MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2066 E., 2025/1267 K.
DAVA TARİHİ : 14.11.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/518 E., 2022/386 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 2013 yılında davalı şirketin yönetim kurulu başkanı … ile tanıştığını, tarafların pek çok toplantı yaptıklarını, 6 yıllık süreçte onlarca proje üzerinde çalıştıklarını, ancak bahsi geçen dönem boyunca tarafların ortaklık ilişkisine girmediklerini, davalı şirket tarafından hayata geçirilmek istenen projenin medikal ve endüstriyel kenevir üretimi olduğunu, dava dışı …’un müvekkilinin tecrübesinden istifade edebilmek için müvekkiline başvurduğunu, müvekkilinin karşı taraftan gelen projede ortak sıfatıyla yer alma teklifini kabul ettiğini, böylece dava konusu sürecin başladığını, tarafların 30.05.2019 tarihinden sonra hemen hemen her gün görüşerek kenevir projesine ilişkin çalışmalarına devam ettiklerini, müvekkilinin davalı şirketin çalışma alanlarını kapsayacak biçimde birçok görüşme yaptığını, bildirimlerde bulunduğunu, toplantılar yapıldığını, bu toplantıların holdingin tüm faaliyet alanlarına yönelik olduğunu, müvekkiline hiçbir ödenek sağlanmadığı gibi, tüm harcamaların bizzat müvekkili tarafından karşılandığını, holdinge ait web sitesinde müvekkiline ait pozisyonda hiçbir düzeltme yapılmadığını, dava dışı …’un davranışlarıyla müvekkilini kandırdığını ve gerçekleşmeyen vaatlerle kendisini oyalayarak tam bir sene boyunca holding işleri için kullandığını, müvekkiline emeklerinin karşılığı olarak temettü ödemek bir yana, seyahat, araç kiralama ve hatta taksi giderlerinin dahi ödenmediğini, yapılan tüm iş ve işlemlerin davalı şirketin yönetim kurulu başkanının bilgisi dahilinde yapıldığını ileri sürerek; yapılan masrafların, yapıldığı tarihten itibaren ticari faiziyle ödenmesini, müvekkilinin mahrum kaldığı kazanç kaybının hesaplanmasını ve ticari faiziyle birlikte ödenmesini, bir yılı aşkın süre boyunca yönetim kurulu üyesi ve … olarak görevini ifa eden müvekkilinin bu görevinden kaynaklı ücretinin tespitini ve muaccel olduğu tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın tamamen uydurulan bir senaryoya dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, davacının iddiası, sunduğu belgeler, yazışma kayıtları ve bilirkişi raporu nazara alındığında; davacının vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde yaptığı harcamaların 31.890,49 TL olduğu, davacı tarafından sunulan belge ve yazışmalardan davacının yönetim kurulu üyesi ve … olarak görev ifa ettiğinin tespit edilemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 31.890,49 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yönetim kurulu toplantısına katılmış olmanın yönetim kurulu üyesi seçilme sonucunu doğurmayacağı, delil olarak sunulan e-mail ve Whatsapp yazışmalarının da davacının davalı şirketin Yönetim Kurulu Üyesi ve …’su olarak görev yaptığı hususunu ispata yeterli olmadığı, davacı davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği yönündeki iddiasını yasal delillerle ispatlayamamış olup buna bağlı olarak ücret ve mahrum kaldığı kazanç kaybını talep edemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince davacının yaptığı masrafların davalı şirketten tahsiline karar verilmiş ise de, davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinde, söz konusu harcamaların tamamının davacı tarafından dava dışı firma ve kişilere yapıldığı, söz konusu belgelerde yapılan masrafların şirket tarafından karşılanacağına dair davacı iddiası dışında somut delil bulunmadığı, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen masrafların davalı şirketin işleri için yapıldığı hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dosya kapsamında yer alan ve müvekkili ile davalı şirket yetkilileri arasındaki sayısız yazışmanın her birinde müvekkiline birçok görev tevdi edildiğinin açık şekilde görüldüğünü, müvekkilinin davalı şirket lehine gerçekleştirmiş olduğu iş ve işlemlerin tamamının davalı şirket yetkililerinin bilgi ve talimatları doğrultusunda gerçekleştiğini, bu haliyle taraflar arasında bir sözleşmenin mevcut olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi seçildiğine ve ayrıca … olarak resmi şekilde yetkilendirildiğine dair herhangi bir iddialarının olmadığını, tanık listesi sunmak üzere taraflarına süre verilmediğini, ayrıca her halükarda yemin delillerinin de hatırlatılmadığını, taraflarınca delil olarak e-mail ve Whatsapp yazışmaları sunulduğunu, müvekkili tarafından yapılan masrafların, dosya kapsamında mevcut olan yazışma ve diğer bilgi, belgeler içeriğiyle de uyumlu olduğunu, bu minvalde anılan masrafların tamamının davalı şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından müvekkiline verilen talimatlar doğrultusunda yapılan iş ve işlemlere ilişkin olduğunu açık olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin vekalet görevini ifa ederken yaptığı masrafları vermesi, müvekkilinin üstlendiği borçlardan onu kurtarması ve müvekkilinin ücretini ödemesinin kanun gereği olduğunu, müvekkilinin yaptığı masrafların ve uğradığı zararların tazmin edilmesi gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklı ücret, kazanç kaybı ve masraf istemine ilişkindir.
1. Genel hizmet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir. 6098 sayılı Kanunun 394. maddesi gereği, hizmet sözleşmesi, kanunda aksine bir hüküm olmadıkça özel bir şekle bağlı değildir. Bir kimse, durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli bir zaman için görür ve bu iş de işveren tarafından kabul edilirse, aralarında hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır. Geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesi, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.
2. Somut olayda davacı, davalı şirket lehine bir takım işlemler yapmış olup, davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği yönünde herhangi bir iddiasının da olmadığı sabittir. Dosya kapsamına sunulan davacı ile davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı arasında yapılan e-mail ve Whatsapp yazışmalarından; davalı şirkete ilişkin görüşmelerin ve toplantı tarihlerinin taraflarca birlikte ayarlandığı, davacının şirketin işleyişi hakkında bilgi verdiği, iş görüşmeleri ve toplantılar için bilgi verip izinler aldığı, toplantıların yapıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince, genel hizmet sözleşmesi hükümleri çerçevesinde davacının davalı şirket için çalıştığı anlaşılan süre boyunca 6098 sayılı Kanunun 416. maddesi gereği yaptığı bütün masrafları ve aynı Kanunun 401. maddesi uyarınca ücret de talep edilebileceği değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1 maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe