T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
DAVANIN KONUSU
:Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30/03/2018 tarih ve 2016/131 Esas – 2018/220 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekili ile davalı kooperatif vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar
incelemesinde;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Müvekkilinin kendisine ait F2 Mutfak Mobilya ve Doğrama isimli işyeri adına SS F1 evleri yapı kooparatifi ile 27.08.2010 tarihinde sözleşme imzaladığını , sözleşme konusunun davalı – SS F1 evleri yapı kooparatifi tarafından onaylanmış olan mutfak dolabı projesine uygun imalat ve montaj işi olduğunu, sözleşme de belirtilen tarihte de teslim edileceğinin kararlaştırıldığını buna karşılık davalıların120.000 TL ödeme de bulunacağı, sözleşmeyi ihlal halinde ise ihlal eden taraın 60.000 TL ödeyeyeceği hususunda anlaşma yapıldığını, taraflar arasında yapılan bu anlaşma neticesinde müvekkilinin kendisine düşen edimini yerine getirdiğini davalı tarafından istenilen projeye uygun olarak mutfak dolapları ve içkapıların imalatını yapıp teslim edildiğini, buna karşılık davalılar tarafından müvekkilime herhangi bir ödeme de bulunmadığını davalı kooperatif tarafından kendisine verilmiş olan 5 adet senedin de Erdemli İcra Müdürlüğünün 2013/2760 esas sayılı dosyasında icra takibine koyulduğunu ancak davalıların bu icra takibine itiraz ettiklerini davalıların bu şekilde kötü niyetli olduklarını bu nedenle fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak ve ileride ıslah edilmek üzere şimdilik 10.000,00-TL’nin borcun doğumundan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI
K5 C
EVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Kendisinin diğer davalı kooperatifte yaklaşık 3-4 yıl 2. Başkan olarak görev yaptığını, davacı ile yapılan anlaşmanın kooperatif ile yapıldığını kendisinin davada taraf sıfatının bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI
K4
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Kendisinin diğer davalı kooperatifte yaklaşık 3-4 yıl 2. Başkan olarak görev yaptığını davacı ile yapılan anlaşmanın kooperatif ile yapıldığını kendisinin davada taraf sıfatının bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI KOOP VEKİLİ 16/03/2018 HAVALE TARİHLİ DİLİKÇESİNDE ÖZETLE;
Öncelikle müvekkili olan davalı kooperatife yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davalı kooperatife 22/04/2016 tarihinde dava dilekçesinin tebliğ çıkartıldığını tebliğ evrakının iş yerinde çalışan işçi K1’ye tebliğ edildiğini yine tensip zaptının tebliğ çıkartıldığı ve 10/06/2016 tarihli tebligat parçasında aynı şahsa tebligat yapıldığını ancak bu tebligatların kooperatif yöneticilerine ulaşmadığını, 05/05/2017 tarihli duruşma zaptının ihtarın yapıldığı tebligatında aynı adresten bila iade döndüğünü bu nedenlerle davalı kooperatifin davadan haberdar olmadığını ve davaya cevap veremediğini davacı tarafın edimlerini zamanında tamamlamadığını ve yapılan sözleşmeye göre yerine getirmediğini bu davanın alacak davası olup davacı tarafın ıslah dilekçesinde kambiyo senetlerine dayalı bir alacak davası olmadığı halde bu konudaki icra dosyasından bahsederek ıslah talebinde bulunmasının usule uygun olmadığını, mahkemece keşif yapılarak davacı tarafın ediminin yerine getirilip getirilmediğini araştırılması gerektiğini ve sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
Davacı tarafın sözleşmeye konu 4 Blok 40 dairenin mutfak dolapları ve iç kapıların imalatı ve montajını yaptığı, davalı kooperatif tarafından 2 Blok’a ilişkin ödeme yapıldığı kalan 2 Blok’a ilişkin ödeme yapılmadığı sabittir. Sözleşmeye göre 2 Blok 20 dairenin mutfak dolapları ve iç kapıların bedeli 60.000,00 TL olduğundan davalı kooperatif bu miktarı ödediğini ispat etmesi gerekmektedir. Ancak davalı kooperatif davaya cevap verip delil bildirmediğinden bu miktarı ödediğini ispat edememiştir. HMK nın 181.maddesine göre kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. 22.12.2017 tarihli celsede davacı vekili ıslah için süre talep etmesi üzerine davacı vekiline, ıslah dilekçesi sunması için iki haftalık kesin süre verilmiş, aksi takdirde bu hakkından vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde davacı vekili ıslah dilekçesi ibraz etmediğinden ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilmiştir. Sonuç olarak davacı vekili dava dilekçesinde 10.000,00 TL talep ettiğinden 10.000,00TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sınırlı Sorumlu F1 Yapı Kooperatifi’nden alınarak davacıya verilmesine, sözleşmenin tarafı kooperatif olduğundan davalılar K5 ve K4 yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; dava dilekçesinde talep edilen miktar olan 10.000,00TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sınırlı Sorumlu F1 Yapı Kooperatifi’nden alınarak davacıya verilmesine, davalılar K5 ve K4 yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı
K6 vekilinin 03/07/2018 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-
Müvekkilinin SS F1 Evleri Yapı Kooperatifi ile 27/08/2010 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşmenin konusunun SS F1 Evleri Yapı Kooperatifi tarafından onaylanmış olan mutfak dolabı projesine uygun imalat ve montaj yapım işi olduğunu, yapılan işe karşı müvekkiline 120.000.00-TL ödeme yapılacağını, sözleşmenin ihlali halinde ihlalde bulunan tarafın 60.000,00-TL ödemede bulunacağının kararlaştırıldığı belirtilmiş ise de müvekkilinin kendisine düşen edimini ifa etmesine rağmen alacağını alamadığını,
2-
Kooperatif dışındaki diğer davalıların müvekkilinin belirtilen sözleşmeden kaynaklanan ve ödenmeyen alacağına ilişkin sorumluluktan kaçınmak amacıyla söz konusu borcun bünyesinde çalıştıkları SS F1 Evleri Yapı Kooparatifinin borcu olduğunu, bu borçtan şahsi olarak sorumlu olmadıklarını ve iş bu sebeple şahsi olarak borcu ödeyemeyeceklerini belirttiklerini,
3-
Yerel mahkemenin ilgili kanun maddelerini göz önünde bulundurmadan davalı K3 ve K4 yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
4-
Yerel mahkemenin vermiş olduğu kısmen red kararının usul ve yasaya uygun olmadığını,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili 27/06/2018 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-
Müvekkili davalı kooperatife yapılan tebligatların usulsüz olması sebebi ile dava dilekçesi ve duruşma gününden haberdar olunmaksızın işbu davanın ilerlediğini, 22/04/2016 tarihli dava dilekçesi, 10/06/2016 tarihili tensip zaptı tebliğe çıkarılmış ancak hiçbirinin müvekkili davalı kooperatif üyelerine tebliğ edilmediğini,05/05/2017 tarihli duruşma zaptının ihtarının yapıldığı, ancak tebligatın iade döndüğünü,
2-
Taraflar arasında davaya konu sözleşme gereğince bloklarda yapılması gereken imalatlar ifa edildikçe ödemelerin yapılacağının kararlaştırıldığını, ve sözleşmeye aykırı hareket edilmesi durumunda sözleşme şartlarına uymayan tarafça 60.000,00-TL tazminat ödeneceğinin kabul edildiğini , davacı tarafça bloklardaki yapması gereken edimini sözleşmede belirtilen tarihte yerine getirilmediğini, bu nedenle yapılmayan işe ilişkin bedelinin talep edilmesi haksız ve dayanaksız olup hakkaniyet ilkesine aykırılık taşıdığını,
3-
Davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaların aksine davaya konu sözleşmeye aykırı davranan ve ayıplı ifa gerçekleştiren davacı taraf olup, müvekkili davalı kooperatiften hiç ödeme almadığını, beyan ederek Erdemli İcra Müdürlüğünün 2013/2760 esas sayılı dosyası üzerinden ıslah dilekçesinin sunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
4-
Davacı tarafça ediminin ne kadarının yerine getirilip getirilmediğinin, sözleşme gereğince tüm blokların dolap montaj işinin yapılıp yapılmadığının tespiti yönünde mahkemece keşif yapılmadığını,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava;
Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacakdavasıdır.
Tebligat kanununun tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat başlığı altında düzenlenen 12/1 madde de;
“Hükmü şahıslara tebliğ selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır”
.
Tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligat başlığı altında düzenlenen 13/1. maddesinde ;
” Hükmü şahıslar namına kendine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinde birine yapılır. “
hükümleri düzenlenmiştir.
Dosyada mevcut olan davalı kooperatife yapılmış tebligat parçalarının incelenmesinde;
Tensip zaptı ile dava dilekçesinin teblig edildiği tebligat parçasında
“Tebliğ evrakı iş yerinde daimi işçisi K1 imzasına tebliğ edilmiştir.”
26/09/2018 tarihli ön inceleme duruşmasının bildirildiği tensip zaptının tebliğine ilişkin tebligat parçasında ;
“Muhatap ………..gittiğinden aynı çatı altında daimi birlikte çalıştığını beyan eden K1 ……. tebliğ edildi.”
22/09/2017 tarihli duruşma gününü bildirildiği ve içerisinde ihtaratlı 05/05/2017 tarihli duruşma zaptı bulunan tebligat parçasında;
” Mahalle ismi yok adı geçen cadde tanınmıyor, muhatap tanınmıyor iade.”
Islah dilekçesinin tebliğ edildiği tebligat parçasında:”Muhatabın tebliğ anında adresinde bulunamaması çarşıda olması sebebiyle muhatabın yerine muhatab ile aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş ve ehliyeti olan K2″e tebliğ edilmiştir.”
Şeklinde şerhler bulunduğu görülmektedir.
Somut olaya gelince;
davalı kooperatife çıkartılmış olan dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğine ilişkin tebliğat parçasında yukarıda belirtildiği şekilde ptt memurunca
“tebliğ evrağı daimi işçisi
K1
imzasına tebliğ edilmiştir.”
şeklinde şerh düşülmek suretiyle tebliğ edildiği, tebligat kanunun 12 ve 13. Maddeleri kapsamında davalı kooperatife çıkartılan tebligatın davalı kooperatifin yetkili temsilcilerinden birine tebliğ edilmesi, yetkili temsilcinin tebligatın yapılacağı mutat iş saatinde yerinde bulunmaması durumunda bu hususun tebligata şerh düşülmek suretiyle belirtilmesi ve ondan sonra tebligatın iş yerinde bulunan memur veya işçisine tebliğ edilmesinin gerektiği bu nedenle davalı kooperatife yapılan tebligatların usulsüz olduğu ve davadan haberdar olmayan davalı kooperatifin bu şekilde savunma hakkının kısıtlandığı ve delillerinin toplanmadığı anlaşılmaktadır.
Kabule göre de sözleşmedeki iş bedelinin BK’nun 480. Maddesinde belirtilen götürü bedel olarak kararlaştırıldığı mahkemece konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla mahalinde keşif yapılarak yüklenici davacının yaptığı imalat dikkate alınarak hak ettiği iş bedelini saptanması gerçekleştirilen imalatın fiziki eksik ve kusurlarda (ayıplı imalat) göz önünde bulundurularak tüm işe oranın tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedelini uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve davalı kooperatif tarafından kanıtlanan ödemelere göre mukayese edilerek varsa davacı alacağının belirlenmesi, davacının davalı kooperatif tarafından verilmiş olan senetleri icra takibine koyduğu anlaşılmakla bu icra takibinin sonucunun ne olduğunun araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Sonuç itibariyle;
davalı kooperatife yapılan tebligatların tebligat kanunun 12 ve 13. Maddesine göre usulsüz olduğu anlaşıldığından davalı kooperatif vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin kabulü ile davacı vekili ve davalı kooperatif vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazları incelenmeksizin yerel mahkemenin kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KABULÜNE,
2-
Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30/03/2018 tarih ve 2016/131 Esas – 2018/220 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf talebinde bulunan davalı kooperatif tarafından yatırılan 171,00 TL istinaf karar harcının (nispi) istek halinde, İlk Derece Mahkemesinceistinaf talebinde bulunan davalıya
İADESİNE
,
5-
İstinaf talebinde bulunan davalı kooperatiften alınan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDINA,
6-İ
stinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
7-
Kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi gereğince
KESİN
olmak üzere oy birliği ile
karar verildi.17/01/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe