Adana BAM, 6. HD., E. 2018/629 K. 2019/287 T. 3.4.2019

İlgili TBK madde: TBK Madde 82

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05/07/2018 tarih ve 2017/151 Esas – 2018/452 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkiller K5 ve K1’un babası K2 adına davalının Kozan İlçesi A1 Mahallesi 972 ada 1 nolu parselde yapmış olduğu inşaattan toplamda 406 m2 iş yeri satın aldığını, müvekkillerin babası K2 inşaat malzemeleri satmakta olup davalıya inşaat malzemeleri de verdiğini, müvekkiller K5 ve K1 1/2 hisseli olarak davalı tarafından müvekkiller adına iki adet dükkanın satış olarak adlarına tescili 28.12.2001 tarih 4137 yevmiye nolu işlemi kat irtifakından sonra yapılmış olup inşaatın henüz bitmediğini, müvekkillere fiilen zemin ve bodrum katında olmak üzere iki iş yeri teslim edildiğini, Müvekkillerin fiili kullanımının satın aldıkları tarihten bu yana aynı olduğunu, müvekkiller K5 ve K1 2009 yılında adlarına kayıtlı bu işyerini müvekkil K3’na sattıkları ve zemin ve bodrum kattaki iş yerlerini fiili kullanımı da olduğu gibi müvekkil K3’na bıraktığını, 21.3.2016 tarihli Kozan Belediye Başkanlığından müvekkil K3 nun kiracısı K4’a “ İlçemiz A3 Mahallesi 972 Ada 1 nolu parsel A2 projesinde sığınak olarak gözüken kısmın Fitnes Spor Merkezi olarak kullanıldığı tespit edilmiş olup,bahse konu yerin 30 gün içerisinde projesine uygun hale getirilmesi gerekmektedir.Aksi halde cezai işlem uygulanacaktır.”(EK-6) yazı gelmiş bu yazı daha sonra müvekkil Enver’e kiracısının bildirmesi ile müvekkillere iş yeri olarak davalı tarafından satılan bodurumdaki işyerinin tapulu olmadığından müvekkillerin böylece haberdar olduğunu, müvekkilleri K5 ve K1’nin babası 1/4/2003 tarihinde vergi dairesine dilekçe vermiş ve 203 m2 dükkan ve 203 m2 sığınak için oturma izni talebinde bulunmuş, 406 m2 yerin harcını yatırıp imzaladığı, 02.04.2003 tarihinde C blok iş yeri 203 m2 ve C blok sığınak 203 m2 olarak toplamda 406 m2 yere oturma izni verildiğini, Yapı ruhsatında A ve B blokun nelerden oluştuğu yazılmakta olup ; A blokun 20 daire ( 2960 m2),sığınak (321 m2),kapıcı (52 m2Ue zemin 3 işyerinden (218 m2) , B blokun ise 20 daire (2960 m2) zemin 7 işyerinden (396 m2) oluştuğu yazılmakta olduğunu, A ve B bloka ait oturma izni 27.8.2002 tarihinde alınmış olup C blokta sığınak olduğunu, C bloka ait mimari projede de l.kat sığınak dahil 405 m2 olarak gösterildiğini, bu bulgular dahilinde müvekkiller K1 ve K5’a C blok Zemin Kat 1 nolu ve 2 nolu bağımsız bölüme ilişkin satışlar yapılmış ve zemin katta fiilen bir bağımsız bölüm ile bodrum kattaki işyeri müvekkillere fiilen teslim edildiğini, dolayısı ile müvekkillere biri zeminde biri de bodrum katta olmak üzere iki işyeri teslim edildiğini, zemin kattaki işyerinden bodrum kattaki iş yerine geçiş olup dükkanların alındığı tarihten bu yana fiili kullanımında bir değişiklik olmadığını, müvekkiller K5 ve K1’ta iyiniyetli olarak almış oldukları tapunun bir tanesinin zemin kata diğerinin de alt kata ait olduğunu düşündüğünü, bu hususun sayın mahkemenizce yapılacak keşif ve dinlenecek tanık beyanları ile de sübuta ereceğini, müvekkillerin toplam 406 m2 iş yeri aldığını, müvekkil Enver de bu hali ile taşınmazları diğer müvekkillerden satın aldığını, davalı 406 m2 lik işyerinin, satış bedelini müvekkilden almış bulunduğundan ancak bodrum katın tapulu olmadığından yeni haberdar olan müvekkiller zarara uğramış, davalı ise sebepsiz yere zenginleştiğini, îş bu nedenlerle müvekkillerin zararının tazmini konusunda belirsiz alacak davası açma zarureti hasıl olduğunu, Kozan İlçesi A1 Mahallesi (Karacaoğlan Mahallesi) 972 Ada 1 nolu parsel A2 projesinde sığınak olarak gözüken yer müvekkillere iş yeri olarak davalı tarafından satılmış bulunduğundan,davalı taraf sebepsiz yere zenginleşmiş bulunduğundan, bu iş yerine ilişkin 60.000TL-belirsiz alacağının davalıdan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak müvekkillere ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacı vekili tarafından müvekkil şirket aleyhine açılan dava ile İlgili tebligatın 03.04.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, açılan davayı kabul etmediklerini ve süresi içinde cevapları sunduklarını, Mülga 818 sayılı Borçlar kanununun Müruru zaman aşımı başlıklı 66.maddesine göre “Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. Eğer mal iktisabı mutazarrır olan taraf aleyhinde bir borç teşkilinden ibaret ise, mutazarrırın hakkı müruru zaman ile sakıt olmuş olsa bile, bu borcu ifa etmez” Yine 6098 sayılı Borçlar kanununun zamanaşımı başlıklı 82. Maddesine göre” Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.” Ayrıca 6098 sayılı Borçlar kanununun 146. Maddesine göre “Kanunda aksine bîr hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” Davacı taraf davaya konu taşınmazı 28.12.2001 tarihinde satın aldığını, ayrıca 01.04 2003 tarihinde 203 m2 işyeri ve 203 m2 sığınak ile ilgili oturma izni talebinde bulunduğunu, dolayısı ile bu yerin sığınak olduğunu en geç bu tarihte öğrenmiş durumda olduğunu, satın alma tarihinin ve oturma izni talebinde bulunma tarihinin üzerinden 1 ve 2 yıllık kısa zamanaşımı ve 10 yıllık uzun zaman aşımı süreleri dolmuş olup açılan davanın zaman aşımına uğradığını, bu sebeplerle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacılardan K1 ve K5 dava konusu taşınmazı 02.04.2009 tarihinde diğer davacı K3’na sattıklarından dolayı taşınmaz üzerinde bir hakları kalmadığını, bu sebeple bu davanın tarafı olamazlar. Ayrıca davacı K3 ile müvekkil şirket arasında hukuki bir ilişki olmadığını, bu sebeple de davacı K3 vekilinin şirket aleyhine böyle bir davayı açamaz. Husumet itirazında bulunduklarını, müvekkil şirket davacılardan K1 ve K5’un babalarına C blokta bulunan 2 adet işyerini inşaat malzemeleri karşılığı devrettiğini, devredilen 2 adet işyeri de C blokta olup 2 işyerin toplamı 203 m2 olduğunu, bu iki adet işyerini alıcıya teslim ettiğini, İddia edildiği gibi C blok altında bulunan sığınak olarak görünen yerin müvekkil şirket tarafından davacılara devredilmiş olmadığını, sığınak olarak belirtilen yerin satış konusu olmadığını, kaldı ki sığınağın satışa konu edilmesinin de imkansız olduğunu, davacı taraf Kozan Belediyesine 205 m2 işyerinin emlak beyannamesini verdiklerini, bu durum da müvekkil şirketten 203 m2 yer aldıklarını göstermekte olduğunu, dava dilekçesi İncelendiğinde davacı tarafın 01.04.2003 tarihinde vergi dairesine verdikleri dilekçede 203 m2 işyeri ve 203 m2 sığınak için oturma izni talebinde bulunduklarını, 203 m2’lik yerin sığınak olduğunu, 01.04.2003 tarihinde bilmekte olduğunu, kaldı ki 203 m2 sığınak için oturma izni talebinde bulunmaları müvekkil şirketin sığınak olarak belirtilen yeri sattığı anlamına gelmeyeceğini, yukarıda da belirttiğimiz üzere müvekkil şirket sığınak olarak belirtilen yeri davacılara satmadığını, müvekkil şirket 1990’lı yıllardan bu yana inşaat sektöründe iş yapmakta olduğunu, yaptıkları işleri titizlikle takip ettiğini, yaptıkları işler nedeniyle herhangi bir sorun yaşamadıklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü ve aleyhimize olan iddia ve beyanları kabul etmediğini, yukanda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle; davacılar tarafından hukuki ve fiili dayanaklardan yoksun olarak açılan davanın REDDİNE, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Davacıya davalı tarafından iki adet işyeri devri yapıldığı tapuda kayıtlarından anlaşılmakla sebepsiz zenginleşmeyi gerektirir bir sebepte bulunmadığı, 02/04/2003 tarihinde dava konusu satılan iş yerlerine oturma izni alındığı ve böylelikle öğrendiği daha sonrada satışa konu olduğu anlaşılmakla davacıların davasının reddine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacılar vekili 11/10/2018 tarihli istinaf dilekçesinde;

Usul Yönünden;

1-Yerel mahkemece dava konusu sığınağın kanunen satışa konu olmayacağı gerekçesi ile sığınağa ilişkin değer tespitinin hukuki yararı olmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, ayrıca bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının reddedilmesi sureti ile davaya konu bedel tespit edilmeden buna ilişkin eksik harç tamamlattırılmadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu,

2-Keşifte tanıkların usulüne uygun tebliğ sureti ile hazır edilmediği halde, mahkemece keşifte hazır edilmeyen tanıkların, hazır edilmedikleri ve esasa etkisinin olmayacağı kanaati ile dinlenmemesi konusunda karar verilmesinin yerinde olmadığını,
Esas Yönünden;

1-Mahkemece delillerin iddiaları doğrultusunda araştırılmadığını, bu durum karşısında toplanan deliller uyarınca iddialarının sübut bulmasına rağmen yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını,

2-Yerel mahkemece dava konusu sığınağın inşaat aşamasında iken müvekkillere bodrum iş yeri olarak satıldığının sabit olduğunu, müvekkilin iki adet iş yerinin tapusunu aldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava dilekçesinin davalıya 03/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 17/04/2017 tarihinde cevap dilekçesini sunduğu,
Tapu kaydına göre;

Adana ili, Kozan ilçesi, A1 Mahallesi, 972 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın kat irtifaklı olup , A,B ve C Bloklardan oluşan bağımsız bölümlerden oluştuğu, C Blok zemin kat 40/2768 arsa paylı zemin kat 40/2768 arsa paylı ve dükkan nitelikleri ile 02/04/2009 tarihinde satıştan K6 oğlu K3 adına kayıtlı olduğu,
Kozan Belediye Başkanlığı tarafından 01/04/2003 tarih ve 85-1185 sayı ile ile Kozan Vergi Dairesine Müdürlüğüne hitaben yazılan yazının incelenmesinde;
“ilçemiz A1 Mahallesi 972 ada 1 parselde 2982 sayılı Kanuna göre 13/01/1998 tarih ve 115 sayılı ruhsatla inşaata inşaat ettiren…. nin mevzu bahis yeri tamamlamış olup ilgili yerin harcının tahsilini rica ederim” denildiği, “işyeri sayısı 203 m2, sığınak sayısı 203 m2 ve kat irtifakından dolayı K5 ve K1 adına zemin işyeri ve sığınak için tanzim edilmiştir” kaydı düşüldüğü,
Kozan Vergi Dairesinin 02/04/2003 tarih ve 16 sıra nolu Tahakkuk fişi ile 2003/16 mükellef numarasıyla K7 adına 816.200,000 TL vergi tahahkuk ettirildiği, 02/04/2003 tarih ve 839811 sayılı Vergi Dairesi Alındısı ile tahukkuk ettirilen verginin K7 adına bina harcı olarak tahsil edildiği, Kozan Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 02/04/2003 tarih ve 2722 sayılı ilişik kesme yazılarından alınan harcın A1 mah.Devlet hastenesi yanı 972/1- 2768 m2 arsa içerisinde 203 m2 işyeri ve 203 m2 sığınak için alındığı, mükellefin K7 olduğunu belirtildiği,
Mahkemece 04/05/2018 tarihnde mahallinde keşif yapılmıştır.

Davacı tanığı K2 keşifteki beyanında;
” Dava konusu yerin pazarlığını ben yaptım. Ancak çocuklarımın adına aldım. Davalı şirket inşaat başlangıçta hatırladığım kadarıyla 150000-160000 TL gibi bir totalde anlaşmıştık. Bu paranın bir kısmını peşin verdik. Geri kalanını da çimento olarak teslim aldım. Normalde bize satış yapılırken iki ayrı yer için anlaştık. Zemin ve altı olarak ancak zemine iki yarı tapu kaydı oluşturulmuş alt kat daha sonra 2016 yılında bir görevliden zeminin iki ayrı tapu, alt katın sığınak olduğunu öğrendim. Burada beni aldatıcı olarak benim elime iki tane tapu senedini verilmesi olmuştur. Ben tapuda işlemler yapıldıktan sonra da dava konusu yerleri teslim aldım. 400 küsur metre olarak harcını yatırdım. Tapumu aldım. Dava konusu yeri teslim aldıktan sonra devamlı alt ve üst olarak kullandık. Alt kısmını zaman zaman kiraya vererek kullandım. Hiç kimse de karşıda çıkmadı. Herkes gibi ben de alt kısmını benim olarak biliyordum. 2016 yılında buradaki yönetici bir kadın vardı o yönetici tarafından gerçek durumu öğrendim. Teslimden sonra bir değişiklik olmadı” dediği,
Davacı tanığı
K8 keşifteki beyanında;
“Ben dava konusu yerin K2 tarafından alındığını, o zamanlar çocukları küçüktü pazarlığı K2 yaptı. Çocuklarının üzerine aldı. Satın aldıktan sonra bir inşaatın su alma durumu oldu. Burada inşaatta çalışanlar vardı. Biz bu sudan kaynaklı aksaklığı gideririz dediler. Yaptılar. Davacılar yukarıda sattıkları malzemenin bir kısmını depo olarak kullandılar. Hatırladığım kadarıyla bir müddet de Fitness olarak kullanıldığını biliyorum. Aldıklarında bu yana kullandılar. Su basan yer bodrum kattır” dediği,
Fen Bilirkişisi
K9
‘nın 18/05/2018 tarihli raporuna göre;

Dava konusu Adana ili, Kozan ilçesi, A1 Mahallesi 972 ada 1 nolu parsel C Blok ta bulunan zemin 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin 1/2’şer hisse itibari ile K2 evlatları K1 ve K5 adlarına kayıtlı iken 02/04/2009 tarih ve 3134 yevmiye ile Kozan Tapu Sicil Müdürlüğünde K6 oğlu K3 adına satış yapıldığı, keşif sırasında yapılan incelelemede zemin kat 1 ve 2 nolu dükkan yerlerinin birleştirilerek tek dükkan halinde kullanıldığı ve bu dükkan yerlerinin toplam alanının ekte sunulan 1/200 ölçekli vaziyet planı üzerinde de belirtildiği gibi 16.65*13.00=203,45 m2 miktarında olduğu, davaya konu bulunan yerin ekte sunulan Mimari proje yapımcsıı K10 ve inşaatın yapan davalı F1 İnşaat tarafından yapılan C Blokta bulunun sığınak yeri olarak gösterilen 203.00 m2’lik yer olduğu, bu yerin mimari projenin eki olarak sunulan 1/200 ölçekli plan üzerinde Zemin 1 bağımsız bölüm vezemin 2 bağımsız bölümler altında bulunan yer olduğunun belirtildiği,
İnşaat Mühendisi Bilirkişi
K11
‘ın 01/06/2018 tarihli raporuna göre;

Zemin kat 1 ve 2 nolu işyerinin alanının 203,00 m2, bodrum kat( sığınak) ortak kullanım alanının 203,00 m2 olduğu, dava konusu taşınmazın ana binasının betonarme karkas yapı olarak yaklaşık 15 yıl önce bodrum ve zemin kat olarak inşa edildiği,bodrum katın sığınak, zemin katın ise 40/2768 arsa paylı 1 ve 2 nolu bağımsız bölüm olarak inşa edildiği ve tapu kayıtlarına işlendiği, dava konusu bodrum kat ortak kullanım alanı; porjesinde sığınak olarak planlanmış olduğundan (başka bir amaç için kullanılamayacak olmasından) dolayı arsa payının hariç tutulduğunu, dava tarihine göre zemin kat 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlein arsa payı dahil dava tarihi itiabiryle değerinin 913.500,00 TL, bodrum kattaki sığınağın ( arsa payı hariç) yapı bedelinin 182.700,00 TL olduğunun belirtildiği,
Dava hukuki niteliği itibariyle sebepesiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davasıdır.

TBK’nın 77. Maddesi,
“Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle hükümlüdür” şeklindedir.

TBK’nın 82. Maddesi,
“Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar” şeklindedir.

HMK.’nın 355. Maddesi,”İnceleme, dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” şeklindedir.

SOMUT OLAYDA;Davacıların babası K2’un Adana ili, Kozan İlçesi, A1 Mahallesi, 972 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafından yapılmakta olan inşaat için davalıya inşaat malzemesi verdiği, bu inşaattan toplamda 406 m2 işyeri satın alındığı, davacılar K1 ve K5 adına iki adet dükkanın 1/2 hisse ile 28/12/2001 tarih ve 4137 yevmiye nolu işlemle tescil tescil edildiği, davacılara fiilen zemin bodrum katın teslim edildiği, davacıların zemin ve bodrumu 2009 yılında davacı K3’na devir tarihine kadar kullandıkları sabittir.

Sözlemeler hukukunun en temel ilkelerinden birisi sözleşmenin nispiliği ilkesidir. O sözleşmede olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları aynı zamanda sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatları ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatı olup olmadığı, tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatını önemli özelliği, def’i niteliğinde olmayıp itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebilmesi ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile bu hususun mahkemece resen nazara alınması gerektiğidir. Davacı K3 ile davalı şirket arasında sözlü yada yazılı yapılmış herhangi bir sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı K3’nun aktif husumeti (davacı sıfatı) yoktur. Bu davacı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekir.

Davacılar zemin kattaki iş yerlerinin tapularını 28/12/2001 tarihinde almışlardır. Bu iş yerleri ile birlikte kendilerine satıldığını iddia ettikleri bodrum katla ilgili işyerlerini kullanmak amacı ile bu yerlerin harçlarını yatırmak üzere Kozan Belediyesine dilekçe verdikleri, bu dilekçeye istinaden Kozan Belediyesinin 01/04/2003 tarih ve 851185 sayılı yazıları ile 2982 Sayılı Kanun gereğince 2. Sırada gösterilen 203 m2 işyeri ve 3. sırada gösterilen 203 m2 sığınak yeri olmak üzere harçların tahakkuk ettirilmesi için Kozan Vergi Dairesine yazı yazıldığı, Kozan vergi Dairesinin işyeri ve sığınak için 2/04/2003 tarihinde 816.000,00 TL harç tahakkuk ettirerek harcın 20/04/2003 tarihinde 839811 sıra numaralı alındı ile tahsil edildiği anlaşılmıştır.

Taşınmaza ait mimari projede C Blok bodrum katın sığınak yeri olduğu bellidir. Yüz ölçümü 203 m2’dir. Bodrum kat projesinde sığınak olup, kat maliklerinin ortak kullanımında olan bir yerdir. Bu yerler bağımsız bölüm niteliğinde değildir ve satışa konu olamazlar. Davacılar bodrum katın sığınak olduğunu en geç Kozan Belediyesine harç yatırmak üzere başvurdukları tarihte öğrenmişlerdir. Kozan Belediyesinin 01/04/2003 tarihli yazıda 3. Sırada gösterilen 203 m2 sığınak kaydı bulunmaktadır. Davacıların davaya konu bodrum katın sığınak olduğunu ve niteliği gereği satışa konu olamayacağını 01/04/2003 tarihinde öğrendiklerinin kabul edilmesi gerekir. Davacıların geri isteme haklarının 01/04/2003 tarihinde doğduğunu kabul edilmesi gerekir.

Dava dilekçesi davalıya davalıya 03/04/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 17/04/2017 tarihinde süresi içerisinde verdiği cevap delikçesi ile zamanaşımı itirazında bulunmuştur.

Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın sonunda zamanaşımına uğrar. Dava 21/03/2017 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Bu nedenle davacılar K1 ve K5’un davalarının zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir.

Mahkemenin davacıların davasının esastan reddine ilişkin kararı yerinde değildir.

Sonuç itibariyle; Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, ancak yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm kurularak davanın davacı K3 yönünden aktif husumetten, diğer davacılar yönünden zamanaşamından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M
:İzah edilen nedenlerle,

1-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun
KABULÜ İLE;

2-
Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05/07/2018 tarih ve 2017/151 Esas – 2018/452 Karar sayılı kararının HMK’ nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca
KALDIRILMASINA ve YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN YENİDEN KARAR VERİLMESİNE
,
Davacı K3 tarafından açılmış olan davanın davacının
AKTİF DAVA EHLİYETİ YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE,
Diğer davacılar tarafından açılan davanın
ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
Alınması gereken 35,90 TL red karar ve ilam harcının peşin alınan 1.024,65 TL’ den mahsubu ile fazlaya ilişkin 988,75 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacılara
İADESİNE
,
Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde
BIRAKILMASINA
,
Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya
VERİLMESİNE,
Yatırılan gider ve delil avansından artan kısmın HMK’ nın 333. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran taraflara
İADESİNE
,
İstinaf incelenmesi yönünden;

1-
Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı 44,40 TL olmakla peşin alınan 35,90 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 8,50 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad
KAYDINA
,

2-
İstinaf talebinde bulunan davacılar tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irad
KAYDINA,

3-
İstinaf giderlerinin davacılar üzerinde
BIRAKILMASINA,

4-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

5-
İstinaf aşamasında kullanılmayan gider avansının ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde, istinaf talebinde bulunan davacılara
İADESİNE
,

6-
Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/3.maddesi uyarınca dairemizce
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde
Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi’ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/04/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!