T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: NİĞDE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: 05/11/2018
NUMARASI
: 2017/256- 2018/642
DAVACI
: K1 -N1
VEKİLİ
:Av. K2 A1
DAVALILAR
: 1-K3 – N2A2
2-K4 – N3 A2
VEKİLİ
: Av. K5 A3
DAVANIN KONUSU
:Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF TALEP TARİHİ
:09/05/2019
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:13/10/2020
KARAR YAZIM TARİHİ
: 13/10/2020
Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05/11/2018 tarih ve 2017/256 Esas – 2018/642 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Müvekkilinin uzun yıllardır büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ile uğraştığını ve geçimini bu şekilde sağladığını, Niğde Belediyesi atık su arıtma tesisi civarında A4 Sokak üstünde yer alan çiftliğinde hayvanlarını beslediklerini, çiftlikte yer alan ahırların etrafının duvarla çevrili bir bölümünün üstünün sacdan yapılan çatı ile yarı kapalı olduğunu, müvekkilinin yaklaşık dört yıl kadar önce davalılara ahırların üstünü kısmen kapatan ve dava konusu sac çatıyı yaptırdığını, davalıların F1 Metal isimli işyerinde metale dayalı işleri sipariş üzerine yaptıklarını, yaklaşık 5 ay önce rüzgar neticesinde bu sac çatının havalandığını ve ters dönüp yere çakıldığını, üzerine yapılan duvarın neredeyse tamamını tahrip edip yıktığını, maddi zararın meydana geldiğini, ahırın büyük bir bölümünün hasar gördüğünü ve kullanılamadığını, demir direklerin yere sabitlenmesinde davalıların ağır kusurlu olduklarını, olay sonrasında müvekkilinin başka bir demir ustasını çiftliğine götürdüğünü ve ahırın çatısındaki hasarın neden meydana geldiğini öğrenmek istediğini, demir direklerde olması gereken kaynağın olmadığını ve çatının gerektiği gibi sabitlenmediğini, davalıların eseri meyana getirirken gerekli özeni göstermediklerini, davalıların zararı gidermeye yönelik herhangi bir girişiminin olmadığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin uğradığı maddi zararın ve ahırın kullanılamaz halde olduğunun tespitine, davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00-TLlik maddi zararın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI K3 VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;
Açılan davanın zamanaşımına uğradığını, sacdan sundurmayı yapan kişinin K3 olduğunu, K3’ın bu sundurma yapımında farklı kalitedeki malzemelerin kullanılabileceğini, örneğin 1. Sınıf kontrüksiyon çeliğin de kullanılabileceğini, sıradan profil borularla da bu sundurmanın imal edilebileceğini lakin fiyatının da kalitesiyle orantılı olarak artacağını davacıya belirttiğini, ayrıca bu sundurmanın en kaliteli malzemeden ve en dayanıklı olmasını istiyor ise 1. Sınıf kontrüksiyon çelik kullanılması gerektiğini ama bunun için mimari proje çizdirilmesi gerektiğini, bu nedenle pahalı olacağını belirttiğini, davacının bu iş için bütçesinin çok kısıtlı olduğunu ve en az masrafla sundurma imal edilmesini K3’dan talep ettiğini, K3’ın da davacının talebi üzerine 2. Sınıf malzemeden yapılmasının daha az masraflı olacağını ancak kendisinde 2. Sınıf malzemenin olmadığını, başka yerden temin edilmesi gerektiğini davacıya söylediğini, K3’ın yakın zamanda Kayseri’ye kapı almak için gideceğini isterse kendisine bahse konu 2. Sınıf malzemeyi, bedelini ödediği takdirde alabileceğini söylediğini, davacının da bunu kabul ettiğini, sac sundurmanın metalini davacı hesabına K3’ın aldığını, sundurmanın sacını ise davacının Bor ilçesinden kendisinin aldığını, K3’ın kusurlu olarak sacdan sundurmayı ayıplı bir şekilde teslim ettiğini kesinlikle kabul etmediklerini, şiddetli rüzgarlarda Niğde genelindeki daha kaliteli malzeme kullanılarak yapılan ev ve apartman çatılarının gördüğü zararlar karşısında davacının isteği üzerine 2. Sınıf malzemeden yapılan ve tesliminden itibaren 6 yıl geçmiş yani yıpranmış sacdan sundurmanın ayakta kalmasının bir mucize olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekilinin 09/05/2019 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;
1-Müvekkilinin uzun yıllardır büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ile uğraşmakta ve geçimini bu şekilde sağladığını, müvekkilinin sahibi olduğu çiftlikte yer alan ahırların etrafının duvarla çevrili bir bölümünün üstünün sacdan yapılan çatı ile yarı kapalı iken müvekkilinin yaklaşık dört yıl kadar önce davalılara ahırların üstünü kısmen kapatan ve dava konusu sac çatıyı yaptırdığını, davalıların F1 Metal isimli işyerinde metale dayalı işleri sipariş üzerine yaptıkları çatının rüzgar neticesinde havalanması suretiyle ters dönüp yere çakıldığını, bu şekilde üzerine yapılan duvarın neredeyse tamamını tahrip edip maddi manevi son derece ağır zararlar meydana getirdiğini, davalıların eseri meydana getirirken gerekli özeni göstermedikleri gibi zararı gidermeye yönelik herhangi bir girişimde de bulunmadıklarını, yerel mahkeme kararında da davanın kabulü ile 54.984,10-TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı K3’dan tahsiline karar verildiğini,
2-Diğer davalı K4 aleyhine açılan davanın husumetten red edildiğini, bu yönde verilen yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, yapılan işleri tamamen ortak yapıyor olmaların rağmen resim kayıtlarda isminin olmayışının, O’nun K3 ile birlikte F1 Metal isimli dükkanda başından beri ortağı olduğu gerçeğini değiştirmediğini, davalı K4’ın da borçtan sorumlu tutulması gerektiğini,
3-Yere mahkeme kararının davalı K4 yönünden husumetten reddinin usule ve yasaya açıkça aykırı olduğundan, yeniden yargılama yapılması ve davanın kabulü ile birlikte K4’ın davanın tarafı olarak kabul edilip zararın tazmininden sorumlu tutulması gerektiğini,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı K4 vekilinin 24/05/2019 tarihli istinafa cevap dilekçesinde özetle;
1-Davacının istinaf başvuru dilekçesinde, resmi kayıtlarına göre işin yapıldığı tarihte F1 Metal isimli işyerinin K3′ a ait olarak görülse de işlerini K4 ile birlikte yürütmelerinden dolayı K4’da iş yerinin ortağı sayılmaktadır şeklindeki hukuki dayanaktan yoksun iddialarda bulunduğunu, bu iddiasını ispata yönelik herhangi bir delil sunmadığını, delil olarak sunduğu tanık beyanlarında ise çelişkilerin mevcut olduğunu,
2-Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın haksız ve hukuki mesnetten yoksun istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K3 vekilinin 24/05/2019 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-TBK’nun 470 ve devamı maddelerinde eser sözleşmesi düzenlenmiş olup ayıp sebebiyle sorumluluk üst başlıklı 478. Maddesinde “zamanaşımı hususunun düzenlendiğini, söz konusu maddeye göre yüklenici ayıplı eser meydana getirmişse bu sebeple açılacak davalar teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru var ise ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesi ile zaman aşımına uğrar”. İfadesine yer verildiğini, dava konusu sacdan sundurmanın taşınır yapı niteliğinde olduğunu, bu eserin, yani sacdan sundurma sebebiyle açılacak davaların teslim tarihinden başlayarak iki yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrayacağını, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığı hususundaki iddialarının yargılamanın hiç bir aşamasında değerlendirilmeyerek hüküm kurulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu,
2-Somut olayda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna bakılarak karar verildiğinden, yerel mahkemenin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılması gerektiğini,
3-Niğde genelinde esen şiddetli rüzgarIn mücbir sebep olarak nitelendirilerek davanın reddine karar verilmesi hususundaki taleplerinin de hiç bir aşamada değerlendirilmediğini,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına ve davanın davalı K3 yönünden reddine ve yapılacak olan masraflar ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davacı vekilinin 29/05/2019 tarihli istinafa cevap dilekçesinde;
1-Yerel mahkeme kararının davalılardan K3 yönünden yerinde olduğundan, davalının istinaf başvurusunun reddine, açılmış bulunan iş bu davanın her iki davalı yönünden de kabulüne karar verilerek müvekkilinin uğramış olduğu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına, yapılmış ve yapılacak olan masraflar ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava;
Eser
Sözleşmesinden
Kaynaklanan
Maddi Tazminat davasıdır.
Somut Olayda;davacının çiftliğinde yer alan ahırların etrafının duvarla çevrili bir bölümünün üstünün sacdan yapılan çatı ile yarı kapalı duruma getirildiği, davacının beyanına göre dava tarihinden yaklaşık 4 yıl kadar önce (davalıların ve davacı tanıklarının beyanına göre 6-7 yıl önce) çatının davalı tarafından yapıldığı, dava tarihinden yaklaşık 5 ay kadar önce de rüzgar neticesinde sac çatının havalanarak ters dönüp yere çakıldığı, çatıyla birlikte üzerine yapılmış olduğu duvarın da hasar gördüğü sabittir.
Mahkemece meteoroloji müdürlüğünden, 25-30-2016 tarihleri arasında Niğde genelinde şiddetli rüzgar olup olmadığı sorularak buna ilişkin kayıtlar getirtilmiştir.
Mahkemece mahallinde inşaat bilirkişi ve mekanik bilirkişi marifetiyle keşif yapılmış çelik sundurmanın keşif esnasındaki durumu tespit edilerek eski hale getirme bedeli tespit edilmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde; Yapılan işin taşınır yapı niteliğinde olduğunu ve TBK’nun 478. Maddesi kapsamında davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, işin yapımında yüklenicinin ağır kusuru var ise 20 yıllık zamanaşımı süresinin mevcut olduğunun belirterek davanın reddini talep etmiş, istinaf dilekçesinde de bu hususun değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
Taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalının TBK 478. Maddesi kapsamında zamanaşımı definin değerlendirilmesi, ayrıca ortaya çıkan zararda davacının kullanımından kaynaklı bir kusurunun bulunup bulunmadığı, işin yapılış tarihinin üzerinden 4 ila 6 yıllık bir sürenin geçmiş olması dikkate alınarak çatının bu süre içerisinde olağan kullanımından kaynaklı yıpranmasının, sonucun meydana gelmesine etki olup olmadığı, dosyaya getirtilen rüzgarın şiddetine ilişkin veriler dikkate alınarak fırtına düzeyinde bir rüzgarın mevcut olup olmadığı, mevcutsa, işin standartlara uygun yapılmış olması halinde bu sonucu doğuracak düzeyde fırtına olup olmadığının, işin yapıldığı bölgedeki yıllık ortalama rüzgar şiddeti de meteoroloji müdürlüğünden sorularak davalının kusur durumunun ( kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise ne oranda kusurlu olduğu, ağır kusuru bulunup bulunmadığı) tespiti amacıyla mahallinde bir inşaat mühendisi ve bir meteoroloji uzmanı marifetiyle keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporuna göre mahkemece gerekli değerlendirmenin yapılıp buna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde değildir.
Davacının istinaf başvurusu yönünden bu aşamada değerlendirme yapılmasına yer olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç itibariyle; Davalı K3 vekilinin istinaf talebinin HMK’nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı K3 vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KABULÜ ile,
2-
Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05/11/2018 tarih ve 2017/256 Esas – 2018/642 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf talebinde bulunan davalı K3 tarafından yatırılan 939,00-TL istinaf karar harcının (nispi) istek halinde, İlk Derece Mahkemesinceistinaf talebinde bulunan davalıya
İADESİNE.
5-
İstinaf talebinde bulunan davalı K3 tarafından alınan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDINA,
6-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
7-
Kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/10/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe