Adana BAM, 3. HD., E. 2019/1560 K. 2020/743 T. 15.6.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 56
İlgili madde: TMK Madde 4

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVA :

Manevi Tazminat
İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/05/2018 tarih ve 2016/1390 Esas, 2018/225 Kararsayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı K1’e ait, K2 yönetimindeki N1 Plaka sayılı aracın 19.09.2016 tarihinde A2 A3 Mahallesi anayolunda müvekkil K3’a çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkili K3’ın yaralandığını, kırık ve çeşitli hasarlar meydana geldiğini, bugüne kadar halen iyileşemediğini ve sürekli tedavi görmesi gerekliliğinin ortaya çıktığını, ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını, geceleri ağrılardan yatamadığını, hayat kalitesinin düştüğünü, başından aldığı darbe sonucu baş dönmesi ve unutkanlıklarının arttığını belirterek müvekkillerinin manevi acılarının bir nebze hafifletilebilmesi amacıyla 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı K1 vekili, cevap dilekçesinde: meydana gelen kazada davacının da kusurunun bulunduğunu, aşırı hızlı olduğunu, kask kullanmadığı, ehliyetsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 3.600,00.-TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 19/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı K3 vekili süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinde kırık ve çeşitli hasarlar meydana geldiğini, müvekkilinin o günden bu tarihi kadar halen iyileşemediğini ve sürekli tedavi görmesi gerektiğini, maluliyetinin bulunduğunu, müvekkilinin çalışamadığını ve kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını, müvekkilinin iyileşme olasılığının bulunmadığını, çektiği acı ve ızdırabın giderilmesi gerekirken yetersiz inceleme ve hatalı değerlendirmelerle müvekkili lehine hükmolunan manevi tazminatın çok düşük olduğunu, tek doktordan alınan adli tıp maluliyet raporu yetersiz olduğu halde İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınmaması ve itirazlarının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, birinci keşifte davalı %100 kusurlu kabul edilmişken ikinci raporda müvekkiline kusur izafe edilmesinin kabul edilemeyeceğine yönelik itirazlarına rağmen çelişkinin giderilmemesi ve müvekkilinin kusurlu sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının iş yeri sahibi ve varlıklı bir kişi olduğunu, müvekkilinin ise üniversitede okuyan bir öğrenci olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Karara karşı davalı
K1 vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen olayın yalnızca iki görgü tanığı olduğunu, bu görgü tanıklarının beyanları dikkate alınmadan kusur oranlarının belirlenip hükme esas alınmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, farları dahi çalışmayan motosikletle hızla gelen ehliyetsiz sürücü K3’ın kazanın oluşumunda tek başına tam kusurlu olduğu, kusur oranı belirlenirken olayın oluşunun dikkate alınmadığı ve bu açıdan da eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm verildiğini, rapora karşı itirazlarının mahkemece dikkate alınmadan hükme esas alındığını ve müvekkili aleyhine tazminata hükmedildiğini, davacının iyileşme sürecinin iddia edilenden çok daha kısa olduğunu, ehliyetsiz ve kasksız olarak yola çıkan davacı kontrolsüz hız yaparak kendi kusurlu ile söz konusu kazaya neden olduğunu belirterek tüm bu hususlar dikkate alınmadan ve deliller ve vakıalar değerlendirilmeden eksik inceleme ile verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP: Davalı K1 vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacının istinafını süresinde yapmadığını, muvafakati süresinde vermediğini, yetkisiz vekilce yapılan istinafın sonradan geçerli hale gelemeyeceğini, muvafakat beyanına süresinde verilmemesi nedeniyle itiraz ettiklerini ve beyanları kabul etmediklerini belirterek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:

Meydana gelen trafik kazasında tarafların kusur oranlarının ne olduğu, mahkemece alınan hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların değerlendirilip değerlendirilmediği, hükmolunan manevi tazminatın amacına ve ilkelerine uygun olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

DELİLLER:

Davacıya ait tedavi belgeler, adli tıp raporu, mahallinde yapılan keşif, Trafik Bilirkişisi K4 tarafından düzenlenen 22/05/2017 havale tarihli rapor, Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla Adli Tıp Uzmanı Dr. K5 tarafından düzenlenen 22/12/2017 tarihli rapor, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 20/03/2018 tarihli rapor.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/2.maddesi uyarınca davacının yaralanması nedeniyle açılmış olan maddi ve manevi tazminat davasıdır.

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; 3.600,00.-TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 19/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.

HMK’nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf eden taraf sıfatı ile istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Taraf vekillerinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;

Davalı vekili her ne kadar yetkisiz vekil tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiğini ifade etmiş ise de; dairemizce davacının dava açılınken yaşının küçük olduğu sonradan 18 yaşını ikmal etmesi nedeni davacını anne ve babası tarafından verilen vekaletnamenini geçersiz olduğu gerekçesi ile davacıdan yetkisiz vekil tarafından yapılan işlemlere muvafakat edip etmediği hususu sorulması gerekirse yeni bir vekaletname temin etmesi amacı ile geri çevirme kararı verilmiştir. Dairemizin geri çevirme kararı üzerine davacı adına Av. K6 dosyaya vekalet sunmuş ve süresi içinde önceki vekil tarafından verilen istinaf dilekçesine muvafakat ettiklerine yönelik beyanda bulunmuştur, buna göre davacı tarafından görevlendirilen vekil tarafından süresi içinde istinaf başvurusunu muvafakat edildiğine göre davacının istinaf başvurusunun esastan incelenmesine karar verilmiştir.

Davacı K3’ın yaralanmasına sebebiyet veren trafik kazasından sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında dava dışı sürücü K2’nin dönüş kurallarını ihlal ettiği gerekçesi ile davacı K3’ın ise aracın hızını yol ve aracın teknik özelliklerine uygun olarak ayarlamamış olmasından kaynaklı olarak kusurlu oldukları tespiti yapılmıştır. Mahkemesince mahallinde keşif yapılmış ve tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiştir. Tanık beyanlarına göre hazırlanan bilirkişi raporuna göre dava dışı sürücünün A3 yönünden A2 yönüne dönüş yapmak için yola çıktığı sırada kazanın meydana geldiği belirtilmiştir. Dinlenen tanık beyanlarına göre dava dışı sürücünün dönüş yapmak için hazırlık yaptığı sırada aracın sinyal ve ışıklarının açık olmadığı, kazanın gece sıralarında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacı sürücünün ise olay sırasında A1 Caddesi üzerinde A2 yönünden A3 yönüne düz olarak seyir halinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre bilirkişi tarafından kazanın oluşumunda davacı sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun dava dışı sürücüde bulunduğu belirlenmiştir. Söz konusu rapora yapılan itiraz üzerine mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmış, alınan söz konusu kusur raporuna göre ise dava dışı sürücünün karayolunda U dünüşü yapmak için gerekli doğrultu değiştirme manevralarını hatalı yapması nedeni ile asli kusurlu olduğu davacı sürücünün ise aracın hızını çarpışmayı engelleyecek biçimde gerekli tedbiri almadığından bahisle tali kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır. Söz konusu ATK Trafik İhtisas Dairesinin kusur raporu ile kaza tespit tutanağındaki tespitler birbirini doğrular mahiyettedir. Buna göre kazanın oluşumunda davalının işleteni olduğu dava dışı sürücünün karayolu üzerinde doğrultu değiştirme manevrasını hatalı olarak yaptığı, bu nedenle asli kusurlu olduğu davacı sürücünün ise aracın hızını yol ve aracın teknik özelliklerine uygun olarak ayarlayamadığı bu nedenle tali kusurlu olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin kusura yönelik yapmış olduğu itirazlarının reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Davalı vekilinin davacının yaralanmasının hafif olduğunu, tam olarak sağlığına kavuştuğu bu nedenle manevi tazminat gerektirmeyeceği yönündeki istinaf başvurusu bakımından yapılan değerlendirmede;

Davalının işleteni olduğu dava dışı araç sürücüsünün kusuru sebebi ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, yaralanma neticesinde davacının kafasında ve çenesinde kesikler oluştuğu, sol el beşinci parmağında kırık oluştuğu, söz konusu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu anlaşıldığından davacının TBK’nın 56. Maddesi gereğince davalıdan manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.

Davalı vekilinin davacının ehliyetsiz ve kask kullanmaksızın motosiklet kullanmasının müterafik kusur olduğunu, bu nedenle tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini belirtmiş ise de, söz konusu hususların tümü maddi tazminat davalarında belirlenecek olan tazminat miktarından oransal indirim yapılmasını gerektirse de, manevi tazminat davası bakımından ise söz konusu hususların tümü manevi tazminatın miktarı takdir edilirken hakim tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, kişinin kask kullanmamış olmasının davacının talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarından indirim yapılmasını gerektirdiği sonucu çıkmayacaktır. Zira, manevi tazminatın miktarı yukarıda açıklandığı gibi hakim tarafından olayın tüm özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan,
Taraf vekillerinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
6098 TBK’nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Somut olayda 19/09/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı K1’e ait, K2 yönetimindeki N1 Plaka sayılı aracın davacı K3’a çarpması sonucu davacının yaralandığı, ancak bu yaralanma nedeni ile davacıda kalıcı bur maluliyetin bulunmadığı, geçici iş görememezlik süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, yaralanmasının niteliği, paranın satın alma gücü, olay tarihi ve TMK 4 maddesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yetersiz ve az olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE;

1-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/05/2018 tarih ve 2016/1390 Esas, 2018/225 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere
KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;

2-
DAVANIN KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ İLE;
-7.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 19/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine,

3-Alınması gereken 478,17 TL harçtan peşin yatırılan 68,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 409,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4-Davacının dava nedeniyle yaptığı 68,31 TL peşin harç, 221,80 TL keşif harcı, 550,00 TL bilirkişi ücreti, 247,00 TL tebligat, müzekkere posta gideri olmak üzere toplam 1.087,11 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 380,48 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalının dava nedeniyle yaptığı adli tıp fatura bedeli 314,50 TL, keşif araç ücreti 150,00 TL, posta gideri 18,00 TL olmak üzere toplam 482,50 TL yargılama giderinin davanın reddedilen kısmı üzerinden hesap edilen 313,62 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geriye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve takdir edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca davanın reddedilen kısmı üzerinden hesap ve takdir edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin de davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-HMK’nın333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri bakımından;

9-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

10-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK’nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

11-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 478,17 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 65,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 413,17 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

12-Davalının yaptığı istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

13-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

14-Davacı tarafından harcaması yapılan 23,00 TL tebligat giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri yetmiş iki bin yetmiş (72.070,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.15/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!