Adana BAM, 7. HD., E. 2020/3267 K. 2020/1904 T. 22.12.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 75

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:

CEYHAN İŞ MAHKEMESİ
NUMARASI
:
2020/798

DAVACI :

K1-N1 –

VEKİLİ:

Av. K2- [16396-93388-26811] UETS

DAVALILAR :

1-F1 BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI- A1

3- F2 TEMİZLİK PEYSAJ TURİZM NAKLİYE GADA İNŞ. BİLİŞİM TAŞIMACILIK OTO KİRALAMA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.- A2/ F1
DAVANIN KONUSU
:

Tazminat (Maddi-Manevi Tazminat)

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenmiştir.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

İDDİANIN ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalılardan adana F3 AŞ bordrosunda N2 sigorta sicil numarası ile işçi olarak çalışmakta iken 20.11.2019 tarihinde iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin görev yerinin Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı olan Ceyhan İtfaiye Müdürlüğü olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 5 yıldır Ceyhan İtfaiye Müdürlüğünde çalıştığını, son brüt ücretinin 4.082,16 TL olduğunu, müvekkilinin amirleri tarafından Ceyhan Büyük A3 Köyü saha sulaması ile görevlendirildiğini, müvekkilinin tankerin üzerinde sulama yapmakta iken sulama yapmasını sağlayan monitör tabir edilen aparatın yerinden fırlaması ve müvekkiline kuvvetlice çarparak yere savurması nedeniyle ağır yaralandığını, anılan olay nedeniyle müvekkilinin bel omurlarının kırıldığını ve omuriliğinin zarar gördüğünü, müvekkilinin olay anından bu yana belinden aşağısı tutmaksızın felçli olarak yattığını, müvekkilinin çalıştığı birimde arkadaşlarından K3’ın da dava konusu olay tarihinden yaklaşık 10 gün kadar önce bir başka araçtaki monitörün yerinden çıkması ile yaralandığını, müvekkilinin iş kazası nedeniyle bedensel zarar gördüğünü, ciddi tedaviler alması gerektiğini, ekonomik ve sosyal geleceğinin sarsıldığını, kendi başına hayatını sürdürmesine olanak olmayacak şekilde zarar gördüğünü, dolayısıyla Davalı Adana F3 AŞ’nin işçiyi çalıştıran alt işveren olarak kanunda kendisine yüklenen sorumlulukları yerine getirmediğini,müvekkilini tehlikeli iş sayılan itfaiye işlerinde hukuka aykırı olarak çalıştırarak, ona gerekli ve etkin eğitimi, iş güvenliği mevzuatına uygun kusursuz ve sağlam ekipmanlar vermeyerek işçiyi koruma gözetme borcuna aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin çalışmakta olduğu birimin Adana Büyükşehir Belediyesine bağlı Ceyhan İtfaiye Amirliği olduğunu, müvekkilinin görevlendirildiği iş yerinde belediyenin emir ve talimatlarının geçerli olduğunu beyanla müvekkilinin tüm dava harç ve giderleri nedeniyle adli yardımdan faydalanmasına, maddi tazminat yönünden şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte, manevi zararları nedeniyle 750,000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıların hukuka aykırı eylemleri sonrasında müvekkilinin maddi zarara uğradığı kesin olduğundan müvekkilinin SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve palyatif bakım giderlerini karşılamasının gerekliliği de nazara alınarak TBK 76. Maddesi gereğince yargılama başında taraflarına geçici ödeme yapılmasına, TBK 75. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisinin saklı tutulmasına, müvekkilinin alacaklarını temin etmek maksadıyla davalılara ait olan N3, N4 ve N5 plaka sayılı araçların trafik kaydı üzerine ihtiyati tedbir konularak üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine, müvekkilinin alacaklarını temin etmek üzere davalı F2 Ltd. Şti.’nin Adana Büyükşehir Belediyesi nezdinde bulunan tüm hak edişlerine ihtiyati haciz hükmünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ:

Davalı Adana F3…AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı dilekçesindeki ücretinin aylık brüt 4.082,16-TL olduğunu belirttiğini, davacının ücretinin dosya kapsamındaki bordrolarda gösterildiği gibi olduğunu, davacı tarafından elden ödeme iddiası bulunmadığı da dikkate alındığında bordrolardaki ücretlerin gerçek ücreti yansıttığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin hiçbir şekilde kusur ve ihmali bulunmadığından açılan dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının çalışması esnasında tecrübesinin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermediğini, işinin gerektirdiği mesleki risklere ilişkin bilgi sahibi olmasına, işi gereği alması gerekli iş güvenliği tedbirlerini alabilecek nitelik ve bilinçte olmasına rağmen dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı ile kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, davacının geçirmiş olduğu iş kazasında bizzat kendi ağır kusurunun, kaza ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını kestiğini, müvekkili işyerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin her türlü önlem alındığını ve gerekli eğitimlerin verildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, öte yandan geçici ödeme talebine ilişkin olarak da delillerin gösterilmediğini, yerel mahkemece; kusur raporu, maluliyet oranı ve hesaplama raporu alınmadığını, davacının anılan talebinin de yersiz olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı F2 Temizlik… Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının müvekkili şirketin personeli olmadığını, müvekkili şirkette çalışmasının bulunmadığını, bu nedenle işbu davada taraf gösterilmiş olmalarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket bünyesinde hiç çalışmamış bir personele ait herhangi bir işyeri özlük dosyasının da müvekkili şirkette bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

Davalı belediye vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu olayda kazaya karışan N6 plakalı aracın kaza tarihinde zorunlu mali trafik sigortasının bulunduğunu, dolayısıyla söz konusu aracın karşıtığı kazadan doğan tazminat taleplerinin aracın sigorta şirketlerinden talep edilmesi gerektiğini, davacının yüklenici şirketlerde çalıştığını, bu şirketlerin müvekkili belediyeden söz konusu işlerin tamamını ihale yolu ile aldığını, söz konusu şirketlerin müvekkili belediyenin al işvereni olmadığını, müvekkili belediye ile söz konusu şirketler arasında asıl-alt işveren ilişkisinin de bulunmadığını, yüklenici firmaların çalıştırdığı işçilerin ve araçların idareye ve 3. kişilere verdiği her türlü zarardan sorumlu olduğunu, yüklenicinin bunlardan dolayı idareden hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunamayacağını, öte yandan diğer davalı Adana F3 ile davacı arasında akdedilen belirli süreli iş sözleşmesinde tarafların işçi, iş yeri sağlığı, iş güvenliği hakkındaki görev ve sorumluluklarının detaylı olarak düzenlendiğini, yasaya karışan aracın müvekkili belediyeye ait olmadığını, davacının da müvekkili personeli olmadığını, itfaiye personelinin uyması gereken kuralların davacıya tebliğ edildiğini, söz konusu kurallarda da açıkça belirtildiği üzere önceliğin iş güvenliği olduğunu, dosya kapsamında davacının taraf emniyet kemeri, kask gibi güvenlik önlemlerinin almadığının görüldüğünü, dolayısıyla anılan kazada gerekli güvenlik önemlerini almayarak kusurlu davranan davacının davasının reddinin gerektiğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Yerel mahkemenin 29.04.2020 tarihli 1 nolu ara kararında; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinde müvekkilinin yaralanmasına neden olan araçların malikinin davalı F2 şirketi olduğunu, tedbir taleplerinin ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir olarak belirttiklerini, bu durumda HMK ile belirlenen sınırlamanın redde gerekçe yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati haczin İİK ile düzenlendiğini, yasada HMK ile konulmuş bulunan sınırlamanın söz konusu olmadığını, bu nedenle de mahkemenin ret gerekçesinin yerinde olmadığını, usul ve yasaya aykırı olarak ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

Dairemizce istinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.

Dava, iş kazası nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı, iş kazası nedeniyle davalı işverenlere karşı maddi ve manevi tazminat talebi ile birlikte davalı şirketin araçları üzerine ve belediyedeki hak edişleri üzerine ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş, mahkemece ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

Dava konusunun temeli haksız fiil olup olayın gerçekleştiği tarih itibarı ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117/2. maddesine göre borçlunun, haksız fiil tarihi itibarı ile temerrüde düşmüş olacağı düzenlenmiştir. Bu halde davacıların amacı para alacağı olan tazminatı güvence altına almaktır. İhtiyati haczin amacı sadece teminattır. Para alacağının korunması için ihtiyati tedbir yoluna değil ihtiyati haciz yoluna başvurulması gerekir.

HGK’nin 20.12.2013 Tarih, 2013/21-1791 Esas ve 2013/1676 Karar sayılı ilamında da, “Davacı vekili her ne kadar isteminde ihtiyati tedbir istemiş ise de davacının amacının para alacağını teminat altına almak olduğuna göre, HMK’nin 33. maddesi gereğince uygulanacak hukuk normunun resen tespit edilmesi ve uygulanması hakime aittir” ilkesi gereğince mahkemece talep hakkında ihtiyati haciz hükümlerinin uygulanması ve bu hükümler çerçevesinde talebin değerlendirilmesi gereklidir.

İhtiyati haciz, HMK 406/2. maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

İİK 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır.
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;

Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir.

Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.

Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.

Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur.

Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyati haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2004, s. 883).

Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.

Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK’nun 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.

Somut olayda; haksız bir fiile dayalı olarak bir zararın meydana geldiği açıktır. Sadece olayda kusur durumu ve maluliyet oranı çekişmelidir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale gelir. Dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde, davacının iş kazası nedeniyle, 10.000,00 TL maddi tazminat, 750.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 760.000,00 TL tazminat talep ettiği, davacının adli yardım talebi hakkında mahkemece karar verilmediği, dosya içerisinde davacının maluliyet durumuna ve tarafların kusur durumuna ilişkin rapor bulunmadığı , SGT tarafından yapılan tahkikat raporu olmadığı anlaşılmakla dosya içerisindeki belge ve deliller değerlendirilerek “tedbirde orantılılık” ilkesi gözetilerek ve 6100 Sayılı HMK’nin 392/1 maddesi, olayın oluş şekli ve dosya kapsamı gözetildiğinde, davacıdan teminat alınmasına yer olmadığı değerlendirilerek ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan; kanunun olaya uygulanmasındaki hata giderilmek suretiyle, HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca davacının ekonomik sosyal durumu, fakirlik belgesi ve adli yardımlı olması gözetilerek takdiren teminatsız olarak yeniden karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin 29.04.2020 tarihli ek kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, Ceyhan İş Mahkemesinin 2020/798 E. sayılı dosyasının ek kararınınKALDIRILMASINA,Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURMAK suretiyle;

a)Davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin KISMEN KABULÜ İLE; davalı F2 TEMİZLİK PEYSAJ TURİZM NAKLİYE GADA İNŞ. BİLİŞİM TAŞIMACILIK OTO KİRALAMA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.adına kayıtlı N3, N4 ve N5 araç ve taşınmazlar üzerine (teminatsız) İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, davalı şirketin hakedişleri üzerine ihtiyati haciz konulmasına ilişkin talebin reddine,

b)Kararın infazı için Ceyhan Nöbetçi İcra Müdürlüğünün yetkili kılınmasına,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine

3-Davacı tarafından yapılan 10,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesitarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda KESİN olarak oybirliği ile 22.12.2020 tarihinde karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!