T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: FEKE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI
: 2018/82 Esas – 2019/28Karar
DAVACILAR
: 1-K1 – N1
2-K26 – N2
A1 –
VEKİLİ
: Av. K2
A2
DAVALILAR
: 1 -K3 – A3
2 -K4 – -N3
3 -K5 – -N4
4 -K6 – -N5
5 -K7
6 -K8 – A3
7 -K9 – -N6
DAHİLİDAVALILAR
: 1 -K10 – -N7
A4
2 -K11 – -N8
A5
VEKİLLERİ
: Av. K12
A6
Av. K13
A7
3 -K14 – -N9
A8
4 -K15 – -N10
A9
5 -K16 – -N11
A10
6 -K17 – -N12
A11
7 -K18 – -N13
A12
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF TALEP TARİHİ
: 29/01/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: 15/12/2020
KARARIN YAZIM TARİHİ
: 15/12/2020
Feke Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10/05/2018 tarih ve 2018/82 Esas – 2019/28 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacılar vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACILAR VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Dava konusu Saimbeyli İlçesi A13 Mahallesi A14 Caddesi 71 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların K19’den mirasçılarına kaldığını, dava konusu 12 parsel üzerinde K19’in eski evinin yıkılıp yerinin mezbelelik haline geldiğini, müvekkillerinin 2000-2001 yıllarında iki katlı ev yaptırdıklarını, müvekkili K1’in yeni emekli olup emekli ikramiyesinin bulunması nedeniyle annesinin ısrarıyla evin temeli ve zemin katını yaptırdığını, annesinin de 1. katı yaptırdığını, bu evlerin yapımında diğer mirasçıların hiçbir katkısının bulunmadığını, ayrıca ev yapılırken de hiç itiraz etmediklerini, halen de yaptırdıkları evde oturduklarını, bu iki katlı evin müvekkilleri tarafından yapıldığını, alt katında müvekilli K1’in üst katında ise annesinin K21 isimli oğlu ile birlikte oturduğunu, ev bittikten sonra anlaşma yoluyla müvekkillerinin tapuyu almak istediklerinde ise diğer mirasçıların hisselerini vermediklerini, bunun üzerine Saimbeyli Sulh Hukuk Mahkemesinde izaleyi şuyu davası (2008/133 esas) açtıklarını ve davanın kesinleştiğini, daha sonra ev ile arsa arasında satışta oran kurulsun diye Saimbeyli Asliye Hukuk Mahkemesine E.2011/2 sayılı davanın açıldığını, davanın kabul edildiğini ancak Yargıtayca hukuki yarar yokluğu sebebiyle bozularak geldiğini ve davanın reddedildiğini, daha sonra müvekkili K1’nın ev değerinin arsa değerinden fazla olduğunu belirterek Feke Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/120 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, açılan davanın reddedildiğini. Yine K21’nın şikayeti üzerine K1 aleyhine Feke Asliye Ceza Mahkemesinde E.2013/138 sayılı dava açıldığını, K1’nın beraat ettiğini, söz konusu 12 parselin 28.09.2016 tarihinde Feke Satış Memurluğunun 2014/1 sayılı dosyası ile satıldığını, davalıların hiç bir katkıları olmadan zenginleşeceklerini, evin müvekkilleri tarafından yapıldığının tespiti ile ev bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıların hisseleri oranında alınmasına karar verilmesini ayrıca dava konusu 71 ada 12 parselin satılmaması için tedbir konulmasını, ayrıca Feke Satış Memurluğunun 2014/1 sayılı dosyasına 12 parsel için yatan bedel üzerine dava sonuna kadar tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALI K9’İN 08/12/2016 HAKİM HAVALE TARİHLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE
; kendisinin de dava konusu 71 ada 12 parselde hakkının olduğunu, evi K26 ve K1’nın yaptırdığını, kendisinin herhangi bir katkısının olmadığını beyan etmiştir.
DAVALI K44 VEKİLİNİN 10/11/2016 HAKİM HAVALE TARİHLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE
; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, söz konusu binanın yapım ve onarım bedellerinin 2000-2001 yıllarında müvekkillerinin de aralarında bulundukları mirasçılar tarafından ortaklaşa olarak karşılandığını, Saimbeyli Asliye Hukuk Mahkemesin’in 2011/2 esas sayılı dosyasının usulden reddedildiğini, esası ile ilgili kesinleşmiş bir kararın olmadığını, bu sebeple bu dosyadaki delillerin bir geçerliliği olmadığını, davacıların 14 yıldır dava konusu evde oturduğunu, ecrimisil hesaplansa davalıların mağdur olduğunu, ihtiyati tedbir için davalının mağduriyetinin önlenmesi için teminat alınmasını istediğini, karşı dava haklarının saklı kalmak kaydı ile davanın öncelikle zamanaşımı itirazına göre usul yönünden, saniyen esastan reddine, aksi düşünüldüğü takdirde, davacıların dava konusu talep konusu taşınmazdan sağladıkları menfaatin parasal değerinin tespiti ile talep konusu bedelden mahsubuna, ayrıca tedbir talebinin de reddine veya uygun bir teminat karşılığı ile takdirine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVACI VEKİLİ CEVABA CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarladığını, davalının iddia ettiği gibi zamanaşımının söz konusu olmadığını beyan ederek davanın talebi doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: davacıların davasını ispat edemediği, bu nedenle ispat edilemeyen davanın reddine şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar K26 ve K1 vekili 29/01/2018 tarihli istinaf dilekçesinde;
1-Dava dilekçelerinde delil olarak dosyaları gösterdiklerini, Saimbeyli Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2008/133 sayılı dosyasını başka bir dosyasının içine girdiğini yeni gelen hakimin bunu görmeden karar verdiğini, tanık beyanları ve bilirkişi beyanları özetlenmeden derdest dosya içerisindeki tanık beyanları özetlenerek karar verildiğini, dava dilekçelerinde K3’ı ve K22’i davalı olarak gösterdiklerini, ilamda adlarının yazılmadığını,
2- Mahkemece evin mirasçılarca müşterek yapıldığının kabul edilerek davanın reddedildiğini, Murisin 6 çocuğu olup oğlu K23’nın kendinden önce ölmüş olu eşi ve 3 çocuğu kaldığını, oğlu K43’ın evin yapıldığı sıralar ölmüş olup eşi ve 3 çocuğu kaldığını,. evin yapıldığı zaman çocuklarından K26,K27 ,K25 ve K22’nın sağ olduğunu, dosya içindeki dosyalar dahil hiçbirisinin katkıda bulundum demediğini, tüm mahalli bilirkişilerin, Tüm tanıkların (K21 ve K24 hariç)evin müşterek yapıldığını söylemediğini, K24’nun Saimbeyli As. Huk.2011/2 sayılı dosyada K25 vekili olarak verdiği 28.05.2012 tarihli dilekçesinde
“Müvekkilim ile diğer davalıların muafakatı alınmadan davacı
K26 tarafından
K42
‘a ev yaptırılması yasaya aykırıdı r.” dediğini,
Aynı Ahmet’in, Feke As.Huk.Mah.2013/120 sayılı dosyaya K27 vekili olarak verdiği 14.08.2013 tarihli dilekçede
“müvekkilimin ve diğer davalıların muafakatı alınmadan tadilat yapıldı
” dediğini,
Yine K24’nun bu dosyada 27.07.2017 tarihli keşifte tanık olarak “K1 K21 ve K26 USTA diğer mirasçıların muafakatını almadan iki katlı evi yaptırdılar. Üç kişi haricinde katkısı olan olmamıştır.” dedikten sonra soru üzerine ” K27 parayı veriyordu “diye ekleme yaptığını, beyanlarının çelişki dolu olduğunu,
K21 USTA’nın SAİMBEYLİ As Huk. 2011/2 sayılı dosyasına verdiği 30.10.2011 tarihli dilekçesi ile K3 Hissesini aldığını, davaya müdahil olmak istediğini beyan etttiğini, Tapuya bakıldığında K21’ın hissesinin olmadığını, Ancak geçmişte kendilerinin de belirttiği gibi, K21’ın kayın validesi ve teyzesi olan K27 adına mirasçılardan K25 ve mirasçı K22’nın hissesinin alındığını, hisseleri alanın, satış dosyasında arsa ve evi K27 adına alanın K21 olduğunu,. K21’ın arsa hisselerini toplayarak kardeşi ve annesinin yaptırdığı evi gasbetmeye çalıştığını, yine bu kişinin Saimbeyli As.Huk. 2011/2 sayılı dosyasına verdiği dilekçesinde
(30.04.2012 tarihli) 2. Bendinde K26,K37,K1 ve ben tadilat yaptırdım
” dediğini, bu dosyada 27.07.2017 tarihli keşifte K21 USTA’nın
“Evin sökülüp K1, K26 K37 ve K27 adına yaptırıldığını ” beyan ettiği
. beyanlar karşılaştırıldığında hepsinin çelişki dolu olduğunu,
Saimbeyli Sulh Huk.2008/133 sayılı dosyasında davalı K22’nın 2 kez dilekçe vermiş olup, ilk celseye gelerek hiçbirinde ev yapılırken katkıda bulunduğunu söylemediğini,
Yine Murisin kızının, K25 vekili K24 ‘nun, evi mirasçılar yaptırdı beyanına kızarak Saimbeyli As.Huk. E.2011/2 de 26.06.2012 tarihli dilekçe ile vekilini azl ettiğini, bu dosyada ANKARA’da talimatla alınan beyanında evin Davacı tarafından yapıldığını beyan etttiğini,
Yine Murisin oğlu K23’nın oğlu K9 ‘in Alanya’dan havaleli 08.12.2016 tarihli dilekçesinde evi halası K26nin ve oğlu
K1 in yaptırdığını, diğer mirasçıların katkısı olmadığını beyan ettiğini,
Mirasçıların ve aleyhe konuşan 2 tanığın beyanları dahi nazara alınsa dahi evin mirasçıların katkısı ile yapıldığınını söylenemeyeceğini, yerel mahkemenin hata yaptığını belirterek ilamın kaldırılması gerektiğini,
Saimbeyli Sulh Huk.Mah 2008/133 sayılı dosyada yapılan keşifte mahalli bilirkişi K45
‘un”evi
K26 usta yaptırdı
” dediğini,
Son celsede dinlenen tanıkK23
(halk arasında
K28
) “kaba inşatı kabala olarak ben yaptım 6.000.00.TL bedelini K26 ve K1
‘den aldım. Yanımda çalışanların parasını da ödedim
” dediğini,
Saimbeyli As.Huk.2011/2 yapılan keşifte
K29
‘ın “evi K26 yaptırdı” dediğini,
Diğer mahalli bilirkişi K30
‘nın “Evi kimin yaptırdığını bilmiyorum ancak K28 yaptı. İnşaat başında K26’nin çocuklarını görüyordum
” dediğini,
Feke As.Huk.2013/120 sayılı dosyada keşifde dinlenen mahalli bilirkişiler K31 ve K33’ün ” evi
K1 yaptırdı
” dediklerini, M. Bilirkişi K32’nin, eviK26 ve K1 yaptırdı
“dediğini,
Tanık olarak dinlenen K34’nun, ”
Evin ince işleri(sıva ,boya ,fayans) ben yaptım bedelini
K1 ve annesinden aldım
” dediğini bu dosyada Adana talimatla dinlenen K35’nın
“Eşinin emekli parası ile evin alt katını yaptırdıklarını, üst katın kayınvalidesi tarafından yaptırıldığını
” beyan ettiğini,
Yine Mirasçılardan K25’ın Ankarada talimatla alın beyanında” evi davacının yaptırdığını
” beyan etttiğini,.
Bu dosyada keşifte dinlenen K36’ın, K21 için yalan söylediğini, çünkü kaba inşaatı yapan K23’ın beyanında kabala aldığı işte tanığı çalıştırdığını, parasını ödediğini beyan ettiğini,
K21 ve K37’in Muris K19 mirasçısı olmadıklarını, kendilerine menfaat çıkarmaya çalıştıklarını,
Dosya içindeki Feke As .Ceza E.2013/138 Sayılı dosyada tanık olarak dinlenen K38 ve K39’ın,
“Evin alt katının
K1 üst katının anneleri K26 tarafından yaptırıldığını
“söylediklerini,
Mahalle Muhtarı K40’in beyanında,
“evin
K1 tarafından yaptırıldığını
” söylediğini, Şikayetçinin tanığı K41’ün,
“Evin alt katının
K1 üst katının annesi
K26 ve K21 tarafından yaptırıldığını söylediğini,
Aşamalardaki tüm bu beyanlara bakıldığında evin müvekkilleri tarafından yaptırıldığının çok açık olduğunu, belirterek
Sonuç itibariyle;
Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Davalı K11 Vekili istinaf dilekçesine 10/05/2019 tarihli cevap dilekçesi özetle;
1-Davacı vekilinin,hakimin dosyayı görmeden karar verdiğine dair itirazının yersiz olduğunu, mahkeme hakiminin 2018 yılı sonlarında görevine başladığını, kararın da 10/04/2019 tarihinde verildiğini, bu sürede hakimin tetkik ve gözetiminde bulunduğunu, birden fazla duruşma yapıldığını, davacıların her duruşmaya katıldıklarını ve beyanlarını belirttiklerini, davacı vekilinin hiçbir hukuki dayanağı olmayan kendi görüşünü istinaf sebebi olarak mahkemeye sunması kabul edilmemesi gerektiğini,
2- Davacı vekilinin derdest olmayan ve tamamı davacı aleyhine karara bağlanmış dosyalardaki tanık ve vekil beyanlarına atıfta bulunarak; beyanların çelişkili olduğu iddialarıyla ilgili olarak, derdest dosya ve diğer dosyalar incelendiğinde, birtakım çelişkilerin davalı müvekkili lehine ve aleyhine de mevcut olduğunu, bunun sebebinin ise davacılar ve davalıların akraba olmasından dolayı olduğunu, davacıların bu gayrimenkulle ilgili olarak davalı müvekkilini her durumda hukuki taciz ettiklerini, dinlenen tanıklara göre de bu gayrimenkulün mirasçılar tarafından hep birlikte yaptırıldığını, mahkemece de tüm tanık beyanlarının dinlendiğini ve ona göre karar verildiğini,
3-Tanıkların çoğunluğunun, gayrimenkulü K21’nın da katılımıyla mirasçıların ortaklaşa yaptırdığını beyanettiklerini,
4-Yapılan keşifler ve dinlenen tanık beyanlarına göre dava konusu binanın müvekkilinin doğrudan ve dolaylı olarak katkıları ile yapıldığının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, davacının satış bedelini elde edebilmek adına öncekilerle birlikte birleştirilmiş davaları mağduriyetlerine neden olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını belirterek davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU:
Dava;
Tazminat
(
Sebepsiz Zenginleşmeden
Kaynaklanan) davasıdır.
Somut olayda; Davacı K1, vasisi olduğu annesi K26 ile birlikte, Saimbeyli İlçesi A13 Mahallesi A14 Caddesi 71 ada 12 parsel üzerinde bulunan 2 katlı evi yaptırdıklarını ( temel ve zemin katı kendisinin, üst katı annesinin yaptırdığını) iddia ederek, ortaklığın giderilmesi davası sonucu satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilen 71 ada 12 parsel sayılı taşınmaz bedeline muhdesatın bedelinin oranlanarak ortaya çıkacak tutarın davalı hissedarlardan hisseleri oranında tahsiline karar verilmesi amacıyla iş bu davayı açmıştır.
Davacı K1, davayı kendisi adına asaleten, K26 adına vasisi sıfatıyla açmıştır. Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1978 esas-2016/559 kararıyla K26nın kısıtlandığı ve kendisine oğlu K1’nın vasi tayin edildiği görülmüştür.
Davacı vasi K1 tarafından TMK’ nın 462. Maddesi uyarınca vesayet makamından alınmış husumete izin ( dava açmaya) kararı dosyaya sunulmamıştır.
Davacı K1, taşınmazın üzerindeki 2 katlı evin temeli ve zemin katının bedelini talep etmiş, vasisi bulunduğu annesi adına da 1. Katın bedelini talep etmiştir. Bu durumda kısıtlı ile vasi arasında menfaat çatışması doğuran bir durum ortaya çıkmıştır.
Bu haliyle öncelikle K26 yönünden dava açılabilmesi için gerekli husumete izin kararının vesayet makamından alınarak dosyaya sunulması, akabinde davacı K1 ile kısıtlı davacı K26 arasında menfaat çatışması bulunduğundan K26 yönünden davayı devam ettirmek amacıyla kayyım tayini için davacı tarafa süre verilerek bu eksiklikler giderildikten sonra davaya devam edilmesi gerekirken davaya devam edilip karar verilmiş olması hukuka aykırıdır.
Davacılardan K1 taşınmazda hissedar olmadığından 4721 sayılı TMK’nın 722 ve 723. Maddeleri kapsamında bu davacının hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu yönde değerlendirme ve araştırma yapılmaması yerinde değildir.
Ayrıca dava dilekçesinde, davalılardan K5, K9 ve K4’nin K20’in çocukları olduğu belirtilmiş olup, K20’nin tapudaki hissesine göre mirasçılarının sorumluluk oranı ve miktarlarını belirlenmesi açısından K20’e ait veraset ilamının dosyaya getirtilmesi gerekir.
Sonuç olarak; Diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin 6100 HMK’nun 355. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355 ve 353/1-a.6 maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin istinaf nedenleri incelenmeksizin kamu düzeni nedeniyle Feke Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10/04/2019 tarih ve 2018/82 E.-2019/28 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın gereği için kararı veren yerel Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf yoluna başvuran davacılardan alınan 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına,
4-İstinaf yoluna başvuran davacılardan alınan 44,40 TL maktu istinaf karar harcının istek halinde, yerel Mahkeme tarafından DAVACILARA İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 359/3 maddesi uyarınca, kararın ilk derece Mahkemesince TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe