TBK Madde 401 Ücret ödeme borcu: a. Genel olarak

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 401, işverene işçiye ücret ödeme borcu yükler; ücret sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenir, sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise işveren asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti öder.

Resmi Metin

a. Genel olarak

Madde 401- İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

TBK m.401, işverenin asli edim borcu olan ücret ödemenin kaynağını ve alt sınırını belirleyen genel kuraldır. Ücretin belirlenmesinde sıra nettir: önce sözleşme veya toplu iş sözleşmesindeki tutar; taraflar bir miktar kararlaştırmamışsa asgari ücretin altında kalmamak koşuluyla emsal ücret devreye girer. Bu, ücretin sözleşmede hiç konuşulmamış olmasının işvereni borçtan kurtarmadığını gösterir; hakim, işin niteliği ve yöre uygulamasına göre emsal ücreti tespit eder. Asgari ücret emredici taban olduğundan, altında kararlaştırma o kısım yönünden geçersizdir ve işçi farkı isteyebilir. Uygulamada sık karışan nokta şudur: İş Kanunu (4857) kapsamındaki işçiye o kanunun ücret hükümleri özel ve öncelikli uygulanır; TBK m.401 genel bir çerçeve olup İş Kanunu dışı hizmet ilişkilerine ve İş Kanununun boşluklarına tamamlayıcı işler. Ödemenin zamanı, yeri ve korunması bu maddede değil, TBK m.406 ve devamındaki hükümlerdedir; fazla çalışmanın karşılığı ise ayrıca TBK m.402 uyarınca en az yüzde elli zamlı ödenir. Bir başka yaygın yanılgı, emsal ücreti asgari ücretle eşitlemektir; oysa asgari ücret yalnız alt sınırdır, ispatlanan emsal daha yüksek olabilir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 323 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 337 nci maddesinin birinci fıkrasını kısmen karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 400 üncü maddesinde, işverenin borçlarından biri olan işçiye ücret ödeme borcu genel olarak düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 323 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “III. İş sahibinin borçları / 1. Ücret / a. Miktarı” ile 337 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “IV. Birlikte yaşama” ibareleri, Tasarıda “D. İşverenin borçları / I. Ücret ödeme borcu / 1. Ücret / a. Genel olarak” şekline dönüştürülmüştür.

Maddenin birinci fıkrasına göre, işçiye, sözleşmede veya toplu sözleşmede kararlaştırılan ya da sözleşmede hüküm yoksa, bu konuda alışılmış olan ücret ödenecektir. Fıkrada söz konusu edilen “alışılmış ücret”ten, yasal asgari ücretin altında olmaması koşuluyla, işin niteliğinin gerektirdiği ücret anlaşılmalıdır.

Maddenin ikinci fıkrasında, işçinin işverenle birlikte yaşadığı hallerde, aksine anlaşma veya yerel adet bulunmadıkça, beslenme ve barınmanın ücretin bir bölümünü oluşturacağı belirtilmiştir. Tasarının 417 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu tür çalışmada işverenin işçiye yeterli gıda ve uygun bir barınak sağlamakla yükümlü olması, işçinin kişiliğinin korunması amacıyla kabul edilmiş bir yükümlülüktür. Ancak, fıkrada, bu yükümlülüğün, aksine anlaşma veya yerel adet yoksa, işverenin ücret ödeme borcunun bir bölümünü oluşturacağı kabul edilmiştir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 322 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.401 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/799 K. 2025/255 Direnme Bozuldu

İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı anlamına gelmez; böyle bir hâlde ücret kanun gereği tespit olunur ve miktar, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gözetilerek belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirketin şubesinin acenteye çevrilmesinin ardından imzalanan acentelik sözleşmesinin geçersiz olduğunu, baştan beri işçi olduğunu ileri sürerek kendisinden alınan 25.000,00 USD teminat senedinden borçlu olmadığının tespitini ve işçilik alacaklarını istemiştir. Davalı, davacının kendi isteğiyle acente olduğunu belirtmiştir. İlk derece mahkemesi acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğunu ve davacının aylık net 5.000,00 TL ücretle çalıştığını kabul ederek davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de aynı ücret üzerinden hüküm kurmuştur. Özel Daire, emsal ücret araştırması ve özellikle davacı ile eş pozisyondaki tanığın net 2.600,00 TL beyanı karşısında ücretin bu miktar üzerinden belirlenmesi gerektiğini belirterek bozmuş; Bölge Adliye Mahkemesi usuli kazanılmış hak gerekçesiyle direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davalının cevap dilekçesinde emsal ücret araştırması talep ettiğini ve ücrete istinaf aşamalarında itiraz ettiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2023/397 K. 2023/1163

Ücretin miktarı çekişmeli ise gerçek ücret her türlü delille ispatlanabilir ve ispat yükü işçiye aittir; meslek örgütlerince bildirilen emsal ücretler mahkemeyi bağlamaz, birbiriyle tutarsız oldukları hâlde tek başına esas alınamaz ve işverenden sadır hesap pusulaları ile banka kayıtları esas alınarak gerçek ücret belirlenir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıların ortak girişim olarak üstlendiği Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesinde 11.11.2013 ile fesih tarihi olan 27.09.2018 arasında iş makinesi bakım ve onarım personeli olarak çalıştığını, son net ücretinin 4.000,00 TL olduğunu, ücretinin bir kısmının elden ödendiğini, 2018 yılı Şubat ayından sonra ise tamamının bankadan yatırıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarını istemiştir. Davalılar net ücretin 1.700,00 TL olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, tanık beyanları ve emsal ücret yazı cevaplarına dayanarak ücreti net 3.771,68 TL kabul edip davayı kısmen kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi bu kabulü yerinde bulmuştur. Özel Daire, dilekçedeki elden ödemenin sona erdiği beyanı ile hesap pusulaları karşısında fesih tarihindeki ücretin net 2.650,00 TL olduğu gerekçesiyle bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, emsal ücret bildirimlerinin birbiriyle tutarsız olduğunu belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2022/105 K. 2022/1751 Direnme Bozuldu

Ücret, sözleşmede belirlenmemişse asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret üzerinden ödenir; emsal ücret araştırması yapılırken işçinin görev unvanı ayrıntılı biçimde açıklanmalı ve gerçek hizmet süresi bildirilmelidir, unvanı ve süreyi eksik yansıtan araştırma ücretin tespitine esas alınamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı işyerinin bir şubesinde 03.05.2007-04.07.2011 ve 28.12.2011-14.05.2015 tarihleri arasında pişirici ustası olarak çalıştığını, günlük yevmiyesinin 73 TL olmasına rağmen bordroların asgari ücret üzerinden düzenlendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, fazla çalışma ve genel tatil alacaklarını istemiştir. Davalı, davacının brüt 46,63 TL yevmiye ile çalıştığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Hükme esas alınan hesap, Ticaret Odasının 2016 yılı için bildirdiği 1.500-1.800 TL aralığından uyarlanan brüt 1.557,65 TL ücrete dayanmaktadır. Özel Daire emsal ücret araştırmasını yetersiz bularak kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, yalnızca bir ticaret odasına yazıldığını, davacının görev unvanının ayrıntılı açıklanmadığını ve bildirilen hizmet süresi ile kabul edilen süre arasında farklılık bulunduğunu belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/592 K. 2021/1129 Direnme Bozuldu

Ücretin miktarı öncelikle iş sözleşmesi ile belirlenir; ücrette pazarlık serbestisi iş hukukunun temel ilkesi olup taraflar kanuni asgari ücretin altına inmemek kaydıyla ücreti serbestçe kararlaştırabilirler, bu çerçevede imzaladığı sözleşmede yazılı saat ücretini kabul ederek çalışmayı sürdüren işçi sonradan ücret farkı isteyemez.

