MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1717 E., 2022/1297 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1006 E., 2021/46 K.
Taraflar arasındaki alacak isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı tarafın faiz türü yönünden istinaf talebinin kabulüne ve davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının hizmet alanında mevcut … trafodan oluşan … TM ve YG yer altı kablosu tesisi işinin davalının oluru ile davacı şirket tarafından yapıldığını, geçici kabul işlemlerinin 18.04.2013 tarihinde tamamlanmasına rağmen yatırım bedelinin ödenmediğini, mülga Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi ve Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 21. maddesi, ve yargı kararları gereğince dava konusu işe ait 4.308.630,64 TL yatırım bedelinin 20/04/2012 tarihinden itibaren aylık TFE oranında faiz güncellemesi yapılarak dava tarihindeki güncel bedelinin tespitini, yasal faiziyle birlikte davacı şirkete ödenmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 10/12/2020 tarihli ıslah dilekçesinde; dava değerini yükseltmiş, dava dilekçesinde “yasal faiz” olarak talep ettiği faiz türünü “avans faizi” olarak değiştirmiş, sonuç olarak 4.846.654,18 TL’nin 4.308.630,64 TL’sinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan 538.023,54 TL’nin ıslah tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, husumetin tesis maliki …’a yöneltilmesi gerektiğini, davalı şirketin dağıtım tesislerinin işletme devir hakkına sahip olmakla birlikte, mülkiyetine sahip olmadığını, davacı şirket adına dava konusu taşınmazlar için akdedilmiş bir abonelik(bağlantı) sözleşmesi bulunmadığını, mevzuat gereği bağlantı ya da sistem kullanım anlaşması olmadan tesis bedellerinin iadesinin söz konusu olamayacağını, davacı tarafın henüz bu anlaşmalar imza edilmeden bedel talebinde bulunamayacağı,
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesine göre ” yatırıma ait toplam harcama tutarının sisteme bağlantı yapan gerçek veya tüzel kişi ile … arasında yapılacak bağlantı ve Sistem kullanım anlaşması çerçevesinde gerçek veya tüzel kişinin iletim tarifesi bedelinden düşülür” dendiğini,
EPMHY’nin 6. maddesine göre bağlantı talebinin branşman hattı tesis edilerek karşılanabilir olması halinde gerekli yatırımın başvuru sahibi tarafından üstlenilebileceğini, bağlantı projesinin onaylanması halinde dağıtım lisans sahibi tüzel kişi ile başvuru sahibi arasında branşman hattının mülkiyet ve kullanım hakları ile finansman ve bağlantı koşulları gibi hususların düzenlendiği bağlantı anlaşması imzalanacağını,
Davacı tarafından Dağıtım Varlıklarının Tesis Edilme Metodolojisinin 5. maddesine göre tesis edilecek dağıtım varlıklarının yapımına ilişkin koşulların , ilgili mevzuatın ve kontrollük iş ve işlemlerinin tanımlandığı bir tesis sözleşmesi imzalanması gerektiğini, davacı ile davalı şirket arasında tesis kullanım ve bağlantı anlaşması bulunmadığını,
Elektrik Piyasası Dağıtım Yönetmeliği’nin 10/2. maddesine göre gerçekleşen yatırıma ait toplam harcama tutarının sisteme bağlantı yapan tüzel kişi ile dağıtım şirketi arasında yapılacak bağlantı veya sistem kullanım anlaşması çerçevesinde kullanıcının sistem kullanım bedelinden düşüleceğinin belirlendiğini, dava konusu taleplerin geri ödenmesi için ilgili kullanım yerlerinin mevcut maliklerinin geri ödemeye muhatap taraf olarak başvuru yapması gerektiğini,
EPDK’nin 15/02/2018 tarih – 7695-4 no.lu kararında ödemenin hak sahibi olan bağımsız bölüm maliklerine ayrı ayrı yapılması gerektiğinin karar bağlandığını, davacı müteahhit şirketçe yapılan tesis bedellerinin konutların maliklerinden alınıp alınmadığını inceleme konusu yapılması gerektiğini,
Dağıtım Varlıklarının Tesis Edilme Metodolojisi’nin ( DVTEM) 5/4 maddesi uyarınca davacı tarafın talepte bulunabileceği miktarın davacı tarafça dosyaya sunulan faturalar vasıtası ile değil çeşitli verilerin ortalamasının ele alınması ve bedeller üzerinden % 20 indirim uygulanması sureti ile elde edilen birim fiyat üzerinden hesaplanması gerektiğini,
DVTEM ‘nin 7. maddesine göre dağıtım şirketinin ödemeye esas bedelleri verilen talebin karşılanabileceği tarihteki yıl İçinde en fazla 12 aylık eşit taksitte ödeyebileceğini, bu nedenle tesis bedellerinin defaten ödenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KABULÜNE; 4.846.654,18 TL ‘nin (4.308.630,64 TL’sine dava tarihinden itibaren 538.023,54 TL sine ıslah tarihi olan 15/12/2020 tarihinden itibaren yürütülecek ticari avans faizi ile birlikte hesaplanarak ) davacının tüketeceği enerji bedelinden mahsubuna karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinafı:
Dava konusu elektrik alt yapı tesislerinin , davacı … İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. tarafından, davalı kurumdan izin alınmak suretiyle davalı kurumun belirlediği şartlara ve projesine uygun olarak inşa edildiğini, geçici kabullerinin de yapıldığını, tesisin davalıya devredildiğini ve işletmeye açıldığını,
Dava ve ıslah dilekçelerinde her hangi bir talepleri bulunmadığı, hukuken şartları oluşmadığı halde ilk derece mahkemesinin mahsup kararı verdiğini beyanla hükümden “davacının kullanacağı enerji dağıtım tarafından mahsubuna” ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinafı:
Sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın zamanaşımına uğradığını,
Dava dışı … ile müvekkili arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi gereğince, dağıtım tesislerinin mülkiyeti …’a ait olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini,
Ayrıca EPDK’nun 15/02/108 tarihli 7695-4 no.lu kararı gereği davacı şirketin, anılan ödeme bakımından geri ödemede muhatap taraf olamayacağını, muhatabın bağımsız bölüm malikleri olduğunu,
Uyuşmazlığın çözümü bakımından dava konusu tesislerin yapımından önce alınan izin ve buna esas Tip/C/2 Enerji Müsaade Belgesinin değerlendirilmesi gerektiğini,
Davacının müvekkili şirketin şartlarını itirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiğini, dava konusu dağıtım varlığının işletme ve bakım karşılığında devredildiğini,Elektrik Piyasası mevzuatı gereğince dava konusu alacağın müvekkili şirketten tahsilinin mümkün olmadığını,
Dava konusu uyuşmazlığa hatalı mevzuatın uygulandığını,
Dava konusu alacağın geri ödeme şeklinde veya defaten ödenmesinin mümkün olmadığını,
Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu,rapora itirazlarının giderilmediğini,
Dava konusu alacağa ticari faiz uygulanamayacağını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi niteliğinde bulunmadığı, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, hükümde mahsup yapılmasının hatalı olduğu, yanlış faiz türünün uygulandığı gerekçeleriyle davacı ve davalının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-b-2 md gereğince ,esas hakkında yeniden ” Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın KABULÜ İLE ; 4.846.654,18 TL ‘nin 4.308.630,64 TL’lik kısmının dava tarihi olan 27/12/2018, 538.023,54 TL’lik kısmının ise 15/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf nedenlerini tekrar etmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, zamanaşımı incelemesi yönünden eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, uygulanan faiz türünün yerinde olmadığını avans faizi uygulanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak için davacı şirket tarafından inşa edilen ve sonrasında davalı … şirketine devredilen dağıtım tesisi için yapılan giderin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri, Enerji Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 4. maddesi, … ve … arasındaki işletme devir hakkı sözleşmesinin 7-5. maddesi, Enerji Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38-6. maddesi, Enerji Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinin 21. madde ve 38. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı tarafından sözlü anlaşma gereğince yapılan trafo merkezi ve OG Kablolarının geçici kabulünün yapılarak davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 149. maddesi uyarınca, zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Yine aynı Kanun’un 479. maddesinde, eser sözleşmelerinde iş sahibinin edimini oluşturan iş bedelinin muacceliyeti teslim şartına bağlanmıştır. Bu nedenle eser sözleşmelerinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili talepli davalarda, zamanaşımı süresinin işin yüklenici tarafından iş sahibine teslim edildiği tarihten itibaren başladığı kabul edilmektedir. Somut olayda dosya kapsamı, taraf beyanları ve 04.08.2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi dikkate alındığında, davacı yükleniciye geçici kabul tarihinden sonra peyderpey taksitler halinde ödeme yapılacağı anlaşılmakta olup, davacıya hiç ödeme yapılmadığı gibi iş bedeli ödemelerinin tarihlerinin de belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda alacağın teslim tarihinden sonra ödemelerin yapılacağı tarihlerde muaccel olacağı açık olup, alacak muaccel olmadığı sürece alacaklıdan alacak hakkını talep etmesi beklenemeyeceğinden alacak muaccel oluncaya kadar zamanaşımı işlemez. Bu nedenlerle davalı vekilinin davada zamanaşımının gerçekleştiğine yönelik ve davalının aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve talebin eserin yatırım bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğu nitelendirmesi yapılarak yargılama yapıldığı, eser sözleşmelerinde zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı, kesin hesap yapılmadığından zamanaşımının başlamadığına, Bölge Adliye Mahkemesince ise; taraflar arasında TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan eser sözleşmesi bulunmadığı, tarafların yüklenici ve iş sahibi konumunda olmadığı, eser sözleşmesinin ancak davacı şirket ile işi yaptırdığı yüklenici arasında söz konusu olabileceği, mahkemenin bu yöndeki nitelemesinin doğru bulunmadığı ve davanın açıldığı 27.12.2018 tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşmeye ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığına kanaat getirilmiştir.
3.Davacı şirket, davalı … tarafından yapılması gereken dağıtım tesisini, yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde inşa etmiştir. Bu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince; uyuşmazlığının hukuki niteliğinin eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davalı … şirketinin sorumluluğunun eser sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesinde hata yapılması, ayrıca yanılgılı değerlendirme ile sebepsiz zenginleşme hükümleri değerlendirilerek yapılan masrafın güncellenmiş bedelinin tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4.Bununla birlikte HMK’nın 373/2 maddesinde “Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.” hükmü düzenlenmiş olup, uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından dosyanın yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesi uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Bent uyarınca davacının diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Bent uyarınca tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflar yararına BOZULMASINA,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
4. Dosyanın 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca uygun görülen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe