Adana BAM, 1. HD., E. 2021/310 K. 2021/1387 T. 1.11.2021

İlgili TBK madde: TBK Madde 74
İlgili madde: TMK Madde 1024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

OSMANİYE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

23/09/2020

NUMARASI :

2019/39 Esas, 2020/123Karar

VEKİLLERİ:

Av. K1 – Osmaniye Defterdarlığı -Muhakemat Müdürlüğü Merkez/ OSMANİYE
Av. K2

DAVALI :

1- K3 – N1 – A1

VEKİLİ:

Av. K4 – A2

DAVALI :

2- TÜRKİYE CUMHURİYETİ A3 BANKASI ANONİM ŞİRKETİ – 0998006967505633

VEKİLLERİ:

Av. K5 – [35366-26638-26473] UETS
Av. K6 – A4

DAVALI :

3- 2756 SAYILI F3 TARIM KREDİ KEFALET KOOP. – A5

VEKİLLERİ:

Av. K7 – A6
Av. K8 – [16593-95685-22827] UETS

DAVALILAR :

4- K9 -N2 A7

5- K10 -N3 A8

6- K11 – N4 – A9

İHBAROLUNANLAR:

K12 – N5 -A10
K13 – N6 – A11
K14 – N7 – A12
K15 – N8 – A13
K16 – N9 – A14
K17 – N10 – A15
K18 – N11 – A16
K19 – N12 – A17
K20 – N13 – A18
K21 – N14 -A19
K22 – N15 – A20
K23 – N16 – A21
K24 – N17 – A22
K25 – N18 – A23
K26 – N19 – A24
K27 – N20 – A25
K28 – N21 – A26
K29 – N22 – A27
K30 – N23 – A25
K32 – N24 – A28
HASANBEYLİ MAL MÜDÜRLÜĞÜ – Mal Müdürlüğü Hasanbeyli/ OSMANİYE

VASİ:

K31 – N25 – A9
DAVA
NIN KONUSU
:

Tapu İptali Ve Tescil (Tapu Dışı Satın Almaya Dayalı)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı/davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekilinin ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle
; Hasanbeyli Tapu Sicil Müdürlüğü görev alanında bulunan taşınmazlarda evrakta sahtecilik yapılmak, suretiyle işlemler yapıldığı anlaşılmış olup bu konu ile ilgili olarak Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/757 Soruşturma numarası ile soruşturma yürütüldüğünü, Zira taşınmazın kısa süre içinde birçok defa el değiştirmesi, işlemlerde harç ödenmemesi, mal edinme üzerinde ciddî kuşku uyandıran güçlü ve eylemli (fiili) bir karine olduğu, (Emsal Yargıtay 1. HD 1978/2058E. -1978/3463K ve 29.03.1973 tarihli İlamı) Aksi iddialar hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davanın kabulü ile davalı üzerine kayıtlı K18 beyli 314 ada 4 parsel sayılı mezkur taşınmazın tapu kaydının iptaline, yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptali ile 314 ada 4 parsel sayılı taşınmazın Maliye Hâzinesi (1/2 hisse) ve K34 (1/2 hisse) adına yolsuz tescilden önceki hali ile tapuya malikleri adına tesciline, Davalılar T.C A3 Bankası A.Ş. ve 2756 Sayılı F3 Kefalet Kooperatifi lehine kurulan yolsuz ipoteklerin iptaline, davalı taşınmazı üçüncü kişilere satmasının önlenmesi için de 314 ada 4 parsel sayılı taşınmazın satışının önlenmesi bakımından tapu kaydına tedbir konulmasına karar verilerek yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı T.C. A3 Bankası A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle
; diğer davalı K33 22.09.2015 tarihinde davalı Banka ile Genel Kredi Sözleşmesi imzalamış ve bu kredinin teminatı olarak da dava konusu taşınmazı Banka lehine ipotek vermiştir. Şubemiz personeli Bankamızın ilgili Kredi uygulama esas ve usuleri doğrultusunda ve hukuka uygun hareket ederek bu ipoteğin doğruluğunu teyit etmiş ve kredi kullandırım işlemleri tamamlanmıştır. Keza ilgili Tapu Sicil kayıtları (ayrıca LOG kayıtları) ve takyidatları incelendiğinde de davaya konu taşınmazın K33 adına kayıtlı olduğu görülecektir. Davalı ve Bankamız borçlusu K33 Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ifa etmemiş ve hakkında 11.05.2016 tarihinde Adana 6. İcra Müdürlüğü’nde 2016/6912 E. dosya numarasıyla Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluyla ve 17.05.2016 tarihinde de Adana 7. İcra Müdürlüğünde 2016/7284 E. Dosya numarasıyla İlamlı olarak İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla 545.368,07-TL lik borcun tahsili için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe geçilmiştir. Davacının iddialarının kabulü mümkün olmayıp, açılan bu dava müvekkil Banka yönünden usul ve esas bakımından reddi gereken bir davadır. Bankamızca verilen krediye, teminat olarak alınan davaya konu ipotek; bankamız uygulama esas ve usullerine, Türk Medeni Kanununa ve diğer ilgili mevzuatlara uygun olarak tespiti yapılıp, teyidi alınıp (Tapu Sicil Müdürlüğü ile düzenlenen protokol neticesinde müvekkil Banka TAKBİS sorgusu yapabilmektedir.) Bağımsız Ekspertiz şirketleri tarafından ekspertizleri yapılıp, Bankamız tarafından ipoteğin kabulü gerçekleştirilmiş ve bu duruma dayanarak bahsetmiş oldukları takiplere başlanmış olduğunu, dolayısıyla Bankamız personeli ilgili Tapu sicil Müdürlüğünce ve diğer kurumlarca düzenlenmiş/ onaylanmış belgelere (Tapu ve İpotek belgesi ve ipotek senetleri vs.) istinaden kullandırılan krediye, davaya konu taşınmazı teminat olarak alırken kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermiş olduğu, ayrıca Banka personeli tarafında tapu siciline güven ilkesine uygun bir şekilde hareket edilmiş olması da, TMK. 1023. Maddesi ” Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan 3. Kişinin bu kazanımı korunur.” hükmü ile bağdaştığı aşikârdır. Fazlaya ilişkin dava ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle başta husumet yokluğu nedeniyle davanın müvekkil Banka yönünden reddine, Sayın Mahkemenizin aksi yönde karar vermesi durumunda ise, açıkladığımız diğer esasa ilişkin nedenlerle davanın reddi ile Banka lehine ipoteğin devamının sağlanmasına, davaya konu taşınmaz üzerindeki tedbirin kaldırılmasına, yargılama giderleriyle avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ederim.” şeklindedir.

Davalı
K33 vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle
; davacı tarafından da bilindiği üzere dava konusu taşınmazların kayıtlı olduğu tapu dairesinde hali hazırda Osmaniye Cumhurtyet Başsavcılığı’nın 2016/757 sayılı soruşturmasında şüpheli olarak yer alan tapu memuru K36, ilk olarak eylemlerinin ortaya çıkmasını bir nebze de, olsa önleyebilir düşüncesiyle sahipsiz mal olan ve kanunen devlet tüzel kişiliğine ait bulunan ya da mirasa konu olan ancak henüz mirasçılar üzerine tapuda intikal ettirilmeyen taşınmazlar olmak üzere belirlediği birçok taşınmazı piyasa fiyatının altında satın alınabileceği teklifiyle cazip kılarak, kendisini aracı göstermek suretiyle, taşınmaz sahiplerinin bilgisi olmaksızın, dolandırma kastıyla hareket ettiği aralarında müvekkilin de yer aldığı diğer başka kimselerin üzerine geçirmiş ve bunun karşılığında sözde taşınmazın gerçek sahibine teslim etmek üzere aldığı satış bedellerini de kendi cebine atarak bu şekilde kendisine haksız kazanç sağlamış ve bu eylemi bir buçuk yıl boyunca sürekli olarak gerçekleştirerek hali hazırda tespit edilen ancak soruşturmanın devamı sırasında artması muhtemel gözüken 80 parseli aynı yolla satmış ve 120 kişiyi bu suretle dolandırmıştır. bilindiği üzere Türk Medeni Kanunun 1007 nci (eski m.k. 917,md.) maddesi; ” tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.ilgili tapuda belirtilen usulsüzlükleri ve suça konu eylemleri gerçekleştiren şahsın savcılığa verdiği ifadelerden suça konu eylemleri işlediğini gösterir ikrar mahiyetinde beyanlarda bulunduğu ve bu şekilde müvekkili de dolandırarak haksız kazanç sağladığını belirttiği, dilekçemiz ekinde sayın mahkemenize sunulan ifade tutanaklarından açıkça görülecektir. ilgili olaydan kaynaklı oldukça büyük boyutlarda zararı ve mağduriyeti söz konusu olan başta müvekkil ve diğer 110 kişinin mağduriyetinin yukarıda yer verilen TMK 1007. maddesi gereği devlet tarafından giderilmesi gerekecektir. tüm bu hususların aydınlatılması, kusur tespiti ve diğer hususların netlik kazanması için yukarıda belirtilen ceza soruşturmasının sonucu beklenerek dava hakkında sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. başta müvekkil olmak üzere tapu sicilinin usulsüz tutulması sebebiyle mağduriyeti söz konusu olan şahısların zarar ve mağduriyetlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiği, yukarıda detaylıca yer verilen usulsüzlüklerin, kusur ve sorumluluk durumunun netlik kazanabilmesi açısından yukarıda belirtilen ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi, A29 mahallesi, 314 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın12.11.2014 tarihinde tapu da yapılan yolsuz işlem ile davalı K11 adına, 13.02.2015 tarihinde ise davalı K9 adına kayıtlı hale getirildiği,bu davalı tarafından F1 Kooperatifi lehine 700.000Tl bedelle ipotek verildiği,17.02.2015 tarihinde düzeltme işlemi yapılarak gerçek malikler Hazine ve K34 adlarına kayıtlı hale getirildiği, 16.09.2015 tarihinde ise davalı K33 adına kaydedildiği, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerinin düzenlediği rapor ve ,davalı K33 vekilinin dosya arasına alınan cevap dilekçesi,ipotek işlemleri gözönüne alındığında,davalı K9 ve K33’in tapu müdürlüğündeki işlemlerden haberdar oldukları,taşınmaz alımı ile ilgili herhangi bir bedel ödediğini iddia etmediği,yolsuz tescilin üzerinden fazla bir zaman geçmeden,davalı K9 tarafından 700.000TL bedelle F1 Kooperatifine, ipotek verildiği,taşınmazın değerine göre tesis edilen ipotek bedelinin çok yüksek olduğu, davalı K33 tarafından A3 Bankası A31 şubesine 22.09.2015 tarihinde kredi başvurusu yaparak,yüksek miktarda kredi çekmek suretiyle, dava konusu taşınmazı 1.000.000.00TL limitli ipotek işlemi yaptırdığı,davalnını bu durumda bilinçli olarak yolsuz tescile iştirak ettiği,diğer davalı A3 Bankası A31 şubesi yetkililerinin ise kendinden beklenen dikkat ve özeni göstermeden,ipotek alının taşınmazlar hakkında gerekli araştırmayı yapmadan,verilen krediye göre değeri düşük taşınmazları teminat alarak, kredi için kefil bile almadan,dava konusu taşınmaz gibi Hasanbeyli ilçesindeki başka taşınmazlar üzerine de aynı nitelikte birçok ipotek işlemi yaptıkları ve birçok kişiye yüksek miktarda dayanaksız kredi verdikleri,bu nitelikte mahkememizde görülen yaklaşık 40 dava dosyasının bulunduğu,söz konsu krediyi onaylayan görevliler hakkında disiplin cezası verilmiş olması,davalı bankanın kendi personellerinin hatalı ve kasıtlı yanlışlarından sorumlu olması gerektiği,bu kadar yüksek miktardaki kredilerin tahsisinden banka yönetiminin habersiz olmasının mümkün olmadığına kanaat getirilmiştir. Bu yolsuz tescil işlemlerinde: davalılar adına yapılan tescil işlemlerine ilişkin ıslak imzalı bir belgenin bulunmaması, elektronik sicilde yapılan işlemler için alakasız başka işlemlere ilişkin başvuru numaraları ve belgelerin kullanılması, yine elektronik sicildeki işlemlerin mesai saatleri dışında yapılması, elektronik sicile de taranmış herhangi bir evrakın olmaması ve yapılan tescil işlemlerinin gerçekleşme şekli de dikkate alındığında davalıların iyiniyetli sayılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanmayan ve hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen davalıların kazanımlarının korunamayacağı kanaatine varılarak tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne, dava konusu taşınmazın kaydındaki ipoteğin de kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Davalı A3 Bankası lehine tesis edilen ipotek bakımından değerlendirme:

TMK’nın 1023. Maddesine göre
“Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”

TMK’nın 1024. Maddesine göre ”

Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.

Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.

Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.”

TMK’nın 1020. Maddesine göre

Tapu sicili herkese açıktır.

İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.

Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.

İşbu yasal düzenlemeler uyarınca uyuşmazlık, davalı A3 Bankası’nın diğer davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olup olmadığı ve bu şekilde kazanmış olduğu ipotek hakkının korunup korunmayacağı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bir taşınmazdır. Hiç kimse tapu kütüğündeki bir durumu bilmediğini ileri süremez. İleri sürmesi TMK 2 vd. Maddelerindeki iyi niyet ilkeleriyle bağdaşmayacağı gibi aksi bir durumun kabulü TMK 1020. Maddesini de anlamsız kılacaktır. Hiç kimsenin tapu kütüğündeki bilgi ve belgelerden gerekli dikkat ve özeni göstererek malikin kim olduğunu anlayabileceği bir durumda kütükteki maliki bilmediğini iddia etmesi mümkün değildir. Davalı A3 Bankası da eğer tapu kütüğüne bakıp malikin kim olduğunu araştırsaydı kütük ile elektronik sicil arasındaki uyumsuzluğu çok basit olarak çözebileceği aşikardı. Ayrıca TTK 18/3’e göre basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında bulunan davalı A3 Bankasının işbu araştırmayı yapmadan 1.000.000 TL gibi meblağlı bir ipotek tesisi yapması onu iyi niyetli kişi kişi haline getirmez. A3 Bankası tapudaki tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi niteliğini haiz olduğundan iyi niyet iddiası dinlenilmemiş ve dava konusu taşınmazların tapu kaydındaki davalı A3 Bankası lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davacının taraf ehliyeti:

Yargıtay 1. HD’nin Esas No:2014/5185 Karar No:2014/6384 sayılı kararında
” Hemen belirtilmelidir ki, bu tür davaların kural olarak ilgili kişiler ya da mirasçıları tarafından açılabileceği düşünülür ise de; gerek tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda Devletin kusursuz sorumluluğunu düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun(TMK) 1007. maddesi, gerek 17.08.2013 günlü ve 28738 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 2013/5150 sayılı Tapu Sicili Tüzüğü’nün 74/4. maddesi ile (bu maddenin yollamasıyla) idarelerin davalarda taraf olabilmelerini düzenleyen 02.11.2011 tarihli ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6., 7. ve 8. maddeleri, gerekse tapu müdürlüklerinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bağlı ve Genel Müdürlük olarak da Bayındırlık ve İskan Bakanlığına, yeni ismi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı kuruluşlar olarak genel bütçe içinde ayrı bütçe ile yönetilen kamu kuruluşları arasında yer almış olmaları birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davanın açılmasında ve sonuçlandırılmasında davacı İdarenin hukuki yararının ve taraf ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır. ” şeklinde belirtildiği üzere davacı tapu müdürlüğünün de aktif dava ehliyeti bulunmaktadır.

Yargılama gideri bakımından:

Konuya dair olarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nın) “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu kuralın istisnası, 6100 Sayılı HMK’nın “Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 327. maddesinde; “(1) Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.
(2) Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu sebebiyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.” şeklinde düzenlenmiştir.

Yukarıda belirtilen düzenlemeler uyarınca, yargılama giderleri kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HUMK m. 417, HMK m. 326).

Bu yargılama giderleri hem davayı kazanan tarafça daha önce peşin olarak ödenen hem de dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masraflar ile yargılama gideri olan vekalet ücretidir. Mahkemenin, davayı kaybeden tarafı yargılama giderlerine mahkum etmesi için mutlaka karşı tarafça bir talepte bulunulmuş olması gerekmez; bu konudaki karar mahkemece kendiliğinden verilir (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011, s:700 vd.).

Vekalet ücreti de bir yargılama gideridir. (HUMK m. 423/6, HMK m. 323/ğ). Bu sebeple 29.05.1957 gün ve 4/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında yazılı olduğu şekilde, yargılama giderlerinden olan avukatlık parası, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükme bağlanır. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir (YHGK’nın 25.02.2004 gün ve 2004/18-92 E. 2004/107 K. sayılı kararı).

Bundan başka davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtasıyla takip etmiş ise haksız çıkan (davayı kaybeden taraf) yargılama gideri olarak vekalet ücretine de mahkum edilir.

Öte yandan, yargılama harç ve giderlerinin davada haksız çıkmış olan tarafa yükletilmesine dair ana kuralın bazı istisnaları vardır.

Davada haklı çıkmış (lehine hüküm verilmiş olan) taraf için, aşağıdaki hallerden biri söz konusu ise, (davayı kazanmış olmasına rağmen) karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebilir (HMK m. 327): a-)Gereksiz yere davanın uzamasına sebep olmak, b-)Gereksiz yere gider yapılmasına sebebiyet vermiş olmak (Kuru, B;, Arslan, R.;, Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 22. Bası, Ankara 2011, s:733, 734).

Görüldüğü üzere, bazı kötüniyetli ve yanıltıcı davranışların gerçekleşmesi durumunda davayı kazanan tarafın yargılama giderlerinin tümü veya bir bölümünden sorumlu tutulması da mümkündür. Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilir (Pekcanıtez Atalay Özekes, s:702).

Bu hüküm, davanın sürümcemede bırakılmasına karşı verilecek mücadele bakımından önemli bir vasıta teşkil edecektir (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, 6. Bası, İstanbul 1997, s:773).

Bu dava dosyası kapsamında yukarıdaki ilkelerin ışığında davacı tarafın açtığı davanın kabul edildiği, davacının haklılığının ortaya konduğu, yargılama sürecinde davalıların davayı kabul ettiklerine ilişkin bir beyanlarının olmadığı, davacı veya vekilinin gereksiz yere davayı uzattığı veya gider yapılmasına sebebiyet vermesi hususunun söz konusu olmadığı açıktır. Bu nedenle yargılama giderlerinden davalı tarafı sorumlu tutmak gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan tüm nedenlerle davanın kabulüne, yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalı
2756 Sayılı F3 Kooperatifi vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu,
Usule İlişkin İtirazları
: Açılan davanın yolsuz tescil davası mı alacak davası mı olduğu netleştirilmediğini, dava dilekçesinin ilk sayfasında dava değeri
5.000 TL bedelli olduğu gözüktüğünü, açılan dava iptal davası ise davacının belirtmiş olduğu miktarın ne anlama geldiği mahkemece ön inceleme aşamasından bu yana netleştirilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK da dava çeşitleri, şartları ve eksiklik bulunması halinde sonuçları tahdidi olarak belirtilmiş olduğunu, talep ettikleri hususların değerlendirilip en azından kısmi kabul-kısmi red sonucuna gidilmeli ve buna göre davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, İddia ettikleri nedenlerden dolayı yerel mahkeme ilamının usuli eksik inceleme sebebiyle bozulması gerektiğini,
Esasa İlişkin İtirazları
: yerel mahkeme müvekkili lehine kayıtlı ipoteğin neden kaldırıldığını belirtmemiş ve değerlendirmeden hüküm tesis edildiğini, müvekkil dava konusu olayda iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu, Müvekkil kooperatifin borcu teminat altına almak için ipotek tesis etmesi işleminden önce tapuda gerçekleşen yolsuz işlemlerden müvekkilinin haberi bulunmadığını, müvekkili kooperatifin aleyhine yargılama giderleri, harçlar, vekalet ücretine hükmedilmesi de hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayıOsmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/39 E. 2020/123 K. Sayılı ilam yönünden istinaf taleplerinin kabulü ile kararda belirtilen yargılama giderleri, harç, vekalet ücreti yönünden sorumlu tutulmasına ilişkin kararın kaldırılmasına, karar verilmesini müvekkil adına talep etmiştir.

İstinaf yoluna başvuran davalı
A3
Bankası A.Ş. vekili dilekçesinde özetle
; açılan bu dava, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü ile diğer davalı K37 ve adına tescil istenilenilen Kurumu ilgilendirmekte olup Adli ve İdari Mevzuat çerçevesinde davanın doğrudan bu ilgililere açılmasını gerektirmekte olduğu, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle Bankaları yönünden reddinin gerektiği, ayrıca Müvekkili Banka, diğer davalı da dahil olmak üzere bahsi geçen Tapu Sicil Müdürlüğü, İl/ İlçe Tarım Müdürlükleri ve A3 Odalarındaki çalışanlar hakkında bu işlemlerle ilgili usulsüzlüğün olup olmadığının araştırılması ve faillerin cezalandırılması için Adana Cumhuriyet Başsavcılığına 2016/34633 soruşturma numaralı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, usulüne göre düzenlenmiş ve yine usule göre kabul edilmiş ipoteğin, fekki talebinin yersiz olduğu ve iyi niyetli Banka lehine ipoteğin devamının sağlanması gerektiği, ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan bir zararın olması durumunda da zarar görenlerin, devletin (herhangi bir kusur şartı aranmaksızın/ Kusursuz) sorumluluğuna gidebileceği ve ayrıca Bankamız yönünden davacı ile husumet yokluğu nedeniyle davanın T.C. A3 Bankası yönünden reddi gerektiği, ayrıca yerel mahkemece Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/757 soruşturma sayılı dosyanın sonucu beklenmeksizin hüküm kurulması dahi tek başına kararın ortadan kaldırılması için bir sebebptir.Zira ilgili soruşturma sonucunun beklenmesi yasal bir zorunluluktur.İlgili dosyanın sonucuu doğrudan işbu davanın sonucunu etkileyecek mahiyette olup, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2013/1360-2013/2051 E-K sayılı dosyası da işbu iddialarını doğruladığını, açıklanan nedenlerle dava dilekçemiz ve önceki beyanlarımız gereği arz ve izah edilen ve istinaf mahkemesince resen dikkata alınacak hususlar dairesinde ilk derece mahkemesince verilen kararın yeniden incelenerek ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Yolsuz Tescile Dayalı Tapu İptali ve Tescilistemine ilişkindir.

Davacı vekili, davanın kabulü ile davalı üzerine kayıtlı Hasanbeyli, 314 ada, 4 parsel sayılı mezkur taşınmazın tapu kaydının iptaline, yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptali ile 314 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın Maliye Hâzinesi (1/2 hisse) ve K34 (1/2 hisse) adına yolsuz tescilden önceki hali ile tapuya malikleri adına tesciline, davalılar T.C A3 Bankası A.Ş. ve 2756 Sayılı F3 Kefalet Kooperatifi lehine kurulan yolsuz ipoteklerin iptaline, davalı taşınmazı üçüncü kişilere satmasının önlenmesi için de 314 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın satışının önlenmesi bakımından tapu kaydına tedbir konulmasına yönelik karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı T.C. A3 Bankası A.Ş. vekili, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediğini, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına, yerel mahkemece verilen kararın yeniden incelenerek ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı 2756 Sayılı F3 Kooperatifi Müdürlüğü vekili, davalı kooperatifin kredi verilmesi konusunda iyi niyetli olduğunu, yapılan işlemlerin yolsuz olduğunu bilmediğini, yerel mahkemece her ne kadar davalıyı sorumlu tutmuş ise de, alacaklı kurum 1581 Sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince harçtan muaf olduğunu, davalının iyi niyetli olmadığına itabar edilmiş olsa dahi, davalının harçtan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/379 Esas, 2018/361 Karar sayılı kararına ilişkin yapmış olunan istinaf talebinin kabulüne, kararda belirtilen davalının yargılama giderleri, harçtan ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına ilişkin davalı aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına, delil ve belgelerin toplanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K33 vekili tapudaki olaydan kaynaklı oldukça büyük boyutlarda zarara ve mağduriyeti söz konusu olan başta müvekkil ve diğer 110 kişinin mağduriyetinin yukarıda yer verilen TMK 1007. maddesi gereği devlet tarafından giderilmesi gerekeceğini, tüm bu hususların aydınlatılması, kusur tespiti ve diğer hususların netlik kazanması için yukarıda belirtilen ceza soruşturmasının sonucu beklenerek dava hakkında sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, belirtmiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile, dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi, A29 mahallesi, 314 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın davalı K33 adına olan tapu kaydının iptali ile yolsuz tescilden önceki gerçek malikleri olan 1/2 hissesinin Maliye Hazinesi adına, 1/2 hissesinin ise Osmaniye 1. Sulh hukuk Mahkemesinin 2018/262 Esas, 2018/235 Karar sayılı veraset ilamında belirlenen hisseleri oranında K34’in mirasçıları tapuya kayıt ve tesciline, davalı taşınmazın tapu kaydındaki davalı A3 Bankası Adana/A31 Şubesi lehine 22/09/2015 tarih ve 754 yevmiye numarası ile tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına yönelik yönelik karar verilmiştir.

İstinaf yoluna davalı T.C. A3 Bankası A.Ş. vekili ile 2756 Sayılı F3 Kooperatifi Müdürlüğü vekili başvurmuştur.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişleri tarafından hazırlanan rapora göre; tapu kütüğü üzerine kâğıt parçası yapıştırılarak dolayısıyla tahrif edildiği, kütükte iki malikin alt alta yazılı olduğu satırın çizilerek (dolayısıyla kütükteki mülkiyet kayıtları usulsüz biçimde iptal edilerek) hemen altındaki 4. satıra “K10 – …” yazıldığı; böylece kütükte K10 adlı kişinin malik olarak görünmeye başladığı , daha sonra, bu kaydın hemen altındaki 5. satıra “K9 yazıldığı; bu kişilerin kaydının tümüyle yolsuz olduğu; belirtilen usulsüz yazımların (yazıların) üzerinin karalandığı; karalanan bölümün üzerine (yazıları kapatacak boyutta ve kütüğün malik bölümüyle aynı görünüme sahip, dikdörtgen şeklinde) bir kâğıt parçası yapıştırıldığı; bu kâğıt parçasının üzerine, yine yolsuz teşkil eden çeşitli isimler (malik kayıtları) yapıldığı;

İlk satırına: “Maliye Hâzinesi – Tapulama…” yazıldıktan sonra çizilerek;

İkinci satırına: “Maliye Hâzinesi (1/2 hisse) hükmen tescil
Üçüncü satırına : “K34 (1/2 hisse) hükmen tescil” yazıldıktan sonra her iki kayıt da çizilerek;

Son satıra “K33 – Mustafa – Hükmen -14.10.20131. 613 y.” yazıldığı;

Burada, orijinal sayfadaki kayıtlardan K10 ve K9 isimlerinin yolsuz tescil oluşturduğu; yapıştırılan ilk kağıt üzerindeki kayıtlardan ise 4. satırdakinin yolsuz teşçil oluşturduğunun kesin olduğu;

Yapıştırılan ilk kâğıdın üzerine ikinci bir kâğıt daha yapıştırıldığı; bu kâğıdın da altındaki kayıtların üzerini örttüğü (dolayısıyla, alttaki yazıların okunmasının çok güçleştiği); bu kâğıdın üzerine, gerçek malik olan Maliye Hâzinesini malik olarak gösterecek yazımın (Maliye hâzinesi – Tapulama – 13.10.1984 – 985 şeklinde ve tam hisseyle) yapıldığı; böylece, son kayıt île, kütükle, 1/2 hisseyle gerçek malik olanlardan Maliye Hazinesinin tam hisseli malik olarak görünmeye başladığı; oysa taşınmazın 1/2’sinin K34’e ait olduğu; özetle, kütük üzerinde (kalemle) çeşitli yolsuz tesciller yapıldığı, kütüğün (kâğıt yapıştırılarak) tahlif edildiği; nihai olarak (inceleme tarihimiz itibariyle), gerçek maliklerden biri olan Maliye Hâzinesinin tam hisseyle tescil edildiği; kütükteki kayıt durumunun buraya kadar belirtilen ve olarak gerçekleştirilen yolsuz kayıt ve tahrifler sonucu bu hale geldiği, kütükteki yolsuz kayıt ve tahrif fiillerinin yanında elektronik sicilde de, TAKBÎS veri düzeltme işlevi kullanılarak usulsüz ve yolsuz bir takım işlemler/düzeltmeler ve bilahare TAKBİS’ten başvuru alınarak ipotekler yapıldığı; bunlara baktığımızda;
12.11.2014 tarihinde (Maliye Hâzinesi ve K34 l/2’şer oranında) malik iken K11’in (TAKDİS veri düzeltmesiyle) tam hisseyle malik haline getirildiği;
17.11.2014 tarihinde Maliye Hazînesinin (TAKBİS veri düzeltmesiyle) tam hisseyle malik hale getirildiği;
13.2.2015 tarihinde, bu parselin (314 ada 4 parsel) evveliyatı olan 431 parselin (TAKBİS veri düzeltmesiyle) aktif hale getirildiği; böylece, ayın zeminin hem eski (431) hem de yeni (314 ada 4) parsel olarak (mükerrer) var olmaya başladığı;
13.2.2015 tarihinde, pasif olması gereken 431 parselde K9’ın (TAKBİS veri düzeltmesiyle) tam hisseyle malik haline getirildiği ve takınmazın cinsinin (daha önce tanm arazisi iken) tarla haline getirildiği;

Yolsuz tescil ile malik olan K9’ın taşınmazı, 2756 Sayılı F3 Kefalet Kooperatifine 700,000 TL limitle ipotek ettirdiği; ipotek işleminin safahatının şöyle olduğu; 13-2-2015 tarihinde veri düzeltme yoluyla (yukarıda belirtildiği gibi) K9’ın malik haline geldiği; 6.2.2015 tarihinde K35 adlı bir kişinin başvurusuyla taşınmaz tevhidi işlem türüyle açılan ve bu taşınmazla hiçbir ilgisi olmayan 97 numaralı başvuruya (K9’ın ipotek isteminde bulunması Üzerine) ipotek işlem türüyle devam etmek ve işlemin o günkü (işlemin/fiilin gerçekleştirildiği günkü) yevmiye deflerinde görünmemesi- böyleee cari günün yevmiye defterinin dökümünü esas alarak kontrol yapan idarecinin usulsüz fiilin farkına varmamasını sağlamak üzere işleme eski tarihli (25.2,2013) bir yevmiyeyi (80) vermek suretiyle 13.2.2015 tarihinde 16:28’de ipoteğin resmi senetsiz (onama ipoteğişeklinde) K36 tarafından tek imzayla elektronik ortamda gerçekleştirildiği; elektronik ortamda gerçekleşen ve dolayısıyla elektronik sicile otomatik olarak yansıyan ipoteğin kütüğe (kalemle) yazılmadığı;
13.2.2015 tarihinde (ipoteğin yapıldığı gün ve aynı dakikalarda), K9 adına kayıtlı ve üzerinde ipotek bulunan (taşınmazın kaydında usulsüz olarak tescil edilmiş olan) 700,000 TL limitli ipoteğin yevmiye numarasının 25.2.2013 tarih yevmiye iken 13.2.2015 tarih 103 yevmiye olarak değiştirildiği (buradaki amacın, verilecek ipotek belgesindeki eski tarihin şüphe doğurmamasının sağlandığı,
17.2.2015 tarihinde, usulsüz tescil ile elektronik sicilde malik olarak görünen K9’ın kaydının pasif hale getirilerek (diğer bir ifadeyle “silinerek”) taşınmazın gerçek malikleri olan Maliye Hazînesi (1/2 hisse) ve K34 (1/2 hisse) adlarına kayıtlı hale getirildiği, üzerindeki ipoteğin de aynı dakikalar içerisinde pasif hale getirildiği;

16-9-2015 tarihinde K33’in (TAKBİS veri düzeltmesiyle) tam hisseyle malik haline getirildiği; C. Başsavcılığı 2016/757 hazırlık sayılı soruşturma dosyasında ise bu parsele, 110 ada 19 parsele ve 110 ada 27 parsele ait 3 adet senedinin bulunduğu, tapu senetlerinin, tapu senedi yenileme işlemi yapılarak TAKBÎS’ten K36 tarafından alındığı, yani, örneğin satış yapıldığı gün TAKBİS’ten alınan tapu senetleri olmadığı, sonradan (yenileme amaçlı) tapu senedi çıkarılması işlemi sonucu TAKBÎS’ten elde edilen bir tapu senedi olduğu; tapu senedi üzerinde 3.11.2014 tarih 705 yevmiye bilgisinin bulunduğu; 110 ada 19 parsel sayılı taşınmaza ait tapunun üzerinde 27.1.2014 tarih 31 yevmiye bilgisinin bulunduğu; 110 ada 27 parsel saydı taşınmaza ait tapunun üzerinde de 27.1.2014 tarih 31 yevmiye bilgisinin bulunduğu; bu bilgilerin K33’in taşınmazı edindiğini düşündüğü tarihlerden ve yıllardan çok farklı olduğu, çünkü, K33’in taşınmazlan 2015 yılında edindiği, bu durumun ciddi bir çelişki oluşturduğu ve K33’in iyi niyet iddiasına şüphe ile yaklaşılmasını haklı kıldığı görülmektedir,)

Yolsuz tescil ile malik olan K33’in, taşınmazı, T.C. A3 Bankası lehine 1.000.000.-TL bedelle ipotek ettirdiği; ipoteğin, 22.9.2015 tarihinde, normal bir şekilde TAKBİS’ten başvuru alınarak (944 numaralı başvuru) resmi senetsiz (onama ipoteği şeklinde) 754 yevmiye numarasıyla tescil edildiği: işlemin tek imzayla K36 tarafından yapıldığı; ipoteğin elektronik sicilde (TAKBİS’ten işlem yapılması sonucu) otomatik olarak oluştuğu, ancak kütüğe (kalemle) tescil edilmediği; bu ipotek işleminin 6 adet parseli kapsadığı (110 ada 27, 227 ada 14, 227 ada 15, 314 ada 11,314 ada 4, 524 ada 1 parsellerdir); ipotek işlemine ilişkin olarak arşivde ıslak imzalı hiçbir belgenin mevcut olmadığı; elektronik sicilde taralı bîr belgenin mevcut olduğu (ayrıca, ilgili bankada da ipotek belgesinin mevcut olduğu); Yukarıda belirtilen, veri düzeltmesiyle gerçekleştirilen usulsüz ve yolsuz mülkiyet kayıtları sırasında isimleri geçen kişilere sahte tapu senetleri verilmiş olabileceği, elektronik sicilde aktif ve maliye hâzinesi (1/2 hisse) ve K34 (1/2 hisse) adlarına kayıtlı göründüğü; üzerindeki ipoteğin ise (yukarıda belirtildiği gibi, TAKBİS veri düzeltme işlevi kullanılarak pasif hale getirildiği için) çizili göründüğü; kütükte ise bu parselin 314 ada 4 parsel olarak kaydının tutulduğu (431 parsel numarası değişirken yeni bir sayfa açılmayıp parsel numarası 314 ada 4 parsel olarak -usulüne uygun biçimde- düzeltildiğinden kütükte iki ayrı sayfa olmadığına dikkat edilmelidir);
314 ada 4 parselin ise, kütükte (sayfanın tahrif edildiği yukarıda belirtilmişti) Maliye Hazinesi adına ve (ipotekler kütüğe yazılmadığından) ipoteksiz göründüğü (rehinler sayfasının boş olduğu); elektronik sicilde ise, K33 adına tam hisseyle kayıtlı ve A3 Bankasına ipotekli göründüğü şeklinde olduğu belirtilmektedir.

Tapuda yukarıda belirtilen, veri düzeltmesiyle gerçekleştirilen usulsüz ve yolsuz mülkiyet kayıtları sırasında isimleri geçen kişilere sahte tapu senetleri veren, ipoteği resmi senetsiz tasdik eden tapu kütüğünde ve TAKBİS’te tahrifat yapan K36’ın davada taraf olmadığı hakkında dava açılmadığı, Savcılık soruşturması olduğu görülmektedir.

Yine tapuda, kütükte ve TAKBİS kayıtlarında yapılan usulsüz işlemler, tahrifat gibi eylemler nedeniyle Hasanbeyli Tapu Sicil Müdürlüğü görev alanında bulunan taşınmazlarda evrakta sahtecilik yapılmak, suretiyle işlemler yapıldığı anlaşılmış olup bu konu ile ilgili olarak Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/757 Soruşturma numarası ile soruşturma yürütüldüğü, Davalının dilekçesine göre yine Tapu Sicil Müdürlüğü, İl/ İlçe Tarım Müdürlükleri ve A3 Odalarındaki çalışanlar hakkında bu işlemlerle ilgili usulsüzlüğün olup olmadığının araştırılması ve faillerin cezalandırılması için Adana Cumhuriyet Başsavcılığına 2016/34633 soruşturma numaralı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı Durdana’ye verilen kredi ile ilgili olarak K33’in Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ifa etmediğinden ve hakkında 11/05/2016 tarihinde Adana 6. İcra Müdürlüğü’nde 2016/6912 Esas sayılı dosya numarasıyla Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluyla ve 17/05/2016 tarihinde de Adana 7. İcra Müdürlüğünde 2016/7284 Esas sayılı dosya numarasıyla İlamlı olarak İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla 545.368,07 TL lik borcun tahsili için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe geçildiği, davalıya kredi verildiği, ödenmediği anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi ayni haklar, kütüğe tescil ile doğar, sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır” (TMK. m. 1022/1). “Kurulması kanunen tescile tabi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz” (TMK. m. 1021/1). değinilen yasa hükümlerinde öngörüldüğü üzere, hukukumuzda ayni hakkın doğumu veya ortadan kaldırılması tescil işleminin yapılmış olmasına bağlı olup başka bir deyişle bir hak tescil edilmedikçe ayni hak niteliğini kazanamaz.

Tapu Sicil Tüzüğü’nün 85. maddesi “Kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re’sen dava açılır. İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir. (Değişik son fıkra: 8/11/2004-2004/8109 K.)

Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re’sen düzeltme yapılır” şeklinde olup, doğrudan dava açmaya engel bir yasal düzenleme içermemektedir. Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olacağı, TMK.nın 1007. maddesinde düzenlenen sorumluluğun kusursuz sorumluluk olup, bu madde kapsamında Hazinenin tazminat davasına muhatap ve tazminata mahkum olabileceği gözetildiğinde, eldeki davanın açılmasında ve sonuçlandırılmasında davacı idarenin hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur. (
1.
Hukuk
Dairesi
Esas No:
2012/1785
Karar No:
2012/2199
)

Dava dosyasında ve davalılar ile ilgili Tapu sicil Müdürlüğünce ve diğer kurumlarca düzenlenmiş/ onaylanmış belgelere (Tapu ve İpotek belgesi ve ipotek senetleri vs.) istinaden kullandırılan krediye, davaya konu taşınmazı teminat olarak alırken kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermiş olmaları gerektiği, ayrıca Banka ve kooperatif personeli tarafından tapu siciline güven ilkesine uygun bir şekilde hareket edilmiş olup olmamasının da gözetilerek, TMK. 1023. Maddesi ” Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan 3. Kişinin bu kazanımı korunacağı, Tapu Sicil kayıtlarının kanuna, tüzük yahut yönetmeliğe aykırı tutulmasından doğacak zararlardan devletin kusursuz sorumluluğu bulunmakta olduğu, ayrıca tapuda sahtecilik yapıldığı iddiasıyla ilgili olarak görevliler hakkında resmi evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/757 Soruşturma numarası ve Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2016/34633 hazırlık soruşturma numarası ile soruşturma yürütüldüğünden sonucunun beklenmesi gerekirken, yine davalıların bir kısmının kütükte tahrifat yapılarak malik oldukları kredi aldıkları tapu kaydı ibraz ettikleri, diğer 2 daavalının TAKBİS’te malik oldukları anlaşılmakla tapu memuru ile ilişkisi araştırılması gerekir iken mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, yine Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişleri tarafından hazırlanan rapora göre soruşturma açıldığı halen derdest olması nedeniyle verilecek kararın bu dosyayı etkileyeceği (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.1998 gün 1998/19-523 E., 1998/508 K. sayılı; 06.02.2002 günlü yine 2002/19-16 E. 2002/47 K. sayılı ve 01.05.2002 günlü ,yine 2002/10-345 E., 2002/342 K., 2012/4-800 E. SK) anlaşılmakla hukuk davasına konu olay sebebiyle açılan ceza davasında, ceza mahkemesince saptanan maddi olguların TBK 74 maddesi (BK 53 maddesi) uyarınca hukuk hakimini bağlayacağı” hususuna işaret olunmuştur.

Toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamak ile birlikte yukarıda belirtilen hususların incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiği kanaatine varıldığından, davalıların istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-a-6 bendi uyarınca kabul edilip kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Bozma sonrası yapılan yargılamada İstinaf ilamının gereği olarak soruşturma dosyaları beklenilmiştir. Ancak karar tarihine kadar soruşturma dosyalarında herhangi bir gelişme olmamıştır. Tapu sicili üzerindeki yolsuzluklar 2015 yılında yapılmış, 2016 yılında başlanılan soruşturma dosyaları hala tekemmül etmemiştir. Soruşturma dosyasının halen derdest olması, şüphelilerin firari olması, işbu soruşturma dosyasında toplanan delilerin dosyamız arasına alınmış olması, sahtecilik suçlarından yapılan soruşturmada şüpheliler hakkında verilebilecek olası bir takipsizlik kararının mahkememiz dosyasındaki tescillerin hukuki niteliğini değiştirmeyeceği, şüphelilerin aranmasına devam edilen soruşturma dosyasının beklenilmesinin mahkememizde yapılan yargılamayı belirsiz süreli olarak geciktireceği, zira şüphelilerin ne zaman yakalanacağı veya yakalanıp yakalanmayacağının belli olmadığı, her ne kadar İstinaf ilamında soruşturma dosyalarının beklenilmesi gerektiği yönünde içtihat edilmiş ise de soruşturma dosyalarınde bir gelişme yaşanmadığı gözetildiğinde dosyanın sürüncemede kaldığı bu durumun adil yargılanma hakkının bir uzantısı olan makul sürede yargılanma hakkının ihlaline neden olabileceği, dosyamız arasında davaya konu taşınmazlar bakımından gerekli ve yeterli araştırmanın yapıldığı gözetilerek mahkememizin 23/09/2020 tarihli celsesinde ara karar ilesoruşturma dosyalarının sonucunun beklenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiştir.

Yargıtay1.HukukDairesi’nin 2019/4332esas ve 2021/222karar sayılı ilamı ile;”Davacı, Hasanbeyli Tapu Müdürlüğü görevlisi dava dışı K36 tarafından Hazine adına kayıtlı dava konusu 314 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ilgisi olmaksızın 10.04.2013 tarih 161 yevmiye numaralı işlem ile davalı
K38 adına kaydedildiğini, 25.08.2015 tarihinde tekrar Hazine adına kaydedildiğini, 27.08.2015 tarihinde ise tekrar
K38 adına tescil edilerek tek imzayla davalı
F2
Bank lehine 140.000 TL’lik ipotek konulduğunu, işlemlerde harç ödenmemesi, değer farkı gibi hususlar dikkate alındığında davalıların iyiniyetli olmadığını ileri sürerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılarak tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı F2 Bankası, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı K38, yolsuz tescil ile ilgisinin olmadığını, tapuya düzeltilmesi için muvafakatname verdiğini beyan etmiştir.

Mahkemece, davalıların iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı F2 Bankası vekili tarafından istinafı üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı F2 Bankası A.Ş. vekili tarafından sürisinde temyiz edilmiş olmakla; Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı F2 Bankası A.Ş.’nin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA karar verilmiş olup
; Belirtilen karar ve aynı olay nedeni ile Yargıtay onayından geçen emsal kararlara göre cezasoruşturma dosyalarının sonucunun beklenilmesinden vazgeçilmesinde dava ve usul ekonomisi ilkesi de nazara alınarak bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yine bu dosyada Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde;dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi,
A29 mahallesi, 314 ada, 13 parsel sayılı taşınmazın 18.06.2015 tarihinde tapu müdürlüğünde yapılan yolsuz işlem ile davalı
K38 adına kaydedildiği, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerinin düzenlediği rapor ,yolsuz tescilin üzerinden fazla bir zaman geçmeden
F2
Bankası Islahiye şubesine 27.08.2015 tarihinde çektiği kredi borcuna karşılık taşınmazı 140.000.00 TL limitli ipotek işlemi yapıldığı, davalının bu durumda bilinçli olarak yolsuz tescile iştirak ettiği, mahkememizin 2016/60 Esas sayılı dava dosyasında da Hasanbeyli A30 185 ada, 6 parsel sayılı taşınmazın tapu sicilinde yolsuz tescil yapılarak davalı
K38 lehine 17/08/2013 tarihinde 90.000 TL bedelli ipotek tesis edilmesi nedeniyle aynı nitelikte dava bulunması diğer davalı
F2 bankası Islahiye şubesi yetkililerinin ise kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermeden,ipotek alının taşınmaz hakkında gerekli araştırmayı yapmadan,verilen krediye göre değeri çok düşük taşınmazı teminat alarak, kredi için kefil bile almadan, yüksek miktarda dayanaksız kredi verdikleri,davalı bankanın kendi personellerinin hatalı ve kasıtlı yanlışlarından sorumlu olması gerektiği, bu kadar yüksek miktardaki kredinin tahsisinden banka yönetiminin habersiz olmasının mümkün olmadığı kanaati ile,tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne,dava konusu taşınmazın kaydındaki ipoteğin de kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Davanın KABULÜ ile Dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi, A29 mahallesi, 314 ada, 13 parsel sayılı taşınmazın davalı K38 adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline,
Davalı taşınmazın tapu kaydındaki davalı Halkbankası İslahiye Şubesi adına tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına,
Alınması gerekli 4.780,00 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafça yapılan 253,80 TL keşif harcı, 400,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL araç ücreti, 211,20 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 915,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT. Uyarınca 8.045,85 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ,karar belirtildiği ananmıştır.

Yargıtay
1.
H ukuk
D airesi
‘nin
2019/
3719 esas ve 202
0
/
6453 karar sayılı ilamı ile;
”Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu Osmaniye ili,Hasanbeyli ilçesi,
A29 mahallesi, 325 ada, 302 parsel sayılı taşınmazın 15.11.2015 tarihinde tapu müdürlüğünde yapılan yolsuz işlem ile davalı K39 adına kaydedildiği, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerinin düzenlediği rapor ve davalının dosya arasına alınan cevap dilekçesi gözönüne alındığında, davalı Cihan’ın tapu müdürlüğündeki işlemlerden haberdar olduğu,taşınmaz alımı ile ilgili herhangi bir bedel ödediğini iddia etmediği,yolsuz tescilin üzerinden fazla bir zaman geçmeden
A3
Bankası A31 şubesine 29.15.2015 tarihinde kredi başvurusu yaparak, yüksek miktarda kredi çekmek suretiyle, dava konusu taşınmazı 1.000.000.00 TL limitli ipotek işlemi yaptırdığı, davalının bu durumda bilinçli olarak yolsuz tescile iştirak ettiği, diğer davalı
A3
Bankası A31 şubesi yetkililerinin ise kendinden beklenen dikkat ve özeni göstermeden, ipotek alınan taşınmazlar hakkında gerekli araştırmayı yapmadan, verilen krediye göre değeri düşük taşınmazları teminat alarak, kredi için kefil bile almadan, dava konusu taşınmaz gibi Hasanbeyli ilçesindeki başka taşınmazlar üzerine de aynı nitelikte birçok ipotek işlemi yaptıkları ve birçok kişiye yüksek miktarda dayanaksız kredi verdikleri, bu nitelikte mahkememizde görülen yaklaşık 40 dava dosyasının bulunduğu, söz konsu krediyi onaylayan görevliler hakkında disiplin cezası verilmiş olması, davalı bankanın kendi personellerinin hatalı ve kasıtlı yanlışlarından sorumlu olması gerektiği,bu kadar yüksek miktardaki kredilerin tahsisinden banka yönetiminin habersiz olmasının mümkün olmadığı kanaati ile, tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne, dava konusu taşınmazın kaydındaki ipoteğin de kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Davanın KABULÜ ile dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi,
A29 mahallesi, 325 ada, 302 parsel sayılı taşınmazın davalı
K39 adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın yolsuz tescilden önceki malikleri olan K46…,,,
K40 oğlu (4/20),
K29

K40 oğlu (4/20),
K43

K40 oğlu (4/20),
K35

K40 oğlu (4/20),
K41
,
K42 oğlu (1/20),
K40
K42 oğlu (1/20),
K45
K42 oğlu (1/20),
K44
K42 kızı (1/20) adlarına tapuya kayıt ve tesciline,
Davalı taşınmazın tapu kaydındaki davalı A3 Bankası Adana/A31 Şubesi lehine 10/12/2015 tarih ve 923 yevmiye numarası ile tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına, a lınması gerekli
27.625,74 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, d avacı tarafça yapılan 253,80 TL keşif harcı, 400,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL araç ücreti, 217,80 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 921,60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, d avacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT. Uyarınca 30.126,69 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve Yargıtay tarafından onanmıştır.

Belirtilen içtihatlar Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi Tapu Sicil Müdürlüğünde ve takbiste başka taşınmazlarda yapılan yolsuz işlemler nedeni ile davanın kabulüne karar verilmiş, harç ve yargılama giderleri yönünden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiş, karar Yargıtayca onanmıştır.

Belirtilen nedenlerle A3
Bankası A.Ş. vekili ile F3
Kooperatifi Müdürlüğü vekilinin yargılama giderleri yönünden istinafının yerinde olmadığı, Davalı K9 tarafından 700.000TL bedelle F1 Kooperatifine, ipotek verildiği,taşınmazın değerine göre tesis edilen ipotek bedelinin çok yüksek olduğu, davalı K33 tarafından A3 Bankası A31 şubesine 22.09.2015 tarihinde kredi başvurusu yaparak,yüksek miktarda kredi çekmek suretiyle, dava konusu taşınmazı 1.000.000.00TL limitli ipotek işlemi yaptırdığı, davalının bu durumda bilinçli olarak yolsuz tescile iştirak ettiği,diğer davalı A3 Bankası A31 Şubesi yetkililerinin ise kendinden beklenen dikkat ve özeni göstermeden,ipotek alının taşınmazlar hakkında gerekli araştırmayı yapmadan, verilen krediye göre değeri düşük taşınmazları teminat alarak, kredi için kefil bile almadan, dava konusu taşınmaz gibi Hasanbeyli ilçesindeki başka taşınmazlar üzerine de aynı nitelikte birçok ipotek işlemi yaptıkları ve birçok kişiye yüksek miktarda dayanaksız kredi verdikleri iyi niyetli olmadıkları anlaşılmakla sorumlu olduklarına ilişkin mahkeme kararı doğrudur.

Yalnız Hazine 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/j maddesine göre harçtan muaf olup, Hazine’den harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

Ancak dosya içeriğine göre
; Dava konusu Osmaniye ili, Hasanbeyli ilçesi, A29 mahallesi, 314 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın davalı K33 adına olan tapu kaydının iptali ile yolsuz tescilden önceki gerçek malikleri olan 1/2 hissesinin Maliye Hazinesi adına, 1/2 hissesinin ise Osmaniye 1. Sulh hukuk Mahkemesinin 2018/262 Esas, 2018/235 Karar sayılı veraset ilamında belirlenen hisseleri oranında K34’in mirasçıları tapuya kayıt ve tesciline, davalı taşınmazın tapu kaydındaki davalı A3 Bankası Adana/A31 Şubesi lehine 22/09/2015 tarih ve 754 yevmiye numarası ile tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiş ise de; gerçek malik K34 ölü olup, veraset ilamı dosya içerisinde olmakla beraber mirasçıları dosyada davalı-davacı olarak dahil edilmemiş, davacı yanında davaya katılmamış, Maliye Hazinesi de karar başlığında ve Uyap sisteminde davalı-davacı olarak değil ilgili kişi olarak gösterilmiş yani davada taraf olmayan, ihbar olunan kişiler adına tescil kararı verilmiş olup, bu husus usul ve kanuna aykırıdır.

Bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4. ve 6. bentleri uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Osmaniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/09/2020 tarih ve 2019/39 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurularının,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4. ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,

5-
İstinaf eden tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.01/11/2021

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!