Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/5128 K.2024/6889

İlgili TBK madde: TBK Madde 447

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1150 Esas, 2023/1190 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2021/579 E., 2023/148 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ağız ve diş sağlığında öncü ve tanınan bir firma olduğunu, davalı taraf ile davacı şirket arasında akdedilen iş sözleşmesi uyarınca rekabet yasağı hususunun düzenlendiğini, davalı tarafından rekabet yasağına layıkı ile ifa etmediğini, davalının 14.10.2015 ile 30.11.2020 tarihleri arasında Kayseri şubesinde diş hekimi olarak çalıştığını, davalı tarafın kendi iradesi ile ayrılmasına müteakip müvekkilinin işyerinde birlikte çalıştığı ve kendisi ile aynı gün istifa eden … ile birlikte 02.12.2020 tarihli TTSG ile ilan olunduğu üzere ağız ve diş sağlığı alanında hizmet vermek üzere şirket kurulduğunu, FD Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği adıyla davalı tarafından müvekkilinin Kayseri Şubesine 160 metre uzaklıkta olduğunu, davalı tarafından rekabet yasağı kanununa uymadığını, rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğunu, somut olayda da sözleşmede geçersiz sayılmayı gerektirir haksız şart bulunmadığını, rekabet yasağı kaydı taşıyan hükmün geçerli olduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin işçiden cezai şart ve uğradığı diğer tüm maddi ve manevi zararları isteme hakkı bulunduğunu, hizmet sözleşmesi 5/h bendi hükmü ile de sabit olduğu üzere hekimler ile akdedilen iş sözleşmeleri feshedilmiş dahi olsa, hekimlerin işten ayrıldıktan sonraki 2 yıl süre ile iş yeri açmaları yasak olduğunu, müvekkili şirketin bünyesinde çalışan hekimler tarafından haksız rekabete uğramayı önlemek amacıyla kendilerinden bu hususta yazılı taahhüt alındığını, ilgili hüküm yasal mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, bu maddenin ihlal edilmesi halinde sözleşmede yer alan tazminat yaptırımı uyarınca tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, aynı alanda hizmet veren işletmelerin eski işletme açısından pazar payını azalttığını, müvekkili şirketin haksız rekabete uğratıldığını, davalı tarafın müvekkili hastanenin hasta portföyüne haksız şekilde eriştiğini ve hastalarına telefonla ulaşarak karalama propagandası yaptığını ve hastaları bundan sonraki tedavileri için polikliniklerine davet ettiğini, davalı tarafın müvekkili şirketi kötüleyerek haksız rekabet yaratmakta olduğunu, ilgili hükümler uyarınca davalıdan maddi zararlar ile birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesi kapsamında kötüleme nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık tazminat talebinde bulunma zorunluluğu doğduğunu belirterek haksız rekabetin meni hususunda karar verilinceye kadar haksız rekabete yol açan davalı tarafın girişiminin engellenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla cezai şart vs için şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın iş sözleşmesinden kaynaklandığını, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı taraf her ne kadar müşterilerinin müvekkili tarafından aranmak ve mesaj atılmak suretiyle müvekkili tarafından kendi açmış olduğu işyerine yönlendirildiğini iddia etmişse de bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacının iddiasını kabul anlamına gelmemekle işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağı şartının geçerli olabilmesi için 6098 sayılı Kanun’un 444 üncü maddesine göre bazı şartların bir arada gerçekleşmesi gerektiğini, işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olması gerektiğini, tip iş akitlerinin işveren tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlanmış genel ve yeknesak hükümlerin bulunduğu ve işçinin kabulüne sunulan iş akitleri olduğu, müvekkili ile davacı arasındaki iş sözleşmesinin tip iş akdi olduğunu, tip iş akitleri ile rekabet yasağı şartı düzenlenemeyeceğini, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesh ettiğini, davacının müvekkiline elden ödeme yapmak suretiyle SGK primlerini eksik ödediğinden taraflar arasındaki iş sözleşmesi davalı müvekkili tarafından tek taraflı olarak haklı nedenle fesh edildiğini, sözleşmenin haklı nedenle fesh edildiği durumlarda rekabet yasağı şartının uygulanma imkanı bulunmadığını, bu hususun 6098 sayılı Kanun’un 437 inci maddesinde düzenleme altına alındığını, davacının iş koşulu olan SGK primlerini eksik ödemesi ve müvekkilinden vergi kesintisi yapmasına rağmen bu hususta vergi dairesine herhangi bir bildirimde bulunmaması nedeniyle müvekkilinin iş sözleşmesini tek taraflı olarak haklı nedenle fesh ettiğini, bu nedenle rekabet yasağı şartının uygulanma imkanının bulunmadığını, dava tarafın somut zararını veya ciddi bir zarara uğrama tehlikesi içerisinde olduğunu ispatlaması gerektiğini, iş akitlerindeki tek taraflı cezai şart maddelerinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin icra ettiği meslek kamu yararı gözeten bir meslek olup bu alanda rekabet yasağı sözleşmesi yapılamayacağını, müvekkili ile davacı arasında imza altına alınmış iş sözleşmesinde bulunan rekabet yasağı şartı kamu yararı gereği de geçersiz kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, “..davacı taraf ağız ve diş sağlığında öncü ve tanınan bir firma olduğunu, davalı taraf ile davacı şirket arasında akdedilen iş sözleşmesi uyarınca rekabet yasağı hususunun düzenlendiğini, davalı tarafından rekabet yasağına layıkı ile ifa etmediğini iddia ettiği, müşterilerinin davalı tarafından aranmak-mesaj atmak suretiyle kendi açmış olduğu işyerine yönlendirildiğini iddia etmiş, davalı taraf ise, işbu iddiaların yersiz olduğunu, davacı tarafın elden ödeme yapmak suretiyle SGK primlerini eksik ödediğinden taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak haklı nedenle fesh edildiğini, sözleşmenin haklı nedenle fesh edildiği durumlarda rekabet yasağı şartının uygulanma imkanı bulunmadığını iddia ettiği görülmekle, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacının zararının oluşup oluşmadığı, oluştu ise davalıdan bu zararını ve sözleşmede belirlenen cezai şart alacağını isteyip istemeyeceği hususunda alınan bilirkişi raporu ve tanık beyanları dikkate alındığında davalının sözleşmeyi fesih işleminde haklı olduğu, dosya kapsamında davacı-işverenin 6098 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi gereklerinin yerine getirdiğine dair herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı, taraflar arasında imzalanmış olan 13/10/2015 tarihli tam zamanlı kısmi süreli hizmet sözlemesinin rekabet yasağının düzenleyen ve işbu davaya … teşkil eden 4/h maddesinin yazılmamış sayılması gerektiği, böylece taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin mevcut olmadığı ve dosyaya teşkil eden Gizlilik başlıklı 6 ıncı madde ve özellikle bu maddenin cezai şartı düzenleyen b fıkrasının da genel işlem koşulu kabul edilerek yazılmamış sayılması gerektiği, dolayısı ile taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmiş olan rekabet yasağının yer, zaman ve konu bakımından sınırlanmış olduğu, ancak hem rekabet yasağının düzenleyen 4/h maddesinin hemde gizlilik ve cezai şartı düzenleyen 6 ıncı maddesinin genel işlem koşulları kapsamında yazılmamış sayılması gerektiği ve bu nedenle taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin mevcut olmadığı görülmekle, davaya konu olayda haksız rekabet olayının bulunmadığı gerekçesiyle, alınan bilirkişi raporuna da itibar edilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş …” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı hekim olup, hekimlik mesleğinin yasalarla güvence altına alındığı yine hekimlik mesleğine yönelik kısıtlamaların hasta haklarına yönelik kısıtlayıcı düzenlemeler olacakları sabit olduğu, bu hususlar nazara alındığında davacı Şirket ile davalı hekim arasında akdedilmiş bulunan “Hizmet Sözleşmesi” md. 5/h hükmü ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu Kapsamında İşçi İşveren Arasında Yapılan Bilgilendirme ve muvafakatnamenin 2.12 madde hükmü şeklindeki düzenlemelerin Anayasanın 56 ncı maddesi, 3559 sayılı Sağlık Hizmetleri … Kanunu 1/c maddelerinde düzenlenen sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir hükmüne aykırı olduğu, yine 01.08.1998 tarihli resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ve Hekimlik Mesleği Etik Kurallarında hastalar için ön görülen hakları kısıtlayıcı mahiyette olduğu gözetildiğinde, tüm bu açıklamalar ışığında rekabet yasağını düzenleyen 4/h maddesinin hemde gizlilik ve cezai şartı düzenleyen 6 ncı maddesinin genel işlem koşulları kapsamında yazılmamış sayılması ve taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin mevcut olmadığı yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 6098 sayılı Kanun’un 21 nci maddesi, 58 inci maddesi

3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ve TBK’nun 447/2. maddesi gereğince taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin davalı yanca haklı olarak feshedilmiş olmasına, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun’un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!