MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1854 E., 2024/1807 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/936 E., 2021/215 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi …’ün … İli … İlçesi … Mahallesinde kain 3983 parsel sayılı taşınmazı davalıların murisi …’dan bedelini ödeyerek satın aldığını, söz konusu taşınmazın bölgede yapılan kadastro çalışması sonucunda davalılar adına kayıt ve tescil gördüğünü ileri sürerek; dava konusu taşınmazda davalılara düşen hisselerin tapu kaydının iptali ile miras hisseleri nispetinde müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tesciline, mümkün değil ise taşınmazın gerçek değeri üzerinden şimdilik 10.000,00 TL’nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; on yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğundan, davacılar vekilinin tapu kaydının iptali ve tescil istemine yönelik talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine; verilen paranın sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı, davacıların murisi ile davalıların murisi arasında yapılan 11.09.1959 tarihli satış senedine göre, 1.450,00 TL’nin dava tarihindeki ekonomik verilere göre güncel tutarın 10.091,92 TL olduğu hesap bilirkişisinden alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği, davacı vekilinin 09.03.2021 tarihli celsede dava değeri olarak belirtilen 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulünü talep edildiği, davacı tarafça muris …’ın mirasçılarından bir kısmının davalı olarak gösterildiği gerekçesiyle; …’ın mirasçılık belgesi uyarınca davalı gösterilen mirasçıların miras hisselerine düşen bedel yönünden davacı tarafın talebinin kısmen kabulüne, 5.357,10 TL’nin 1.071,42 TL’sinin davalı …’den; 1.071,42 TL’sinin davalı …’den; 1.071,42 TL’sinin davalı …’den; 1.071,42 TL’sinin davalı …’dan; 1.071,42 TL’sinin davalı …’dan alınarak veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; gerekçe gösterilmeksizin talepten azına karar verildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, hakkaniyet ilkesi gereğince taşınmazın gerçek değerine hükmedilmesi gerekirken denkleştirici adalet ilkesine göre hazırlanan rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu, gerçek zarar tespit edilerek hüküm ile karşılanması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacıların murisi tarafından harici satış sözleşmesi ile satın alınan taşınmazın davalılar adına olan tapu işleminin iptali ile adlarına tescili, bunun mümkün olmaması halinde gayrimenkulün gerçek değerinin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
1.Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar menkul mal hükmünde olup, satışın geçerli olabilmesi için taşınmazın alıcıya teslim ve de zilyetliğinin devredilmesi gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu ve de davacıların murisi ile davalıların murisi arasında düzenlenen 11.09.1959 tarihli senet kapsamında kaldığı, dava konusu taşınmazın 1971 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında … adına tescil edildiği, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin davacıların murisinin taşınmazı teslim ve de zilyetliğini devralarak kullandığına dair beyanda bulunmadıkları anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 599. maddesi uyarınca; ” Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer mal varlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. ” Aynı Kanunun 610. maddesinde ise;” Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.” hükmü getirilmiştir.
4721 sayılı Kanunun “mirasçıların sorumluluğunu” düzenleyen 641. maddesine göre; mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. Bununla birlikte tereke borcundan sorumluluk; dış ilişkide ( üçüncü kişilere karşı ) müteselsil, iç ilişkide ( mirasçılar arasında) miras payı oranındadır. Müteselsil sorumluluk; bir kanun hükmü veya irade beyanı dolayısıyla borcun tamamının ya da bir kısmının, sorumluların tamamından ya da bir kısmından talep edilebildiği, borçlulardan birinin ifası veya ifa yerini tutan fiiliyle diğerlerinin bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtuldukları bir birlikte borçluluk halidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 163. maddesinin 2. fıkrasına göre; borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.
Temyiz edenin sıfatı ve temyiz dilekçesinde belirtilen sebepler gözetilerek yapılan incelemede; temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmasına, davacılar murisinin dava konusu taşınmazı teslim ve de zilyetliğini devralarak kullandığının ispat edilemediği dolayısıyla 11.09.1959 tarihli satım sözleşmesinin geçersiz olduğu, geçersiz bu sözleşme uyarınca tarafların aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade ile mükellef bulunduklarının anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Somut olayda; 26.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacılar murisinin taşınmaz satış bedeli olarak davalılar murisine ödediği miktarın denkleştirici adalet ilkesi uyarınca dava tarihi itibariyle ulaştığı miktarın 10.091,92 TL olduğu belirlenmiş, davacılar vekili 09.03.2021 tarihli celsede hangi rapor üzerinden hüküm verileceği belli olmadığından dava değerini belirleyemediklerini bildirerek, dava değeri belirtmiş oldukları 10.000,00 TL üzerinden karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar, harici taşınmaz satış sözleşmesine istinaden terditli olarak açmış olduğu davada, öncelikle tapu iptal ve tescilini, kabul edilmediği takdirde ise taşınmaz rayiç değerinin davalı mirasçıdan tahsilini istemiş olup; alacağın tereke borcu olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, mirası reddetmeyen davalı mirasçıların, davaya konu tereke borcundan davacılara karşı müteselsilen sorumlu oldukları dikkate alınarak, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca belirlenen bedel üzerinden taleple bağlı alınarak 10.000,00 TL’nin tamamının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile veraset ilamına göre miras payları oranında belirlenen bedelin davalılardan tahsiline yönelik yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe