MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1837 E., 2022/1482 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının avucunun içinde bulunan bir kap içerisinde savcılık dosyasında ekspertiz raporuna göre Sülfürik Asit (H2S04) olduğu belirlenen yakıcı aşındırıcı kimyasal maddeyi davacı küçük …’nın yüzünü, ağzını, burnunu hedef alarak yakın mesafeden tazyikle sıktığını, davalının bu eylemi nedeniyle davacı küçüğün yüzünün yanarak ağır hasar gördüğünü, gözlerinden birini tamamen, diğer gözünü ise büyük ölçüde kaybetmesine neden olduğunu, davacının bedensel ve manevi olarak zarara uğradığını, diğer davacı …’in de çocuğunun maruz kaldığı bu eylem nedeniyle manevi olarak zarara uğradığını açıklayıp davacı çocuk … için 500.000,00 manevi tazminat ile 200.000,00 TL maddi tazminatın, davacı anne … için 100.000,00 TL manevi tazminat ile Türk Borçlar Kanunu’nun 75 inci maddesi çerçevesinde kararın kesinleşmesinden itibaren mahkemece tazminat hükmünü değiştirme yetkisinin saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı çocuğu eline şaka amaçlı boya sıkarken, boyanın tazyikle fışkırması ile davacı çocuğun yüzüne geldiğini, davacı çocuğun davalının boya sıkma eyleminden bir süre sonra annesinin yanına gelerek yüzünün kaşındığını ifade ettiğini, bu safhada henüz zararlı sonuç meydana gelmediğini, ancak davacı çocuğun yüzünün yıkandığı sırada su ile reaksiyona giren kimyasal maddenin öngörülemeyen sonucu meydana getirdiğini, sebep, zarar ve illiyet bağı konularının dışına çıkıldığını, davacının tedavi giderlerinin özel sağlık sigortası ve Türkiye Barolar Birliği kapsamında karşılandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile Türkiye’de yapılan ameliyatların ve yapılamayan ameliyatlar nedeniyle yurt dışında yapılan tedavilerin mecburen yapılması gereken giderler kabul edilerek hesaplanan tedavi giderlerinin 4.770.379,68 TL olduğu kabul edilerek davanın kabulüyle 4.770.379,68 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile küçük …’ya velayeten …’e verilmesine, davacı anne … için 60.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı çocuk … için 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…mahkeme hakiminin TBK m 75 kapsamında tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutma hususunda bir karar vermemiş olması, TBK m 75 hükmünün uygulanmadığını göstermektedir. Hakimin kendisine verilen yetkiyi somut olayın özelliklerine göre kullanmamış olmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığı…” gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu yaralanma nedeniyle davacının geçirdiği ameliyatlar göz önünde bulundurulduğunda mevcut yaralanma izlerinin ömür boyu süreceğini ve tedavisinin bilinmez bir süre boyunca devam edeceğini, bu nedenle Türk Borçlar Kanunun 75 inci maddesi uyarınca hükmolunan tazminatın değiştirilmesi hakkının saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; haksız eylemden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi ile Türk Borçlar Kanunun 75 inci maddesi uyarınca tazminatın değiştirilmesi hakkının saklı tutulması istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunun(TBK) 75 inci maddesinde “Bedensel zararın kapsamı, karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde, tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacılar vekili, davalının eylemi neticesinde davacı çocuğun yüzünün ve gözlerinin yandığını, yüzünde ileri derecede şekil bozukluğu oluştuğunu, göz kapaklarının yok olduğunu, bir gözün görme kaybını tamamen yitirdiğini diğer gözün de görme keskinliğinin 0.1 olduğunu, davacı çocuğun tedavilerinin halen devam ettiğini ve ne kadar süre daha tedavinin devam edeceğinin belirsiz olduğunu, tedavi gördüğü hastane tarafından tedavi sürecinin Türkiye’de tamamlanamayacağı, başarısız operasyonlar nedeniyle yurt dışında tedaviye devam edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, tedaviye karşılık ödenecek bedel miktarının her geçen gün artacağını bu nedenle Türk Borçlar Kanunu’nun 75 inci maddesi çerçevesinde kararın kesinleşmesinden itibaren mahkemece tazminat hükmünü değiştirme yetkisinin saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince davacılar vekilinin bu talebi yönünde olumlu, olumsuz bir karar verilmemiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıdaki gerekçeyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dosyanın kapsamında bulunan, Maltepe Üniversitesi göz hastalıkları uzmanının 06.03.2017 tarihli yazısında davacının göz ve göz kapağına çeşitli tarihlerde müdahaleler yapıldığı, en son sağ göze protez takmaya uygun hale getirilmek için 03.02.2017 tarihinde soket revizyonu yapıldığı, davacı çocuk için süresi tam olarak belirlenemeyen bir tedavi süreci planlandığı belirtilmiştir.
Yine davacının tedavisinin yapıldığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi … Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları 10. Polikliniği tarafından düzenlenen 11.05.2022 tarihli epikriz raporunda “Her iki gözüne kezzap gelen hasta sağ p-sağ protez sol görme 0.1(nazalden) sol nazalden konjonktivalizasyon mevcut korneal limbal iskemi mevcuttur. Kimyasal yanık nedeniyle bir gözünü kaybetmiş, diğer göz görme keskinliği 0.1’dir. Türkiye’de 2 defa kök hücre tedavisi gerçekleşmiş, başarı elde edilememiştir. Yurt dışında tedavisi gerekmektedir. … Hastanesi’nde tedavisi için randevu planlanmıştır.” şeklinde belirtilmiştir.
Haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan zarar tazminatın üst sınırını oluşturmaktadır. Bu nedenle tazminatın belirlenebilmesinde gerçek zararın tespiti önemli rol oynamaktadır. Zararın hesaplanmasında haksız fiilin gerçekleştirildiği olay anı esas alınmalıdır.
Haksız fiil sonucu oluşan zararlar arasında tedavi giderleri de bulunmaktadır. Tedavi giderleri, zarar görenin sağlığına kavuşması için yaptığı tüm giderleri kapsar. Uygun neden sonuç bağı çerçevesinde davacın sağlığını koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini artırma giderleri, doktora muayene ettirilme, doktorun göstereceği lüzum üzerine teşhis için gereken klinik ve laboratuar muayenelerinin yaptırılması ve tedavisinin sağlanması, teşhis ve tedavi için gerekirse sağlık kurumuna yatırılması, tedavisi süresince gerekli doktor, hastabakıcı, hastane ameliyat, ilaç ve iyileştirme vasıtalarının, protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, muayene ve tedavi için başka yere, kaza yerinden hastaneye götürülme giderini kapsar. ( Kılıçoğlu, s. 404; Uygur, s. 2140; Eren, s. 533.)
Hukuki barışın ve güvenliğin sağlanması, ayrıca mahkeme kararlarına güvenin temini amacıyla uyuşmazlıkların gelecek için kesin olarak çözümlenmesi gerekir. Kural olarak verilen kesin hükmün değiştirilmesi söz konusu değildir. Ancak bazen hükmün temelini oluşturan vakılarda değişiklik meydana gelebilir. İşte bu gibi hallerde hükmün değiştirilmesi gündeme gelmektedir. Bu doğrultuda Türk Borçlar Kanunu’nun 75 inci maddesinde tazminat hükmünün değiştirilmesi müessesesi düzenlenmiştir.
TBK’nin 75 inci maddesi, haksız fiilin sonucu olan cismani zararın belirginlik ve kesinlik kazanamadığı hâllere münhasır olarak, özellikle temadi eden ve sabitlik derecesine ulaşmamış cismani zarar hâli için düzenlenmiştir. Anılan madde kapsamında zararın karar verme anında hakimin hukuk bilgisiyle veya bilirkişilerce belirlenmesinin mümkün olmaması gerekmektedir.
Somut olayda dosya kapsamından davacının tedavisinin devam ettiği anlaşılmış, bu doğrultuda davacının tedavisini yapan hekimler tarafından yurt dışında tedavisine devam etmenin uygun olduğu belirtilmiş, davacının tedavisi için yurt dışındaki … Hastanesinde tedavisi için randevu planlandığı bildirilmiştir. Buna göre haksız fiile ve zarara ilişkin vakıanın devam ettiği, haksız fiilin olumsuz sonuçlarının giderilmesine ilişkin tedavi sürecinin devam edeceği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle TBK’nin 75 inci maddesindeki koşulların oluştuğunun kabulü ile mahkemece TBK’nin 75 inci maddesi uyarınca tazminat hükmünü değiştirme yetkisininin saklı tutulması talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe