Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/2404 K.2025/4396

İlgili TBK madde: TBK Madde 471

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/284 E., 2025/416 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/194 E., 2024/449 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer’i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin 04.12.2018 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çatının bakım ve onarımı esnasında, çürümüş odun parçalarına basıp 9-13 mt yüksekten düşüp sakat kaldığını, davalı şirketin tedbirsizliği, dikkatsizliği ve güvenlik tedbiri almadığını, bu kaza sonucunda müvekkilin hastanede tedavi olup malul ve bakıma muhtaç olduğunu, davacının sürekli bir geliri olduğunu, net gelirinin 3.500,00 TL olduğunu ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL hayat boyu bakıcılık tazminatı, ilerde artırılmak üzere olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dönem dönem davacıdan hizmet aldığını ve davacının çatı onarımı için müvekkilin iş adresine geldiğini, olay günü davacının 30 kg izolasyon malzemesi ile çatıya çıktığını, hasarlı durumdaki çatı profiline basıp düştüğünü, cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemli belirsiz alacak davası açtığını, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir hizmet sözleşmesi olmadığını, davacının dönem dönem müvekkil şirketten iş aldığına dair açıklama ve delil ibrazını talep ettiklerini, davacının geçirdiği kazanın kendisinden kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 04.12.2018 tarihinde davalı şirkete ait işyerinde çatı onarımı yaptığı esnada düşmesi sonucu yaralanmasından mütevellit somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığı açık olup bu noktada davalı şirkete ait işyerinde gerçekleşen kazadan mütevellit davalının sorumluluğu cihetine gidilebileceğinin izahtan vareste olduğu, bu noktada mahkemece davacı asilin, Adli Tıp Kurumu’na sevki sağlanarak, dava konusu kaza neticesinde, kalıcı/geçici iş göremezlik, maluliyet ve ne kadar süre bakıcı yardımı alacağına yönelik rapor düzenletilmesinin istenildiği, bu hususta Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda sonuç olarak; %100 meslekte kazanma gücünü kaybettiği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olduğu, şeklinde rapor ibraz edilmiş olduğu, 10.11.2021 tarihinde mahallinde 2 inşaat ve bir iş sağlığı güvenliği alanında uzmandan oluşan bilirkişi heyeti ile icra olunan keşfe istinaden heyet tarafından düzenlenen raporda; kazanın kök nedenlerinden biri olan toplu koruma tedbirleri almada ve çalışana kişisel koruyucu donanım sağlamada, gerekli iş güvenliği tedbirlerini almada, iş güvenliğinin denetlenmesinde işveren ihmalkar davrandığı, iş yerinde iş güvenliğini çalışanların inisiyatifine bıraktığı, 2-)Kazalı … yönünden değerlendirmede, kazanın kök nedenlerinden biri olan tehlikeli hareket yaparak ve asıl mesleği dışında bir meslek işini yaparak davaya konu kazanın yaşanmasına giden süreçte ihmalkar davrandığı , bu nedenle de yaşanan kazada ağır kusuru olduğu, sonuç olarak, olayın içeriği, şekli ve ilişkili mevzuat yönünden yapılan değerlendirme sonucunda; olayın 5510 sayılı Yasanın 13. ve 6331 sayılı Yasanın 3-1/g maddesine göre iş kazası olduğu, olayın meydana gelmesinde herhangi bir kastın olmadığı, Davaya konu kaza öngörülebilir ve önlenebilir olduğundan kaçınılmazlıktan söz edilemeyeceği, raporun değerlendirme bölümünün genel ve 1. maddesindeki değerlendirmeden hareketle davalı işveren … ve Yalıtım Ürünleri AŞ.’nin %65 oranında kusurlu olduğu, raporun değerlendirme bölümünün genel ve 2. maddesindeki değerlendirmeden hareketle kazalı davacı …’ın %35 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle 6.184.042,00 TL malüliyet tazminatı ile 4.487.803,00 TL bakıcı gider tazminatı olmak üzere toplam 10.671.845,00 TL maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan 04.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karara dayanak yapılan 22.01.2024 tarihli … bilirkişi ek raporunda, kusur raporunun dikkate alınarak indirim yapıldığı ve dosya kapsamında yapılan ücret araştırmasının değerlendirilerek dikkate alındığı ve sonuç olarak 6.184.043,00 TL maluliyet zararı ve 4.487.804,49 TL bakıcı gideri hesaplandığı ve yerel mahkemenin bu tutarları kabul ettiği anlaşılmıştır. Yerel mahkemece bu tutarlardan 27.09.2023 tarihli ara karar ile hükmedilen 100.000,00 TL geçici ödemenin mahsup edilerek kararın tashih edilerek, bu tutar mahsup edilerek 6.084.043,00 TL maluliyet zararı ve 4.487.804,49 TL bakıcı gider tazminatı olmak üzere toplam 10.571.845,00 TL olarak hüküm kurulduğu taraf vekillerinin istinaflarının esasa ilişkin sebeplerden isabetsiz olduğu, ancak tashih şerhi ile hüküm değiştirilemeyeceğinden mahkemece usuli hata yapıldığı gerekçesiyle davalı vekili ve fer’i müdahil vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine, usul yönünden kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüme karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri

1-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında iş ilişkisi bulunmadığı gibi herhangi bir sözleşme ilişkisi de bulunmadığını, müvekkilinin çatı onarım işini …’dan istediğini, …’nın eser sözleşmesini yüklendiğini, …’da kendi işçisi davacıya yaptırdığını, müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının emsal ücretinin yanlış tespit edildiğini, iş mahkemesine açılan dosyanın celp edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı tespitler yaptığını, ceza dosyasının devam ettiğini bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan etmiştir.

2-Fer’i müdahil vekili temyiz dilekçesinde; İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesinin 2019/224 Esas sayılı dosyasında davacının, davalının işçisi olmadığını ispatlayan, mahkeme içi ikrar anlamına gelen beyanları bulunduğunu , kazanın bir iş kazası olmadığını, müvekkilinin … firmasının işçisi olmadığını, olayda eser sözleşmesinin söz konusu olduğunu, davalı şirket …’ın iş sahibi olduğunu, tazminattan sorumlu olmadığını, İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/179 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafın iş kazası olmadığına dair açık ikrarı olduğunu, davcının hiçbir zaman davalı şirketin çalışanı ya da başka bir sözleşme ile çalışanı olmadığını, …’nın çalışanı olarak davalı şirketin iş yerinde bulunduğunu, kusur oranlarının aynen benimsenmesinin yerinde olmadığını beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle uğranılan zararların giderilmesine ilişkin maddi tazminat ve bakım alacağı istemine ilişkindir.
1.1.Davacı yüklenicinin dayandığı hukuksal ilişki, niteliğine göre eser sözleşmesi ilişkisidir. TBK 4 70… maddeleri arasında düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenicinin kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin kusuru belirlenemez. Eser sözleşmelerinde yüklenici yaptığı işin uzmanı olup, eser denilen sonucun gerçekleşmesini taahhüt eder. İş sahibinden talimat almaz, ona karşı bağımsızdır. Yanında işçi çalıştırıyorsa işçisine karşı da işveren durumundadır. Dolayısıyla eser sözleşmelerinde yüklenici işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre iş yerinde tüm tedbirleri almak ve bu konuda denetimi sağlamak yükümlüğü altındadır. İşin uzmanı sayılan yüklenici Türk Borçlar Kanununun 471. maddesi uyarınca yükümlendiği işin ifası sırasında gerekli özen ve dikkati göstermekle yükümlü olup yüklenici ve iş sahibinin kusuru ve sorumluluğu işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre çözümlenemez. Dolayısıyla tarafların olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı veya kusur oranları iş hukuku mevzuatı hükümlerine göre değil, eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
1.2.Mahkemece eser sözleşmesi ilkeleri gözetilmeden sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ilkeleri doğrultusunda, olaya etkili kusur durumu ve oranları dikkate alınarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Bunun yanında; dava konusu olay ile ilgili ceza mahkemesinde taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçuna ilişkin dava açıldığı, yapılan yargılama sırasında kusura yönelik rapor alındığı, hükme esas alınan raporda ceza davasındaki rapor incelenmeden kusur oranının belirlendiği anlaşılmakla, ceza dosyasındaki raporun da dikkate alınmaması hatalı olmuştur.

Bu durumda mahkemece yapılacak iş; eser sözleşmesi ilişkileri konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan, eser sözleşmesi ve yüklenicinin özen ve sadakat borcu hükümlerine göre ceza mahkemesinde alınan rapor da değerlendirilerek kusur oranları ve buna bağlı olarak davalıların sorumlu tutulacağı tazminat ve bakım alacağı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre maddi tazminatla ilgili karar verilmesi, öte yandan manevi tazminat şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılarak bir karar verilmesinden ibarettir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile iş hukuku mevzuatına göre değerlendirme yapılarak, ceza yargılamasındaki raporda incelenmeden hazırlanan raporun hükme esas alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiş, bozma nedenlerine göre bu aşamada temyiz eden davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz eden davalı … ve … Ürünleri A.Ş. yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davalı ve fer’i müdahile iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!