B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : … (…)
ÜYE : … (…)
ÜYE : … (…)
KATİP : … (…)
MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2020
NUMARASI : … Esas, … Karar
DAVACI : … …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI :… …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …:
Av. …:
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Taşımadan Kaynaklı)
NIN
YAZIM TARİHİ : 22/01/2024
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15/12/2020 tarih ve … Esas, … Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; … takip numaralı kargo paketinin içerisinde bulunan ürünün kaybolması sonucu kargonun gönderileceği tarafın uğradığı ve davacı tarafça ödenen ve rucüen davalı tarafa bu nedenle yöneltilen 20.001,00.TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesini, kaybolan ürünün müvekkili şirket tarafından yeniden imal edilmesi sonucu uğranılan 1.888,00.TL’lik maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ayrıca manevi olarak yıprandığı gerekçesiyle 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkisizlik kararı verilerek dava dosyasının yetkili … Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, taşımada kusuru bulunmadığını, 3.kişinin zararının dolaylı zarar olduğunu, kendisinden talep edilemeyeceğini yine manevi tazminattan sorumlu olmadığını, davanın reddini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15/12/2020 tarih ve … Esas, … Karar sayılı kararı ile; “…taraflar arasında 06.05.2015 tarihli kargo sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma hukukundan kaynaklı taşınan klişelerin zıyaı nedeniyle davacının talep edebileceği maddi ve manevi tazminatın olup olmayacağı, var ise miktarının ne olacağı hususunda olduğu, mahkememizce keşif icra edilerek kargo şubesinde bulunduğu bildirilen klişelerin bulunmadığının keşif ile tespit edildiği, davacının göndermiş olduğu kargo paketinin kaybolduğunun anlaşıldığı, talimat ile alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, buna göre TTK m.875 maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içerisinde, eşyanın zıyaı’ndan hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu, zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında veya kapsamının belirlenmesinde bu olguların dikkate alınması gerektiği, TTK m. 876’da zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmiş ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı, TTK m. 878’de zıya, hasar veya teslimdeki gecikme, aşağıdaki hallerden birine bağlanabiliyor ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulabileceği maddeler hallerde sınırlı olarak sayıldığı, TTK m. 886 gereğince zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla veya böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının bu kısımda ön görülen sorumluluktan kurtulma hallerinden veya sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağının belirtildiği, davalı taşıyıcının yukarıda belirtilen sorumluluktan kurtulma veya sınırlamalardan yararlanabileceği hususları ispat edemediği, davacının davalıya teslim etmiş olduğu klişelerin değeri hususunda her hangi bir mutabakatın bulunmadığı, taşınan ürünlerin bedelinin bilinmediği, her ne kadar davacı tarafça zıyaa uğrayan klişelerin yeniden imal edilmesi için 1.888,00-TL’lik bir kaybın olduğu ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki 06.05.2015 tarihli sözleşmede davalı kargo şirketinin taşıma sırasında kargoları kaybetmesi halinde kusurlu olduğunun tespiti durumunda TTK çerçevesinde tazmin edileceğinin belirlendiği, taraflar arasındaki taşıma faturasında taşınan klişelerin değerinin belirtilmediği, bu durumda davalı taşıyıcı şirketin taşınan eşyanın zıyaı’ndan sorumlu olduğu, TTK m. 880 ve m. 882’ye göre tazminata esas alınacak değerin ve sorumluluk sınırının belirlenmesinin gerekeceği, TTK m. 880’e göre, tazminatın eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, m. 882’ye göre gönderenin tamamının zıyaı halinde 880 ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminatın, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olacağı, taşınan eşyaların davalı şirkete verildiği tarihte dava dışı … Plastik … Ltd. Şti’ne düzenlenmiş her hangi bir faturasının bulunmadığı, 25.07.2018 tarihli … seri numaralı faturanın klişelerin ikinci kez imal edilmesinden kaynaklı olarak düzenlendiği, dolayısıyla kaybolan klişelerin değerinin tespiti hususunda davacının her hangi bir fatura ibraz edemediği, kaldı ki taşıma faturasında malın değerinin de bildirilmediği, davacı şirkete taşınan klişelerin ağırlığını gösterir belgeleri ibraz etmek üzere verilen süre sonunda zıyaa uğrayan klişelerin 250 gram ağırlığında olduğunun bildirildiği, buna göre 24.07.2018 tarihinde alınan kargo paketinin kaybolması nedeniyle davacının talep edebileceği tazminat miktarının 8,33*6,8273-TL = 56,871 ve 56,871-TL * 250 gr = (56,871/4 = 14,21-TL) 14,21-TL olduğu, davacının davalıdan gönderinin zıyaı nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının 14,21-TL olduğu, davacı tarafça kaybolan ürünler nedeniyle üretim kaybına uğrayan dava dışı … Plastik … Ltd. Şti’ye 20.000,00-TL ödediği, ödenilen bu bedelin davacıya dava dışı … Plastik … Ltd. Şti tarafından fatura edildiği ve davacı şirketin bu bedeli banka hesabından ödediği, davacının uğramış olduğu bu zararın dolaylı ve sözleşme dışı bir zarar olduğu, bununla birlikte davacının zıyaa uğrayan klişeler nedeniyle dava dışı … Plastik … Ltd. Şti’nin üretim kaybının ne olacağının tespit edilemeyeceği, davacının manevi tazminat talebinin ise TBK’nin 58.maddesi gereğince kişilik hakkının zedelenmesinde zarar gören kişinin manevi tazminat talep edebileceği, davalı tarafça gönderinin kaybedilmiş olmasının davacının kişilik hakkını zedelemeyeceği, dolayısıyla davacının manevi tazminat talep edemeyeceği anlaşılmakla davacının maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, manevi tazminat taleplerinin ise reddine….” dair karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf talebi ile; raporda ve gerekçeli kararda …davalının, davacıya karşı taşınan klişelerin zıyaından dolayı sorumluluğunun taşıma konusu klişelerin değeri her hangi bir belgeye yazılmadığı için sınırlı olduğu… hususunun belirtildiği, bilirkişinin görevinin gereğini yerine getirmeyip, ihmal ettiğini, dosyaya faturaların sunulduğunu, ilk 2 raporda da bu hususun yazıldığını, davalının kargoya sunulan eşyaya ait faturaya veya değere itiraz etmediğini, faturanın incelemeye alındığını, muhasebe kaydında var olduğunu, gerekçede belirtilen …davacının davalıya üretim durması nedeniyle ortaya çıkan zarar olarak ödediği bedelin 20.001.TL olduğunun ispatlanması gerektiği sadece yansıtma fatura bedelinin ödenmesi ile bu durumun tespit edilemeyeceğinin… kabulünün de anlaşılamaz olduğunu, gerekli araştırmayı yapmayan ve yaptırmayan mahkeme, yansıtma veya doğrudan zarar olarak nitelendirilecek bu eksiklikten neden davacıyı sorumlu tuttuğunun anlaşılamadığını, davanın sorumluluk çerçevesinde açıldığını, …TTK m. 880 ve m.882’ye göre “tazminata esas alınacak değerin ve sorumluluk sınırının belirlenmesinin gerekeceği, TTK m.880’e göre, tazminatın eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği…” şeklinde olduğunu, bu kabulün de doğru olduğunu, gerekçede …taşınan eşyaların davalı şirkete verildiği tarihte dava dışı … Plastik … Ltd. Şti.’ne düzenlenmiş her hangi bir faturasının bulunmadığı, 25.07.2018 tarihli … seri numaralı faturanın klişelerin ikinci kez imal edilmesinden kaynaklı olarak düzenlendiği, dolayısıyla kaybolan klişelerin değerinin tespiti hususunda davacının her hangi bir fatura ibraz edemediği yönündekivkabulünün ise son derece yanlış olduğunu, kargoya verilen ürünün faturasının dosyaya sunulduğunu, 25.07.2018 tarihli … seri numaralı fatura kaybolan ilk ürün için kesilen fatura olduğunu, asıl faturası kesilmeyen ürün, kendisi dava konusu edilmeyen ve 2. kez üretilen, 3. kişi … firmasına elden teslim edilen ürünün faturası olduğunu, bunun da nedeni zaten teslim edilemeyen ilk ürün için KDV ödemek zorunda kalan … firmasının yeniden ve 2. kez KDV ödemesinin istenmemesi olduğunu, zaten 2. ürün dava konusu da edilmediğini, ilk iki rapor da da bu faturaların incelemeye esas alındığını, bu faturanın kayıp ürüne ait olmadığına dair bir itiraz da bulunmadığını, ayrıca ürünün değerinin belirlenebilir halde olduğunu, mahkemenin temel ve en basit değerlendirme hatasının da buradan kaynaklandığını, zararı mahkemenin tespit edebileceğini, ancak mahkemenin bu şekilde bir araştırmaya gitmediğini, … firmasına fatura kesildiğini, bankadan havale yapılıp vakıa samimi şekilde bildirildiğini, dava konusu olayla zarar arasında illiyet bağı gösterilmiş iken neden zarar tespit edilemez gerekçesine ulaşıldığının anlaşılamadığını, davacının kendisi için değil firmasının ticari itibarının zedelenmesinden kaynaklı manevi zarar istediğini, 21. Yüzyılda firmaların da artık tüzel de olsa bir kişilikleri, adları, şerefleri ve itibarları olduğunun inkar edilemeyeceğini, ayrıca firmaların itibarlarının haksız fiiller nedeni ile zarar görmesi durumunda manevi olarak tazmininin mümkün olduğuna dair onlarca Yargıtay kararı var olduğunu, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … Esas – … Karar sayılı 15/12/2020 tarihli davanın kısmen reddi kararının ortadan kaldırılarak, davanın dava dilekçesinde belirtilen tutarda ve tam bedel olarak kabulüne; kısmen red kararı ile birlikte hükmedilen karşı vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15/12/2020 tarih ve … Esas, … Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, taşıma sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı ile önceden kurulmuş bir kargo sözleşmesi kapsamında dava konusu baskı kalıp malzemesinin bu sözleşme ilişkisine dayanılarak taşınmak üzere davalıya 25.07.2018 tarihinde teslim edildiğini ancak taşıyıcının uhdesindeyken kargonun kaybolduğunu, alıcı dava dışı … şirketine teslim edilemediğini, bu ürünleri yeniden imal etmek zorunda kaldıklarını, ürünlerin fatura bedellerinin 1.888,00 TL olduğunu, ürünlerin teslim edilmemesi sebebiyle alıcı dava dışı … şirketinin üretim kaybı yaşayarak zararı oluştuğunu buna ilişkin bu şirketin 20.001 TL fatura kestiğini, bu faturayı … şirketine ödemek zorunda kaldıklarını, yine bu olaylardan dolayı manevi zarara uğradıklarını iddia etmiş, davalı ise kargonun içeriğinin davacı tarafından bildirilmediğini, 3.kişinin uğradığı zararın kendilerinden talep edilemeyeceğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve işbu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İnceleme, HMK’nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TTK m.875 maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içerisinde, eşyanın zıyaı’ndan hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu, zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında veya kapsamının belirlenmesinde bu olguların dikkate alınması gerektiği, TTK m.876’da zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmiş ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı, TTK m.878’de zıya, hasar veya teslimdeki gecikme, aşağıdaki hallerden birine bağlanabiliyor ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulabileceği maddeler hallerde sınırlı olarak sayıldığı, TTK m.886 gereğince zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla veya böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının bu kısımda ön görülen sorumluluktan kurtulma hallerinden veya sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağının düzenlendiği görülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından alıcısına gönderilmek üzere davalı taşıyana teslim edilen ürünlerin alıcıya teslim edilemediği bu sebeple TTK 875.maddesi gereği davalı taşıyanın davacı tarafın ürünleri yeniden imal etmesinden doğan zararından sorumlu olduğu, taşıyıcıyı bu zarar sebebiyle sorumluluktan kurtaran bir halin olmadığı anlaşılmaktadır. TTK 886.maddeye göre taşıyanın zarara kasten veya pervasızca bir davranışla sebebiyet verildiği hususu davacı tarafça ispat edilemediğinden taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanması gerekmektedir. Bu sebeple ilk derece mahkemesince TTK 882.maddesine göre 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile davalının sorumluluk sınırının belirlenmesi ve bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunarak davacı tarafın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davacı taraf ürünlerin dava dışı … şirketine teslim edilemediğini, ürünlerin teslim edilmemesi sebebiyle alıcı dava dışı … şirketinin üretim kaybı yaşayarak zararı oluştuğunu bu zarara ilişkin bu şirketin 20.001 TL fatura kestiğini, bu faturayı … şirketine ödemek zorunda kaldıklarını iddia ederek davalıdan tazminat talebinde bulunmuş ise de davacının davalıya kargo içeriği hakkında bilgi verildiğinin ispatlanamadığı, yine taşımada davalının kastı veya pervasızca bir hareketinin de söz konusu olmadığı, taraflar arasında daha önce yapılan sözleşmeye göre ürünlerin davacı tarafından 1 gün içinde üretilip … LTD ŞTİ’ye teslim edileceğinin taahhüt edildiği, bu sebeple davacının yeni ürünleri 5 gün içinde ürettiği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, üstelik dava dışı alıcı firmanın Adana’da faaliyet gösterdiği, davacının da Adana’da bulunduğu, söz konusu ürünlerin davacı tarafından yeniden üretilerek aynı gün alıcıya kendi imkanlarıyla götürebileceği bu sebeple davacı tarafın zararın oluşumunu engelleyebilecekken, basiretli davranmayarak zararın oluşumuna neden olduğu, dolayısıyla maddi değeri olmayan klişelerin kaybolması nedeniyle meydana gelecek dolaylı zararların davalıdan talep edilmesi mümkün görülmemiştir(Yargıtay ’nin 02/06/2020 tarih 2018/3908 E., 2020/2558 K. sayılı ve 2018/3908 E. 2020/2558 K. sayılı emsal kararları).Bu sebeple bu talep yönünden mahkemece ret kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunarak davacı tarafın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden; TBK’nın 58. (818 sayılı BK, m. 49) maddeleri ile koruma altına alınan kişilik hakları, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru, sır alanı, mesleki itibarı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Görüldüğü üzere, TBK’nın 58. (818 sayılı TBK, m. 49) maddesi gereğince kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Burada kural olarak doğrudan doğruya zarar görme koşulu aranmaktadır. Ancak kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. TBK’nın 58. maddesi genel bir düzenleme olup, öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır. Manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere haksız eylemin unsurları hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmasıdır.
Öte yandan, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir ise de, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate almalıdır. (HGK’nın 02.05.2019 gün, 2017/11-44 Esas-2019/508 Karar sayılı ilamı)
Manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık olarak manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Aynı Yasa’nın 114/2. maddesinde ise, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, sözleşmeye aykırı bir davranış sebebiyle kişilik hakları zarar gören kişinin manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Ancak, her borca aykırı davranışın da kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olduğundan söz edilemez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için borca aykırı davranışın kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafça ticari amaçla satılan bir ürünün davalı tarafça taşındığı sırada kaybolması sözkonusu olup ticari satışa konu bir ürünün kaybedilmesinin kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15/12/2020 tarih ve … Esas, … Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59.30.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368,3.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)-6100 sayılı HMK’nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-6100 sayılı HMK’nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5)-6100 sayılı HMK’nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE,
6)-6100 sayılı HMK’nin 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nin 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 378.290,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 22/01/2024 tarihinde karar verildi.
…
Başkan
…
¸e-imzalıdır
…
Üye
…
¸e-imzalıdır
…
Üye
…
¸e-imzalıdır
…
Katip
…
¸e-imzalıdır
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe