiğini, yetki itirazları kabul görmez ise sunulan belgelerin doğru ve hukuka uygun olmadığını, alacağın ispatlanmadığını, zarardan doğan iddianın kabulü halinde de enkaz maliyeti hesabı ile bu yapıdan elde ettiği faydalanma tespit edildiğinde gerçekte zararın olmadığının açık olduğunun görüleceğini, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkeme kararında özetle;
Davacı taraf 10/01/2003 tarih ve “muvafakat ve taahhütname” başlıklı senet ile dava konusu taşınmaza davalı tarafından bina yapılmasına izin verildiği ve bina üzerinde hiçbir hak iddia etmeyeceğinin belge içeriğinde belirtildiği görülmüş, davacının dava konusu 56 m2 ve 71,50 m2 lik olmak üzere 2 adet binayı ve eklentilerini davalıya ait Mersin Toroslar A1 8254 ada 1 nolu parsel üzerine yaptığı ve 2015 yılına kadar kullandığı ve kiraya vermek suretiyle semeresinden faydalandığı vergi levhası, işyeri açma ruhsatı ve kiracı olan tanık beyanları ile sabit olduğunu, TMK uyarınca kural olarak üst altın mülkiyetine tabi olsa da, her ne kadar davacı tarafından inşa edilmişse de davalının kendi adına olan A1 8254 ada 1 nolu parsel üzerinde inşa edilen 2 adet binanın da maliki olduğu kuşkusuz olduğu, davalının taşınmazı üzerinde inşaat yapmasının mülkiyet hakkı kapsamında olduğu 10/01/2003 tarih ve “muvafakat ve taahhütname” başlıklı senet ile verilen izin ile yapılan binaların davalının bu hakkını engelleyecek biçimde değerlendirilmesi davalının bu binalar dolayısıyla davacıdan bir bedel de almadığı göz önüne alındığında TMK 2 mad. uyarınca iyi niyet kurallarına aykırı ve mülkiyet hakkının özünü zedeler nitelikte olduğu ve davalının inşaat nedeniyle yaptığı yıkım nedeniyle bir zenginleşmesinin de olmadığı,03/03/2017 tarihli inşaat bilirkişisinin raporuda belirttiği üzere yıkılan binaların doğramalarının enkaz değeri dışında diğer kısımların enkaz değerinin olmadığı ve doğrama enkaz değerinin de 983 TL olduğu göz önüne alınarak bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmiş, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar ve subut bulmadığından kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, enkaz değeri olan 983.-TL’ye yönelik itirazın iptaline karar vermiştir.
İstinaf talebinde özetle;
Yerel mahkemenin müvekkili K1’nün yapmış olduğu masrafları hiç bir şekilde dikkate almadığını, davanın kabul edilmesi gerekirken büyük kısmının reddedilmesinin hatalı olduğundan bahisle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ;
Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/7 D.İş sayılı Tespit dosyası, Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2015/3286 sayılı icra takip dosyası, 10/01/2003 tarihli muvafakat ve taahhütname başlıklı belge, tarafların yazılı beyanları, tanık beyanları, yıkılan taşınmazların kiralanmasına ve davalının gelir elde etmesine ilişkin evraklar ve tüm dosya kapsamı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava
; davalının taşınmazına rızası ile yapılan taşınmazın yıkılması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi davasıdır.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Tarafların iddia ve savunmaları dosyaya sunulan delil ve belgeler birlikte incelendiğinde; 10/01/2003 tarihli “muvafakat ve taahhütname” uyarınca davacı tarafça davalıya ait tapulu taşınmaz üzerinde bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 2 adet dükkan yapıldığı, bu dükkanların uzunca bir süre davacı tarafça kiraya verilmek vb. Suretlerle kullanılarak gelir elde edildiği, Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/7 D.iş sayılı dosyası ile dükkanların değeri ile ilgili tespit yaptırıldığı, ardından dükkanların yıkıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen Muvafakatname ve taahhütname başlıklı belge içeriği dikkat alındığında
İntifa sözleşmesi kapsamında kaldığı, İntifa sözleşmesinin TMK’nun 794 ve devamı maddeleri uyarınca resmi şekilde yapılmasının gerektiği, yine
TMK’nun 706.maddesi ve Tapu Kanunu’nun 26.maddesi gereğince; bağışlanan şey tapuda kayıtlı bir gayrimenkul ise, bu işlemin resmi şekilde tapu sicil muhafızı veya memuru tarafından düzenlenmesi gerektiği, Borçlar Kanunu’nun 238/2. maddesi de (6098 sayılı Kanunun 288/2 maddesi) bu şekil şartını zorunlu kıldığı nazara alındığında, taraflar arasındaki düzenlenen belge resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olup, davacının TBK’nun 61. ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tazminat talep edilebileceği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda davacı tespit yaptırdıktan sonra zararını tahsil etmek için bilirkişi raporuna dayanarak Mersin 7. İcra Müdürlüğü’nün 2015/3286 Esas sayılı takip dosyasında ilamsız takip yapmış, davalının itirazı üzerine İİK. 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasının açmıştır, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının enkaz bedeli kadar sebepsiz zenginleştiği kabul edilerek enkaz bedeli olan 983,00 TL yönünden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davaya konu taşınmaz üzerindeki muhtesatın yeni inşaat yapılacak olmasından dolayı yıkılması nedeniyle, davalının enkaz bedeli kadar zenginleşmesi dükkanlar nedeniyle uzun bir zaman davacının kira vb gelir elde etmesi, tarafların baba-oğul olması, taraflar arasındaki sözleşmenin tapuda yapılmadığı için geçerliliğinin bulunmaması dikkate alındığında; ilk derece mahkemesinin TMK nın 2. Maddesinde düzenlenen “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” ilkesini de uygulayarak taşınmaz üzerindeki muhtesatın yıkılması nedeniyle davacının davalıdan ancak sebepsiz zenginleştiği (Enkaz bedeli olan 983,00 TL yi ) miktarı talep edebileceğini tespit ederek davanın kısmen kabulüne dair verdiği kararın, dosya kapsamına, usul ve yasaya, hakkaniyete uygun bir karar olması nedeniyle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
1-
Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Alınması gereken 67,14 TL İstinaf harcından peşin alınan 31,40 TL ‘nin mahsubuyla bakiye 35,74 TL nin İstinaf eden davalıdan alınmasına
3-
İstinaf yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, harç, gider avansı iadesi vb işlemlerin
HMK 359/3 madde gereğince ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak
09/01/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe