DAVACI MİRASÇILAR :
1-K1-N1
2- K2-N2
3-K3-N3
4-K4 – N4
5-K5-N5
6-K6-N6
DAVALI :
1- F1 ANONİM ŞİRKETİ –
DAVALI :
2- F2 TURİZM İNŞ. TEM. OTOMOTİV PETROL GIDA İTH. İHR. TAAH. TİC. VE SAN. LTD. ŞTİ. – A1
DAVA :
Tespit (İşe İade İstemli)
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelendi:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİANIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı F1’nin alt işvereni olan diğer davalı nezdinde 01.08.2008-05.11.2015 tarihleri arasında posta dağıtım görevlisi olarak çalıştığını, iş akdinin 13.11.2015 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile olumsuz tutum ve davranışlar gerekçe gösterilerek fesh edildiğini, müvekkilinin F3 Sendikası üyesi olduğunu, iş akdinin aslında sendikal nedenle sonlandığını, müvekkilinin üye olduğu F3 Sendikasının davalı şirkette TİS yapmak için yeterli çoğunluğu sağlayarak 04.05.2015 Tr. 2015/591 sayılı yazı ile yetki başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin işten çıkarılmasına neden olan olaya ilişkin rapor tarihinin 23.10.2015 olduğunu, halbuki müvekkilinin 6 iş günlük süre geçtikten sonra 13.11.2015 tarihinde işten çıkartıldığını, müvekkil ile birlikte diğer 2-3 arkadaşının da işten çıkartıldığını fakat olaya karışan diğer çalışanların işten çıkartılmadığını, müvekkile ve diğer işçilere sendikadan istifa etmeleri yönünde baskı yapıldığını, sendikasının işçilerin maaşından ceza adı altında yapılan kesintilerin iadesi için Adana Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına şikayete bulunduğunu, şikayet sonucu haksız kesintilerin ödenmesi gerektiği yönünde rapor düzenlendiğini, fesih son çare olması, son giren ilk çıkar ve eşitlik gibi ilkelere uyulmadan iş akdinin geçersiz ve sendikal nedenle fesh edildiğini beyan ederek, müvekkilinin işe iadesine, iş başı yaptırılıp yaptırılmama koşuluna bağlı olmaksızın 1 yıldan az olmamak üzere sendikal tazminata, feshin geçersizliğine davacının işe iadesine, İş kanunun 21. maddesi gereğince tazminatların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davalı F1 vekili cevap dilekçesi ile diğer davalı Şirket ile müvekkili arasında alt-üst işverenlik ilişkisinin olmadığını, davacının asıl bu davalının çalışanı olduğunu, davanın bu nedenle husumetten reddinin gerektiğini, davacının iş akdinin haklı nedenle ve süresinde fesh fesh edildiğini, davacının iş akdinin sendikal nedenle fesh edilmediğini, davacının bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
–
Davanın Kabulü ile;
1-Davacının yargılama esnasında ölümü nedeniyle işe iade hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davacı işçinin yargılama sırasında ölümü nedeniyle kararı kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarından bu hakların davacının mirasçılarına ödenmesi gerektiğinin tespitine,
3-İşçinin başvurusu işverenin işe başlatması veya başlatmamasına şartına bağlı olmaksızın davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının sendikal fesih sebebiyle bir yıllık ücreti tutarında davacı mirasçılarına ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı F1 Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava devam ederken 16.07.2016 tarihinde vefat ettiğini, bunun üzerine mahkeme tarafından davacı vekiline, varislerden alınan vekaletnameyi ve veraset ilamını dosyaya sunması için süre verildiğini ancak vekaletname ve veraset ilamı süresi içinde mahkemeye sunulmadığını, davacının ölümü ile davalı vekilinin vekalet görevinin sona erdiğini, davacı mirasçıları davayı takip etmemiş olup, davacı mirasçılarının sonradan vekil tayin ettiğini, Av. K7 uzun dosyaya vekaletname sunmadığını, 18.05.2017 tarihli duruşmaya tarafımızca iştirak edilmediği, davacı tarafın bizzat veya vekil aracılığıyla davayı takip etmediğinden dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken davaya devam edildiğini, müvekkiline karşı açılan iş bu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile diğer davalı F2 Ltd. Şti. arasında 29.06.2015 tarihinde gönderilerin adresten kabulü, cihet ayrımı ve dağıtım/teslimi hizmetlerinin yürütülmesi işi için
“Hizmet Alımı Sözleşmesi” imzalandığını, davacı söz konusu hizmet alım sözleşmesi kapsamında F2 Ltd. Şti’ye bağlı olarak Seyhan Posta Dağıtım Merkezi Müdürlüğünde dağıtıcı olarak çalıştığını, F2 Ltd. Şti, üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda bağımsız bir biçimde yürütüldüğünü, yüklenici şirketin çalıştırdığı işçiler üzerindeki yönetim hakkının tamamen kendisinde olduğunu, işçilerin işe alımı, ücretlerinin ödenmesi, SSK primlerinin yatırılması ve işten çıkarma gibi yetkilerin tamamı diğer davalıya ait olduğunu, müvekkilinin işçiler üzerinde yönetim ve kontrol hakkı bulunmadığı ve sadece işin sözleşme ve eklerine uygun yapılıp yapılmadığını denetleme yetkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin iş ilişkisinde, sözleşmede taraf sıfatı bulunmadığından, işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini, davacının iş sözleşmesi haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini, davacının iş akdinin feshi sebebi sendikal nedenler olmadığı, iş akdinin sendikal nedenlerle feshedildiğinin ispat yükü davacıda olmasına rağmen davacı bu iddiasını tereddüde yer bırakmayacak şekilde ve somut delillerle ispatlayamadığını, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından bilirkişiye hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan bir konu hakkında dosya tevdi edildiğini, bilirkişi ise dosya hakkındaki raporunda hukuki değerlendirme ve nitelendirmelerde bulunduğunu, tüm bu durumlar gerek Hmk.m.266/1 gerekse de Bilirkişilik Kanunu m.3/2-3 hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine talep etmiştir.
Davalı F2 Turizm İnş. … Şti.vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından, müvekkili davalı şirket aleyhine, Adana 4. İş Mah.’sinde açılan işe iade davası, davacının ölümü üzerine, davacı muris mirasçılarına 4 aya kadar ücret ve bir yıllık ücret tutarında sendikal tazminat ödenmesine hükmedildiğini, mahkeme gerekçesi ve bu gerekçeye dayalı hükmün maddi olaya dosya kapsamına HMK’ye ve hukuka aykırı olduğunu, davacının iş akdi hakkında tutulan rapor neticesinde haklı nedenle feshedildiği ve davacı murisin iş akdinin sendikal nedenlerle feshedildiği hükmünün hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamına göre davacı murisin iş akdinin sendikal nedenle feshedildiği hususunun sabit olmadığını tüm bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün kaldırılması suretiyle davacı murisin ölümü dolayısı ile mirasçılara 4 aya kadar ücret ve bir yıllık ücret tutarında sendikal tazminat ödenmesine ilişkin ilamın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dairemizce istinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.
Dava işe iade istemine ilişkindir.
Davacılar murisi işçinin 6 aydan fazla kıdeminin bulunduğu, belirsiz süreli iş akdi ile iş kanunu kapsamında çalıştığı, davalı iş yerinde 30 işçiden fazla işçi çalıştığı, iş akdinin 05.11.2015 tarihinde feshedildiği, bir aylık yasal hak düşürücü süre içerisinde 19.11.2015 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacılar murisinin iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedilip feshedilmediği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesinin 3. Fıkrasında “İşverence sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işçiler işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz” denilmiştir. Burada sendika özgürlüğünü fesih şeklindeki işveren davranışını ile ihlal edilmesi yasaklanmış bulunmaktadır.
Maddenin 6. Fıkrasında sendikal fesihte ispat külfeti düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre, “İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür”.
Görüldüğü gibi iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacılar murisinin iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini iddia ederken davalı davacılar murisinin iş sözleşmesinin görevlerini gereğini yerine getirmemesi ve olumsuz tutum ve davranışlara devam etmesi nedeniyle geçerli sebeple feshedildiğini savunmaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacılar murisinin sendikal faaliyet anlamında etkin olduğu, Sendika’ya 02/04/2014 tarihinde üye olduğu ve yetki sürecinin 04.05.2015 tarihinde başladığı, 05.10.2015 tarihinde yasal koşullarının yerine getirilmemesi nedeniyle yetki sürecinin olumsuz sonuçlandığı, davacılar murisinin iş sözleşmesinin üyelik tarihinden 1 yıl 7 ay 3 gün sonra 05/11/2015 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır.
Yine Sendika’nın yetki başvuru tarihinde 110 üyesinin bulunduğu, daha sonraki süreçte üye sayısının düştüğü ve 7 üyeye kadar indiği, halen üye olup çalışan Sendika üye sayısının 7 olduğu, diğer taraftan davacının işten çıkarılmasından sonraki 3 ay içinde 57 işçinin Sendika’dan istifa ettiği, bunlardan 48 tanesinin Kasım 2015 tarihinde sendikadan istifa ettikleri, bu dönemde davacılar murisinin çalıştığı Adana Bölge Müdürlüğü çevresinde 25 işçinin F4 Sendikası üyesi bulunduğu, ancak sadece 1 işçinin Kasım 2015′ de bu sendikaya üye olduğu, diğer işçilerin eski üyeler olduğu yine F4 Sendikası cevabına göre davacılar murisinin çalıştığı Seyhan işyerinden F4 Sendikası üyesi sadece 2 üyenin bulunduğu, dolayısıyla Mahkeme gerekçesinde ifade edildiği gibi rakip sendikaya geçişle ilgili bilgi olmadığı, davacı tanıklarının davacının işyeri sendika temsilcisi olduğunu söylemelerine rağmen temsilcinin yetki alan sendika tarafından atanan ve işverene bildirilen bir üye ya da üyelerden olmasının zorunlu olmasına rağmen F3 Sendikasının temsilci atama yetkisinin bulunduğuna ya da davacının temsilci atandığına dair bir belge ya da bilginin bulunmadığı, yine davacı tanıklarından K8 beyanında F5 üyesi olduğunu beyan edip kendi üyesi olduğu sendikanın örgütlenmesine yönelik asıl işverenin baskısından bahsettiği, bunun dışında sendikal baskıya ilişkin somut bir ifade ya da bilginin olmadığı ayrıca davacılar murisinin üyeliğinden 1 yıl 7 ay 3 gün sonra ve yetki sürecinin başlamasından yaklaşık 6 ay sonra davacılar murisinin iş sözleşmesinin feshedildiği, yine fesihten sonraki süreçte istifaların yoğun olmasının bu dönemde yetki sürecinin olumsuz sonuçlanmasına bağlı olabileceği ve belki de en önemlisi davacılar murisininfesihten önce alınan savunmasında, ücret kesintileri nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurduktan sonra hakkında feshe gerekçe oluşturulan tutanakların tutulduğunu, aynı şekilde görevini yapmasına rağmen daha önce tutulmadığını beyan ettiği görülmektedir.
Görüldüğü gibi davacı tarafından sendikal neden ispat edilememiş olup, Mahkemece sendikal nedenle feshe karar verilmesi isabetsizdir.
Davacılar murisinin iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedilmediğinin tespit edilmesinin ardından davacılar murisininiş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilip feshedilmediği üzerinde durulmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunadır.
İş Kanunu’nun 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20.maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacılar murisinin iş sözleşmesinin CİS ve terminalleri yanına almaması ve uyarılara rağmen almamaya devam etmesi, olumsuz tutum ve davranışlarının devam etmesi nedeniyle feshedildiği görülmektedir. Fesih sebebiyle bağlılık gereğince yapılan incelemede davacılar murisinin el terminali ile sistemin kapandığını, çekmediğini, bu nedenle taşımalarına rağmen sistemde gözükmediğini ileri sürmesi karşısında aksinin davalı tarafından ispat edilemediği, aksi yönde bir delil sunulmadığı gibi böyle bir delile de davalı tarafından dayanılmadığı, ayrıca ne fesih bildiriminde ne de soruşturma raporunda davacılar murisiningörevi olan dağıtımı yapmadığının da ileri sürülmediği, tam tersine dağıtımın yapılmasına rağmen el terminali kullanılmamasının fesih gerekçesi yapıldığı anlaşıldığından, davalı işverence geçerli neden ispat edilememiş olup feshin geçersiz olduğunun kabulü gerekmiştir.
Davalılar arasındaki asıl-alt işveren ilişkisinin olduğu ve bu ilişkinin İş Kanunu 2. madde gereğince müştereken ve müteselsilen sorumluluğu gerektirdiği, bu nedenle işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun belirlenmesine ve davacılar murisininkıdemi ile fesih sebebine göre işe başlatmama tazminatının 5 aylık ücret, boşta geçen süre ücretinin ise 4 aylık ücret tutarında belirlenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Ancak, davacılar murisi dava devam ederken 16.07.2016 tarihinde vefat etmiştir.
Davacı davayı açmayla işe iade iradesini belirtmiştir. Amaç, işe iade edilmek ve edilmemesi halinde akçalı haklardan yararlanmaktır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21.maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen dört aya kadarki boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklar işverenin işe başlatma veya başlatmamaya bağlı bir sonuç değildir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesini de hüküm altına alınması gerekir. Bu süre üst sınır olup, aynı maddenin son fıkrası uyarınca sözleşme ile değiştirilemez, aksi hükümler geçersizdir. Yasa koyucu yargılama süresini dikkate alarak bu düzenlemeyi yapmıştır. Yargılama süreci 4 aylık sürenin altında kaldığında, kısaca fesih ile işe iade kararı sonrası başvuru arasında boşta geçen süre 4 aydan az olduğu takdirde, başvuru tarihine kadar ki ücret ve diğer haklar hüküm altına alınacaktır. Ancak yargılama süreci 4 aydan fazla sürdüğünde, yasanın amir hükmü gereği boşta geçen süre için 4 aya kadar ücret ve diğer hakların ödenmesi gerekecektir.
Ölüm olgusu bir hukuki ilişkide aleyhe olarak yorumlanmamalıdır. İşçi ölmeseydi ne tür davranışına üstünlük tanınacak idiyse, öngörülen bu davranışa hukuki sonuç bağlanmalıdır. Öte yandan bir yasa yorumlanırken yasanın konuluş amacı dikkate alınmalıdır. Yasadaki işe iade hükümleri işçinin işe iadesini amaçlamıştır. Ölüm olaylarına nasıl bir sonuç bağlayacağı yasada belirtilmediğine göre bu boşluğu doldurmak yargıcın görevidir (TMK m.1/II). Yargıç burada Kanun koyucu olarak davranmalıdır.
Ölüm iş ilişkisini sona erdiren nedenlerden biridir. İş sözleşmesi feshedilen ve bu fesih nedeni ile işe iade davası açan işçinin, yargılama sırasında ölmesi halinde, feshin geçerli olmadığının tespit edilmesi halinde ölüm tarihi itibari ile iş ilişkisinin sona ereceği uyuşmazlık dışıdır. Ancak bu nedenle işe iade ve işe başlatmama tazminatının konusuz kalacağı da açıktır. Burada sorun hak kazanılması başvuruya bağlı olan, hatta başvurma ve işe davet edildiği takdirde başlanılması zorunluluğu ile muaccel olacak boşta geçen süre ücret ve diğer hakların hüküm altına alınıp alınmayacağıdır. Ölen işçi feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açtığına göre bu istemi içinde feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işe başlamak için başvurma ve işe başlama iradesinin de olduğunun kabul edilmesi gerekir. Davacı işçi yargılama sırasında ölmek ve bu tarihte iş ilişkisi sona ermekle, bu iradesini artık ölüm nedeni ile kullanmamaktadır. İşçi ölmeseydi ne tür davranışına üstünlük tanınacak idiyse, öngörülen bu davranışa hukuki sonuç bağlanmalıdır.
Davacı işe iade davasını açarken feshin geçerli bir nedene dayanmadığını iddia etmiştir. Geçersiz fesih var ise ölüm tarihine kadarki boşta geçen süre ücretine yasal 4 aylık sınırlama dikkate alınarak hükmetmelidir. Böyle bir sonuç genel olarak yasanın amacına da uygundur. Aksi halde işverenin haksız davranışı işçinin ölümü nedeniyle karşılıksız kalmaktadır. Bu durum da adalet duygusunu incitir.
Geçerli nedene dayanmayan feshin tespiti ile yetinilmesi, ölen işçinin mirasçıları yönünden hiçbir imkan sağlamayacaktır. Oysa konu, sosyal güvenlik haklarını da ilgilendirmektedir. 4 aya kadar ücret ve diğer haklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumuna pirim yatırılması ve ölen işçinin mirasçılarının buna göre sosyal güvenlik haklarından buna göre yararlanması gerekir. (Yargıtay 9.HD Esas No: 2009/10080 Karar No: 2009/36320)
Her ne kadar mahkemece davacı mirasçılarından K6 adına vekaletname sunulduğu sehven göz ardı edilerek karar başlığında gösterilmemiş ise de, mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar altında davalıların istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile kararın bu yönden düzeltilerek yeniden hüküm kurulması gerektiği görüşündeyim. 02.07.2020
HÜKÜM:
Açıklanan nedenlerle;
1-HMK’nin 353/1-b.2 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının
KALDIRILMASINA
,ilk derece mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere; a-Davanın KABULÜNE, b-Davacının yargılama esnasında ölümü nedeniyle işe iade hakkında karar verilmesine yer olmadığına, c-Davacı işçinin yargılama sırasında ölümü nedeniyle kararı kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı mirasçılarınaödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE, ç-Alınması gerekli harç tutarı olan 54,40 TL harçtan peşin yatırılan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 26,70 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, d-Davacılar tarafından peşin yatırılan 27,70 TL. harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, e-Davacılar tarafından yapılan 539,50 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine, f-Davacı mirasçıları yararına taktir edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı mirasçılarına verilmesine,
2-Davalı tarafça peşin yatırılan istinaf harçlarının talep halinde bu tarafa iadesine,
3-Davalı F1 Anonim Şirketitarafından yapılan 57,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı F2 Turizm İnş. Tem. Otomotiv Petrol Gıda İth. İhr. Taah. Tic. Ve San. Ltd. Şti.tarafından yapılan 14,00 TL istinaf yargılama giderinin davacı mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Avanslardan arta kalan kısımların ilgili taraflara iadesine,
6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7- HMK 359 maddesinin 3. fıkrası gereği kararın tebliği ile HMK 302 maddesinin 5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda KESİN olarak oybirliği ile 02.07.2020 tarihinde karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe