Ayırt etme gücüne sahip kısıtlının yaptığı işlem vasinin onamasıyla geçerlilik kazanır; ayırt etme gücü bulunmayan, bu nedenle fiil ehliyetinden yoksun kısıtlının bizzat yaptığı işlem ise geçerli olmaz.
Detaylı özeti gör
Uyuşmazlık, dava açılmadan önce mental retardasyon (akıl hastalığı) nedeniyle TMK m.405 uyarınca kısıtlanıp vasi atanan, ayırt etme gücünden yoksun tam ehliyetsiz davacı-davalı kocanın bizzat avukata vekâletname vererek açtığı boşanma davasında dava ehliyetinin (dava şartının) bulunup bulunmadığına ilişkindir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ayırt etme gücüne sahip kısıtlının işleminin TMK m.452/1 gereği vasinin onamasıyla geçerlilik kazanacağını belirtmiş; ancak somut olayda kısıtlının ayırt etme gücü bulunmadığından bizzat verdiği 25.02.2010 tarihli vekâletnameyi vasinin "muvafakat eden" olarak imzalamasının temsil yetkisi bakımından sonuç doğurmayacağını saptamıştır. Daire, davanın kanunî temsilci (vasi) tarafından vesayet makamının izniyle (TMK m.462/8) açılması gerektiğini vurgulayarak; çoğunluk görüşüyle, dava ehliyetine ilişkin noksanlığın giderilebileceği gerekçesiyle izin ve usulüne uygun vekâletnamenin getirtilmesi için mehil verilmesi gerektiğinden hükmü oyçokluğuyla bozmuştur. Karşı oyda ise tam ehliyetsizin işleminin batıl olup (TMK m.14-15) sonradan icazetle düzelmeyeceği, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiği savunulmuştur.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe