T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:
OSMANİYE İŞ MAHKEMESİ
DAVACI :
OSMANİYE İL ÖZEL İDARESİ – A1
VEKİLİ:
Av. K1 – A2
DAVALI :
K2 -N1 A3
VEKİLLERİ:
Av. K3 – A4
Av. K4 – A5
DAVA :
Menfi Tespit (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİANIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Osmaniye ili merkez ilçesine bağlı Kırmıtlı Belediyesi 5747 ve 6360 sayılı Kanunlar uyarınca 30.03.2014 tarihli mahalli idareler seçimiyle kapanarak tüzel kişiliğini sona erdiğini ve 5747 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 4. fıkrası; “…bu belediyelerin malvarlıkları, hak, alacak ve borçları mahalle olarak katıldıkları belediyeye veya ilgili il özel idaresine intikal eder…” hükmü uyarınca kurumlarına devredildiğini, davalı işçi olarak çalıştığı dönemde işçi alacağı olduğu iddiası ile Kırmıtlı Belediyesine karşı ilamsız takip başlattığını, Osmaniye 1. İcra Müdürlüğünün 2012/1919 Esas no’lu ilamsız takip dosyasının, borçlu belediyle hiçbir şekilde itirazda bulunmadığı için kesinleştiğini, oysaki belirtilen kanun maddeleri uyarınca Kırmıtlı Belediyesi yerine kurumlarının ilamsız takip dosyasında borçlu sıfatına haiz olduğunu, yapılan incelemeler neticesinde takipte kesinleşen miktarın 155.723,02 TL’sinden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti, takipte talep olunan 155.723,02 TL’nin haksız ve yersiz talep edildiğinin tespit edildiğini, Osmaniye 1. İcra Müdürlüğü’nün 2012/1919 Esas no’lu ilamsız takibinde kesinleşen miktar olarak talep olunan 107.974,32 TL işlemiş faizin haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenle takip tarihine kadar işlemiş olan faizi ödemekle yükümlü olmadıklarının, ilamsız takibe konu takip tarihine kadar işlemiş olan faizi borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini, ayrıca icra takip dosyasında ödeme emrinin incelenmesinde faiz dışında kalan asıl alacağın takipte kesinleşen miktarın takip tarihi itibarıyla 43.748,70 TL’sinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, menfi tespit davası nedeniyle davalının (alacaklının) gecikmeden doğan zararlarını kamu kurumu olmaları nedeniyle her zaman karşılayabilecekleri hususunun dikkate alınarak öncelikle teminatsız olarak, teminatsız olması uygun görülmediği takdirde İİK’nin 72/3. maddesi uyarınca alacağın %15’ini karşılayacak değerde mahkeme veznesine nakdi teminat yatırılması veya banka teminat mektubu göstermeleri karşılığında icraya konu paranın icra dairesince alacaklıya verilmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla icra takibinde kesinleşmiş alacak kalemi içerisinde dahil edilen takip tarihine kadar işlemiş olan faizi borçlu olmadıklarının menfii tespitine, alacak miktarının zamanaşımına uğrayan kısımları için zamanaşımı itirazları nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, hiçbir dayanağı olmayan ikramiye alacağı olarak nitelendirilen faiz dışında kalan asıl alacağın fazla talep edilen bu kısmını, borçlu olmadıklarının menfii tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile borçlu olmadıkları kısmın %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinde; İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemelerinin kurulduğunu, 6100 sayılı HMK’nin 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceğinin göreve ilişkin kuralların kamu düzeninde olduğunun bulunduğunu, müvekkilinin işçi statüsünde olduğunu, dosya kapsamına bakıldığında maaş ve sosyal hak alacaklarının talep ve dava edildiğinin görüleceğini, icra takibine konu alacağın maaş ve sosyal hak alacaklarına ilişkin olduğunu, dolayısıyla iş bu davaya bakmaya Osmaniye İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, buna ilişkin Yargıtay ilamlarının olduğunu, bu nedenle mahkemenin görevsizliğine dosyanın görevli ve yetkili iş mahkemesine resen gönderilmesine, görevsizlik kararı ile müvekkili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini, aksi takdirde açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin asıl borçlu Kırmıtlı Belediyesi tarafından ücret alacağı ve sosyal hak alacaklarını ödeyemeyerek temerrüde düşmüş ve bu süre boyunca işçi müvekkilinin devamlı ve sürekli işbu alacağını istediğini, asıl borçlu Kırmıtlı Belediyesini temerrüte bıraktığını, bu nedenle faiz istenmesine engel herhangi bir durum olmadığını, zamanaşımı itirazlarını kabul etmediklerini, müfettiş raporunda yer almadığı ve fazla talep edildiği iddia edilen kısım hakkında ise müvekkilinin ikramiye ücretlerini alamadığı ve bu alacağı karşılık olarak bu alacakları talep ettiğini, davanın reddine karar verilmesini, dava konusunun %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Davacının davasının kısmen kabulü ile,
1-Osmaniye 1. İcra Müdürlüğü 2012/1919 Esas sayılı dosyasından davacının 4.000,00 TL ücret alacağı ve 107.974,31TL işlemiş faizden sorumlu olmadığının tespitine, takibin diğer alacaklar yönünden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte devamına,
2-Zamanaşımı itirazında bulunan 43.748,70 TL alacak açısından ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,
3-Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
4-Davalının tazminat talebinin kabulü ile reddedilen miktar üzerinden %20 8.749,74 TL’nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece 22.01.2015 tarih ve 2014/555 esas – 2015 /42 karar sayılı görevsizlik kararının Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 02.02.2016 tarih ve 2015/38822 Esas 2016/2642 Karar sayılı ilamıyla onanarak 02.02.2016 tarihinde kesinleşmiş olup Osmaniye İş Mahkemesinde esas kaydı yapıldığı ve yargılamaya devam olunduğu, Osmaniye İş Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli 2018/126 karar sayılı ilamında icra takiplerinde ileri sürülemeyen bir takım itirazların menfi tespit davası ile ileri sürülemeyeceğini, bunlardan birinin de zamanaşımı itirazı olduğunu, bu nedenle davacının zamanaşımı sebebiyle borçlu olmadığı yönündeki itirazı yerinde görülmediği, 43.748,70 TL açısından borçlu olduğu, ilamsız takipte faiz tarihinin borçlu temerrüde düşmediyse veya mahkeme kararı yoksa kural olarak takip tarihi olduğu göz önüne alınarak 107.974,31 TL işlemiş faizden sorumlu olmadığı şeklinde kanaat getirildiği, İİK. M. 72/5 fıkrasına dayanarak talep ettikleri kötü niyet tazminatının, takibin kötü niyetle açıldığını gösterir emare olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, aynı şekilde İİK. M. 72’ye dayanarak davalı tarafından talep olunan icra inkar tazminatı, özel olarak kötü niyet şartının aranmadığı gerekçesiyle kabul edildiğini, Osmaniye İş Mahkemesinin 2018/125 sayılı kararında davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 02.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda değinildiği gibi, takip borçlusu Kırmıtlı Belediyesinin tüzel kişiliğinin 31.03.2014 mahalli idareler seçiminin ardından 5747 sayılı Yasa doğrultusunda kaldırıldığı ve söz konusu belediye tüm hak ve borçları ile birlikte davacı il özel idaresine devredildiği, dosyada ki belgelerden davalı işçinin iş sözleşmesinin 5747 sayılı Yasa ile iş yerinin devrinden önce 6111 sayılı Yasa’nın 167. maddesi gereğince Miili Eğitim Müdürlüğüne devredildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 429. Maddesinde;’ ‘Hizmet sözleşmesi, ancak işçinin yazılı rızası alınmak suretiyle, sürekli olarak başka bir işverene devredilebilir. Devir işlemiyle, devralan, bütün hak ve borçları ile birlikte, hizmet sözleşmesinin işveren tarafı olur. Bu durumda, işçinin, hizmet süresine bağlı hakları bakımından, devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır.” hükmünü öngördüğü, bu durumda davalının tüm hak ve alacakları 15.11.2011 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına devredildikten 2.5 yıl sonra 31.03.2014 tarihinde iş yerinin 5747 sayılı Yasa gereğince il özel idaresine devri nedeniyle idarenin işçinin devredilen iş yerinde daha önce doğmuş hak ve alacaklardan sorumlu olmasının düşünülemeyeceğini, davalı tarafından başlatılan icra takibini inkarın kısmen kabul olduğunun aşikar olduğunu, bu durumda aleyhlerine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini kabul etmediklerini, yerel mahkeme kararının bu yönleriyle kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dairemizce istinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılmıştır.
Osmaniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 02.02.2016 tarih, 2015/38822 esas-2016/2642 karar sayılı kararı ile onandığı, dosyanın Osmaniye İş Mahkemesine tevzii edildiği, verilen kararın davacı İl Özel İdare vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK’nunGeçici 3. maddesinde,” (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 Sayılı Kanunun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 01/07/2016-6723 S.K./34. md) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.
Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 Sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 25. ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile 20/07/2016 tarihinden itibaren faaliyete başlamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden sonra verilen kararlar hakkında istinaf kanun yoluna başvurulabilir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olayın incelenmesinde; istinafa konu dava dosyasında Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce görevsizlik kararı verildiğinden ve Yargıtay incelemesinden geçtiğinden, HMK’ nın geçici 3/2 maddesi gereğince yerel mahkemece verilen nihai karar istinaf yasa yoluna tabi olmayıp, değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK hükümlerine göre temyiz incelemesine tabidir. Kararda kanun yolunun yanlış gösterilmesi, kararın istinaf incelemesine tabi olması sonucunu doğurmaz. İstinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce yerel mahkemece verilen nihai karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinden, 1086 sayılı HUMK’ un 26/09/2004 tarih ve 5236 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önce yürürlükte bulunan 427 ilâ 454’üncü madde hükümlerine göre usuli işlemler tamamlanarak temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi’ ne gönderilmesi için dosyanın mahal mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ nin 04/02/2019 gün ve 2017/3251 Esas – 2019/805 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’ nin 17.01.2019 gün ve 2018/16696 Esas – 2019/1199 Karar sayılı ilamı).
HÜKÜM:
Açıklanan nedenlerle;
1-Osmaniye İş Mahkemesinin 2016/117 Esas – 2018/126 Karar sayılı dava dosyasının temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesi için MAHKEMESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE,
2-Verilen kararın niteliğine göre harç ve yargılama giderleri yönünden bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda KESİN olarak oybirliği ile 28.12.2020 tarihinde karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
29
.
12
.
2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe