Adana BAM, 2. HD., E. 2019/374 K. 2020/1918 T. 11.12.2020

İlgili maddeler: TMK Madde 166, TMK Madde 168

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ERZİN 1. ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
DAVACI
:K1-TC.NO: N1 A1
VEKİLİ
: Av. K2 A2
DAVALI
:K3-TC.NO: N2
VEKİLİ
: Av. K4 A3
DAVANIN KONUSU
: Boşanma
KARAR TARİHİ
: 11/12/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 11/12/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı,davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.Gereği düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 18/10/2015 tarihinden itibaren evli olduklarını ve müvekkilin 8 aylık hamile olduğunu, davalının kendi ailesi ile yaşamaları için baskı uyguladığını, doğacak çocuklarına davacı babasının adını vermek isteyince kayınvalidesi ile kayınbiraderinin hakaretlerde bulunarak üzerine yürüdüklerini, davalının ailesine çok düşkün olduğunu, davacının ailesinden maddi taleplerde bulunması için davalının ailesinin baskı uyguladığını, davalının müvekkili hamile olduğunu bilmesine rağmen birkaç kez tokatladığını, her geçen gün artan psikolojik baskı ve zaman zaman uygulana şiddet nedeniyle müvekkilin evi terk etmek zorunda kaldığını, müvekkile düğünde takılan 5 adet bilezik ve 1 bilekliğin düğünden sonra davalının ailesinin borçlarının ödenmesi için alındığını ve iade edilmediğini, tüm bu nedenlerle tarafların boşanmalarına, 20.000TL maddi ve 20.000TL manevi tazminata, 500,00TL nafakaya ve ziynet eşyalarının iadesine iadesinin mümkün olmaması halinde ise 9.000TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin yetkisiz olduğunu, Karşıyaka Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın açılmasının davacının gebeliği nedeniyle psikolojik buhrandan kaynakladığını, davacının depresyon halinde olduğunu, müşterek konutu davacının terkettiğini, müvekkilin ailesiyle birlikte yaşamadıklarını tarafların bağımsız bir evinin bulunduğunu, müşterek konutu da tarafların birlikte seçtiğini, düğünde davacıya 5 değil 4 bilezik takıldığını, takıların müvekkilin ailesinin borçlarının ödenmesi için verildiği iddiasını kabul etmediklerini, davacının boşanma davası açmakta haklı bir sebebinin bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, kadın lehine takdir edilen aylık 300 TL tedbir nafakasının hükmün kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına, müşterek çocuk için takdir edilen aylık 300 TL tedbir nafakasının karar kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak devamına, davacının maddi- manevi tazminat talebinin reddine, davacının ziynet alacağı talebinin kabulü ile 1 adet 20 gram ağırlığında 22 ayar bilezik, 4 adet 10 gram ağırlığında 22 ayar bilezik, 1 adet 20 gram ağırlığında 22 ayar bilekliğin aynen iadesine, mümkün olmaması halinde taleple bağlı kalınarak 9.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin Nüfus Müdürlüğünden alınan yerleşim yeri cevabına göre kendini yetkili görmesinin hatalı olduğunu, tarafların davadan önce son 6 aydır birlikte oturdukları yerin Karşıyaka İzmir olduğunu, davacının evlenmeden önce yerleşim yerinin Erzin iken evlendikten sonra yeni bir yerleşim yeri seçtiğini, evlenmesine rağmen nüfustaki yerleşim yerini değiştirmediğini, yerleşim yerini Erzin’e taşıdığına ilişkin dosyada bir bilgi olmadığını, yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kusurun davacıda olduğunu, davacının duygusal şiddete maruz kaldığına ilişkin dosyada bir kanıt bulunmadığını, ispatlanamayan bir iddiaya dayanarak boşanmaya hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ziynet eşyalarının kendisini rızası ile kendisine telefon alınma, hazırlık dersanelerine gitme gibi şahsi ihtiyaçlarının giderilmesinde ve müşterek konuta alınan eşyaların borçlarının ödenmesinde kullanıldığını, ziynetlerin iadesine karar verilmesinin haksız olduğunu, yine müşterek konutu sebepsiz yere terk eden kadın için nafakaya hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava ve karşı dava; TMK.’nun 166/1 maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamına göre; tarafların 2015 yılında evlendikleri, bu evlilikten müşterek bir çocuklarının dünyaya geldiği, davacının çalışmadığı, ailesiyle birlikte kaldığı, davalının F1 Hava yolunda çalıştığı, asgari ücret aldığı, aylık 650 TL kira ödediği, davacının davalı aleyhine ailesiyle birlikte yaşamaları için baskı yaptığı, kayın validesi ve kayın biraderinin kendisine hakaret ettiği, üzerine yürüdüğü, davalının sessiz kaldığı, ailesinin yanında davacıyı rencide ettiği, başka yere taşınmayı teklif edince “ailemden ayrılmam istersen sen ailenin yanına dönebilirsin” dediği, davalının ailesinin davacıya ailesinden maddi talepte bulunması için baskı yaptığı, davalının birkaç kez tokat attığı, psikolojik baskı ve şiddet yüzünden evi terk etmek zorunda kaldığı, 5 aydır ayrı yaşadıkları, davalının arayıp sormadığı, ekonomik katkıda bulunmadığı, düğünde takılan 5 adet bilezik , bir adet bilekliğin davalının ailesinin borçlarını ödemek için kullandığı, talebe rağmen iade edilmediği iddiasıyla boşanma, nafaka, maddi ve manevi tazminat ve ziynet eşyasının aynen iadesi, olmadığı takdirde 9.000 TL ‘nin faiziyle davalıdan tahsili talebiyle dava açtığı, davalının öncelikle yetki itirazında bulunduğu, Karşıyaka İzmir Aile Mahkemesinin yetkili olduğunu, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini belirttiği, iddiaları kabul etmediği, boşanmak istemediği, davacının hamilelikten dolayı depresyon halinde olduğunu, kendisine hakaret ettiğini, hamileliği öğrendikten sonra Erzin’e taşınmayı teklif ettiğini, işi gereğince kabul etmeyince saldırgan ve tahammül edilmez hale geldiğini, müşterek konutu terk ederek arkasından gitmesini sağlamaya çalıştığını, bağımsız konutlarının olduğunu, ailesinin evliliğe müdahale edecek bir yakınlıkta bulunmadığını, davacının eve dönmesi yönündeki istemlere cevap vermediğini, üç kez görüşmeye gittiklerini en son” K3’ın yüzünü görmek istemiyorum, midemi bulandırıyor, K3 gibi biri için açlık mı çekeceğim, başka adam mı yok” gibi cümlelerle reddedildiğini, Haziran ayında evdeki eşyaları almak istediklerini, engel çıkartmaksızın eşyalarını alıp götürdüklerini, takıların miktar olarak fazla olduğunu, düğünde dört bilezik takıldığını, bir kısmını davacının bozdurup kendisine cep telefonu aldığını belirterek davanın reddine talep ettiği, mahkemece yetki itirazının incelendiği, yetki itirazının reddine karar verildiği, yapılan yargılama sonucunda; davacının kayın validesi ile sorunlar yaşadığı, davalının ailesinin evliliğine müdahalesine sessiz kalmasının duygusal şiddet oluşturduğu, davalı kocanın boşanmaya sebep olan olaylarda kusurunun bulunduğu belirtilerek açılan davanın kabulüne, tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesine, kadın lehine takdir edilen aylık 300 TL tedbir nafakasının hükmün kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına, müşterek çocuk için takdir edilen aylık 300 TL tedbir nafakasının karar kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak devamına, davacının maddi- manevi tazminat talebinin reddine, davacının ziynet alacağı talebinin kabulü ile 1 adet 20 gram ağırlığında 22 ayar bilezik, 4 adet 10 gram ağırlığında 22 ayar bilezik, 1 adet 20 gram ağırlığında 22 ayar bilekliğin aynen iadesine, mümkün olmaması halinde taleple bağlı kalınarak 9.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, karara karşı davalı tarafın kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemenin Nüfus Müdürlüğünden alınan yerleşim yeri cevabına göre kendisini yetkili görmesinin hatalı olduğu, davacının evlenmesine rağmen Nüfustaki yerleşim yerini değiştirmediğini, yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davacının duygusal şiddete maruz kaldığına ilişkin dosyada bir kanıt bulunmadığını, ispatlanamayan bir iddiaya dayanarak boşanmaya karar verilmesinin hatalı olduğunu, ziynet eşyalarının davacının rızası ile kendisine telefon alınmak ve hazırlık dershanesine gitmek gibi şahsi ihtiyaçlarının giderilmesinde ve müşterek konuta alınan eşyaların borçların ödenmesinde kullanıldığını, ziynetlerin iadesine karar verilmesinin haksız olduğunu, müşterek konutu sebepsiz yere terk eden kadın için nafakaya hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.

Davalı tarafın yetki itirazına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

TMK.’nun 168.maddesi uyarınca boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Somut olayda; tarafların müşterek konutları her ne kadar İzmir Karşıyaka’da olsa da resmi kayıtlarda davanın açıldığı tarihte; davacının ikametgahının Erzin olduğu, davacı kadının herhangi bir gelir ve işi olmadığı için Erzin’de yaşayan ailesinin yanına gittiği o tarihten beri de orada yaşadığı, dolayısıyla Erzin mahkemelerinin yetkili olduğu, mahkemenin yetki itirazının reddine karar vermesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı tarafın yetki itirazına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davalı tarafın boşanma davasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; her ne kadar mahkemece davalının annesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalarak duygusal şiddet uyguladığı, boşanmaya yol açan olaylarda kusurlu olduğu belirtilerek boşanmaya karar verilmiş ise de , davacı tanıklarının davacının anne ve babası olduğu, bu tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, taraflardan duyduklarını aktardıkları, beyanlarının görgüye dayalı olmaması sebebiyle davalı erkeğe kusur yüklenmesinin doğru olmadığı, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından davalı tarafın boşanma davasına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile bu konuda yeniden düzenleme yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Davalı tarafın ziynet eşyasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacı kadının düğünde takılan 5 adet bilezik, 1 adet bilekliğin davalı tarafça ailesinin borçlarını ödenmesi için kullanıldığını, iade edilmediğini iddia ettiği, davalının takı talebini kabul etmediği, miktar olarak fazla olduğunu, düğünde 4 adet bilezik takıldığını, bilekliğin altın veya değerli metal olmadığını, takıların bir kısmını davacının bozdurup kendine cep telefonu aldığını bildirdiği, bilahare davalı vekilinin 11/09/2018 tarihli celsede altınların tarafların ortak giderleri için kullanıldığını beyan ettiği, altınların varlığını davacının dosyaya sunduğu fotoğraflarla ve bilirkişi raporu ile ispat ettiği, altınların davacının rızası ve iade edilmeksizin bozdurularak ortak giderlerin karşılandığını, ispat yükünün davalıda olduğu, davalının iddiasını ispatlayamadığı, mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen takıların aynen iadesi, olmadığı takdirde taleple bağlı kalınarak bedelinin davalıdan tahsiline yönelik kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı tarafın ziynet eşyasına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı tarafın yetki itirazına ve ziynet eşyasına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalı tarafın boşanma davasına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile; Erzin 1.Asliye Hukuk (Aile)Mahkemesi’nin 30/10/2018 tarih ve 2016/182 Esas 2018/560 Karar sayılı ilamının boşanma ve fer’ilerine yönelik hüküm fıkralarının
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden, a-
Davacı tarafından açılan boşanma davasının
REDDİNE, b-
Tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 07/11/2016 tarihli ara kararla davacı kadın lehine verilen aylık 300 TL tedbir nafakasının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, c-
Tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 27/01/2017 tarihli duruşmada müşterek çocuk lehine verilen aylık 300 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, d-
Davacı taraf adli yardımdan faydalandığından alınması gereken 54,40 TL karar-ilam harcı, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 108,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, e-
Davalı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması için yapılan 6 adet tebligat gideri 72 TL, 2 adet tanık ücreti 50 TL, 1 adet talimat gideri 92 TL, 1 adet müzekkere gideri 5,80 TL olmak üzere toplam 219,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-
Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.uyarınca takdir olunan 4.080 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, g-
Davalı tarafın ilk derece mahkemesi yargılaması için yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,
2
-Davalı tarafın ziynet eşyası alacağına yönelik istinaf başvurusunda alınması gereken 614,79 TL istinaf karar-ilam harcının peşin alınan 163 TL’den mahsubu ile kalan 451,79 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

3-
Davalı tarafın boşanma davasına yönelik istinaf başvurusunda yatırmış olduğu 35,90 TL harcın karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,

4-
Davalı tarafın boşanma davasına yönelik istinaf başvurusu nedeniyle yapmış olduğu 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, dosya gidiş-dönüş ücreti 31 TL, 1 adet tebligat gideri 14 TL olmak üzere toplam 143,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-
Davalı tarafın istinaf başvurusu nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,

6-
Kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; ziynet eşyası alacağı yönünden 6100 sayılı HMK.’nun 362/1-a maddesi uyarınca
KESİN, boşanma ve fer’ileri yönünden 6100 sayılı HMK.’ nun 361. Maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 11/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!