TBK Madde 529 Vekâletsiz işgörme: İşin işsahibinin menfaatine yapılması hâlinde

Özet 2 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 529, vekâletsiz işgörme işsahibinin menfaatine yapılmışsa işsahibi, işgörenin durumun gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masraflarını faiziyle ödemek, gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür; bu yükümlülük, umulan sonuç gerçekleşmese bile işi yaparken gereken özeni gösteren işgören için de geçerlidir. İşgören, yaptığı giderleri alamazsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ayırıp alma hakkına sahiptir.

Resmi Metin

İşin işsahibinin menfaatine yapılması hâlinde

Madde 529- (1) İşsahibi, işin kendi menfaatine yapılması hâlinde, işgörenin, durumun gereğine göre zorunlu ve yararlı bulunan bütün masrafları faiziyle ödemek ve gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek ve hâkimin takdir edeceği zararı gidermekle yükümlüdür. Bu hüküm, umulan sonuç gerçekleşmemiş olsa bile, işi yaparken gereken özeni göstermiş olan işgören hakkında da uygulanır.

(2) İşgören, yapmış olduğu giderleri alamadığı takdirde, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ayırıp alma hakkına sahiptir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Vekaletsiz iş görmede bu hüküm, iş gerçekten işsahibinin menfaatine yapıldığında işgöreni geniş biçimde korur: işsahibi yalnız zorunlu ve yararlı masrafları değil, bunların faizini de öder, işgörenin o işi görürken üstlendiği edimleri ifa eder ve hâkimin takdir edeceği zararı giderir. Pratikte kritik ayrım şudur: sonuç istenildiği gibi çıkmasa bile, gereken özeni göstermiş işgören yine bu geniş korumadan yararlanır; yani başarı değil, özenli davranış esas alınır. Sık yapılan hata, bu maddeyi TBK m.530 ile karıştırmaktır; iş işsahibinin menfaatine değilse işgörenin talebi yalnızca sebepsiz zenginleşme ölçüsüyle sınırlı kalır, buradaki masraf+edim+zarar kalemleri istenemez. Vekaletsiz işgören olarak talepte bulunurken menfaat unsurunu ve gösterilen özeni delillendirmek, hangi rejimin uygulanacağını belirlediği için hayatidir. İşgören masraflarını tahsil edemezse, eklediği şeyleri sebepsiz zenginleşme kurallarına göre ayırıp geri alma hakkını da unutmamalıdır.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 529. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 413 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 529 uncu maddesinde, işin işsahibi yararına yapılması halinde, işsahibinin hak ve borçları düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 413 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. İş sahibinin hakları ve borçları / I. İş sahibinin menfaatine yapıldığı halde” şeklindeki ibareler, Tasarıda “B. İşsahibinin hak ve borçları / I. İşin işsahibinin menfaatine yapılması halinde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 413 üncü maddesi üç fıkradan oluştuğu halde, bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları, birbiriyle bağlantılı konuların düzenlendiği göz önünde tutularak, Tasarının 529 uncu maddesinin birinci fıkrası olarak, tek fıkra halinde, kaleme alınmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 413 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan “bu kabil taahhütlerini ifaya” şeklindeki ibare, Tasarıda “gördüğü iş dolayısıyla üstlendiği edimleri ifa etmek” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 413 üncü maddesinin son fıkrasında kullanılan “haksız bir fiil ile mal iktisabı faslındaki hükümlere göre” şeklindeki ibare, Tasarıda “sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre” şeklinde; “yaptığı şeyi ref ettirebilir.” şeklindeki ibare ise, “ayırıp alma hakkına sahiptir.” şeklinde ifade edilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.529 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3.HD E. 2023/4846 K. 2025/526 Onama

Bir iş, işsahibinin menfaatine yapılmışsa (gerçek vekâletsiz iş görme), işsahibi; işgörenin durumun gereğine göre yaptığı zorunlu ve yararlı bütün masrafları faiziyle ödemek ve üstlendiği edimleri ifa etmekle yükümlüdür. İşgören, yaptığı bu masrafları işsahibinden isteyebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak için iki trafodan oluşan bir dağıtım tesisini (TM ve YG yer altı kablosu) inşa etmiş, geçici kabulü yapılan bu tesis sonradan davalı elektrik dağıtım şirketine devredilmiştir. Davacı, tesise harcadığı yatırım bedelinin güncellenerek faiziyle tahsilini istemiş; davalı ise zamanaşımı ve husumet itirazlarıyla, talebin TEDAŞ'a yöneltilmesi gerektiğini ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi gereği bedelin istenemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi davacı lehine hüküm kurmuş, dosya Yargıtay'a taşınmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın hukuki niteliğinin vekâletsiz iş görmeden kaynaklandığını, davalının tazmin sorumluluğunun mülga 818 sayılı BK m.413 (güncel TBK m.529) uyarınca belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, ikincil mevzuata dayalı bedel güncellemesini hatalı bulmuş ve önceki kararı bozmuştur. Bozmaya uyularak, işsahibi konumundaki davalının menfaatine yapılan tesis masrafının avans faiziyle tahsiline hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi kararı, bu kez usul ve yasaya uygun görülerek onanmıştır.

Yargıtay HGK E. 2017/248 K. 2018/1175 Bozma

Batıl (bağlayıcı olmayan) sözleşme kapsamında veya sözleşme dışı görülen işin bedeli, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değil, TBK m.529 anlamında vekâletsiz (gerçek-tam) iş görme kurallarına göre; işgörenin zorunlu ve yararlı masrafları ile yüklenici kârı dâhil edilerek hesaplanır.

Detaylı özeti gör

Uyuşmazlık, davalı konut kooperatifi ile davacı inşaat şirketi arasındaki yapım ve devir sözleşmelerine dayanan iş bedeli alacağından kaynaklanmıştır. Davacı şirket, dava dışı yükleniciden kooperatifin onayıyla devraldığı 3 blokluk (91 konut, 1 dükkan, 3 kapıcı dairesi) inşaatı tamamlayıp yapı kullanma izin belgesini alarak teslim ettiğini, ancak 9 numaralı kesin hakediş ile götürü bedelli işlerin karşılığı olan toplam 200.000 TL'nin ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı kooperatif ise sözleşmeleri imzalayan kişilerin aynı zamanda kooperatifin kurucu ortağı ve yöneticisi olması nedeniyle sözleşmelerin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 59/VI. maddesi uyarınca batıl olduğunu, bu sebeple davacının yalnızca kârsız maliyet bedelini isteyebileceğini savunmuş; yerel mahkeme bu görüşle davayı reddedip Özel Daire bozmasına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, sözleşme batıl olsa da veya sözleşme dışı iş görülse dahi bu işlerin bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değil, mülga 818 sayılı BK m.413 (güncel TBK m.529) çerçevesindeki vekâletsiz gerçek-tam iş görme kurallarına göre, yani işin yapıldığı yıl piyasa fiyatlarıyla ve müteahhit kârı dâhil edilerek hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. Kurul ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunu denetime elverişsiz bulmuş ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.529 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 4. Hukuk Dairesi E. 2025/1502 K. 2025/1073

Yüklenicinin ayıplı bıraktığı işleri kendisi gideren arsa sahibinin masraf ve zarar istemli davasında, dava dilekçesinde TBK m.526 vd. ile özellikle m.529'a dayanılmıştır; daire yalnız olumsuz görev uyuşmazlığını çözerek asliye hukuk mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiş, esasa girmemiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında eksik ve ayıplı işler nedeniyle arsa sahibinin yüklenici şirketten tazminat istediği davada görevli mahkeme çekişme konusu olmuştur. Asliye hukuk mahkemesi, davacının ticaret sicilinde kaydı bulunduğundan tacir sayılacağını belirterek görevsizlik kararı vermiş; asliye ticaret mahkemesi ise davacının tacir sıfatıyla değil arsa sahibi sıfatıyla sözleşmeye taraf olduğunu belirterek karşı görevsizlik kararı vermiştir. Merci tayini için dosyayı inceleyen Daire, ticari davanın ticari iş değil ticari işletme esasına göre belirlendiğini, uyuşmazlığın mutlak ticari dava da olmadığını vurgulayarak genel görevli asliye hukuk mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2021/1252 K. 2025/782 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ilk derece mahkemesi, sözleşmenin tarafı olmayan taşınmaz malikini TBK m.529 ve 530 uyarınca faydalı masraflardan sorumlu tutmuştu; daire ise taraf teşkili eksikliği nedeniyle kararı kamu düzeni gereği kaldırmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı yüklenici, iş sahibiyle imzalanan anahtar teslimi tadilat sözleşmesi kapsamında spor kompleksinde yaptığı imalatların bedelini, taşınmaz malikinin de sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek istemiştir. İlk derece mahkemesi davanın kabulü ile 418.120,00 TL'nin (taşınmaz maliki davalı yönünden 94.500,00 TL ile sınırlı olarak) tahsiline karar vermiş; davacı ile bu davalı istinafa başvurmuş, davalının istemi ek kararla süre yönünden reddedilmiştir. Daire, hükme esas bilirkişi raporunda ve tebligatın usulüne uygunluğunda isabetsizlik görmeyerek her iki istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; ancak sözleşmede imzası bulunan yüklenicilerin mecburi dava arkadaşı olduğu ve taraf teşkili sağlanmadan yargılamanın sürdürülemeyeceği gerekçesiyle kamu düzeni nedeniyle kararı re'sen kaldırmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!