Adana BAM, 9. HD., E. 2021/2496 K. 2024/1900 T. 12.11.2024

İlgili TBK madde: TBK Madde 223

BAŞKAN : … (…)

ÜYE : … (…)

ÜYE : … (…)

KATİP : … (…)

MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/09/2021

NUMARASI : … Esas, … Karar

DAVACI : …, TCK NO:…, …

VEKİLLERİ : Av. …

DAVALI : … …

VEKİLİ : Av. …,

DAVANIN KONUSU : Satış bedelinin iadesi ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

NIN

YAZIM TARİHİ : 12/11/2024

…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas ve … karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketten dolu tülü (File) satın alarak elma ağaçlarının üzerini file kaplattığını, ancak 18.05.2016 tarihinde meydana gelen rüzgarda davalıdan satın aldığı ve 10 gün önce kaplaması yapılan filede yırtılmalar ve çökmeler meydana geldiğini, ancak bitişik bahçesinde 3 yıl önce kaplanan filede hiçbir zarar oluşmadığını, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … Değişik İş sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını belirterek tüm işçilik ve file bedelleri dahil 237.045,40.TL maddi zararının olay tarihi olan 18.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; , dava açma süresinin TBK’nin 231. maddesi uyarınca malın alıcıya devri tarihinden itibaren 2 yıl olduğunu, fatura tarihinin 26.02.2016, dava tarihinin ise 01.03.2018 olduğunu, zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ayrıca taraflar arasında düzenlenen faturalara göre uyuşmazlığın çözümünde Adana Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın yetkisizlik nedeniyle reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ’NİN KARAR ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacının 18/12/2015 tarihli sipariş formunda davalıdan uyuşmazlık konusu malı sipariş etmiş olduğu, bunun üzerine davalı tarafça 23/12/2015 tarihli 135.200,00.TL bedelli proforma faturanın düzenlenmiş olduğu, davaya konu olayda satılan ürünün davacı alıcıya tesliminin sevk irsaliyesine göre fatura tarihi olan 28/02/2016 ve 02/03/2016 tarihleri olduğu, eldeki davanın 01/03/2018 tarihinde açılmış olduğu, davacının rüzgar olayı sonucu malın yıprandığını iddia etmesine göre söz konusu ayıp iddiasının gizli ayıp niteliğinde ve dolayısıyla TBK’nın 231.maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerektiği, buna göre dava tarihi itibariyle satışa konu ürünün bir bölümü hakkında düzenlenen 28/02/2016 tarihli faturaya konu mal bakımından 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu söylenebilir ise de esasen söz konusu faturaya konu ürünün davacıya teslim edilmesi gerekli malın bir bölümünden ibaret olduğu, satışa konu malın geriye kalan kısmının 02/03/2016 tarihi itibariyle davacıya teslim edilmiş olduğu, dolayısıyla davalının aynı satış sözleşmesinden kaynaklanan malın teslim etme borcunun satışa konu ürünün son bölümünün teslimi ile yerine getirilmiş kabul edilmesi gerektiği, bu itibarla davanın 01/03/2018 tarihinde açıldığı nazara alındığında davalının satışa konu malın son bölümünün davacıya teslim edildiği, 02/03/2016 tarihi üzerinden iki yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, davalının zamanaşımı def’inin reddine karar verildiği, bilirkişi heyetinden alınan raporda meteorolojik bilgilere göre 18/05/2016 tarihinde … Meteoroloji İstasyonu’nda 18.1 m/s hızında fırtına karakterli rüzgar ve … Meteoroloji İstasyonu’nda ise 11.3 m/s hızında kuvvetli rüzgar esmiş olduğu, davacının parselinin … ve … Meteoroloji İstasyonları arasında yer aldığı, uzaklıklar esas alındığında davacının parseli ve çevresindeki ortalama rüzgar hızının 14.4 m/s olacağı ve bu rüzgarın fırtınamsı karakterli olacağının tahmin edildiği, fırtınamsı karakterli bir rüzgarın tekniğine uygun olarak montajı yapılmış olan fileyi yırtamayacak nitelikte olduğu, davaya konu filenin teknik özellikleri dikkate alındığında direk uç noktalarında plastik şapkalar ve klipsler kullanılarak tekniğine uygun montaj yapıldığında tahmin edilen 14.4 m/s ve gözlenen 18.1 m/s hızındaki fırtına karakterli rüzgar ile yırtılmasının beklenmemesi gerektiği, davalı tarafça davacıya teslim edilen filenin ayıplı olduğunun tespit edilemediği, davacının bahçesine direkler üzerine tüller yerleştirilirken sürtünmeyle aşınma ve yıpranmaları önleyecek plastik pullar, klipsler vb. uygun montaj malzemeleri kullanılmadan montajın yapıldığı, sonuç olarak tüllerin yırtılmasının ana nedeninin tekniğine uygun montaj malzemesi kullanılmadan montaj yapılması olduğu, meteorolojik kayıtlara konu rüzgar ile tüllerin yırtılması arasında nedensellik bağı bulunmadığı, montaj sırasında iki direk arasında destek amaçlı geçmesi gereken çelik tellerin kullanılmamasının yırtılmayı tetiklediği ve hızlandırdığı, metal klipsler, kancalar, teller vb.uygun olmayan malzeme kullanılmasının ürünün yıpranmasına ve yırtılmasına neden olduğu belirtilmiş, söz konusu bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli kabul edildiği, sonuç olarak davalı tarafından davacıya satışı yapılan dolu tülü niteliğindeki filenin zarar görmesine esasen niteliğine uygun montaj malzemesi kullanılmaması ve usulüne uygun montaj yapılmamasından kaynaklandığı, taraflar arasındaki alım satım ilişkisinin sadece file satışını kapsadığı, bu filenin montajı işinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında bulunmadığı, filenin montajının davacı tarafça dava dışı üçüncü kişilere yaptırıldığı ve dolayısıyla davalının hatalı montajdan kaynaklanan zarardan bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki bilirkişilerin bahçeye bizzat gittiğini, kullanılan montaj malzemesini de incelediğini, ürünün yırtılan yerlerinde de baktıklarını, ancak ürünün açıkça ayıplı olduğunu, zararın tazmini gerektiğini tespit ettiklerini, ancak bu tespit dosyasının istinaf ettikleri . Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas ve … karar sayılı dosyasında hiç nazara alınmadığını, yok sayıldığını, bunun yerine mahkemenin sadece evrak üzerinden dosyaya bakarak yorum yapan 07/09/2021 tarihli bilirkişi raporunun karara esas alındığını, 27/09/2021 tarihli dilekçe ile en azından iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için talimat yazılmak sureti ile yeniden keşif yapılması ve rapor düzenlenmesinin talep edildiğini, talebin reddine karar verildiğini, anılan … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … değişik iş sayılı dosyasına göre öncelikle satışa konu dolu tülünün montaj yerlerinden ziyade filedeki özür yerlerinden yırtılmaların bulunduğunu, mahkeme dosyasına sunulan 07/09/2021 tarihli raporda plastik aparatlar ve klipslerin kullanılması gerektiği hususunun belirtildiğini, filedeki özür yerlerinden yırtılmaların olduğunun sabit olduğunu, fileler açıldığında bile kısmen hasarlı olduğunu, montajdan sonraki ilk orta şiddetli rüzgarda ise büyük zarar oluştuğunu, malın ayıplı olduğunu, montaj hatasının bulunmadığını, tanığın dava konusu ayıplı filelerin montajını yapan … isimli ustanın başka bahçelere montaj yaptığı başka filelerde 2012 yılından beri hiç bir yırtılma kopma olmadığını beyan ettiğini, birlikte montajlama yaptıkları …’in ifadesini doğruladığını, malın özürlü ve ayıplı olduğunu, malı gördüklerinde bile sorun çıkacağını anladıklarını, ilk rüzgarda da yırtıldığını beyan ettiklerine, beyanlarının tespit dosyasındaki bilirkişi raporu ile örtüştüğünü, mahallinde ve olay anından bizzat keşif yapıp inceleyen dolu tülünün eline alıp bakıp gören bilirkişi raporu yerine dosya üzerinden fotoğraflara bakıp, dosyayı okuyarak tespit yapan bilirkişi raporunun karara müessir tutulduğunu, tespit dosyasının açıkça yok sayıldığından hatta ilamda atıfta bile bulunulmadığını, çelişkinin giderilmesi taleplerine rağmen keşfe gidilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava, ayıplı mal satışından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıdan dolu filesi satın alındığını, ancak filelerin kurulumundan sonra yaşanan rüzgarlı havada filelerin yırtıldığını ve kullanılamaz hale geldiğini, müvekkili tarafından … Sulh Hukuk Mahkemesi’ne müracaatla filelerin ayıplı olduğuna dair tespit yaptırıldığını, ayrıca müvekkili tarafından filelerin sökülüp yenisi ile değiştirilmek zorunda kalındığını bunun için de masraf yapıldığını belirterek satış bedelinin iadesi ile müvekkilinin uğramış olduğu zararların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise satışa konu malın ayıplı olmadığını aksine ürünlerin hatalı şekilde monte edildiğini ve sorunun hatalı montajdan kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur” denilmektedir.

Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir.(Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172) Derhal kavramını, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.

Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfetini düzenleyen 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesi uyarınca, ticari satışlarda; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK’nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda, 6102 sayılı TTK’ nun 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise, alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi, açıkça belli değilse, alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, öncelikle mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda satışa konu malların ayıplı olmadığının tespit edildiği, sorunun satışa konu ürünlerin hatalı montajından kaynaklandığının belirtildiği, ürünlerin montajının ise davalı tarafından değil dava dışı başka bir firmaya yaptırıldığı, bu haliyle davalının ayıba ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığı, ancak tespit raporu ile mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunun çeliştiği ve çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir rapor alınması gerektiği, bununla birlikte satışa konu ürünlerin 02/03/2016 tarihinde davalıya teslim edildiği, değişik iş tespit dilekçesi ekinde sunulan 11/05/2016 tarihli montaj faturasına göre bu tarihte ürünlerin montajının yapıldığı, mahkemece dinlenen davacı tanıklarının satışa konu filelerin montajını yaptıkları ve filelerin montaj için açıldığında ayıplı olduğunu fark ettiklerini ve bu durumu davacıya bildirdiklerini beyan ettikleri, yine davacının da istinaf dilekçesinde belirttiği üzere filelerin montajı esnasında davacının bu durumu bildiğinin anlaşıldığı, hasarın 18/05/2016 tarihinde meydana geldiği, davacının 20/05/2016 tarihinde tespit talebinde bulunduğu, davadan önce ayıp ihbarının ise 20/06/2016 tarihinde yapıldığı, malların açık ayıplı olduğu kabul edilse bile tarafların tacir olduğu ve davacının dava konusu filelerin satış ve montajından itibaren süresi içerisinde davalıya ayıp ihbarında bulunmadığı, davanın bu sebeple reddi gerektiği, bu haliyle davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacı vekilinin ise istinaf talebinde haksız olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, istinafa konu kararın resen kaldırılmasına ve davanın yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1)-Davacı vekilinin …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas ve … karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun REDDİNE,

2)-…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … esas ve … karar sayılı kararının RESEN KALDIRILMASINA,

3)-HMK’nin 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,

4)-Davanın REDDİNE,

5)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 59,30.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

6)-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

7)-Davalı kendisini vekil vasıtasıyla temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca, kazanılmış hakları ve aleyhe bozma yasağı göz önüne alınarak 25.043,22.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf Yargılaması Yönünden;

1)-Davacı tarafça yatırılan 59,30.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,

2)-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

3)-6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

4)-6100 sayılı HMK’nin 333 maddesi uyarınca peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,

5)-6100 sayılı HMK’nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nin 362/1-a maddesi gereğince red edilen dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00.TL’nin altında kalması nedeniyle 12/11/2024 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Başkan

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Katip

¸e-imzalıdır

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!