Adana BAM, 9. HD., E. 2019/2100 K. 2020/337 T. 25.3.2020

İlgili madde: TMK Madde 879

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACILAR :1-

K1
-T.C.N1-A1

2-
K2
-T.C.N2- A1

3-
K3
-T.C.N3-A1

VEKİLİ:Av.

K4
– A2

DAVALI :

F1
PARIBASCARDIFSİGORTAANONİMŞİRKETİ

VEKİLLERİ:

Av. K5 – A3
Av.
K6
– A3

DAVA :

Alacak (Uzun Süreli Kredi Koruma Hayat Sigorta Poliçesine Dayanan)

İSTİNAF KARARININ

YAZIM TARİHİ : 25/03/2020

Mersin 2. Tüketici Mahkemesi’nin 25/06/2019 tarih, 2018/85 Esas, 2019/363 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ :

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin murisi K7’un kanser hastalığından vefat ettiğini, K7’un vefat etmeden önce araç için aldığı kredi sebebiyle sigorta sözleşmesi yaptığını, bu sigorta sözleşmesinin tehlikeli hastalıkları da kapsadığını, teminata girmesine rağmen bu güne kadar sözleşme ve yazılı olarak yapmış oldukları müracaatlarına rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, taleplerinin sigorta şirketi tarafından reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişice yapılacak inceleme neticesinde arttırılmak kaydıyla belirsiz alacak davasının kabulüne, hüküm altına alınacak alacaklarına 07/02/2017 tarihinden itibaren ticari faiz işletmek kaydıyla yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıların murisi K7 ile F2 Finansman A.Ş. ile arasında münakit kredi sözleşmesi imzalandığını, K7’un Finansman kuruluşu aracılığı ile 27.01.2017 tarihinde Uzun Süreli Kredi Koruma Standart Grup Sigortası Poliçesi’ne dahil edildiğini, müteveffanın 06.10.2016 tarihinde vefat ettiğini, kanuni mirasçılarının müvekkili şirketten vefat teminatı bedelinin kendilerine ödenmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından yapılan hasar değerlendirmesi neticesinde, müteveffanın kanser hastalığı neticesinde vefat ettiğinin anlaşıldığını, müteveffanın SGK kaydının bulunduğunu ve “Tehlikeli Hastalıklar” için bağlı olduğu sosyal güvenlik kurumunun uygun olmadığının anlaşıldığını, bu nedenle başvuru taleplerinin reddedildiğini, davacıların davada talep hakkı bulunmadığını, müteveffanın ölüm nedeni olan kanser hastalığının sigorta poliçesini akdetmeden önce bulunup bulunmadığının tespitine, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek koşuluyla, başvurunun haklı görülmesi durumunda, TTK’nun 1439/II maddesi uyarınca sigortalının sözleşmenin kurulması esnasındaki beyan yükümlülüğüne aykırılığı ve ölüm/beyan edilmeyen hastalık arasında uygun illiyet bağının bulunması nedeniyle ödenecek tutarın kusur oranında tazminattan indirim yapılmasına, talep olunan faiz haksız olduğundan reddi ile dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

Mersin 2. Tüketici Mahkemesi’nin 25/06/2019 tarih, 2018/85 Esas, 2019/363 Karar sayılı kararı ile; sigortalı ve/veya hak sahipleri ancak dain-i mürtehin olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak suretiyle ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, sigortacıdan tazminat isteme hakkına sahip olacağı, davacıların ancak dain-i mürtehin olan ve lehine sigorta yaptırılan tarafın açık muvafakati olması halinde tazminat isteyebileceği, dosya kapsamının incelenmesinde, sigortalı müteveffanın yer aldığı sigorta poliçesinde F2 Finansman A.Ş. dain-i mürtehin sıfatına haiz olduğu, huzurda açılan davaya muvafakatlarının bulunmadığı anlaşıldığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACILAR TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacılar vekili istinaf talebi ile; davacıların murisi K7’un davalı sigorta şirketi ile imzaladığı sözleşmeyle dayanarak açılan işbu davada davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, murisin davalı sigorta şirketi ile imzaladığı araç alım olayı gerçekleştikten sonra kanser hastalığı sebebiyle vefat ettiğini, murisin sözleşmeyi imzaladığı zaman hasta olmadığını, hastalık teşhisinin 28/03/2016 tarihinde konduğunu, murisin de hasta olduğunu bu tarihte öğrendiğini, muris vefat edince geriye kalan kredi borcu sebebiyle alacaklı F2 Finansman A.Ş. tarafından icra yolu ile menkul rehnin paraya çevrilmesi yoluyla araç satıldığını ve borcun bu şekilde kapandığını, araç satımından dolayı alacaklı olan şirketin aracı sattırarak, alacağını almış olduğunu, bu nedenle müvekkillerin aracı satan şirkete kanun gereğince “Halef” olduklarını bu durumda müvekkillerinin menfaatinin zedelenmiş olduğunu, tüm bu sebeplerle imzalanan sözleşme gereğince davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu ve davanın reddine karar verilmesinin yasal olmayıp kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Mersin 2. Tüketici Mahkemesi’nin 2018/85 Esas, 2019/363 Karar sayılı dosyası.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

Dava hukuki niteliği itibariyle, “Uzun SüreliKredi Koruma Hayat Sigorta Poliçesine Dayanan Alacak” davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacılar murisi K7’un vefat etmeden önce araç için aldığı kredi sebebiyle sigorta sözleşmesi yaptığını, bu sigorta sözleşmesinin tehlikeli hastalıkları da kapsadığını, teminata girmesine ve bu güne kadar yazılı olarak yapmış oldukları müracaatlarına rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, taleplerinin sigorta şirketi tarafından reddedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, alacak miktarının belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince poliçede daini mürtehin kaydının bulunduğunu daini mürtehin kaydının bulunduğunu, daini mürtehinin davaya muvafakat etmediğinden bahisle davanın reddine karar verildiği ve iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dava konusu poliçenin incelenmesinden F2 Finansman A.Ş’nin daini mürtehin sıfatına haiz olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK’nun 1453. maddesi uyarınca malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1406. maddesi uyarınca bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Yine TTK’nun 1456/1. maddesinde “Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder” düzenlemesine; 1456/2. maddesinde ise “Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gereklidir.

Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur. Öncelikle talep hakkının rehin hakkı sahibinde olması, yani sigorta bedelinin rehin hakkı sahibine ödenmesi gerektiği durumda, rehin hakkı sahibinin muvafakatinin bulunması halinde sigortalıya sigorta bedeli ödenebilir. Bu durumda dava açma hakkı da öncelikle rehin hakkı sahibinde olduğundan bir dava şartı olarak aktif dava ehliyeti olan davacı sıfatının da rehin hakkı sahibinde olduğu, buna karşın daini mürtehinin muvafakati halinde bu şart yerine getirilmiş sayılacaktır.
(
Yargıtay
17.
Hukuk
Dairesi esas no
:
2016/8198 karar no:
2017/2012 kararı bu yöndedir.)

Her ne kadar daini mürtehin tarafından açılan davaya muvafakat edilmediği bildirilmiş isede ilk derece mahkemesince ilgili finansal kuruluştan dava konusu poliçenin dayanağı olan kredi borcunun ödenip ödenmediği, borç ödenmemiş ise dava tarihi ve müzekkere cevap tarihindeki borç miktarı sorulmadan ve Dain-i mürtehin sıfatıyla F2 Finansman A.Ş’nin nin sadece kredi alacağı miktarı kadar bu hak sahibi olduğu, poliçe teminat bedeli ile bu miktar üzerinde kalan kısım yönünden davacıların dava açma haklarının (aktif sıfat) bulunduğu hususu gözetilmeden ve gelecek müzekkere cevabına göre davacıların talep hakları olduğu tespit edildiğinde taraf delilleri toplanıp değerlendirilmeden yazılı gerekçeyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu nedenle; 6100 sayılı HMK.’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararınınkaldırılmasına, İlk derece mahkemesince yukarıda belirtilen taraf delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesinegönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1-
Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun
KABULÜNE
,

2-
Mersin 2. Tüketici Mahkemesi’nin 25/06/2019 tarih, 2018/85 Esas, 2019/363 Karar sayılı kararının HMK.’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA
,

3-
Dava ile ilgili deliller toplanıp değerlendirilmeden ilk derece mahkemesince karar verildiği anlaşıldığından 6100 sayılı HMK.nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mersin 2. Tüketici Mahkemesi’ne
GÖNDERİLMESİNE
,

4-
6502 Sayılı Kanunu’nun 73/2 maddesi gereğince davacılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına
YER OLMADIĞINA,

5-
Davacılar tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte ilk derece mahkemesince karara
BAĞLANMASINA
,

6-
6100 Sayılı HMK’nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi’ne
İADESİNE
,

7-
İnceleme dosya üzerinden yapıldığından davacılar vekili lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

8-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine
TEBLİĞİNE
,
Dair, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 25/03/2020 tarihinde karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!