Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2013/7715 K.2013/6559

İlgili TBK madde: TBK Madde 448

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı işe girerken teminat amaçlı alınan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

Davalı davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, dava konusu yapılan bononun davacıyı işe almak için imzalandığı, teminat amacı ile alındığı, davacının satış temsilcisi olduğu, bu işin ise 6098 Sayılı Yasanın 448. maddesinde tanımlandığı, pazarlamacılık sözleşmesinden kaynaklanan ihtilaflara bakmaya yetkili mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak açılan davanın görevsizlik nedeni ile reddine kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın Bursa Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece nazara alınmasına, 1.200,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.

Davanın 16.01.2012 tarihinde açılmasından sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 448 vd. maddelerinde pazarlamacılık sözleşmesi düzenlenmiştir. TBK’daki bu düzenlemeler genel nitelikte olup davacının yaptığı iş 4857 sayılı Kanunun 4.maddesindeki istisnalar içerisinde de yer almadığından uyuşmazlığın iş mahkemesinde çözümlenmesi gerekir.

Mahkemece işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi isabetsizdir.
2.Kabule göre de;
6100 Sayılı HMK 20. Maddesine göre mahkemenin görevli ve yetkili olmadığının anlaşılması halinde görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilir. Dava dilekçesinin görev yönünden reddi kararı 1086 Sayılı HMUK 27. maddesindeki “Mahkeme vazifedar veya salahiyettar olmadığından dolayı dava arzuhalinin reddine karar verdiği takdirde…” düzenlemesinden kaynaklanmaktadır.
6100 Sayılı HMK 331/2 maddesine göre, “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.”

Mahkemece yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK. hükümleri dikkate alınmadan dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair karar ile davanın reddine ilişkin kararın aynı nitelikte olmadığı, davanın reddi kararının davayı esastan sonuçlandırdığı gözetilmeksizin kesin hüküme yol açacak şekilde davanın reddine karar verilmesi ve Mahkemenin verdiği görevsizlik kararının kesinleşmesi ve başka mahkemeye gönderilmesi işlemleri ve sonucunu beklemeden gerekçeli kararla birlikte yargılama gideri olan avukatlık ücretine hükmetmedilmesi de hatalı olmuştur.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 15.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!