Yargıtay 3.HD E.2024/1917 K.2025/1296

İlgili TBK madde: TBK Madde 113

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/194 E., 2024/610 K.

DAVA TARİHİ : 04.03.2015

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2022/520 E., 2022/462 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerin davalıların inşa ettiği binadan daire satın aldıklarını ve taşındıklarını ancak bir çok eksikliğin bulunduğunu, davalıların mesken ruhsatını almadıklarını, müvekkillerinin keşide ettikleri ihtarname ile mesken ruhsatının alınması, olmadığı taktirde toplanan paraların iadesi, bina ortak alanlarındaki eksikliğin giderilmesinin istendiğini, davalıların mesken ruhsatını almadıkları gibi tahsil etmiş oldukları paraları da iade etmediklerini ileri sürerek; Türk Borçlar Kanunu’nun 113. maddesi kapsamında müvekkillerinin dairelerinin yer aldığı Kayseri İli Kocasinan İlçesi Mithatpaşa Mahallesi 4740 ada 3 nolu parselde kayıtlı binanın masrafları davalı yüklenicilere ait olmak üzere, onların nam ve hesabına mesken ruhsatını Kocasinan Belediyesi nezdinde alımı için müvekkillerine yetki verilmesini, söz konusu alacak kalemlerinin de davalılar tarafından müvekkillerine müştereken ve müteselsilen sorumluluk esasına göre ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili; şirketin davalı gösterilmesine rağmen şirket ortakları olan …ve …in de davalı gösterildiğini bu iki isme husumet yöneltilemeyeceğini, mesken ruhsatı ve doğalgaz ile ilgili tüm masrafların gayrimenkul paylarının satışı vaadi karşılığı inşaat sözleşmesine göre arsa sahiplerine ait olduğu, bu amaçla para toplanmadığı, doğalgaz işleri için ödendiğini, dava konusu taşınmazlar yönünden dava açan davacıların şirketten daireyi dolaylı satın aldıklarını savunarak, davalı müvekkili Mehmet için davanın usul yönünden reddini, diğer davalılar için sözleşmeye aykırılıktan dolayı açılan davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan araştırma neticesinde davacı …, …, …, … ve …’in taşınmazı yüklenicen satın aldıkları, diğer davacıların ise arsa sahibinden satın aldığı anlaşılması üzerine bu davacılar yönünden tefrik kararı verilmiş ve yükleniciden taşınmaz satın alan davacılar yönünden yargılamaya devam edilmiş, yasal olarak nama ifaya izin isteme hakkının, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan arsa sahiplerine ait olduğu, sözleşmenin tarafı olmadığından, davacıların TBK 113, Borçlar Kanunu 97. maddelerinden yararlanarak, böyle bir davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, yasal olarak nama ifaya izin isteme hakkının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan arsa sahiplerine ait olduğu, sözleşmenin tarafı olmayan davacıların, böyle bir davayı açmaya sıfatları (aktif husumet ehliyetleri) bulunmadığı gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; davacı müvekkillerinin binada oturan konumunda oldukları, dolayısıyla nama ifa ve alacak giderlerine iştirak ederek mesken ruhsatının alımında bulunduklarını, davalıların yarattığı mağduriyet ve binanın kaçak yapı oluşu karşısında yasal işlemleri ikmal eden müvekkilleri yönünden hak ve nesafet ilkesinin gözetilmemesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini,verilen kararın işlemlerin resmi mercilerde ikmalinde zorluklara neden olacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı şirket tarafından imal edilip satışı yapılan bağımsız bölümlerin bulunduğu binanın iskan ruhsatının alınmasına ilişkin olarak nama ifaya izin istemine ilişkindir.
1. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Kanun’un 73. maddesi bu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür.

Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Kanun’da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için ticari ve mesleki amaçla yapılan bir işlemin olması gerekir.

2. Somut uyuşmazlıkta; dosyada beyanları alınan davacıların bir kısmının doğrudan davalı yüklenici ve temsilcisinden tapuda bağımsız bölüm satın alarak adlarına tescil ettirdikleri anlaşılmakla birlikte, bir kısım davacıların ise yükleniciyi tanımadıkları, yükleniciden yaptığı iş karşılığı bağımsız bölüm alan üçüncü kişiden bağımsız bölümü satın aldıkları anlaşılmaktadır. Yükleniciden bağımsız bölüm satın alan davacılar yönünden görevli mahkeme 6502 Sayılı Kanunun 3. Maddesi gereğince Tüketici Mahkemesi olmakla birlikte, bağımsız bölümü davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden satın alanların 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sayılamayacağı, bağımsız bölümü ilk defa yükleniciden satın alan ve akabinde bir kısım davacılara satan üçüncü kişilerin taşınmazı ticari ve mesleki amaçlı olarak satın aldığı ve haliyle 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici olmadıkları için, taşınmazı bu şekildeki dava dışı üçüncü kişiden satın alan davacıların da 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sayılamayacağı ve bu davacılar yönünden davanın tüketici mahkemesinde görülemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda bu hususun davacılar yönünden tek tek belirlenmesi, bağımsız bölümü davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden satın alan üçüncü kişiden satın alan davacılar yönünden tefrik kararı verilerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu nazara alınarak davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan esas hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3.Yükleniciden ticari ve mesleki olmayan amaçlarla bağımsız bölüm satın alan, tüketici olduğu belirlenen davacılar yönünde ise; tüketici olan davacıların hakları 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olup, tüketicinin seçimlik hakları başlıklı 11. Maddesinde
(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.
(3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.
(4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.
(5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir.
(6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.” şeklinde düzenlenmiş,
Aynı Kanunun 83. maddesinde
“(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır.
(2) Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Mahkemece yasal olarak nama ifaya izin isteme hakkının, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan arsa sahiplerine ait olduğu, sözleşmenin tarafı olmadığından, davacıların TBK 113, BK 97 maddelerinden yararlanarak, böyle bir davayı açmaya aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de; yukarıda belirtilen maddeler uyarınca tüketicilerin kendi sözleşmeleri kapsamında muhatabı olan davalı yükleniciden TBK 113. madde uyarınca talepte bulunabileceklerinden aktif dava ehliyetleri bulunmaktadır. Yanılgılı değerlendirme ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

4. Bu durumda Mahkemece; tüketici sıfatına sahip davacılar yönünden, bu davacıların hangi eksik hususların tamamlatılması talebinde bulunduklarının net olarak belirlenmesi, akabinde taraflar arasında varsa sözleşme kapsamının belirlenmesi ve taraflar arasındaki sözleşme uyarınca yüklenicinin yükümlülüğü kapsamında kalan hususlar belirlenerek sonucunu göre bir karar verilmesi gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 11 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!