Adana BAM, 9. HD., E. 2019/282 K. 2020/894 T. 23.10.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 84

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

DAVANIN KONUSU : Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/27 esas ve 2018/656karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 29/07/2016 tarihli 02006 kontrat nolu satım sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmede kararlaştırılan %10 avans bedelini davalıya ödediğini, davalı satıcının 10 konteyner malın ilk partisi olan 5 konteyner gönderdiğini, malların Mersin limanına geldiğini, taşıyan tarafından müvekkiline ihbar edildiğini, akabinde davacı satıcı firmanın muhabir bankası tarafından malların vesaiklerinin geldiğinin e-mail ile bildirildiğini, sözleşme gereği 2016 yılı Eylül ayı içerisinde gönderilmesi gereken ikinci parti pirincin davalı tarafından gönderilmediğini, ikinci parti mal gönderilmediği gibi gelen malların vesaiklerinin de geri istendiğini, müvekkilinin edim borcunu yani avans yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ancak davalının süresi içerisinde ikinci parti malları göndermediğini, müvekkilinin kısmi ifayı reddetme hakkının bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketin sebep olduğu zararlardan öncelikle 44.263,00.TL avans alacağının dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir konulmasına ve gelen pirincin mülkiyetinin davalıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı taraf iddialarının doğru olmadığını, ilk sevkiyat miktarı olan 120 ton ağırlığındaki 5 konteynerlik bir parti sevkiyatın yapılıp buna ilişkin faturanın düzenlendiğini, teslim için gerekli olan tüm belgelerin düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşme yükümlerine uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davacı şirket tarafından kendilerine verilen yanıtta bakiye 5 konteyner için gönderim yapılmaması ve taraflarınca ödenmiş olan 11.280.Euro değerindeki ön ödemenin ilk 5 konteyner bedelinin tamamından mahsup edilmesi talebinde bulunulduğunu, müvekkilin tarafından ise toplam 10 konteyner şeklinde anlaşıldığı ve kalan 5 konteynerin de en geç 1 ay içerisinde olmak üzere davacı ne zaman isterse o zaman gönderilmeye hazır olduğunun bildirildiğini, davacının ısrarla Türkiye’deki piyasanın krizde olduğunu, dövizin ani artışı sebebi ile piyasada para olmadığını, piyasanın normale dönmesi halinde kalan 5 konteynerin talep edebileceklerini ancak henüz kalan 5 konteynerin gönderilmemesini belirttiğini, tüm bu hususlara ilişkin e-mail yazışmaları olduğunu, davacının kalan 5 konteyneri talep etmediğini, bu sebeple davacı tarafın beyanlarının asılsız olduğunu, davalının gönderilen 120 ton pirincin bedelini ödemediğini ve malların gümrükten çekilmesi konusunda edimini yerine getirmediğini, bu sebeple malların üzerinde demuraj dahil navlun ve diğer masrafların doğmasına ve müvekkili firmanın zarar görmesine sebep olduğunu ileri sürerek asıl davanın reddine, şimdilik 46.929,28.Euro masraf ve 5.130.Euro değer kaybı zararının dava tarihinden itibaren başlayacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ’NİN KARAR ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi kararında özetle; sözleşme konusu pirinç emtiasının Gümrük Tarife Pozisyonunun 1006.30(94) olduğu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı iznine tabi olup ayrıca yasal belgeye ihtiyaç duyulan zirai karantinaya tabi ürünlerden sayılmadığı vedavacı tarafından malın tasfiyeye kalmasına yönelik hareket edildiği, dolayısıyla da davacının ifayı kabul etmemesinde davalıya yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı, davacının yasal olarak şart olmayan zirai karantina belgesini bahane ederek ifayı kabulden imtina ettiğine göre sözleşmenin davacının kusurlu davranışı ile son bulduğunun kabulü gerektiği, bu durumda tarafların birbirine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iade etmek zorunda olduğu, davacının peşin ödediği avansı geri isteyebilecekken davalının da sözleşmenin davacının kusuru nedeniyle son bulması sebebiyle yaptığı tüm masrafları ve ürünün uğradığı değer kaybını talep edebileceği, bilirkişi heyeti raporuna göre, davalı-karşı davacının sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zararının 46.929,28.Euro, malın değer kaybının 5.130,00.Euro olduğu ve buna göre davalı-karşı davacının talep edebileceği tazminatın toplam 52.059,28.Euro olduğu, mahkemece de bu tespit ve hesaplamalara itibar edilmediği, davacının talep edebileceği miktarın ise peşin avans olarak ödediği 11.280,00.Euro’dan ibaret olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.

DAVACI-KARŞI DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi’nden davanın başından beri araştırılmasını ve incelenmesini istedikleri belgenin bitki sağlığı sertifikası olduğunu, bu belgenin gümrükten malın teslim alınabilmesi için gerekli bir belge olduğunun cevaba cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bildirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin vesaikler kısmının 4.maddesine göre de bitki sağlık sertifikasının gönderilmesi gereken belgelerden olduğunu, mevzuat gereği bitki sağlık sertifikasının ithal edilen malların yurda girişi için zorunlu belgelerden olduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda ve Yem Şube Müdürlüğü’nün 19/09/2018 tarihli yazı cevabında da bu hususun belirtildiğini ancak İlk Derece Mahkemesi’nce bunun dikkate alınmadığını, TBK’nın 84.maddesi gereğince alacaklının kısmi ifayı kabul etmek zorunda olmadığını, müvekkilinin de ikinci parti mal için davalı tarafından verilemeyen sağlık sertifikası sebebiyle mal teslim edilemeyeceğinden gerek yasa hükmü gerekse ticari teamüller gereğince ifayı haklı olarak kabul etmediğini, mahkemece döviz alacağına ticari faiz işletilmesi yönünde karar verildiğini ancak dava konusu alacağa 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre faiz istenebileceğini, davalının da döviz alacağına yıllık 19,50 ticari faiz uygulayarak icra takibi yaptığını, davalının akde aykırı işlem yapması sebebiyle talep edebileceği bir hakkı bulunmadığını, var kabul edilse bile sözleşmenin halen ayakta olduğunu, müvekkili açısından malın teslim tarihi için kesin vade olduğunu ve davalının temerrüde düştüğünü ancak sözleşmede ödeme konusunda kesin vade belirlenmediğinden davalı tarafça önce müvekkiline ifaya ihtar davetiyesi gönderilmesi, bunun sonuçsuz kalması halinde kullanılan seçim hakkının bildirilmesi gerektiğini, davalı-karşı davacının zarar diye gösterip koyduğu belgelerle iddiasını ispat edemediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi’nce karşı davanın kabulüne dair verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER :

29/07/2016 tarihli 02006 kontrat nolu satım sözleşmesi, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları, karşı davalı tarafından sözleşmeye konu emtianın taşınmasına ve zararlarına ilişkin olarak sunulan kayıt ve belgeler, Mersin Gümrük Müdürlüğü’nün 11/07/2018 tarihli yazı cevabı, davacı tarafından dosyaya sunulan Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 21/09/2018 tarihli yazısı, bilirkişi rapor ve ek raporu, taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, tüm dosya kapsamı.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Asıl dava, satım sözleşmesi nedeniyle satıcıya yapılan avans ödemesinin iadesi, karşı dava ise, sözleşmeye aykırılık sebebiyle uğranılan zararların ve mallarda meydana gelen değer kaybının alıcıdan tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince asıl ve karşı davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından kabulüne karar verilen karşı dava yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmış olup, istinafa getirilmeyen asıl dava yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

Taraflar arasında alıcısı davacı, satıcısı davalı olan 29/07/2016 tarihli sözleşme bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davacı alıcı tarafından sözleşme tutarının %10’luk kısmına tekabül eden 11.280,00.Euro avans ödemesinin davalı satıcıya gönderildiği, davalı tarafından da ilk parti 5 konteyner pirinç emtiasının Mersin Gümrük Müdürlüğü’ne gönderildiği hususları sabit olup, ihtilaf hangi tarafın edimini yerine getirmediği, sözleşme hükümlerinin hangi tarafça ihlal edildiği, sözleşme hükümlerine ve mevzuata göre zirai karantina belgesinin ve bitki sağlık sertifikasının zorunlu olup olmadığı, davalı-karşı davacı satıcının malların mahrece iadesi sebebiyle zarara uğrayıp uğramadığı, varsa zararlarını davacıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Taraflar arasındaki 29/07/2016 tarihli 02006 kontrat nolu sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmenin satım sözleşmesi olduğu, satım sözleşmesine konu emtianın Yunanistan menşeli X1 cinsi sortex ile ayıklanmış beyaz pirinç olduğu, miktarının 240 ton olduğu, yüklemenin Eylül ayında iki parti halinde yapılmasının kararlaştırıldığı, gerekli olan vesaikler arasında diğer bir kısım belgeler yanında Yunanistan yetkili makamlarınca tanzim edilecek bitki sağlık sertifikasının da bulunduğu anlaşılmıştır.

Davacı-karşı davalı vekili asıl davada, davalıya tüm malların avansının peşin olarak ödendiğini, bu nedenle müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini buna karşılık davalının ikinci parti malı süresinde göndermediğini, müvekkilinin kısmi ifayı reddetme hakkı bulunduğunu, sözleşmedeki kesin vade sebebiyle davalının Eylül ayı sonu itibariyle doğrudan temerrüde düştüğünü ileri sürerek ödediği avansın iadesini istemiş, karşı davaya verdiği cevap dilekçesinde ise, taraflar arasında e-maillerle yazışmalar yapıldığını ancak yapılan tekliflerin kabul edilmemesi sebebiyle sözleşmede bir değişiklik olmadığını, müvekkilinin davalının teklifini kabul etmemesinin asıl sebebinin sözleşmenin vesaikler bölümünün 4.maddesinde şart koşulan “Yunanistan Yetkili Makamlarınca Tanzim Edilen Bitki Sağlık Sertifikası”(Zirai Karantina Belgesi) olduğunu, davalının ilk parti mallar için zirai karantina belgesini sunduğunu ancak mesajlarda ikinci parti mal için zirai karantina belgesini gönderilmeyeceğini bildirdiğini, ihtilafın bundan kaynaklandığını, davalı-karşı davacının davasının haksız olduğunu savunarak karşı davanın reddini istemiştir.

1-Davacı-karşı davalının, zirai karantina belgesi- bitki sağlık sertifikasına, kısmi ifanın haklı olarak reddedildiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde;

Taraflar arasındaki sözleşmenin vesaikler bölümünün 4.maddesine göre, davalı satıcının sözleşmeye konu pirinç emtiası için, Yunanistan yetkili makamlarınca tanzim edilen Bitki Sağlık Sertifikası sunması zorunluluğu bulunmaktadır. Anılan belgenin sunulmaması durumunda davalı tarafça edimin tam olarak yerine getirildiğinden söz etmek mümkün değildir. Ancak davacı-karşı davalı gerek karşı davaya cevap dilekçesinde, gerekse dosyada bulunan e-maillerde, davalı-karşı davacıdan sözleşmede kararlaştırılan Bitki Sağlık Sertifikasını değil, sözleşmede yer almayan “Zirai Karantina Belgesini” talep etmektedir. Her ne kadar davacı taraf istinaf dilekçesinde, zirai karantina belgesinden kastettiklerinin bitki sağlık sertifikası olduğunu belirtse de, tüm e-maillerde davacı tarafın davalıdan zirai karantina belgesi talep ettiği, buna karşılık karşı tarafça davalıya gönderilen 3 Ekim 2016 tarihli e-mailde, “… Zirai Karantina Belgesi yerine Sağlık Sertifikası isterseniz lütfen başlık kağıdınıza Sağlık Belgesi talep ediyoruz diye yazıp tarafımıza gönderiniz” denildiği, yine 3 Ekim 2016 tarihli e-mailde, “…Yunanistan Tarım Bakanlığı’ndan alınan son bilgiye göre Türkiye’ye yapılan pirinç ihracatları için Zirai Karantina Belgesi Düzenlenmeyecektir. … F1 Tarım Ürünleri Tic.ve San. Ltd. Şti. Zirai Karantina Belgesi yerine Sağlık Belgesi isteyebilir. Eğer isterse kendi başlıklı kağıdına Yunanistan’dan Türkiye’ye yapacağımız pirinç ihracatı için sağlık sertifikası talep ediyoruz diye talep yazısı göndersinler. ” denildiği, 5 Ekim 2016 e-mailde de, “…Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre pirinç yüklerinde Zirai Karantina Belgesi zorunluluğu yoktur…çünkü F2 firması 3 hafta önce Mersin Limanına pirinç yüklemesi yaptı ve diğer bir alıcı Zirai Karantina Belgesi olmadan malları Türkiye Gümrüğünden çekebildi.” denilerek cevap verildiği, sunulan e-maillerin hiçbirisinde davacının davalıdan Bitki Sağlık Sertifikası talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Mersin Gümrük Müdürlüğü’nün 11/07/2018 tarihli yazı cevabından, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinden ve mahkemece alınan bilirkişi rapor ve ek raporundan sözleşmeye konu sortex ile ayrılmış taneli beyaz pirinç için “Zirai Karantina Belgesine” ihtiyaç duyulmadığı, zirai karantina uygulamasına tabi olan pirincin kavuz içinde bulunan pirinç (çeltik) olduğu ve davacı tarafça da maillerde davalıdan iddia edildiği gibi Bitki Sağlık Sertifikası talep edilmediğinden, davacı tarafın ikinci parti mal için davalı satıcı tarafından bitki sağlığı sertifikasının sunulamayacağı gerekçesiyle kısmi ifanın kabul edilmediği yönündeki savunması ve istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

2-Davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacının herhangi bir talepte bulunamayacağı ve zararın ispat edilemediğine yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde;

Sözleşmeye konu ilk parti 5 konteyner pirinç emtiasının Mersin Gümrük Müdürlüğü’ne geldiği ve sözleşmede belirtilen ve gerekli olan tüm vesaikin de mevcut olduğu davacı-karşı davalı tarafın da kabulündedir. Davalı satıcı ilk parti emtia için edimini yerine getirmiş, kalan kısım yönünden de sözleşme şartlarına göre ifaya hazır olduğunu e-maillerle davacıya bildirmiştir. Buna karşılık davacı-karşı davalı ilk parti mal için karşı edimi olan bakiye satış bedelini ödememiş, sözleşme hükümleri ve mevzuat gereği davaya konu sortex ile ayıklanmış beyaz pirinç için Zirai Karantina Belgesi gerekli ve zorunlu olmadığı halde, bu belgenin ikinci parti mal için davalı satıcı tarafından gönderilmeyeceği gerekçesiyle ikinci parti malın gönderilmemesini istemiş ve gümrükte teslime hazır olan ilk parti pirinçte davacı-alıcı tarafından teslim alınmadığından iade edilmiştir. Somut olayda davacının sözleşmeye aykırı eylemleri sonucunda Mersin Gümrük Müdürlüğü’ne gelen mal uzun süre gümrükte bekledikten sonra teslim anılmadığı için iade edilmiş olup, davacı-karşı davalının ifayı kabul etmemekte haklı olmadığı, davalı-karşı davacıya yüklenecek bir kusurun bulunmadığı, sözleşmenin davacı-alıcının kusurlu eylemleri sonucu son bulduğu, bu sebeple davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacının yapmış olduğu tüm masraflardan ve uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, ilk derece mahkemesi tarafından alınan, açık, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi heyeti rapor ve ek raporundan ve karşı davacı tarafından yapmış olduğu masraf ve uğramış olduğu zarara yönelik olarak dosyaya sunulan faturalar, makbuz, ödeme belgeleri, havale evrakları ve diğer kayıt ve belgelerden, karşı davacının toplam 52.059,28.Euro talep edebileceği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi’nce davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.

3-Davacı-karşı davalının faize yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde;

Karşı davada davacı taraf, yapılan masraflar için 46.929,28.Euro ve malın limanda uzun süre beklemesi sebebiyle değerinde meydana gelen azalma sebebiyle 5.130.Euro’nun dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesi tarafından da dava kabul edilerek, Euro cinsi alacağa karşı dava tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmiştir.

Davacı-karşı davalı tarafından istinaf dilekçesi ekinde sunulan ödeme emri belgesinden, karşı davacının işbu istinafa konu ilamı icraya koyduğu, euro cinsi asıl alacaklar için yıllık %19,5(TİCARİ) faiz talep ettiği anlaşılmıştır.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 4/a maddesinde, sözleşmede daha yüksek akdi veya temerrüt faizi kararlaştırılmadığı hallerde yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.

Uyuşmazlık konusu alacağının yabancı parayla tahsili talep edildiğinden bu alacağa 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca, “Devlet bankalarınca EURO üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faize” hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ticari faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Ancak kararda hata edilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda, davacı-karşı davalı vekilinin yukarıda 1 ve 2 nolu bentte belirtilen istinaf başvurusu yönünden ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin yukarıda 3 nolu bentte belirtilen istinaf başvurusu yönünden ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın ve karşı davanın kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1-
Davacı-karşı davalı vekilinin yukarıda gerekçe bölümünün 1 ve 2 nolu bentlerinde belirtilen istinaf başvurusu yönünden ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davacı-karşı davalı vekilinin yukarıda 3 nolu bentte belirtilen istinaf başvurusu yönünden ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun
ESASTAN KABULÜNE,

3-
6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15/11/2018 tarih ve 2017/27 Esas, 2018/656 Karar sayılı
KARARININ KALDIRILMASINA,

4-Yeniden esas hakkında hüküm KURULMASINA,

5-a)Asıl davanın KABULÜ İLE, 44.263,00.TL alacağın dava tarihi olan 10/01/2017 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya
VERİLMESİNE,

b)

Alınması gereken 3.023,60.TL harçtan peşin alınan 755,91.TL harç düşüldükten sonra kalan 2.267,69.TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye
İRAD KAYDINA,

c)

Davacı tarafından yapılan 2.135,80.TL yargılama gideri ve 755,91.TL peşin harç olmak üzere toplam 2.891,71.TL giderin davalıdan alınarak davacıya
VERİLMESİNE,

d)

Davacı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 6.514,19.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya
VERİLMESİNE,

e)

Kullanılmayan gider avansının davacı tarafa
İADESİNE,

6-a)Karşı davanın KABULÜ İLE, 46.929,28.Euro masraf alacağı ve 5.130,00.Euro değer kaybından kaynaklı alacağın karşı dava tarihi olan 13/03/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya
VERİLMESİNE,

b)

Alınması gereken 14.153,55.TL harçtan alınan 3.578,37.TL karşılık dava harcı düşüldükten sonra kalan 10.575,18.TL’nin karşı davalıdan alınarak hazineye
İRAD KAYDINA,

c)

Karşı davacı tarafından yapılan 3.100,00.TL yargılama gideri ve 3.578,37.TL karşılık dava harcı olmak üzere toplam 6.678,37.TL giderin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya
VERİLMESİNE,

d)

Karşı davacı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 22.953,72.TL vekalet ücretinin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya
VERİLMESİNE,

e)

Kullanılmayan gider avansının davalı-karşı davacıya
İADESİNE,
İstinaf incelemesi yönünden;

7-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 3.562,83.TL istinaf karar harcının talep halinde davacı-karşı davalıya
İADESİNE,

8-
6100 sayılı HMK’nun 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan 121,30.TL istinaf başvurma harcı, 42,00.TL tebligat gideri ve 43,00.TL posta gideri olmak üzere toplam 206,30.TL istinaf yargılama giderinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya
VERİLMESİNE,

9-
6100 sayılı HMK.nun 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

10-
6100 Sayılı HMK’nun 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve kullanılmayan gider avansının ilk derece mahkemesine
İADESİNE
,

11-
Kararın dairemizce taraflara
TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK’nun 361/1 maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliğinden itibaren
İKİ HAFTALIK süre içinde
Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere
23/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!