Adana BAM, 6. HD., E. 2018/82 K. 2018/109 T. 9.4.2018

İlgili TBK madde: TBK Madde 470

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
Adana 2. Asliye Ticrat Mahkemesi’nin 06/12/2017 tarih 2015/1268 Esas – 2017/1450 karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf incelemesinde;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı borçlu ile fason kumaş terbiye işlemini görmek üzere anlaşmaya varıldığını, anlaşma uyarınca davalı borçlu ile yapılan işler sonucu 31/12/2014 başlangıç tarihli toplam 231.056,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, ancak cari hesaptan dolayı 62.079,08 TL tutarında borç bakiyesi kaldığını, bu borcun tahsili amacıyla Adana 12.icra Müdürlüğü’nün 2015/9578 e sas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine başlandığını, davalının haksız itirazı ile icra takibinin durduğunu, davalının itirazının icra takibini sürüncemede bırakma niyeti ile yapıldığını belirterek davalı borçlunun itirazının iptaline, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına , yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: müvekkilinin 16974,20 kg ham kumaşı fason terbiye işlemi için davacıya gönderdiğini, bu kumaşlardan 15074,10 kg’lık kısmında dönme ve çekme problemleri oluştuğu için şikayetler alındığını, müşterilerin bu kumaşları iade ettiğini, 4000 kg kumaşın düzeltilmek üzere davacıya gönderildiğini, ancak davacının kumaşlarda sorun olmadığını ,bu nedenle düzeltme yapmayacaklarını beyan ederek kumaşları geri gönderdiğini, bağımsız bir laboratuar olan F1 Test Hizmetleri A.Ş. tarafından yapılan analizler sonucunda kumaşların kesilemeyecek derecede döndüğü, çizgili kumaşlarda göbek ve yay oluştuğu, çekme testlerinden bozuk olduğunun tespit edildiğini, davacının bu ayıplardan sorumlu olduğunu, kumaşların ikinci kez terbiye işlemi yapılmak üzere dava dışı F2 Tekstil ve Boyama San. Ve Tic. A.ş. ‘ne gönderildiğini, bu firma tarafından müvekkiline 11 adet fatura kesildiğini, ikinci kez yapılan fason terbiye işlemi sırasında 800 kg kumaşın fireye ayrıldığını, fason terbiye işleminin istenen kalitede olmamasından dolayı 4802945 numaralı 24/12/2014 tarihli 46261,68 TL tutarından reklamasyon faturası kesilerek davacıya gönderildiğini, bu sebeplerle davacıya borçlarının bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirtirek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında kumaşların fason terbiye işleminin yapılması konusunda eser sözleşmesi bulunduğu, davalıya ait kumaşların uzun süredir davacı tarafından partiler halinde fason terbiye işleminin yapıldığı, davalı tarafından ayıp iddiasında bulunulmasına rağmen, ayıbın hangi tarihli partilerde ortaya çıktığının ve buna göre ayıp ihbarının süresinde yapıldığının ıspatlanamadığı, ihbarın süresinde olduğu kabul edilse dahi miktarının ıspatlanamadığı, bu konudaki ıspat yükünün davalıya ait olduğu, üstelik test yapılan kumaşlar ile F2 firmasının düzenlediği faturalardaki kumaşların davacı tarafından terbiyesi yapılan kumaşlar olup olmadığının da tam olarak belirlenemediği, terbiye işlemleri için düzenlenen tüm faturaların her iki tarafın defterlerine de işlendiği, faturaların tutarı, ödemenin miktarı ve davalının düzenlediği 2096,73 TL tutarındaki iade faturası konusunda ihtilaf olmadığı, tarafların kayıtlarının davalının düzenlediği 46.261,68 TL tutarındaki reklamasyon faturası dışında birbirini teyit ettiği, reklamasyon faturasının davacının kayıtlarına işlenmediği anlaşıldığından asıl alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacağın faturaya dayandığı, her iki tarafın defterlerin de yer aldığı, likit olduğu gözetilerek davacı lehine inkar tazminatına karar verilmiştir. Takip tarihinden önce temerrüt gerçekleşmediği için icra takibine kadar işletilen faiz talebinin yerinde görülmediği şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili 08/01/2018 tarihli istinaf dilekçesinde;

1-Müvekkilinin fason olarak davacı firmaya boyama işinin yaptırdığı kumaşların ayıplı olduğunun taraflarınca gerek malı geri göndermek suretiyle ve gerekse gönderilen e-postalar ile süresinde ihbar edildiğini

2-Keşif sırasında alınan numune kodu ile gönderilen kumaşların kodu ve intertek firmasında test edilen kumaşların kodunun aynı olduğunu sunulan faturalardan ne kadar kumaşın dava dışı tek boy firmasında yineden terbiye edildiğinde sabit olduğunu bu nedenle ayıplı olan kumaşların keşifte numunesi alınan kumaşlarla ile aynı nitelikte bulunduğunu

3-Ayıplı olan kumaş miktarının dosyaya ibraz edilen faturalarla taraflarınca ispat edildiğini,

4-Davacı tarafın icra takibine konu ettiği fatura yönünden itirazın iptali davasında ayıbın zamanında ihbar edilmediğini ileri sürdüğünü ayıbın mevcut olmadığından söz etmediğini taraflarınca yaptırılan test sonuçları ile mahkemece keşif sonucu alınan rapor ile ayıbın mevcut olduğunun kesin olduğuna ayrıca ayıp ihbarınında süresi içerisinde yaptıklarını
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini müvekkili lehine%20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 31/01/2018 tarihli istinafa cevap dilekçesinde; Tacir olan davalının Türk Ticaret Kanunun 23/c maddesine göre malın 8 gün içerisinde muane ettirmek ve yazılı olarak ayıp ihbarında bulunmakla mükellef olduğunu ancak davalı tarafın kanunda öngörülen süreler içerisinde usule uygun ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediğini, müvekkili tarafından teslim edilen malların ayıplı olmadığını müvekkiline ait olmayan kumaş üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını müvekkili şirketten alınan ürünlerin hangi şekilde hangi işlemlerden geçirilerek 3.şirketlere satıldığına dair dosyaya bir beyanda bulunulmadığı gibi 3. Kişiye teslim edilen ürünlerin müvekkili şirket tarafından yapılan fason boya işi ürünler olup olmadığınında ispatlanamadığını başka bir şirketin reklamasyon faturasına dayalı olarak ayıp ve alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını Yargıtay kararlarına göre bu nitelikteki bir faturaya dayanılarak alacak iddiasında bulunulamayacağını ayrıca dava konusu olan kumaşların miktarınında ne kadar olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığını sonuç itibariyle davalının hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddi ile yerel mahkeme ilamının onanmasını yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;

1-) Adana 12. İcra dairesinin 2015/9578 takip sayılı dosyası,

2-)Taraf vekilleri tarafından dosyaya ibraz edilen fatura ve belgeler,

3-)Mahkemece ayıplı olduğu iddia edilen dava konusu kumaşlar yönünden yapılan keşif ile aldırılan bilirkişi raporları,

4-)Davalı şirket tarafından dava konusu kumaşlara ilişkin test sonucuna ilişkin rapor,

5-)Mahkemece taraf vekilleri tarafından bildirilen ve dosyaya celp edilen belge ve kayıtlar,

6-)Davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinde bilirkişi aracılığıyla yaptırılan inceleme ile alınan rapor içerikleri,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davasıdır.

Adana 12. İcra Dairesinin 2015/9578 takip sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının F3 Dokuma Boya Sanayi ve Tic. A. Ş. F4 TEKSTİL A.Ş olduğu borçlu aleyhine cari hesaptan kaynaklı toplam 62.079,08-TL fatura ve cari hesap alacağına dayalı işlemiş faizi ile birlikte toplam 64.924,09-TL üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ üzerine yasal süresi içerisinde itirazı üzerine takibin durduğu davacı alacaklı tarafından itirazın iptali yönünde açılan davanında yasal süresi içerisinde olduğu anlaşılmıştır.

TTK’n un 23/1-c maddesinde “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK’nun 223. Maddesinin 2.fıkrası uygulanır.”

TBK’nun 223/1 maddesinde “Alıcı devir aldığı satılanın durumunu işlerin olan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.”

TBK’nun 223/2 maddesinde “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.”

TBK’nun 470. Ve devamı maddelerinde de eser sözleşmesine ilişkin hükümler düzenlenmiş olup TBK’nun 474. Maddesinde” İş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.” 2. fıkrasında ise “Taraflardan her biri giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.”

Hükümleri düzenlenmiştir.

Her iki tarafı tacir olan taraflardan davacının fason boyama işi yapan şirket davalınında iş sahibi fason kumaş boya işi yaptıran şirket oldukları taraflar arasındaki ihtilafın TBK’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklandığı tarafların tacir olmaları nedeniyle TTK’nun ayıplı mallara ilişkin düzenlemelerinde değerlendirilmesi gerektiği bu yasal düzenlemeler kapsamında davalı vekilinin istinaf taleplerinin değerlendirilmesinde;

Tacir olan taraflar arasında ham kumaşların boyanarak fason terbiye işleminin yapılması konusunda aralarında eser sözleşmesi bulunduğu tarafların 2013 yılından itibaren aralarında anlaşmazlığın çıktığı tarihe kadar cari hesap kapsamında çalıştıkları ve davalının göndermiş olduğu ham kumaşların fason boya ve terbiye işleri yapıldıkça fatura kesilmek suretiyle çalıştıklarının anlaşıldığı, bu şekilde davalıya ait kumaşların uzun süredir davacı tarafından partiler halinde fason terbiye işleminin yapıldığı en son ihtilafa konu olduğu iddia edilen kumaşların boyama ve terbiye işinin ayıplı çıkması üzerine davalı tarafından ayıp iddiasında bulunulduğunun belirtilmesine rağmen ayıbın hangi tarihli partide ortaya çıktığının ve buna göre ayıp ihbarının süresinde yapıldığının davalı tarafça ispat edilemediğinin anlaşıldığı, davacı tarafın vermiş olduğu cevaba cevap dilekçesinde; Davalının yasaya uygun olarak süresinde ayıp ihbarında bulunmadığına dair itirazınında bulunduğu, davalı tarafından 18/12/2014 tarihinde gönderilen e-mail ile 08/10/2014-27/11/2014 tarihleri arasında gönderilen kumaşların ayıplı olduğu bildirilmiş ise de bu kumaşların davacı firma tarafından fason terbiye işlemi yapılarak davalı firmaya hangi tarihte teslim edildiğinin dosyada belli olmadığı ve bu nedenle davalı firma tarafından 18/12/2014 tarihinde e-mail yoluyla yapılan ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığınında açık ve net olarak tespitinin mümkün bulunmadığı, ihbarın süresinde olduğunun kabul edilmesi halinde dahi ayıp ihbarına konu kumaşların miktarının ne kadar olduğunun kesin ve net olarak davalı tarafça ispatlanamadığı ayrıca davalı tarafından teste tabi tutturulan kumaşlar ile daha sonradan dava dışı tek boy isimli firmaya yeniden terbiye işi yaptırılan kumaşlara ilişkin düzenlenen reklamasyon faturasındaki kumaşların davacı tarafından terbiyesi yapılan kumaşlar olup olmadığının da belirlenemediği davacı şirket ile davalı arasında kumaş boyama ve terbiye işlemleri için düzenlenen tüm faturaların her iki tarafın ticari defterlerine işlendiğini anlaşıldığı tarafların kayıtlarının davalı tarafından düzenlenen 46.261,68-TL tutarındaki reklamasyon faturası dışında birbirini teyit ettiği reklamasyon faturasının davacının ticari defterlerine işlenmediği ve kayıtlarında gözükmediği, taraflar arasında cari açık hesap üzerinden alışveriş yapıldığı anlaşıldığı mali müşavir bilirkişilerden alınana rapor içeriklerine göre davalının 62.079,08-TL miktar yönünden davacı tarafa borcunun bulunduğu ve bu miktarın her iki tarafın defterlerinde de yer aldığının anlaşıldığı, bu miktar yönünden davanın kabulü yönünde, icra takibine konu faize ilişkin olarak davalı tarafın temerrüde düşürülmediğinden istenemeyeceği ve bu nedenle icra takibine kadar faiz talebinin yerinde olmadığına dair yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b.1 md.si gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken harç 4.240,62-TL olup peşin alınan 1.272,38-TL istinaf karar harcı’nın (nispi) mahsubu ile bakiye 2.968,24 istinaf karar harcının istinaf eden davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE,

3-Davalı tarafından yatırılmış olan 98.10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye İRAD KAYDEDİLMESİNE,

4-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6-Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/3.maddesi uyarınca dairemizce TARAFLARA TEBLİĞİNE,
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi’ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!