MAHKEMESİ :Bolu Aile Mahkemesi
TARİHİ :11.04.2011
NUMARASI :Esas no:2010/182 Karar no:2011/153
Taraflar arasındaki “boşanma” ve “nafaka” davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davalı-davacı (kadın) tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Boşanma davası 19.03.2010 tarihinde açılmıştır.Davadan önce davacı-davalı (koca)’nın, “mental retardasyon” saptandığına ilişkin resmi sağlık kurulu raporuna dayanılarak 18.04.2009 tarihli kararla kısıtlanarak vesayet altına alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda medeni haklarını kullanma ehliyeti yoktur.Dava kanuni temsilcisi (vasisi) tarafından vesayet makamının izni (TMK. m. 462/8) ile açılabilir. Kısıtlı adına davayı açan avukata vasisi tarafından verilen bir vekaletname de bulunmamaktadır. Vesayet altında bulunan kişinin ayırt etme gücüne sahıp olması durumunda kısıtlının işlemi vasinin onamasıyla geçerlilik kazanır (TMK. 452/1) ise de ayırt etme gücü bulunmayan bu sebeple medeni haklarını kullanma ehliyetinden yoksun olan kısıtlının bu hali devam ediyorken bizzat kendisinin avukata verdiği 25.02.2010 tarihli vekaletnameyi vasinin “muvafakat eden” olarak imzalamış olması davada temsil yetkisi bakımından sonuç doğurmaz. Tarafların dava ehliyetine sahip olmaları dava koşulu olup, yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmak zorundadır. O halde, davacı-davalı (koca)’nın vasisinden, vesayet makamından dava açma iznine ilişkin karar istenmesi (TMK: m. 462/8) davacı adına davayı açan avukata vasisi tarafından verilen vekaletname varsa bunun da dosyaya eklenmesi, yoksa bu yönde vekaletname getirilmesi için adı geçen avukata mehil verilmesi, dava ehliyetine ilişkin noksanlığın bu suretle giderilmesi gerekir. Bu hususlar gözetilmeden işin esasının incelenmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.06.06.2
KARŞI OY YAZISI
Davacı-davalı koca; davadan önce akıl hastalığı nedeniyle Türk Medeni Kanununun 405. maddesi uyarınca kısıtlanıp kendisine vasi atanmış kişi olup; medeni hakları kullanma ehliyeti (fiil ehliyeti) bakımından tam ehliyetsiz (TMK. m. 14) kişi konumundadır. Tam ehliyetsiz kimsenin fiilleri (hukuki işlemleri) sonuç doğurmaz (TMK. m. 15). Tam ehliyetsiz kişilerin hukuki işlemleri hükümsüz (batıl) sayıldığından; bu “butlan” durumu yasal temsilcinin sonradan vereceği icazetle de düzelmez. İşlemin yasal temsilci tarafından yeni baştan gerçekleştirilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, tam ehliyetsiz olan davacı-davalı kocanın bir hukuki işlem olarak, medeni hakları kullanma ehliyeti kapsamındaki “dava açma ehliyeti” bulunmamaktadır. Bizzat tam ehliyetsiz olan koca tarafından açılmış olan bu boşanma davası; yargılama sırasında vasinin vesayet makamından alacağı izin sonrası vereceği icazetle de devam ettirilemez. Tam ehliyetsizin, dava ehliyeti yargılama sırasında eksikliği giderilmeyecek nitelikte dava şartlarından (HMK. m. 114/d) olduğundan; davacı-davalı kocanın bizzat açtığı boşanma davasının “dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi” gerektiği düşüncesindeyim. Hüküm bu yönden bozulmalıdır. Değerli çoğunluğun bozma görüşüne katılmakla birlikte bozma gerekçesine katılmıyorum.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe