Adana BAM, 6. HD., E. 2019/988 K. 2020/741 T. 3.11.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 188

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ÇAMARDI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI
: K1 -N1 A1
VEKİLLERİ
: Av. K2 A2
: Av. K3
: Av. K4 A3
DAVALI
: K5 -N2 A4
VEKİLİ
: Av. K6 A5
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR YAZIM TARİHİ
:03/11/2020
Çamardı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/05/2019 tarih ve 2018/34 Esas – 2019/31 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkili alacaklının, davalı/borçluya 27/11/2017 tarih, N3 nolu faturaya istinaden 04/04/2018 tarihinde Çamardı İcra Müdürlüğünün 2018/9 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlunun söz konusu icra takibine 11/04/2018 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiğini, takibin haksız itirazdan ötürü durduğunu, borçlunun itiraz dilekçesinde temlik edici K7’e borcunu ödediğini iddia etmişse de ödemeye ilişkin herhangi bir evrak sunmadığını, söz konusu faturayı müvekkilinin K7’ten temlik aldığını, aslında borç ilişkisinin K7 ve borçlu K5 arasında olduğunu, davalının iddialarının bu davada dinlenemeyeceğini, fatura alacağının müvekkiline temlik edilmesi nedeniyle müvekkili tarafından icra takibi başlatıldığını, davalının kendisinin inşaat temelini kazdırdığını ve K7 ile bu temel üzerine ahır yapımı üzerine anlaştıklarını, K7’nin, davalının kendisine söylediği krokiye uygun olarak ahırı inşa ettiğini, projenin davalı ile devlet arasında olduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup hiçbir haklılığının bulunmadığını beyan etmiş, haksız ve kötü niyete müstenit itirazın iptaline, takibin devamına, davalı-borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinitalep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davalı müvekkilinin %50 devlet destekli proje kapsamında ahır yapmak üzere hibe desteğinden faydalandırıldığını, davacı tarafın projeye ve sözleşmeye aykırı olarak ahırı yaptığını, hatta inşaatı dahi tamamlamadığını, yüklenici K7’in kendi kusuruyla proje kapsamı dışına çıkmasından ve yola tecavüz etmesinden dolayı yüzde elli hibe desteğini alamadığını, müvekkilinin davacıya ve K7’e hiçbir borçlarının olmadığını, anlaşma gereği yüzde ellisi olan 40.000 TL’yi şahit huzurunda ödediğini, K7 tarafından yarım bırakılan inşaatın davalı tarafından başka kişilere tamamlattırıldığını beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

“Her ne kadar taraflar arasında yazılı sözleşme olmasa da, gerek davacı (temlik eden K7 ve davalının beyanı gerekse tanık beyanlarından, tarafların eser sözleşmesi düzenledikleri sabittir. Taraflar arasındaki sözleşme gereğince yüklenici(K7, Niğde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafında yapılan KOP Yeni Ahır-Ağıl İnşaatı Projesine uygun olarak ahır inşaatını, işin uzmanı olması nedeniyle, fen ve sanat kaidelerine uygun, iş sahibinin yararına olacak şekilde, amacına uygun ve özenle meydana getirmekle yükümlüdür. Yüklenici sözleşmenin tarafı olarak, Her ne kadar davacı, söz konusu inşaatın temelini davalının kazdırdığını, yüklenici K7’in inşaatı bu temel üzerine yaptığını belitmiş ise de; yüklenicinin işin ehli olup basiretli davranmak zorunda olduğu, ahırın 141,34 m2’lik kısmının yola tecavüzlü olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiğinden somut olayda kusursuzluktan söz edilemeyeceği, aynı zamanda davacı tanığı K8’ın aksine davalı tanıkları K9 ve K10’ün beyanlarına göre yüklenici K7’in ahırın temelinde değişiklik yaptığını beyan ettikleri, Niğde İl Özel İdaresinin 28/02/2019 tarihli yazısına göre söz konusu inşaatın yapı projelerine uygun olmadığı için fen ve sağlık kurallarına uygunluk yazısı veremedikleri, 22/04/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre söz konusu inşaatın bu haliyle fen ve sanat kurallarına uygun hale getirilemeyeceğinin belirtildiği, olayda hukuki ayıp olduğu ve amaca uygun ifanın gerçekleşmediği, yıkılması gereken bir yapının ekonomik değeri olmayacağından yüklenicinin iş bedeline hak kazanmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine,” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekilinin 10/06/2019 tarihli istinaf dilekçesinde;

1-Dava konusu taşınmaz üzerine İmar Kanunu ve ilgili yönetmlik hükümlerine göre taşınmazın inşasının imkansız olduğunu, yüklenicinin basiretli bir tacir gibi davranması durumunda bile sonucun değişmeyeceğini davalının, inşaat yapılması mümkün olmayan taşınmazın bina yaptırdığı ve bedelini ödemekten kaçındığını,

2-Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olmadığını,

3-İnşaatın temlik eden tarafından fen ve sanata uygun yapılıp yapılmadığı hususunun değerlendirilecek olsa bile dava dışı K7’nin inşaatı temeli kazılmış bir şekilde devraldığını,

4-Davalının bu inşaatı amacına uygun kullanamaması ile oluşan bir zararın bulunmadığını, keşif fotoğraflarında da görüldüğü üzere dava konusu yapının ahır olarak kullanıldığını, davalının ahırı kullanmasının engellenmesi veya ahırın yıkılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekilinin 14/06/2019 tarihli istinaf cevap dilekçesinde;

Davacı tarafın istinaf dilekçesi ile mahkemedeki beyanları arasında kendi iddialarını çürütmüş olduklarını, kusurlu olduklarını zımni olarak da kabul ettiklerini belirterek istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi istemiştir.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava;

İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden
Kaynaklanan
) davasıdır.

Somut olayda; Davalı, hibe destekli ahır yapmak üzere dava dışı ( alacağı temlik eden) K7 ile anlaşmış, işin bir kısmı K7 tarafından yapılmış, inşaatın istenen vasıflara uygun olmaması nedeniyle İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğün’ce hibe ödemesi yapılamayacağını bildirdiği görülmüştür. İşi yapan yüklenici K7 Pozantı Noterliğinin 04/04/2018 tarih ve 788 yemviye nolu alacağın devri sözleşmesi ile bu işten kaynaklı alacağını davacı K1’a devretmiştir. K1 tarafından temlik sözleşmesine dayanarak davalı hakkında ilamsız takip yapılmış davalının itirazı üzerine takibin durmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince eser sözleşmesine konu ahırın olduğu yerde yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişisi raporunda, ahırın kuzeydoğu tarafının 141,34 metrekarelik kısmının yola tecavüzlü olduğu belirtilmiş, 22/04/2019 tarihli 2 inşaat mühendisi, 1 ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda, ahırın projesine uygun yapılmadığı fen ve sağlık koşullarına uygunluk belgesi alamadığı, küçük bir tadilatta fen ve sanat kaidelerine uygun hale getirilemeyeceğinin bildirildiği görülmüştür.

Mahkemece dinlenen tanıklardan K9’ın beyanında; K7 adına ahırın yapımında usta olarak çalıştığını, inşaata başlamak üzere taşınmaza geldiklerinde yerin kazılı olduğunu, daha sonra K7’in, kuzeydoğu tarafına doğru kepçeyi getirerek bir miktar daha yer açtığını, hatta alanı genişlettiği için aralarında tartışma çıktığını beyan ettiği görülmüştür.

TBK’nun 188. Maddesine göre; Borçlu devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir. Bu kapsamda davalı, alacağı temlik eden K7’e karşı ileri sürebileceği def’ileri temlik alan davacıya karşı da ileri sürebilir.

İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında bahsi geçen bir kısım Yargıtay kararlarında da bahsedildiği üzere, yüklenici tarafından yola tecavüz edilmek suretiyle yapılan ahırın bu ayıbının giderilmesi, basit birkaç tadilatla mümkün olmayacağından, yola aykırılığın giderilmesi halinde ahırın kullanılamayacak hale gelecek olması dikkate alındığında davalının yapılan işten faydalanmasının mümkün olmayacağı anlaşılmış olup, bu haliyle ifanın hukuki anlamda gerçekleşmediği, yıkılması gereken bir yapının ekonomik değeri olmayacağından yüklenicinin iş bedeline hak kazanmadığı gerekçesi ile davanın reddine yönelik verilen karar yerindedir.

Sonuç itibariyle; Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı tarafın istinaf başvurusunun6100 Sayılı HMK 353/1-b.1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı 54,40 TL olmakla, peşin alınan 44,40-TL’nin mahsubu ile bakiye 10,00-TL karar ve ilam harcının ilk derece mahkemesince davacıdan alınarak Hazineye irad
KAYDEDİLMESİNE,

3-
İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad
KAYDEDİLMESİNE
,

4-
İstinaf masraflarının, başvuran davacı üzerinde
BIRAKILMASINA
,

5-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

6-
Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/3. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/11/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!