MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.07.2021 tarih ve 2021/254 E. – 2021/468 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili şirkette yurt dışı satış takım lideri olarak çalıştığını, ancak işinden 20.12.2012 tarihinde ayrıldığını, taraflar arasında yapılmış olan 01.07.2010 tarihli iş sözleşmesinin 12. maddesinde rekabet yasağı hükmünün bulunduğunu, yine aynı maddede bu yasağa aykırı hareketin müeyyidesinin ön görüldüğünü, iş sözleşmesinin bu maddesine rağmen davalının işten ayrıldığı 20.12.2012 tarihinden hemen sonra müvekkili şirket fabrikasının yakınında faaliyet gösteren müvekkili şirketin rakibi Janoschka İzmir A.Ş. firmasında işe girdiğini, davalının, müvekkili işyerindeki çalışması sırasında elde ettiği firmaya ait ticari, sınai ve teknolojik sırları kullanarak rakip bir müessesede çalışmamayı, kabul ve taahhüt etmesine rağmen buna aykırı hareket ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.730,00 TL cezai şart ve 9.792,29 TL ihbar tazminatının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin iş akdinin işverenle karşılıklı olarak feshedildiğini ve ihbar süresinde müvekkilinin çalışmasının davacı şirketçe istenmediğini, müvekkilinin yeni iş akdini Almanya’da çalışmak üzere 10.01.2013 tarihinde imzalamış olduğundan rekabet yasağına aykırı davranmadığını, müvekkilinin eski işyerine ait bir bilgi veya tecrübeyi yeni işyerinde kullanmasının söz konusu olmadığını, ayrıca rekabet yasağı hükmünün denklik ve karşılıklılık vasfı içermediğinden ve yer itibari ile getirdiği sınırlar nedeni ile cezai şartın geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2010- 2012 yıllarında davacı şirkette dış satış ve pazarlama takım lideri (Avrupa satış sorumlusu) olarak çelik silindir satma işçisi pozisyonunda çalıştığı, davacı şirketin ürettiği malların hangi firma ya da kişi adına üretildiğini bilebilecek, davacı firmanın müşteri portföyünü bilmekte ve müşterilerle doğrudan bağlantıya geçebilecek durumda olduğu, sözleşme ile öngörülen rekabet süresinin 1 yıl olduğu, rekabet yasağı konusunun işveren tarafından üretilen ve satılan ürünlerin aynısı veya benzerinde, ticari, sınai ve teknolojik sırları kendi namına işverenle aynı sektörde faaliyet etmesi şeklinde sınırlandırıldığı, dolayısıyla işçinin müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfuz etme imkanı bulunması ve işverinin önemli bir zarara uğraması ihtimali, süre ve konu yönlerinden rekabet yasağı sözleşmesi şartlarının geçerli olduğu, dava konusu olayda 1 yıl rekabet yasağı yer (İzmir, İstanbul, Konya, Manisa, Kocaeli-İzmit, Gaziantep, Ankara ve Bursa illeri) bakımından bir sınırlama bulunduğu, buna göre, işçi bakımından öngörülen rekabet etmeme yasağı yer konusunda birçok ili ve davalının çalışabileceği sanayi şehirlerini kapsıyor olması sebebi ile aşırı nitelikte ise de; TBK’nın 445/2 maddesi uyarınca değerlendirme yapıldığında, davalının davacıya ait iş yerinden 20/12/2012 tarihinde ayrıldıktan sonra davacının faaliyet gösterdiği alanda ve aynı organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren bir başka şirkettte yine satış sorumlusu olarak 12/01/2013 tarihinde işe girdiği, yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında tıpkı haksız rekabette olduğu gibi rekabet yasağına aykırılık halinde de zararın doğmasının şart olmayıp işçinin rakip bir firmada çalışarak önceki iş verene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğu, bu haliyle davalının işten ayrılıp aynı alanda ve aynı il sınırları içerisinde başka bir işletmede işe girmesinin rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı işçinin çalışma süresi dikkate alınarak takdiren 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, işyerinden ayrılan işçinin rekabet yasağı sözleşmesini ihlali sebebi ile davacının cezai şart talebinin tahsili istemine ilişkindir.
TBK’nın 179/1. Maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Diğer bir anlatımla cezai şart alacaklısının bu konuda seçimlik bir hakkı bulunmaktadır.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinde davalının rekabet yasağı sözleşmesini ihlali halinde rekabet yasağı kararlaştırılmış olup, bununla ilgili TBK 446.maddesi uyarınca “ rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır” düzenlemesi yer almasına ve davacı tarafça cezai şart alacağı talebinde bulunulmasına rağmen Mahkemece cezai şart alacağı yerine maddi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 256,17 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 07/11/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, işçinin rekabet etme yasağına aykırılığa dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
Ceza koşulunun kendisi başlı başına bir borcun konusu değildir. Ceza koşulu, daima ifası gereken bir asıl borcun varlığını arar. Zira ceza koşulu, borçlunun borca uygun davranmasını temin eden bir tür güvencedir. Yine ceza koşulu asıl borca bağlı (fer’i) nitelikte bir borç doğurur.
Ceza koşulunun türleri TBK. m. 179’da (Eski BK. m. 158) düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, ceza koşulunun türleri, seçimlik ceza koşulu, ifaya eklenen ceza koşulu ve ifa yerine ceza koşulundan (Dönme cezası) ibarettir. Bu genel düzenlemenin yanında BK. m 351/2’de (YTBK. m. 444/2) dönme cezası özel olarak düzenlenmiştir. Bu TBK. m. 351/2, aynı Yasa’nın 158 maddesine bir aykırılık oluşturur. Sözleşme cezası burada da madde 158’de olduğu gibi, kural olarak, ödenmesi ile akitten cayma hakkını verir. Ne var ki madde 158’in aksine, madde 351/2 gereğince ifayı yada sözleşme cezasını talep etmek isteyip istemediğini alacaklı seçemez. Aksine işçi sözleşme cezasını ödeme ile rekabet yasağından kendisini kurtarabilir. (Becker, Herman, İsviçre Borçlar Kanunu Şerhi, Yargıtay Yayınları, sayfa 577)
İşveren ancak, işçinin kusurunu ve uğradığı zararı kanıtlayarak TBK m. 351/1 uyarınca zararının tazminini isteyebilir.
Bu nedenlerle, çoğunluk tarafından cezai şartın TBK m. 179/1’de düzenlenen cezai şart olarak kabulü doğru olmamıştır. Ayrıca yukarıda yazılı gerekçe uyarınca da davanın reddi gerektiği düşüncesinde olduğum için sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe