Adana BAM, 6. HD., E. 2019/857 K. 2020/588 T. 30.9.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 153

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Mersin 6.Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVACI : K1-N1

VEKİLİ: Av.

K2- A1

DAVALI :

K3-N2

VEKİLİ: Av.

K4A2
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Katılım Payı)

DAVA TARİHİ
: 27.09.2017
Karar Tebliğ Tarihi(Davacı)
: 10.06.2019
İstinaf İstek Tarihi(Davacı)
: 31.05.2019 (süresinde
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:
30/09/2020
KARARIN YAZIM TARİHİ
:
30/09/2020
Mersin
6.
Asliye
Hukuk
Mahkemesi
‘nin
16.04.2019 tarih ve 2018/415 E.-2019/117 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;

Davacı vekili 27.09.2017 tarihinde Aile Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, tarafların 25.11.2005 tarihinde evlendiklerini ve davalı kusurlu davranışı nedeniyle Mersin 1. Aile Mahkemesi’nin 2017/654 E. sayılı dava ile boşanma davası açtıklarını, taraflar nişanlı iken evlilikten 1 ay kadar önce davacı adına kayıtlı A3 adresindeki evi davacı satarak satış bedelini bankaya yatırdığını, davacının bu satıştan elde ettiği 70.000,00 TL, ablasından aldığı 15.000 USD ve kalan kısım için ise çektiği banka kredisi ile evlilik birliği içinde davalı adına kayıtlı Mersin ili, A4 ilçesi, A4 Mahallesinde tapuya kain 702 ada 3 parsel E-Blok 7.kat 15 nolu bağımsız bölümü satın aldıklarını, dava konusu evin alındığı tarihteki bedelinin % 90’ını peşin olarak davacının ödediğini, davacı ödediği meblağ ile evin değerinde artış sağladığını, bu meblağın evin 9/10’luk kısmına tekabül ettiğini, Mersin ili, A4 ilçesi, A4 Mahallesinde tapuya kain 702 ada 3 parsel E-Blok 7.kat 15 nolu bağımsız bölümün alımına alım tarihinde 85.000,00 TL katkı sağladığındanfazlaya dair istek hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL evin değer artış payının tasfiye yapılırken nazara alınmasına, dava konusu bağımsız bölümün kredi ödemeleri davacı tarafından evlilik birliği içinde ödendiğinden bağımsız bölümün değerinden kaynaklanan fazlaya dair istek hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL katılma payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istediği,
Dava dilekçesinin 10.10.2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiği,
Davalı vekili 24.10.2017 tarihli cevap lahiyasında,tarafların 25.11.2005 tarihinde evlendiklerini ve dava konusu taşınmazın evlilik birliği içinde değil, evlenmeden önce alındığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ise 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girdiğini, evlilik birliği öncesi alınan mallar kim adına kayıtlı ise O’nun kişisel malı sayıldığından davacının katılım payı ve değer artış payı isteyemeyeceğini, davacı
A3 adresindeki evini bedelsiz olarak annesine devrettiğini, davacının ilk eşinden ayrılmasından sonra bu evde oturduğunu, müvekkili ile evleneceği ve bu eve ihtiyacı kalmayacağı için bahse konu evi annesine bedelsiz olarak devrettiğini, davacı annesinin bir geliri olmadığından evi alacak maddi gücünün de olmadığını, Mersin ili,
A4 ilçesi,
A4
Mahallesinde tapuya kain 702 ada 3 parsel E-Blok 7.kat 15 nolu bağımsız bölümü müvekkilinin 180.000,00 TL’ye satın aldıktan sonra 20.000,00 TL’de 3 adet klima, buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası, ankastre fırın, mikro dalga fırın v.s. için ödediğini, müvekkilinin evin alımında önceki eşinden kalan altınları bozdurduğunu, biriktirdiği nakit ile maddi durumu iyi olan annesinden aldığı parayı kullandığını, müvekkilinin ilk eşinden kalma
A5 mahallesindeki dubleks evi satıp
A6
Mahallesinde çok daha uygun fiyata ev aldığını, aradaki farkı kendi parasına kattığını, yine müvekkilinin
F1 bank
X1 şubesinden 30.000,00 TL kredi çektiğini, müvekkilinin annesinin A7’da bulunan narenciye bahçesinden her yıl maddi katkı aldığını ve annenin evin alımına maddi yardım yaptığını, müvekkilinin eski eşinin ailesi de sürekli miras payı olarak müvekkiline ve oğluna paralar gönderdiğini, müvekkilinin evlenmeden önce ve sonra MESKİ’de çalıştığını ve aldığı maaşı davacı hesabına aktardığını, müvekkiline ait maaş kartının da davacıda olduğunu, taraflar evlendikten sonra düğünde takılan altınları davacının aldığını ve yaklaşık 36.000,00 TL’lik kısmı bozdurarak annesine verdiğini, alacağının söylemesine rağmen bu miktar altını almadığını, haksız davanın reddini savunduğu,
Mersin 4. Aile Mahkemesi’nin 18.01.2018 tarih ve 2017/668 E.-2018/32 K.sayılı kararı görevsizlik kararı verilerek davanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği ve Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/251 E. sırasına kaydedildiği,
Davalı vekili 05.04.2018 havale tarihli dilekçesi ile, zamanaşımı definde bulunduklarını bildirdiği,
Davalı vekili 16.05.2018 havale tarihli dilekçesi ile, dava sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak davası olarak görülecek ise zamanaşımı definde bulunduklarını, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu eve katıldığı iddia edilen para belirli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, hukuki yarar bulunmadığını, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi, olmadığı taktirde esastan davanın reddine karar verilmesini istediği,
Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/415 E. sırasına aktarıldığı,
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI;

Zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, harca, vekalet ücretine ve yargılama giderine karar verildiği,
DAVACI VEKİLİ İSTİNAF NEDENLERİ
; Müvekkili ile davalı uzun yıllardır Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde çalıştığını, aralarında 2004-2005 yıllarında bir yakınlaşma başlaması üzerine evlenmeye karar verdiklerini, davalının da kabulünde olduğu üzere tarafların 13/10/2005 tarihinde nişanlandıklarını ve nişandan bir hafta sonra dini nikahlarının kıyıldığını, 25/10/2005 tarihinde davaya konu olan evin alındığını, 25/11/2005 tarihinde ise resmi nikahlarının yapıldığını ve aile ve çok yakınları arasında düzenlenen bir törenle evlendiklerini, davalının zamanaşımı definin süresi içerisinde yapılmadığını, dosya içerisinde mevcut PTT Müdürlüğünden gelen yazı cevabında 09.10.2017 tarihinde tebligatın dağıtıcıya verildiğini ve tebligatın 10.10.2017 tarihinde yapıldığını, PTT görevlisi 09.10.2017 tarihinde davalıya yapılan tebligatı yanlışlıkla PTT kayıtlarına 10.10.2017 tarihi olarak işlemesi akabinde işbu yapılan yanlıştan dönemedikleri için kendilerinde bulunan sorumluluğu üstlerinden atabilmek, sorumluluktan kurtulmak amacı ile yanlı olarak beyanda bulunmuş olup işbu sadece PTT görevlilerini sorumluluktan kurtarmaya yönelik sadece beyandan ibaret hiçbir belge bilgi ibraz edilmeksizin verilen müzekkere cevabına göre davanın reddine karar verilmesi usul ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1093 E.2017/1090 K. sayılı 07.06.2017 tarihli içtihadında “SÜRESİNDE VERİLMEYEN CEVAP DİLEKÇESİNİN ISLAH EDİLMESİ SURETİYLE ZAMANAŞIMI DEFİNDE BULUNULMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.” şeklinde olduğunu, davalının zamanaşımı definini süresi içerisinde olduğu kabul edilse bile ki” BİZ KESİNLİKLE SÜRESİ İÇERİSİNDE İLERİ SÜRÜLMEDİĞİNİ AÇIKÇA BELİRTİYOR VE DAVALININ SÜRESİNDEN SONRA SUNDUĞU ZAMANAŞIMI DEFİİNİ DE KABUL ETMEDİĞİMİZİ SÜRESİ İÇERİSİNDE VERMİŞ OLDUĞUMUZ DİLEKÇEMİZ İLE İTİRAZ EDEREK BEYAN ETTİĞİMİZ HUSUSLARI SAKLI KALMAK KAYDIYLA” şeklinde olduğunu, davalı tarafın “zamanaşımı” ile ilgili beyanlarının hukuk karşısında bir değeri bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımının durması başlıklı 153’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasına göre “Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için” zamanaşımının durduğunu, Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.04.2019 tarih ve 2018/415 E.-2019/117 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istediği,
İstinaf dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği ve cevap verilmediği,

DELİLLER :

Tüm dosya.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

Dava
, hukuki niteliği itibariyle evlilik öncesi katkı nedeniyle sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak isteğidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” Yine aynı Kanun’un 153/3. maddesinde ise “Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği” düzenlenmiştir. Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik tasarruf özgürlüğüne yönelik saldırılara el atmanın önlenmesi davası ile karşı koyabileceği gibi istihkak davası ile de karşı koyabilir. Eşya davası bu anlamda bir istihkak davası olmakla istem dava konusu eşyaların; aynen iadesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedelinin verilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. O halde; dava konusu eşyaların mevcut olduğu tespit edilmiş ise, uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz. Dava konusu eşyaların var olduğu tespit edilemez ise, istem tazminata ilişkin olduğundan Türk Borçlar Kanununun 146.maddesinde belirlenen on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması ve karı koca arasındaki davalarda Türk Borçlar Kanununun 153.maddesinin dikkate alınması gerekir.(Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 26.09.2018 tarih ve 2016/22586 E.-2018/9108 K.sayılı kararı)

Somut olayda, nüfus kayıtlarına göre taraflar halen karı koca olduğundan ve boşanma kesinleşmediğinden zamanaşımı söz konusu olamaz. Keza cevap süresi içinde zamanaşımı def’inde dahi bulunulmadığından davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş olması kabul şekli bakımından doğru değildir.

Tarafların delilleri toplanarak esasa girilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a.4 maddesi uyarınca davacı vekili İstinaf Başvurusunun Kabulü ile,
Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.04.2019 tarih ve 2018/415 E.-2019/117 K. sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan
121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı nın hazineye irat kaydına,
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan
44,40 TL maktu istinaf karar harcı nın istek halinde, yerel Mahkeme tarafından davacıya İADESİNE,
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 359/3 maddesi gereğince, kararın ilk derece Mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a ve 362/1-a bentleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
30/09/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!