MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1004 E., 2024/1747 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şenkaya Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/24 E., 2024/90 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre; davacılar vekili tarafından temyize konu edilen ve davada reddine karar verilen toplam miktar 65.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili …’ın 24.09.2003 tarihinde … İlçesi … Köyünde hayvan otlatmakta iken davalı şirkete ait ve kopma nedeniyle yere düşen elektrik tellerine dokunmak suretiyle ağır şekilde yaralandığını, yaralanmanın uzuv zaafı niteliğinde olduğunu, davalının çalışanlarının Şenkaya Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/133 E. sayılı dosyasında yargılandıklarını ve suçları sabit görüldüğünden mahkum olduklarını, müvekkilleri … ile …’nın oğulları …’ın yaralanması ve vücut bütünlüğünde meydana gelen sıkıntılar nedeniyle üzülüp manevi açıdan çöküntüye düştüklerini ileri sürerek; her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın, müvekkili …’ın ise uzuv zaafı niteliğindeki yaralanması nedeniyle meslekte kazanma kaybı olup çalışma gücünü kaybettiğinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100.000,00 TL maddi, 2/8 oranında kusurlu olmasına rağmen beden tamlığı bozulup yaşamı boyunca bu hususu hissedeceğinden 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.04.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 778,817,12 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; olayda müvekkili şirketin bir kusurunun olmadığını, sorumluluğu bulunsa bile 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, sorumluluğun çocuklar üzerindeki gözetim ve denetim sorumluluğunu yerine getirmeyen anne ve babaya ait olduğunu, ceza kovuşturması sırasında yapılan keşfin müvekkilleri olmadan gerçekleştirildiğini, alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve taraflı olduğunu mevzuata aykırı bir durum yok iken bilirkişinin bu durumu kusur nedeni gösterdiğini, olay tarihinden 2 yıl sonra keşif yapılmasına rağmen bilirkişinin şahit gibi rapor hazırladığını, tazminat oranlarının fahiş olduğunu ve olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aldırılan kusur raporunun dosya kapsamı ve dava konusu olay ile uyumlu olduğu, olay tarihinde sorumluluğun … Genel Müdürlüğünde (…) bulunduğu, kusur raporu doğrultusunda alınan hesap bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu, davacılar vekilinin 05.04.2024 tarihli dilekçesi ile rapor doğrultusunda davasını ıslah ettiği, …’IN 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davacı …’ın maluliyet oranı, geçirdiği yaralanma nedeniyle bedensel ve ruhsal bütünlüğünün zarar gördüğü sabit olmakla somut olayın özelliklerine göre manevi acının ve ihlalin ağırlığı, ihlalin etkisi, süresi ve yoğunluğu, zarar görenin sosyal yaşama katılma yeteneğinin etkilenme derecesi gözetilerek ve yine davacı baba ve annenin çocuklarının geçirdiği olay nedeniyle çocuklarının bakımı ve ihtiyaçlarını giderdikleri, yaşanılan olay nedeniyle manen üzüntü yaşadıkları anlaşıldığından tarafların kusur durumları ve sosyal ekonomik durumları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle; davacı …’ın maddi tazminat talebinin kabulü ile 778.817,12 TL’nin, davacı … lehine 35.000,00 TL, … lehine 15.000,00 TL, … lehine 15.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; … ile davalı … arasında sorumluluğa ilişkin düzenlemeler içeren bir sözleşme var ise de; davacının bu sözleşme yönünden 3. kişi konumunda olması nedeniyle sözleşme hükümlerinin davacı yönünden bağlayıcı olmadığı, olay tarihi itibari ile işin asıl sahibi olarak davalı …’a husumet yöneltilebileceği, 6098 sayılı Kanun’un 69. maddesi gereğince enerji nakil hatları yapı eseri niteliğinde olup, davalının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk niteliğinde olduğu, elektrik – elektronik mühendisi bilirkişilerden oluşan üç kişilik heyetten alınan kök ve ek raporda yer alan tespite itibar edilmesinde, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu, 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 02.11.2016 tarihli 20381 sayılı raporu ile hesap bilirkişisi raporunun hükme esas alınmasında, ayrıca husumetin davalıya yönlendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; 12.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirkete 6/8 oranında kusur atfedilerek raporun hükme esas alınmasının kabul edilemez olduğunu, zira önceki bilirkişi raporunda müvekkili şirket aleyhine herhangi bir kusur belirlenmediğini, davacı olayda tam kusurlu olduğundan taleplerinin reddi gerektiğini, Yüksek Planlama Kurulunun 17.03.2004 tarihli ve 2004/3 sayılı kararı ile kabul edilen “Elektrik Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi” çerçevesinde Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile … Elektrik Dağıtım A.Ş.nin özelleştirme kapsam ve programına alındığını, müvekkil şirketin bir sorumluluğunun olmadığını, sözleşmenin Dosya Tasnifinde Dikkate Alınacak Kriterler başlıklı kısmında (Ek-2) “……üçüncü kişilerin uğramış oldukları zararlardan dolayı açmış oldukları tazminat davaları(olay tarihi esas alınacaktır.)……” maddesine yer verilmiş olup, özelleştirme öncesi tazminat davalarında sorumluluğun kime ait olacağının bu şekilde belirlendiğini, bu nedenle davanın sorumluluğunun davacı ve … Dağıtım A.Ş.ye ait olduğunu, davacılar vekilince istenilen tazminat miktarının oldukça fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan raporların denetimine elverişli olmasına, olay tarihi itibari ile işin asıl sahibi olarak, davalı …’a husumet yöneltilebileceğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Davalı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe