Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1565 K.2025/5074

İlgili TBK madde: TBK Madde 598

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1777 E., 2025/266 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/303 E., 2024/226 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından müvekkiline karşı Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2022/14656 E. sayılı icra takibi başlatılarak ödeme emri gönderildiğini, takibin dayanağı asıl borçlu dava dışı ..’nın davalı şirketten yurt dışındaki eğitimi için burs aldığını, müvekkilinin de bu borca karşılık 13.12.2007 tarihinde müteselsilen kefil olduğunu, müvekkilinin eşinin rızasının alınmadan kefalet sözleşmesinin yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 598. maddesinde, kefalet sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağının düzenlendiğini, kefalet sözleşmesinin 13.12.2017 tarihi itibariyle ortadan kalktığını ve müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu kalmadığını, asıl borçlunun davalı şirkete borcunu ödemesine rağmen aynı sektörde iş yapan başka bir şirkette işe başlaması nedeniyle davalının asıl borçlu ile müvekkiline yönelik kötü niyetle icra takibi başlattığını ileri sürerek; takibe dayanak kefalet sözleşmesine istinaden müvekkilinin takibe konu borcun tamamından borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; asıl borçlu dava dışı ..’nın müvekkili tarafından verilen bursla 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun uyarınca Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yüksek lisans öğrenimi gördüğünü, eğitimini tamamladıktan sonra işe başladığını ancak mecburi hizmeti bitmeden 17.11.2014 tarihinde istifa ettiğini, mecburi hizmet yükümlülüğünün kalan hizmet süresi oranında tazminata dönüştüğünü, ..’in kamu alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin kanunlardan faydalandığını ve kısmi ödemeler yaptığını, ödemelerin istenilen seviyede olmaması ve borçlu ile iletişimin sağlıklı yürümemesi nedeniyle Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2022/14657 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, icra takibinden sonra ..’de yaşayan asıl borçluya .. Başkonsolosluğu vasıtasıyla 14.04.2022 tarihli taahhütname ve ödeme planı senedini ulaştırıldığını, ilk iki taksidin takipten sonra ödediğini, davacının ilamsız takibe itiraz ettiğini, takibin davacı açısından durduğunu, itirazdan sonra kendilerince itirazın iptaline ilişkin yasal bir işlem yapılmadığını, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Kanunun 598. maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığını ve davacı açısından takibe dayanak hukuki bir belge bulunmadığını, davacının bu aşamada menfi tespit davası açmasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesi gereği dava şartı olarak belirtilen hukuki yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1. İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2022 tarihli kararıyla, 6098 sayılı Kanunun 598. maddesi uyarınca ortadan kalkan kefalet sözleşmesine dair davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin itinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.06.2023 tarihli kararıyla; davacının icra takibi nedeniyle borç tehdidi altında bulunduğu, bu nedenle menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle, kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kefalet tarihinin 13.12.2007 olduğu, 10 yıllık kefalet süresinin 13.12.2017 tarihinde sona ereceği, 6098 sayılı Kanun ile ilk defa öngörülmüş olan 10 yıllık kefalet süresi yasanın yürürlüğe girdiği tarihte sona ermiş durumda olmadığı ve 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan 1 yıllık ek sürenin somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağı, 10 yıllık kefalet süresinin takip tarihinden önce sona ermekle davacının kefil sıfatıyla sorumluluğu sona erdiği, bu tarihten sonra 2022 yılında başlatılan icra takibi nedeniyle davacının borçlu olduğunun ileri sürülemeyeceği, davalının kötü niyeti ispatlanamadığı gerekçesiyle; davacının Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2022/14656 E. sayılı dosyasında davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının kefili olduğu dava dışı ..’in cevap dilekçesi ekinde sunulan ödeme planı kapsamında şu ana kadar 10 taksit ödemesi yaparak toplamda 60.000 USD ödediğini, ödemelerin plana uygun gitmesi halinde 14.10.2025 yılında bitmesinin hedeflendiğini, icra takibine itiraz ederek takibin durmasını sağlayan davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.

Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle 13.12.2007 tarihli kefaletnamenin 6098 sayılı Kanunun 598. maddesi uyarınca on yıl geçmesiyle 13.12.2017 tarihinde kendiliğinden ortadan kalkmasına, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2012 tarihli ve 2011/19-622 E., 2012/9 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, davacı/borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek ilamsız icra takibine itiraz etmesinin yalnızca takibin durmasını sağlayacağı, icra takibini ortadan kaldırmadığı, dolayısıyla davacının takibe konu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370. maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!