Detaylı özeti gör

Davacı işçi, ekonomik kriz nedeniyle 05.01.2009 tarihinde iş sözleşmesi feshedilirken verilen bildirimde kriz sona erdiğinde önceki ücret düzeyi esas alınarak yeniden sözleşme yapma isteğinin korunduğunun yazıldığını, buna rağmen 10.08.2009 tarihinde yeniden işe alınırken fesih tarihindeki 5,94 TL saat ücreti yerine 3,56 TL ile çalıştırıldığını, diğer işçilerin ise eski ücretleriyle başlatıldığını ileri sürerek ücret farkı ve eşit davranma ilkesine aykırılık tazminatı istemiştir. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş, Özel Daire işçinin imzaladığı sözleşmeyle ücreti kabul ettiği ve emekliliğine kadar çalışmayı sürdürdüğü gerekçesiyle kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, ücretin öncelikle iş sözleşmesiyle ve pazarlık serbestisi çerçevesinde belirlendiğini, ileri sürülen farkın kanundaki ayrımcılık sebeplerinden birine girmediğini ve fesih bildirimindeki ifadenin temenni niteliğinde olduğunu belirterek direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2016/2288 K. 2021/62 Direnme Bozuldu

Ücret sözleşmede belirlenmemiş ya da bordroya gerçek miktarıyla yansıtılmamışsa gerçek ücret hâkim tarafından saptanır; bu saptama her türlü delille yapılabildiğinden, tanık anlatımlarıyla ispatlanan günlük yevmiye tutarı üzerinden ücret alacağı hesaplanarak hüküm altına alınır.

Detaylı özeti gör

Davacı, 2012 yılının Ekim ayından itibaren 9 ay süreyle davalı şirketin şantiyesinde taş ustası olarak günlük 90,00 TL yevmiye ile çalıştığını, 37 günlük yevmiyesinin ödenmediğini ileri sürerek ücret alacağını istemiştir. Davalı şirket, işin resmî kurumdan ihaleyle alındığını, tüm çalışanların sigorta girişlerinin yapıldığını, davacının işyerinde çalışmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, çalışma olgusunun kanıtlanamadığı ve tanık beyanlarının çelişkili olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş; Özel Daire tanık beyanlarına göre hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararı bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, tanıkların davacı ile birlikte 3 ilâ 4 ay çalıştıklarını beyan ettiklerini, 37 günlük talep bakımından çelişki bulunmadığını, tanık anlatımlarıyla ispatlanan günlük 80,00 TL yevmiye üzerinden ücret alacağı hesaplanması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

Diğer kararlar (2)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1293 K. 2020/588 Onama

Ücretin sözleşmede kararlaştırılmadığı hâllerde emsal ücret ölçütü devreye girerse de, dosyadaki hak ediş cetvelleri, banka kayıtları, bordrolar ve tanık beyanları ücreti şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya koyuyorsa, ayrıca emsal ücret araştırması yapılmasına gerek bulunmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı asıl işverene ait işyerinde dava dışı alt işveren işçisi olarak 17.02.2006-01.09.2007 tarihleri arasında aylık 1900 USD ücretle çalıştığını, alt işveren aleyhine açtığı davada hüküm altına alınan alacaklar için başlatılan takibin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretini asıl işverenden istemiştir. Davalı, ücretin fahiş olduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme, alt işveren aleyhine kesinleşen kararı esas alarak davayı kabul etmiş; Özel Daire, ücretin tanık beyanlarına göre 3.250,00 TL kabul edilmesini emsal ücret araştırması yapılmadığı gerekçesiyle bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, dosyadaki dört hak ediş cetvelinde günlük 60 USD ücret gösterildiğini, bordrolardaki net maaşlarla bankaya yatan miktarların bir ay hariç aynı olduğunu ve tanık beyanını birlikte değerlendirerek aylık 1800 USD ücretin isabetli olduğunu belirtmiş, emsal ücret araştırmasına gerek görmeden direnme kararını değişik gerekçe ile onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/850 K. 2019/1186 Direnme Bozuldu

Sözleşmede kararlaştırılmayan ücret ekinin miktarı çekişmeli ise, emsal ücret araştırmasının sonuçları ile tanık beyanları birlikte değerlendirilerek belirlenir; yalnızca bir tarafın tanıklarına itibar edilerek araştırma sonuçlarının üst sınırının kabulü hatalıdır.

Detaylı özeti gör

Davacı, uluslararası tır şoförü olarak ayda ortalama 1,5 sefer yaptığını, asgari ücret yanında sefer başına 600 Euro prim aldığını ileri sürerek 22.08.2008 tarihli haklı feshe dayalı kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarını istemiş; davalı şirketler ücretin bordrolarda gösterildiğini savunmuştur. Yerel mahkeme sefer başına 600 Euro prim alındığını kabul ederek davayı kısmen kabul etmiş; Özel Daire, emsal ücret araştırmasında Uluslararası Sürücüler Derneğinin davacının çalıştığı Avrupa ülkeleri için 300-600 Euro prim bildirdiğini, davalı tanığının ise sefer başına 500 Euro beyan ettiğini gözeterek kararı bozmuştur. Mahkeme, davalı tanığının halen davalı şirkette çalıştığı gerekçesiyle direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davacının ağırlıklı olarak İngiltere'ye sefer yaptığını ispat edemediğini, primin gidilen ülkeye göre değiştiğini belirterek sefer başına 500 Euro kabul edilmesi gerektiğini vurgulamış ve direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.401 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 8. Hukuk Dairesi E. 2020/2448 K. 2020/1474 İstinaf Kabulü / Kaldırma

İşe iade davasında daire, hesaplamalara esas ücretin tespitinde göz önünde bulundurulacak düzenlemeler arasında TBK m.401'i saymış; ücret konusunda gerekli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle ilk derece kararını kaldırıp dosyanın mahkemesine iadesine karar vermiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin sözlü olarak feshedildiğini ileri süren hekimin feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, feshin sözlü yapıldığı ve feshin son çare olması ilkesinin gözetilmediği gerekçesiyle davayı kabul etmiş; işe başlatmama tazminatını 5 aylık, boşta geçen süre ücretini 4 aylık brüt ücret üzerinden belirlemiştir. Davalı işveren vekili, hesaplamalara esas ücretin belirlenme yönteminin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Daire, sabit ücrete ek olarak hak ediş adı altında ödeme yapıldığının sabit olduğunu, ücret konusunda gerekli araştırma yapılmadan asgari ücret artış oranlarına göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, ayrıca işe başlatmama tazminatının çıplak, boşta geçen süre ücretinin giydirilmiş ücretten hesaplanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulüne ve kararın kaldırılmasına hükmetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 7. Hukuk Dairesi E. 2018/1226 K. 2019/577 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İşçilik alacakları davasında daire, iş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olmasının sözleşmenin yokluğu anlamına gelmediğini, bu durumda ücretin TBK m.401'in ikinci fıkrasına göre kıdem, meslek unvanı, işin niteliği ve emsal ücretler gözetilerek tespit edileceğini belirtmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, alt işverenler nezdinde çalıştırılan işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve bakiye ücret alacaklarının asıl işverenden tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek kıdem tazminatı ile hakkaniyet indirimi uygulanmış tatil ücretine hükmetmiş, diğer talepleri reddetmiş; karara karşı her iki taraf da istinafa başvurmuştur. Daire, 4857 sayılı Kanun'un 2/6. maddesi uyarınca davalının asıl işveren sıfatıyla alt işverenle birlikte sorumlu olduğunu, husumet itirazının dayanaksız kaldığını; tanık beyanları ve emsal ücret araştırması karşısında işçinin asgari ücretle çalıştığının kabulünün ve tatil ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğunu belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!