MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/726 E., 2023/114 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 22.09.2022 tarihli ve 2022/2900 Esas, 2022/12522 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki irtifak hakkının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin malik olduğu İstanbul ili Üsküdar ilçesi … Mahallesi 10 09… parsel sayılı taşınmaz üzerinden Ümraniye-Vaniköy elektrik iletim hattının geçmesi nedeniyle Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın 14.03.1959 tarihli ve 906 sayılı yazıları ile irtifak hakkı tesis edilerek taşınmazın tapu kaydına işlendiğini, elektrik iletim hattının 03.10.2012 tarih ve … numaralı karar ile yer altına alınarak caddeden geçirildiğini ve taşınmazla ilgisinin kalmadığını, davalı idarenin taşınmaz üzerindeki şerhi kaldırmadığını, aradan 57 yıl gibi uzun bir süre geçtiğini ileri sürerek tapu kaydındaki irtifak hakkının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde, irtifak hakkının daimi nitelikte olduğunu, süre sınırlamasının söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinden geçen nakil hattının yer altına alınması nedeniyle üstten geçen hattın müvekkili idare tarafından söküldüğünü, bu durumda irtifak hakkının terkini işleminin bedeli mukabilinde yapılacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2019 tarihli ve 2017/390 Esas, 2019/60 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 10 09… parselde kayıtlı bulunan taşınmaza davalı idare tarafından yüksek gerilim enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle 1961 yılında irtifak hakkı tesis edildiği, enerji nakil hattının yer altına alındığı ve üstten geçen hattın davalı idare tarafından sökülmüş olduğu, kullanılmayan hat nedeniyle irtifakın ekonomik değerinin kalmadığı ve buna ilişkin hakkın terkinine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10 09… parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydında bulunan ve davalı lehine tesis edilmiş olan irtifak hakkının tapu kaydından terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli ve 2020/545 Esas, 2021/1915 Karar sayılı kararıyla; davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
”…Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı idarenin 04.04.1961 tarihinde dava konusu 10 09… parsel sayılı taşınmaz üzerinde irtifak hakkı tescil ettirdiği, davacının 12.10.2017 tarihinde açtığı işbu dava ile dava konusu taşınmaz üzerindeki enerji nakil hattının fiili olarak ortadan kalkması sonucu irtifak hakkının terkinini istediği, mahkemece, bedelsiz olarak tapudaki irtifak şerhinin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 22. maddesinde “Kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir.” hükmü yer almakta iken 11.09.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasa ile aynı maddeye “Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz.” hükmü getirilmiş olup, dava tarihi olan 12.10.2017 tarihi itibarıyla kamulaştırmanın kesinleşmesinden itibaren beş yıllık sürenin geçtiği açıktır.
Tarafların irtifak hakkının terkini konusunda anlaşmaya varmadıkları da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda ihtilafın 2942 sayılı Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca tarafların anlaşmasıyla vazgeçme ve devir değil, dava konusu taşınmazdan geçen enerji nakil hattının deplase edilmesi nedeniyle söz konusu irtifak hakkının bedeli karşılığı terkini, başka bir anlatımla Borçlar Hukuku anlamında bir icap ve kabul ilişkisi temeline dayandığı, Türk Medeni Kanunu’nun 785. maddesinde güdülen amacın ise yüklü taşınmazın gereği gibi kullanılmasını ya da işletilmesini engelleyen, kısmen ya da tamamen gereksiz ve faydasız hâle gelen irtifak hakkının ortadan kaldırılmasını sağlamak olduğu, irtifakın 1960 yılında kurulduğu, yer altına alındığı 2012 yılına kadar yaklaşık 52 yıl idare lehine yararını sürdürmüş olduğundan bir bedelin hesaplanmasına ihtiyaç bulunmadığı, bu hâli ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 22. maddesinin somut olaya uygulanmayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; idare tarafından usulüne göre yapılan kamulaştırma işleminin bulunduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinden geçen enerji nakil hattının yer altına alınması nedeniyle üstten geçen hattın müvekkili idare tarafından söküldüğünü, bu durumda irtifak hakkının terkini işleminin bedeli mukabilinde yapılması gerektiğini, aksi durumda taşınmaz malikinin sebepsiz zenginleşeceğini, müvekkil idarenin ise zarara uğrayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; enerji nakil hattı nedeniyle kamulaştırılarak üzerinde 1961 tarihinde irtifak hakkı tesis edilen, sonrasında 2012 tarihinde taşınmaz üzerindeki hattın yer altına alınarak sökülmesi nedeniyle taşınmazın tapu kaydındaki irtifak hakkının terkini istenen eldeki davada, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 22. maddesinde düzenlenen 5 yıllık sürenin uygulanıp uygulanmayacağı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 22 ve Geçici 9. maddeleri,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 785. maddesi.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle ilgili mevzuat hükümlerinin açıklanması gerekmektedir.
2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 22. maddesinde; “(Değişik birinci fıkra: 24/4/2001 – 4650/13 md.) Kamulaştırmanın (…) kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. (Değişik ikinci ve üçüncü cümleler: 10/9/2014 – 6552/100 md.) Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi hâlinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz. (Mülga dördüncü cümle: 10/9/2014-6552/100 md.)
(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/100 md.) Bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23 üncü maddeye göre geri alma hakları da düşer.
(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/100 md.) Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz.
Ancak, kamulaştırılan taşınmaz mala kamulaştırmayı yapan idare dışında başka bir idare, kamulaştırma yoluyla gerçekleştirebileceği bir kamu hizmeti amacıyla istekli olduğu takdirde, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmayarak bu Kanunun 30 uncu veya 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 23 üncü maddesine göre işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır.
3. Anılan maddede kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra idarenin vazgeçme, iade ve devir hâli düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun’un 22. maddesine göre işlem yapılabilmesinin ilk koşulu, kamulaştırmanın kesinleşmiş olmasıdır. İkinci koşul taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması gerekmektedir. Üçüncü koşul olarak ise kamulaştırılan taşınmaz mala kamulaştırmayı yapan idare dışında başka bir idarenin kamulaştırma yolu ile gerçekleştirebileceği bir kamu hizmeti amacıyla istekli olmaması gerekmektedir.
4. 2942 sayılı Kanun’un 22. maddesinde 11.09.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklere kadar kamulaştırılan taşınmazın eski malikine iadesine veya vazgeçmeye ilişkin olarak herhangi bir süre şartı bulunmadığı gibi, iade ve devir süreci de kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesi şartına bağlanmıştı. 6552 sayılı Kanun ile birtakım değişiklikler getirilmek suretiyle eski malike iade ve vazgeçme ile ilgili olarak idarenin yükümlülükleri, “kamulaştırmanın kesinleşmesi” ve “kamulaştırmanın kesinleşmesinden itibaren beş yıl içerisinde taşınmazın kamu hizmetlerine tahsisine ihtiyaç lüzumunun kalmaması” koşuluna bağlanmış, 6552 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 9. madde ile yapılan değişikliklerin eldeki davalara da uygulanacağı esası benimsenmişti. Ancak Geçici 9. maddenin 1. fıkrasında yer alan “22. maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 14.05.2015 tarihli ve 20147/177 Esas, 2015/49 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda 6552 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ancak 11.09.2014 tarihinden sonra açılan davalar yönünden uygulanması gerekmektedir. Başka bir anlatımla 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve hâlen kesinleşmeyen davalarda 2942 sayılı Kanun’un 22. maddesinin 3. fıkrası ile getirilen 5 yıllık süre şartının uygulanma imkânı kalmamıştır.
5. Bu noktada irtifak hakkının sona ermesine yönelik genel açıklamalar yapılması gerekmektedir.
6. Taşınmaz irtifakının sona ermesi hâllerinden olan “Mahkeme kararı” başlıklı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 785. maddesi “Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini isteyebilir.
Yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının, bedel karşılığında kısmen veya tamamen terkini istenebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
7. Anılan maddenin 1. fıkrası irtifaktan beklenen yararın tamamen ortadan kalkması hâlini öngörür. Bu çerçevede yüklü taşınmaz malikinin irtifak hakkının terkinini talep edebilmesi için irtifakın diğer taşınmaz için hiçbir yarar sağlamaz hâle gelmiş olması gerekir. İrtifak hakkının kuruluş amacına ve içeriğine uygun olarak kullanılması, değişen durumlar veya fiili sebeplerden dolayı mümkün olamıyorsa hak, sahibine tanıdığı yararları tamamen kaybetmiş sayılır. Bu durumda irtifakın kurulmasına esas olan amaç zaman içerisinde anlamsız kalmış ve bu nedenle de irtifak herhangi bir yarar sağlamayacak duruma dönüşmüştür.
8. Maddenin 2. fıkrasında ise irtifakın tümüyle anlamsız/faydasız hâle gelmemekle birlikte yararın kısmen ortadan kalkması hâli öngörülmüştür. Anılan düzenlemenin işlerlik kazanabilmesi için irtifak hakkının sahibine tanıdığı yararın kısmen ortadan kalkması yeterli bir sebep değildir; irtifak hakkının sağladığı yarar ile yüklü taşınmaz malikine yüklediği külfet arasında aşırı bir orantısızlık da meydana gelmiş olmalıdır. Böyle bir hâlin varlığı durumunda kısmen de olsa sahibine yarar sağlamaya devam ettiğinden irtifak hakkının terkin edilmesinin yaratacağı zararı göz önünde bulunduran kanun koyucu, terkinin bir bedel karşılığında yapılması koşulunu öngörerek yine taraflar arasındaki dengenin sağlanmasını amaçlamıştır.
9. Ne var ki hak sahibinin yararının aynı kaldığı hâllerde, fiili durumun değişmesi sebebiyle irtifak hakkının yüklediği külfetin artması ve bu yüzden de hak sahibinin yararı ile arasında bir oransızlık doğması, hakkın ortadan kalkması için bir sebep teşkil etmez (Jale Akipek, Turgut Akıntürk, Derya Ateş; Eşya Hukuku, İstanbul 2018, s. 663, 664).
10. Somut olay ve dosya kapsamına göre, İstanbul ili Üsküdar ilçesi … Mahallesi 10 09… parsel sayılı taşınmaz tapuda davacılar adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olup, beyanlar hanesinde “Planında görüldüğü üzere Ümraniye Silahtar Ağa Elektrik Enerji Nakil Hattı için Etibank lehine bila müddetle irtifak hakkı (Başlama tarih:04/04/1961, Bitiş Tarih:04/04/1961-Süre-) şeklinde irtifak şerhi bulunmaktadır.
11. Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğünün 11.07.2018 tarihli yazısında, dava konusu 10 09… parsel sayılı taşınmazın, 10 09… parselin ifrazı sonucu oluştuğu, 10 09… parselde Ümraniye Silahtar Ağa Enerji İletim Hattı kamulaştırma çalışmaları kapsamında Etibank Umum Müdürlüğü tarafından İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1960/478 Esas numara ile açılan davanın 25.11.1960 tarihinde sonuçlandığı, 05.04.1961 tarihinde ise taşınmazın 4 10… ‘lik kısmında Etibank Umum Müdürlüğü lehine tescil işleminin gerçekleştiği, 154 kV’luk Ümraniye Silahtar Ağa Enerji İletim Hattının 03.10.2012 tarihli ve 19-400 sayılı karar ile hattın sökülerek yer altı kablosuna dönüştürülmesine karar verildiği bildirilmiştir.
12. İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.1960 tarihli ve 1960/478 Esas, 1960/662 Karar sayılı kararının incelenmesinde, Ümraniye Silahtar Ağa Elektrik Enerji Nakil Hattı tesisi zaruretle 10 09… parsel sayılı taşınmazın üzerinden irtifak hakkı tesis edilerek takdiri kıymet komisyonunca 205 lira kıymet takdir olunduğu, keyfiyetin usulü dairesinde tebliği ile beraber ilan edildiği hâlde süresinde bedele itiraz edilmemek suretiyle kesinleşerek istimlakın tekemmül etmiş bulunduğu ve istimlak bedelinin taşınmaz maliki adına bankaya yatırıldığı gerekçesiyle istimlak yolu ile tesis edilen irtifak hakkının istimlak planı gereğince davacı idare adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır.
13. Üsküdar Tapu Sicil Muhafızlığının 06.04.1961 tarihli ve 1376 yevmiye numaralı yazısı ile; 10 09… parsel sayılı taşınmazın üzerinde İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.1960 tarihli ve 1960/478 Esas, 1960/662 Karar sayılı kararı gereğince Etibank Umum Müdürlüğü lehine irtifak hakkı tesis edildiği bildirilmiştir.
14. Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu’nun 03.10.2012 tarihli ve 19-400 sayılı kararı ile, enerji iletim hattının yer altı kablosuna dönüştürülmesi nedeniyle hattın direk ve tüm hat malzemelerinin sökülmesi, kamulaştırma yolu ile tapuda kurulmuş bulunan irtifak haklarında kıymet takdir komisyonu vasıtasıyla tespit edilen irtifak hakkı güncel değerinin 3 ay içerisinde ödenmesi hâlinde irtifak hakkının terkin edileceğine karar verilmiştir.
15. Davacılar vekili, müvekkillerinin idareye müracaat ederek irtifak şerhinin kaldırılmasını talep ettiği, ancak idarenin şerhi kaldırmadığı, idarenin taşınmazın takyidatsız bedelinden daha fazla para istediğini ileri sürerek 12.10.2017 tarihinde eldeki davaya açmıştır.
16. Yukarıda yapılan anlatımlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, eldeki davanın 11.09.2014 tarihinden sonra açıldığı, tarafların irtifak hakkının terkini konusunda anlaşmaya varamadıkları, dava tarihi olan 12.10.2017 tarihi itibarıyla kamulaştırmanın kesinleşmesinden itibaren beş yıllık sürenin geçtiği açıktır. Dolayısıyla irtifak tesisinin 1961 yılında yapılan kamulaştırma işleminden kaynaklanması nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 785. maddesinin somut olayda uygulanma yerinin bulunmadığı, ayrıca irtifak şerhinin terkini için irtifak hakkı bedeli olarak belirlenen bedelin ödenmesi hususunda bilgi ve belgeye de rastlanmadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu anlamında icap ve kabulden de bahsedilemeyeceği cihetle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir.
17. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davalı idare tarafından 1961 yılında tesis edilen enerji nakil hattının 2012 tarihinde yer altına alındığı ve davacının taşınmazı üzerinden geçen enerji nakil hattının kaldırıldığı, irtifak hakkı terkin talebinin 4721 sayılı Kanun’un 785. maddesine dayalı olduğu, irtifak kamulaştırma bedelinin ödenmiş olması ve irtifakın kaldırılmasının davacının taşınmazına değer artışı sağlayacağı, bu nedenle irtifakın bedel karşılığı terkini gerektiği, dolayısıyla direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
18. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire kararına uymak gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
”K A R Ş I O Y”
İlk derece mahkemesi ile özel daire arasındaki uyuşmazlık: Enerji nakil hattı için yapılan kamulaştırma nedeniyle 1961 yılında taşınmaz üzerine irtifak hakkı tesis edilen, ancak 2012 yılında hattın yer altına alınması nedeniyle irtifakın terkini istemli açılan davada 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun’un 22. maddesinin mi? Yoksa Türk Medeni Kanunu’nun 785. maddesinin mi? Uygulanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Kamulaştırma Kanunu (KK)’nun 22. maddesinin 1. fıkrası, “Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi hâlinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz”. Hükmünü, 3. fıkrası ise, “bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz”. Hükmünü havidir.
Birinci fıkra hükmünün ilk cümlesinde ki “kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması hâlinde,…..” ibaresi, iş bu 22. madde hükmünün, kamulaştırılan taşınmazın kamulaştırma işleminin kesinleşmesine rağmen kamulaştırma amacına veya kamu yararına tahsis edilmemesi hâlinde uygulanacağını düzenlemektedir. Diğer bir ifade ile, kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde, taşınmaz kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsis edilmemesi hâlinde, taşınmaz malikinin iade alma hakkı doğmaktadır. Beş yıllık sürenin geçmesi hâlinde ise bu hükmün uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 785. maddenin 1. fıkrası, lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın sağladığı hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın maliki bu hakkın terkinini isteyebileceğini; 2. fıkrası ise, yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının, bedel karşılığında kısmen veya tamamen terkinin istenebileceği düzenlenmiştir.
Madde gerekçesinde belirtildiğine göre, bu hükümle tesis edilmiş olan irtifakın bir sona erme hâli düzenlenmiştir. Belirtmek gerekirse, herhangi bir nedenle tesis edilen irtifak, bu hükümde belirtilen nedenle sona ererse, yüklü taşınmazın maliki mahkemeden irtifakın terkinini isteyebilecektir. Hükmün 1. fıkrasında, irtifakın devamında hiçbir yararın kalmaması, 2. fıkrasında ise, yüküne göre irtifakın çok az yarar sağlama hâline dönüşmesidir. Ancak, yüküne göre çok az yarar sağlaması hâlinde, terkin için bedel ödenmesi gerektiği de hükme bağlanmıştır. Kanun’un bu hükmü genel bir hüküm olup özel hüküm bulunmayan tüm hâllerde uygulanmak durumundadır. 2942 sayılı Kanun’un kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırılan taşınmazın kamulaştırma amacına veya kamu yararına tahsis edilmemesi hâlinde, malike taşınmazı iade alma hakkını düzenlemiş olmasına rağmen, tahsis yapıldıktan sonra tahsisin kaldırılması hâline özgü bir düzenleme getirmemiştir. O nedenle kamulaştırmanın kesinleşmesi üzerine kamulaştırılan taşınmazın kamulaştırma amacına veya kamu yararına tahsis edilmesine rağmen, sonradan bu tahsisin kaldırılmasına rağmen başka bir amaca veya hizmete tahsis edebilme imkânı bulunmaması hâlinde, artık Kamulaştırma Kanun’un 22. maddesi süre nedeniyle uygulanamayacağından, genel hüküm olan TMK md. 785 hükmü devreye girmek durumundadır. Zira özel hükmün düzenlemediği alana genel hükmün uygulanması gerekmektedir. Çünkü TMK’nın bu hükmü, irtifakın tesis nedenine göre bir ayrım yapmadan sona erme hâllerinden birini düzenlemiştir.
İrtifak kamulaştırılması bağlamında, KK md. 22 hükmü ile TMK md. 785 hükmü karşılaştırıldığında; KK md. 22 hükmüne göre, irtifakın terkin nedeni kamulaştırmanın kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırma amacına uygun enerji nakil hattının yapılmamasıdır. TMK md. 785 hükmüne göre ise irtifakın terkin nedeni, kamulaştırma amacına göre irtifak tesis edilip enerji nakil hattı yapıldıktan sonraki bir zamanda enerji nakil hattının kaldırılması nedeniyle irtifakın irtifak hakkı sahibine herhangi bir yararının kalmamasıdır. Görüldüğü üzere bu iki hüküm aynı konuyu değil farklı konuları farklı zaman dilimine göre düzenlemektedirler. O nedenle genel-özel hüküm çatışması bulunmamaktadır. Dolayısıyla kamulaştırma işleminin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırma amacına veya kamu hizmetine yönelik beş yıl içinde tahsis yapılmasa KK md. 22, taşınmazın kamulaştırma amacına veya hizmetine tahsis edilmesine rağmen, sonradan tahsisin kaldırılması durumunda TMK md. 785 hükmünün uygulanması söz konusu olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendiğinde; somut olayda davalı Kurum enerji nakil hattı için irtifak kamulaştırması yapmış ve 1961 yılında davacının taşınmazının üzerine irtifak tesis etmiştir. İrtifakın tesisi ile birlikte davacının taşınmazının üzerinden geçirilen enerji nakil hattı, 2012 yılında yer altına alınmış ve dolayısıyla ihtiyaç kalmadığından davacının taşınmazı üzerinden geçen enerji nakil hattı kaldırılmıştır. Hattın kaldırılması ile birlikte TMK md. 785/1 hükmünde belirtildiği gibi, irtifakın davalıya sağlayacağı hiçbir yarar kalmamıştır. Nitekim, davalı kurum bedel ödenmesi karşısında irtifakın terkinini kabul edeceğini beyan etmiştir.
İrtifakın sağlayacağı hiçbir yarar kalmadığı İlk derece mahkemesince benimsenerek TMK md. 785/1 hükmü uyarınca davanın kabulü ile irtifakın bila bedel terkinine, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince de davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı kurumun temyizi üzerine, özel dairece, somut olaya KK md. 22 hükmünün uygulanması gerektiği gerekçesi ile karar bozularak dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş, ilk derece mahkemesince direnme kararı verilmiştir. Bu kararda davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, irtifak kamulaştırılmasının amacına uygun olarak inşa edilen enerji nakil hattı beş yılı aşkın süre geçtikten sonra yer altına alınmış olduğundan taşınmaz üzerinden geçirilen hat kaldırılmış ve dolayısıyla irtifak hakkının davalı kuruma sağladığı hiçbir yarar kalmamıştır. Böylece TMK md. 785/1’de öngörülen bir sona erme hâli doğmuştur. O nedenle irtifak hakkının terkin talebinin hukuki dayanağının bu hüküm olduğunun kabulü gerekmektedir. Hem irtifak kamulaştırılma bedelinin ödenmiş olması, hem de İrtifakın kaldırılması davacı taşınmazında değer artışına neden olacağından irtifakın bedel karşılığında kaldırılması hakkaniyet gereğidir. Bu durumda ilk derece mahkemesince somut olaya TMK md. 785/1 hükmünün uygulanması doğru olmakla birlikte, bila bedel davanın kabulü doğru olmamıştır.
Hâl böyle olunca, Kararın değişik bu gerekçe ile bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, somut olaya KK md. 22 hükmünün uygulanması ve dolayısıyla beş yıllık süre geçtiğinden davanın reddi gerektiği yönündeki Sayın Çoğunluğun BOZMA gerekçesine katılmamaktayım.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe