T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 3. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ :
12/12/2018
NUMARASI :
2012/8- 2018/592E.K.
DAVACI:
K8 – N2 A1
DAVALI:
1 -SGK BAŞKANLIĞI – ANKARA
VEKİLİ:
Av. K9- A2
DAVALI:
2 -F1 NAKLİYAT İNŞAAT TURİZM TARIM ÜRÜNLERİ PAZARLAMA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -Mersin
VEKİLİ:
Av. K5 -A3
DAVANIN KONUSU :
Tazminat
KARAR TARİHİ :10/09/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :14/09/2020.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili Av. K6 tarafından 07/05/2007 havale tarihli dava dilekçesinde; davacının davalı yan şirket tarafından 14/10/2006 tarihinde kaynakçı olarak ve işyeri araçlarının makasları ile ilgilenmek üzere işe alındığını, sigortası yapılmadan çalıştırıldığını, işe başladıktan 46 gün sonra işyerin aracı olan N1 plakalı X1 markalı kamyonun makaslarının kırıldığını, makasın kırık olmasından kaynaklı aracın aniden hareket etmesi ile davacının sağ bacağının aracın altında kaldığını ve sakatlandığını, durumun bu şekilde gelişmesi üzerine olay yerine gelen şirket yetkilisi K7, davacıyı önce konya başkent hastanesine götürdüğünü, olayı haber alan Jandarma Komutanlığının olay mahalline geldiğini, şirket yetkilileri tarafından durumun farklı şekilde anlatıldığını ve sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, olayın, davacının köpeklere ekmek atma suretiyle duvara çıktığı ve dengesini kaybettiği şeklinde anlatıldığını, olayın iş kazası olmadığını, davacının ilk müdaheleden alıkonulduğunu, tedavi masraflarını ödeyemediğini, sigorta tarafından hiçbir giderinin karşılanmadığını belirteren 500,00 TL tedavi giderleri ve 500,00 TL maddi tazminat, 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili için dava açmıştır.
Davalı S.G.K. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; davanın husumetlisi olmadıklarını, davacının müvekkiline karşı açmış olduğu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, iş kazsının tanımının, iş kazası sayılacak olayların Kanunla belirlendiğini, işverenin buradaki sorumnluluğunun Borçlar Kanununa dayandığını, ve sözleşmeye aykırılıktan doğan bir sorumluluk olduğunu, davacı ile davalı Kurum arasında herhang ibir iş akti bağı bulunmadığını, savunup davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, davacının 46 gün sigortasız çalıştığı hususunu kabul edilmediğini, davacının 23 gün çalıştığını, resmi kayıtlarda bu durumun ortada olduğunu, davacının duvarın üzerine çıkmış olduğu ve bir anlık dalgınlık üzerine dengesini kaybederek 1.60 metre cm yükseklikte duvardan kuru dere istimaketine ayağının üzerine düştüğünü, karakol tutanakları ve savcılık dosyasında bu durumun belirtildiğini, davacının maddi özellikle de mnanevi tazminat taleplerinin kabul etmenin mümkün olmadığını, tüm olayın davacının kusuruyla gerçekleştiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :”
Davanın kabulü ile;
Net 77.812,06 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30/11/2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte,
Net 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30/11/2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalı F1 şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
S.G.K. Yönünden davanın reddine,
” şeklindedir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı F1..Şti vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu olayın 30/11/2006 tarihinde meydana geldiğini, 30/05/2007 tarihinde kontrol kaydı olmaksızın davacının%14,3 oranında sürekli iş göremez duruma geldiğinin tespit edildiği, bu oran kesinleşmiş bu tarihsel sıralamadan sonra yargılama sürerken davacı tarafın 18/07/2018 tarihinde taleplerini ıslah ettiğini, bu durumda davacının kontrol kaydı olmaksızın meslekte kazanma gücünü kaybettiği kesinleşen tarihi göz önüne alındığında taleplerin zamanaşımına uğradığını, 02/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda üstü kapalı olarak zamanaşımı itirazlarının hukuka aykırı olduğundan bahisle, dosyada tüm evraklarda gerek iddia edilen iş kazasının oluştuğu tarih gerekse de 30/05/2007 tarihli davacının kontrol kaydı olmaksızın meslekte kazanma gücünü kaybettiği kesinleşen tarihi göz önüne alındığında taleplerin zamanaşımına uğradığının açık olduğunu, davacının çelişkili beyanlarına rağmen yerel mahkemenin davayı kabul etmesinin hukuka uymadığını, ayrıca davacı tarafın maluliyet oranınında yüksek olduğunu, iş göremezliğine yönelik tespit oranına da itiraz ettiklerini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.”ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiği yönünde istinaf sebeplerine dayanmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce istinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.
Dava 30.11.2006 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 77.812,06 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatınolay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline ve davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; Mersin 1. İş Mahkemesinin 25/05/2011 tarihli 2009/488 esas 2011/360 karar sayılı kararıyla dava konusu kaza olayının iş kazası sayıldığı, bu kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03/12/2012 tarihli 2011/14442 esas 2012/23983 karar sayılı ilamıyla onanmak suretiyle kesinleştiği, Yüksek Sağlık Kurulu’nun 16.05.2014tarihli kararlarında davacının sürekli iş göremezlik oranının %14,3 olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi’nin14.11.2016 tarihli kararlarında sürekli iş göremezlik oranının % 14,3 olduğunun tespit edildiği, asıl davada 07.05.2007 tarihli dava dilekçesi ile 1.000,00TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, 18.07.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminatın 76.812,06 TL olarak artırıldığı, davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı 25.07.2018 tarihinde zamanaşımı defiinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurum Sağlık Kurulunun 16/05/2014 tarihli raporuyla ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 14/11/2016 tarihli raporuyla davacının % 14,3 oranında meslekte kazanma gücü kayıp oranının bulunduğunun tespit edildiği alınan kusur raporlarının denetime açık, hükme esas alınabilir yeterlilikte olduğu, raporlar arasında herhangi bir çelişkinin bulunmadığı anlaşılmış olup davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
818 sayılı BK’nın 125. maddesine göre “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır.
Kanun koyucu hem BK’nın 125. maddesi hem de TBK’nın 146. maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.
TBK’nın 149. (BK 128.) maddesi uyarınca ise zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde, alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak, edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle, söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir.
Borca aykırılık hâlinde tazminat alacağının zamanaşımı ise bu alacağın doğduğu andan itibaren işlemeye başlar. İş kazası hâlinde alacağın doğduğu zaman ise alacağın yani hakkın doğduğu andır. İş kazasına dayalı tazminat davalarında zamanaşımına tabi olan hak işçinin kaza nedeniyle uğradığı zararları karşılamak için tazminat davası açabilme hakkıdır. Bu hak ise iş kazasıyla birlikte doğmaktadır (Akın, L.: İş Kazasından Doğan Maddi Tazminat, Ankara 2001, s. 283). Bu durumda iş kazası hâlinde TBK’nın 149. (BK 125.) maddesinde belirtilen “on yıllık” zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi kural olarak iş kazasının meydana geldiği tarihtir (Akın, s. 283; Kaplan, s. 154; Kılıçoğlu, M.: Tazminat Hukuku, İstanbul 2005, s. 464; Güneren, A.: İş Kazası ve Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, 3. Baskı, Ankara 2018, s. 1268; Çelik, A. Çelik: Tazminat ve Alacaklarda Sorumluluk ve Zamanaşımı, 3. Baskı, Ankara 2018, s. 584; Hukuk Genel Kurulunun 15.05.2015 tarihli ve 2013/21-2216 E.,2015/1349 K. sayılı kararı ).
Buna karşılık, ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık, “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde, zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.
Önemle belirtilmelidir ki, burada sözü edilen
“gelişen durum” kavramı uygulamada çoğu kez yanlış anlaşıldığı şekilde, doğan zararın kapsamının zarar görence tam olarak öğrenilmesinin herhangi bir nedenle geciktiği (örneğin, buna ilişkin bilirkişi raporunun geç alındığı) durumlara ilişkin olan, böylesi bir durumu ifade eden bir kavram değildir. Başka bir anlatımla, gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları). Nitekim tüm bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli, 2018/21-523 E., 2019/70 K. sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı davalı şirketin işçisi olarak çalıştığı sırada30.11.2006 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucu yaralanmış, davacı vekili 07.05.2007 tarihli dava dilekçesi ile vuku bulan olay nedeniyle bir kısım maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Uyuşmazlık 18.07.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat istemi yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin olup, mahkemece davacıya iş kazasının tespiti amacıyla dava açması için süre verilmiş ve maluliyetin tespitine dair yapılan yargılama neticesinde iş kazası olarak belirlenen karar Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda 03/12/2012tarihinde kesinleşmiştir. Ne var ki, davacının18.07.2018 tarihli ıslahı dilekçesi 818 sayılı BK’nın 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Çünkü zararın öğrenilmesi onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesidir. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Somut olayda zamanaşımı başlangıç tarihinin olay tarihi olduğundan18.07.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle talep edilen maddi tazminat istemi yönünden zamanaşımı dolmuştur.
Dosya kapsamı ve Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2020 tarih 2017/21-1081 Esas ve 2020/28 Karar sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından 18.07.2018 tarihinde asıl davada maddi tazminatın ıslahen artırılması üzerine, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’ilerinin kabul edilerek ıslahen istenilen maddi tazminat miktarının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslahen istenilen miktarı da kapsar biçimde maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıaykırıdır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında davalının istinaf talebinin kısmen kabulüne ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK 353/1-b2. Maddesi gereğince mahkeme hükmünün kaldırılarak anılan gerekçelerle yeniden hüküm vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
I-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince
MERSİN 3. İŞ MAHKEMESİ’NİN 2012/8- 2018/592 E.K. Sayılı kararının
KALDIRILMASINA ,
II-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-Davalı SGK Başkalığı yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile Reddine,
-Diğer davalı F1 LTD. ŞTİ yönünden ise;
–
Net 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.11.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte,
-Net 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.11.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalı F1 şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin taleplerin zamanaşımı nedeni ile reddine,
–
Alınması gerekli 751,41 TL harcın davacının peşin olarak yatırdığı (ıslah dahil) 1.460,50 TL den düşülmesi sonucu bakiye 709,09 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
–
Davacı tarafça yapılan 1.433,60 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 179,58 TL’si ile 751,41 TL harç olmak üzere toplam 930,99 TL nin davalı F1lerden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
–
Davalı F1 tarafından yapılan 213,56 TL yargılama giderinden kabul red oranına göre 186,80 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
–
Davacı lehine hesap ve takdir edilen karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan
-maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL,
-manevi tazminat talebi yönünden 3.400,00 TL olmak üzere toplam 4.400,00 TL vekalet ücretinin davalı
F1 lerden alınarak davacıya verilmesine,
–
Davalı F1 lehine hesap ve takdir edilen karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan
-maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL (
02 Ocak 2020 tarih, 30996 sayılı resmi gazetede yayımlanan AAÜT’nin 13.maddesinin 3.bendi uyarınca Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez
) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı yetkinlere verilmesine,
–
Davalı SGK lehine hesap ve takdir edilen karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye göre hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
III
-İstinaf karar harcı bakımından;
-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf harcının talebi halinde iadesine,
-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile Yargıtay yolu açık olmak üzere 10/09/2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, 14/10/2006 tarihinde kaza geçirmiş, iş kazası geçirdiğinden bahisle davalı yetkililer Ltd. ŞTi ile SGK lehine hizmet tespiti hakkı saklı kalmak kaydı ile maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Kurum müfettişince düzenlenen 15/10/2008 gün 2008/61 sayılı raporda 30/11/2006 tarihinde davacının maruz kaldığı kazanın iş kazası olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafça Mersin 1. İş Mahkemesinin 2009/488 Esas sayılı dosyasında SGK Başkanlığı ve Yetkilen Ltd. ŞTi. aleyhine açılan davada 2011/360 sayılı karar ile davacının maruz kaldığı kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiş, karar Yargıtay 10. HD 03/12/2012 gün 2011/14442, 2012/23983 E- K sayılı ilamı ile onanmıştır.
Davacı başlangıçta 100 TL olan maddi tazminat talebini 16/07/2018 günlü ıslah dilekçesi ile 77.812, 06 TL ye çıkarmıştır.
Mahkemece 77.812,06 TL miktarlı maddi tazminat davasının ve 10.000 TL manevi tazminat 30/11/2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, karar davalı tarafça davacının 30/05/2007 tarihinde 14.3 oranında kontrol kaydı olmaksızın sürekli iş göremezlik uğradığının tespit edildiği, davacının 18/07/2018 tarihinde ıslah dilekçesi verdiği, zaman aşımının gerçekleştiği gibi sebeplerle kararı istinaf etmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunun 60. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
”
V MÜRURU ZAMAN
Madde 60 – Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittı laıtarihinden itibaren bir sene ve her halde zararımüstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.
Şukadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunlarımucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayımüstelzim bir fiilden neşet etmişolursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur.
Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiş olursa, mutazarrır kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sakıt olsa bile o alacağıvermekten imtina edebilir.”
6098 sayılı kanunun 72. Maddesi ”
C. Zamanaşımı I. Kural
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.”
Mahkemece alınan 14/11/2016 günlü Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp ihtisas kurulu raporunda, davacının maruz kaldığı iş kazasında kemik kırığı oluştuğu, rapor tarihi itibarı ile kemik kırığının kaynadığı, geçirilmiş iş kazasına bağlığı sağ öpere femur kırığı zemininde sağ alt ekstremitede 2 cm kısalık + sağ kalça hafif düzeyde hareket kısıtlılığı bulunduğu, implantların çıkarıldığı, %14,3 oranında maluliyete uğradığı hususları tespit edilmiştir.
Yukarıda metni yazılan düzenlemelerde de görüleceği üzere zamanaşımının geçmesi için zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren azami olarak 10 yılın geçmesi gerekecektir. Olay başta kurum müfettişince iş kazası sayılmadığından, iş kazası tespitine ilişkin karar 03/12/2012 tarihi itibari ile kesinleşmiştir. Bu tarih itibari ile tazminat yükümlüsü öğrenilmiş durumdadır. Islah dilekçesinin verildiği 16/07/2018 tarihine kadar zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu sebeplerle ıslah ile arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığına ilişkin dairemiz çoğunluk gerekçesine katılmıyorum.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe