Yargıtay HGK E.2025/538 K.2025/919

İlgili madde: TMK Madde 451

MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

EK KARAR TARİHİ : 13.03.2025

SAYISI : 2024/113 E., 2024/110 K.

1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda ek kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

2. Ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi

4. Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; yargılandığı Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/851 Esas, 2018/679 Karar sayılı dosyasında suçtan menfaat sağlayanın IP adres kullanıcısı olduğunu, dosyada müşteki olarak yer alan …bankın dosya ile hiçbir bağlantısının olmadığını, yanlışlıkla müşteki sıfatını aldığını, Tebligat Kanunu’na aykırı olarak tebliğnamenin Mernis adresine gönderildiğini, yokluğunda hüküm kurulduğunu, aynı konuda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar bulunduğunu, üzerine atılı suçun hukuki ihtilaf kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, yasal ve anayasal haklarının ihlâl edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Özel Daire Kararı

5. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli ve 2024/113 Esas, 2024/110 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, ceza mahkemesi hakiminin yargısal faaliyeti nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir. (HMK m.114, m.115 ve m.138)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesinin, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile eklenen ek 3. fıkrasında “…. Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.” hükmü yer almakta olup, 142. maddesi ile de bu davalarda zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir.

Bu yasal düzenleme karşısında mahkememiz görevsiz olduğundan aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçe uyarınca;

1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6545 sayılı Yasa’nın 70. maddesi ile değişik 1 41… . maddeleri ile HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği sebebiyle usulden reddine,

2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine,

3-Takdiren para cezası tayinine yer olmadığına,

4-Adli yardım talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,…” karar verilmiştir.

6. Gerekçeli karar davacı asıl ile vasisine ve davalı Hazineye tebliğ edilmiştir.

7. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarihli ve 2024/113 Esas, 2024/110 Karar sayılı kararı ile, “…Dairemizin 05/12/2024 günlü asıl kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6545 sayılı Yasa’nın 70. maddesi ile değişik 1 41… . maddeleri ile HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği sebebiyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği ve kararın temyiz edilmemesi üzerine 28/01/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler” başlıklı 20/1. maddesinde “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.” hükmünü içermektedir.

Dosya kapsamından görevsizlik kararının 28/01/2025 tarihinde kesinleştiği ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi hususunda talepte bulunulmadığı anlaşılmakla yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçe uyarınca;

1-6100 sayılı …nun 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

2-Alınması gerekli 615,40 TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davanın adli yardımlı açılmış olması nedeniyle HMK’nın 335/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinden geçici koruma sağladığından hazineden karşılanan 2 adet tebligat gideri olan 350,00 TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,…” karar verilmiştir.

Ek Kararın Temyizi

8. Özel Daire ek kararı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.

II. ÖN SORUN

9. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında öncelikle davacının 84… ay 674 gün hapis cezasına hükümlü olarak hâlen cezaevinde olduğu ve dosya içeriğinden birden fazla (iki) vasisinin bulunduğunun anlaşılmasına rağmen Özel Dairece ek kararın davacı asıla Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza infaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla tebliğ edilerek davacı asıl tarafından sunulan temyiz dilekçesi üzerine dosyanın temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği dikkate alındığında davacıya yapılan tebligatın ve davacı asılın temyiz başvurusunun geçerli olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre vesayet kararı da celbedilerek Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 451. maddesi uyarınca davacı tarafından yapılan temyiz başvurusuna vasinin icazet verip vermediği hususunda gerekli usuli işlemlerin yapılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

III. GEREKÇE

10. Öncelikle medeni hakları kullanma ehliyeti konusunda açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.

11. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak elde edebilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez (Hukuk Genel Kurulu, 07.02.2018 tarihli, 2017/4-3121 Esas, 2018/111 Karar).

12. Nitekim TMK’nın “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.” şeklinde kaleme alınan 9. maddesindeki düzenlemeyle Kanun hak elde edebilmeyi ve borç (yükümlülük) altına girebilmeyi fiil ehliyetine bağlamış, 10. maddesinde de fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırt etme gücüne sahip olmayı ve ergin (reşit) olmayı kabul ederek “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir.
13. “Ayırt etme gücü” aynı Kanun’un 13. maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” şeklinde açıklanmış, ayrıca ayırt etme gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir.

14. Türk Medeni Kanunu’nun 14. maddesinde ise ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı belirtildikten sonra 15. maddede Kanun’da gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücüne sahip olmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış olup bu düzenleme uyarınca ayırdetme gücü olmayan kimsenin yaptığı işlemlerin, hiçbir hukuki hüküm ifade etmeyeceği söylenebilir (YHGK, 07.02.2018, 2017/4-3121 Esas, 2018/111 Karar).

15. Öte yandan TMK’nın 16. maddesi uyarınca ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler ise de karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.

16. Vesayeti gerektiren hâllerin düzenlendiği TMK’nın İkinci Ayrımında yer alan 407. maddede;
“Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.

Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir…” hükmü bulunmaktadır.

17. Türk Medeni Kanunu’nun 451. maddesinde ise “Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir.

Yapılan işlem diğer tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde onanmazsa, diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.

18. Somut olayda dosya içeriğine göre davacının 84… ay 674 gün hapis cezasına hükümlü olarak cezaevinde olduğu, Ankara Batı 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/269 Esas, 2021/422 Karar sayılı ve 03.06.2021 kesinleşme tarihli kararı ile kısıtlanarak kızı …’in vasi olarak atandığı, Ankara Batı 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.11.2024 tarihli ek kararında ise … isimli vasinin dava açma ve husumete izin talebi kabul edilerek vasiler … ve …’ya izin ve yetki verildiği, Özel Dairenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ek kararının ise davacı asıla Sungurlu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla tebliğ edildiği, davacının kararı temyiz etmesi üzerine dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılmıştır.

19. Yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular kapsamında ön sorun değerlendirildiğinde; davacının cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu ve kısıtlı olduğu, birden fazla vasisinin mevcut olduğu anlaşılmakla vesayet kararı da celbedilerek davacının vasisine veya vasilerine“kanuni süre içinde mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde kısıtlı tarafından yapılmış olan temyize icazet vermiş sayılacağı, temyizi kabul etmiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” açıklama ve ihtaratı içerir biçimde tebligat çıkarıldıktan sonra sonucuna göre işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesi gerekmiştir.

IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Yukarıda belirtilen eksikliklerin tamamlanması için dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 07 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!