Adana BAM, 9. HD., E. 2022/285 K. 2025/1560 T. 17.7.2025

İlgili TBK madde: TBK Madde 139

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.

ADANA

9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/285

KARAR NO : 2025/1560

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : … (…)

ÜYE : … (…)

ÜYE : … (…)

KATİP : … (…)

MAHKEMESİ : … ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 23/09/2021

NUMARASI : … ESAS … KARAR

DAVACI
(TEMLİK ALAN) : … -…

VEKİLLERİ : Av.

DAVACI
(TEMLİK EDEN) : … İNŞAAT MÜTEHATTİTLİK SAN. Ve Tic LTD,ŞTİ

VEKİLİ : Av. .

DAVALI : …

VEKİLLERİ : Av.

DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı)

İSTİNAF KARARININ
… Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23/09/2021 tarihli … Esas … Karar sayılı kararı aleyhine davacı(temlik alan) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkil şirket arasında 26.12.2014 tarihinde … ili … ilçesi 914 ada 23 numaralı parsel üzerine yapılacak inşaat işlerinin yapı denetim işleri ile ilgili olmak üzere protokol tanzim edildiğini, tarafların iş bedelini 320.000,00 TL olarak belirlediklerini, protokole göre 60.000,00 TL nakit ödeme yapıldığını, bu kapsamda 160.0000,00 TL tutarlı çek keşide edildiğini, çeklerin davalı tarafa 17.01.2015 tarihli 580 nolu ödeme makbuzu ile teslim edildiğini, sözleşmenin damga vergisinin davalı tarafça üstlenildiğini ve damga vergisi bedelinin 4.122,00 TL olarak müvekkil tarafından davalı tarafa ödendiğini, iş bedelinin davalı tarafından 51.310,00 TL olarak müvekkil şirketten tahsil edildiğini, sözleşmenin fesih aşamasında 70.676,00 TL’nin müvekkil şirket tarafından mal müdürlüğüne yatırılan kısmının davalı tarafından tahsil edildiğini, davalı tarafa yapılan ödemeler toplamının 346.108,00 TL olduğunu, sözleşmenin fesih tarihi itibari ile inşaat tamamlanma seviyesi olan % 22 oranı ile davalı taraf alacağının 120.000,00 TLolduğunu, davalı tarafa 226.108,00 TL fazla ödeme yapıldığını, fazla ödemenin tahsili nedeni ile … İcra Müdürlüğü nezdinde … E. sayılı takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Davalı … cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça hesaplanan 120.000,00 TL tutara itirazlarının bulunmadığını, ödenen damga vergisi tutarına da itirazlarının bulunmadığını, ancak 60.000,00 TL nakit ödemeye ilişkin belge bulunmadığı ve ödemenin yapılmadığını, davacı tarafından iddia edilen ilk % 10’luk hakediş 51.310,00 TL ile inşaatın gelindiği seviye esas alınarak ödenmesi gereken tutarın 70.676,00 TL’nin davacı tarafça yatırılmadığını, bu tutarın yapı sahibi … tarafından … Mal Müdürlüğü’ne ödendiğini, … tarafından Mal Müdürlüğü’ne 05.01.2015 ve 23.06.2017 tarihlerinde ödenen tutarın davacı tarafından talep edilmesinin uygun olmadığını, müvekkil şirket tarafından davacıya karşı … İcra Müdürlüğü’nün … sayılı dosyası nedeni ile 20.02.2018 tarihi itibari ile 55.145,98 TL kesinleşmiş alacağının bulunduğunu, … sayılı dosyada ise 54.804,47 TL kesinleşmiş alacağının bulunduğunu, toplam alacak tutarının 109.950,45 TL olduğunu, davacı tarafca müvekkil şirkete 160.000,00 TL çek bedeli ve 4.122,00 TL damga vergisi olmak üzere 164.122,00 TL ödendiği, hakediş tutarı 120.000,00 TL olduğu değerlendirildiğinde müvekkil şirketten 44.122,00 TL alacağının bulunduğunu belirterek, müvekkil şirket alacaklarından borç tutarının mahsup edilmesine, fazla tutar kaldığında tutarın müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ’NİN KARAR ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; Yargıtay 12.H.D 2015/5973 Esas 2015/16322 Karar sayılı ilamına göre “İİK’nun 33/a-2. maddesi uyarınca; “Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.” Buna göre icra mahkemesince zamanaşımı şikayetinin kabulüne karar verilmesi ile icra takibi olduğu yerde durur. Bu durumda alacaklının İİK’nun 33/a-2.maddesine göre yedi gün içinde dava açıp açmayacağı beklenmelidir. Dava için maddede öngörülen yedi günlük sürenin bitimine kadar ya da alacaklı tarafından bu süre içinde dava açılması halinde, bu davanın sonucuna değin takip durmaya devam eder. Alacaklı bu davayı kazanır ise, icra takibine devam edilir. Alacaklının yedi gün içinde dava açmaması ya da açıp da davanın reddi halinde ise, icranın geri bırakılması kararı, takibin iptaline ilişkin sonuçları doğurur. Bir diğer anlatımla dosyada mevcut hacizler kalkar. Anılan süreç tamamlanmadan, salt icranın geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile birlikte hacizlerin de kaldırılmasına karar verilemez O halde mahkemece, zamanaşımı şikayetinin kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, hacizlerin de kaldırılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” şeklindedir. Bu sebeple davalı tarafından her ne kadar takas mahsup talebinde bulunulduğu görülmüş ise de davacı tarafın … İcra Müdürlüğünün … esas ve … esas sayılı icra takip dosyaları yönünden icranın geri bırakılması talepli dava açtığı ve dosyaların halen derdest olduğu , İcra Hukuk Mahkemesince verilecek nihai kararın yukarıda emsal gösterilen Yargıtay kararında açıklandığı üzere takibin iptali sonucunu doğurabileceği anlaşılarak şartları oluşmadığından davalı tarafın takas mahsup talebinin reddine karar verilerek davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile;166,108,00 TL alacağın sözleşme fesih tarihi itibariyle davalının temerrüdü oluştuğu kabul edilerek 20/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI(TEMLİK ALAN) TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, reddedilen fazlaya ilişkin 60.000TL’nin de kabülüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mal müdürlüğüne yatırılan tutarlar … tarafından yatırıldığını … İcra Müdürlüğünün … E ve … E. Sayılı takip dosyalarından dolayı davacıdan 142.037,07 TL alacağının takas/mahsup talebinin kabul edilmediğini kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava, alacak istemine ilişkindir.

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında müvekkilinin yüklenicisi olduğu inşaatın yapı denetim işini davalı tarafından 320.000,00 TL yapılması konusunda 26.12.2014 tarihli protokol düzenlendiği, ancak davalının … 2.Noterliği’nden gönderdiği 26.05.2016 tarihli ve … sayılı ihbarnameyle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, müvekkilinin protokolün imzası anında 60.000,00 TL nakden ödeme yaptığı, ayrıca protokolde belirtilen her biri 40.000,00 olmak üzere 4 adet çek verdiği ve böylece 160.000,00 TL, Mal Müdürlüğü’ne davalı tarafından yatırılması gerekli olan ilk %10’luk yapı denetim harcı olarak 51.310,00 TL ve bakiye yapı denetim harcı olan 70.676,00 TL’nin müvekkili tarafından yatırıldığı, fesih tarihi itibariyle inşaatın %22 seviyesinde olup davalının müvekkilinden talep edebileceği yapı denetim bedelinin 120.000,00 TL olduğu, buna göre müvekkilinin ödemeleri toplamı olan 346.108,00 TL tutardan davalının alabileceği 120.000,00 TL yapı denetim bedelinin mahsup edilmesiyle fazla ödenen (346.108,00 TL – 120.000,00 TL =) 226.108,00 TL tutarın müvekkiline iadesinin gerektiği ileri sürülerek bu tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı vekili tarafından özetle, davacının sözleşmenin feshi sırasında inşaatın %22 oranındaki tamamlanma seviyesine göre müvekkiline ödenmesi gerekli yapı denetim bedelinin 120.000,00 TL olduğuna yönelik beyanına itirazlarının olmadığı, davacının 4 adet çek bedeli karşılığı 160.000,00 TL ile damga vergisi karşılığı 4.122,00 TL ödediği ve bu ödemelere ilişkin muhasebe kaydı ve fişlerinin bulunduğu, davacının ileri sürdüğü 60.000,00 TL nakit ödemenin ispata muhtaç olduğu, Mal Müdürlüğü’ne yatırılan tutarların davacı tarafından yatırıldığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığı ve bu tutarların davadışı … tarafından yatırıldığı, müvekkilinin davacıdan … İcra Müdürlüğü’nün … Esas ve ve … Esas sayılı dosyaları sebebiyle kesinleşmiş 142.037,07 TL alacağının bulunduğunu, müvekkilinin bu alacağı nedeniyle takas ve mahsup taleplerinin bulunduğu ileri sürülerek davanın reddi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Taraflar arasında 26.12.2014 tarihli protokolün imzalanmış olduğu, sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, fesih tarihi itibariyle inşaatın tamamlanma seviyesine göre davalının davacıdan talep edebileceği yapı denetim bedelinin 120.000,00 TL olduğu ile davacının davalıya yapmış olduğu diğer ödeme tutarları hususlarında çekişme yoktur. İstinafa konu uyuşmazlık, davacının sözleşmenin imzalanması sırasında davalıya 60.000,00 TL tutarında nakdi ödemesinin olup olmadığı ile Mal Müdürlüğü’ne yatırıldığı belirtilen tutarlar bakımından davacının davalıdan talep hakkının bulunup bulunmadığı ile davalının başka takip dosyalarındaki alacağı sebebiyle takas ve mahsup talebinde bulunup bulunmayacağı noktalarındadır.

Taraflar arasındaki 26.12.2014 tarihli protokolde “anlaşma şartları” başlığı altındaki (d) bendinde davacının ödeme şeklinin gösterilerek “60.000 TL nakit, 20.03.2015 vade 40.000 TL, 20.06.2015 vade 40.000 TL, 20.09.2015 vade 40.000 TL 20.12.2015 vade 40.000 TL, iş bitiminde hakedilişi yapılacağı zaman 100.000 TL” olduğunun belirtildiği, buna göre sözkonusu hükmün davacının davalıya ödeyeceği tutar ile bu tutarın ne zaman ve ne şekilde yapılacağına ilişkin bir taahhüt işlemi niteliğinde olup, protokolde davacının nakden ödeyeceği belirtilen 60.000,00 TL tutarın davacı tarafından davalıya ödemiş olduğuna dair bir bilgiye yer verilmediği, davalı tarafından davacının nakdi ödeme iddiasına karşı çıkıldığı, bu durumda 60.000,00 TL tutarında nakden ödeme yaptığını iddia eden davacının bu iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, ancak davacı tarafından bu konuda herhangi bir yazılı delil sunulmadığından davacının bu iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Davalı tarafından, Mal Müdürlüğü’ne yatırılan tutarların davadışı inşaat sahibi … tarafından yatırılmış olduğundan davacının bu bedellere ilişkin talep hakkının bulunmadığı iddia edilmiş ise de, bu makbuzlarda inşaat sahibine ilişkin bilgiye bedeli yatıran sıfatıyla değil, belgenin düzenleme nedeni olarak inşaatın yapıldığı taşınmaz bilgileri ile birlikte yer verildiği gibi davalıya atfen imzalanan ve kaşelenen 06.05.2015 tarihli ve 171 no’lu Tahsil Makbuzu’nda da davacıdan “Mal Müdürlüğü’ne Yatan Dekont Bedeli” açıklamasıyla 51.310,00 TL tahsil edildiğinin belirtildiği anlaşılmakta olup, 26.12.2014 tarihli protokolün “anlaşma şartları” başlığı altındaki (g) bendinde yer verilen “Proje ile ilgili tüm hakediş bedelleri Yapı Denetim tarafından Mal Müdürlüğü’ne yatırılacaktır” hükmü gözönüne alındığında davacının Mal Müdürlüğü’ne yatırılan tutarları davalıdan talep edebileceğinden, davalının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Türk Borçlar Kanununun 139.maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer (Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, Beta Yayınları, Sayfa:1261). Takas borcu sona erdiren nedenlerden biridir.

Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında ileri sürülmesi mümkün olduğu gibi, terditli olarak beyan edilmesi de takasın şarta bağlandığı anlamına gelmemektedir. Ayrıca, takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def’i de diğer def’iler gibi cevap dilekçesinde süresinde ileri sürülmelidir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 25/06/2020 Tarih ve 2017/893 Esas-2020/2280 Karar sayılı ilamı).

Mahsupta ise, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Mahsup ise bir inşai hak ya da def’i olmayıp, bir itirazdır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 08/12/2014 Tarih ve tarihli 2014/5307 Esas-2014/7906 Karar sayılı ilamı).

Somut olayda, davalı cevap dilekçesinde davaya konu alacağa karşı takas def’i ve mahsup itirazının ileri sürüldüğü anlaşılmakta olup, ilk derece mahkemesince davalının takas ve mahsup talebine konu … İcra Müdürlüğü’nün … Esas ve ve … Esas sayılı dosyaları hakkında davalının İcra Hukuk Mahkemesi’nden icranın geri bırakılmasını istediği ve buna ilişkin davanın derdest olduğu belirtilerek bu davaların takibin iptali sonucunu doğurabileceği gerekçesiyle takas ve mahsup talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş ise de, ilk derece mahkemesince davacının sözkonusu icra takiplerine takipleri hakkında açtığı icranın geri bırakılmasına yönelik davaların neticelenmesinin beklenmesi ve bu suretle davalının takas ve mahsup talebinin oluşacak sonuca göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davalının takas ve mahsup talebinin reddi doğru olamış, davalı vekilin istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüştür.

Yukarıda belirtilen sebeplerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1)-Davacı-Temlik alan vekilinin ilk derece mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2)-Davalı vekili tarafından … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23/09/2021 tarihli … Esas … Karar sayılı kararı … Esas ve … Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,

3)-… Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23/09/2021 tarihli … Esas … Karar sayılı kararının HMK.’nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

4)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere … Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE,

5)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından peşin olarak alınan 2777,30.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,

6)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,

7)-6100 Sayılı HMK’nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi’ne İADESİNE,

8)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

9)-6100 sayılı HMK’nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi’nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 17/07/2025 tarihinde karar verildi.

Başkan

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Katip

¸e-imzalıdır
æ

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!