T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: NİĞDE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI
: 2017/14 2018/111
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF TALEP TARİHİ
:16/07/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:04/12/2018
KARAR YAZIM TARİHİ
:04/12/2018
Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29/05/2018 tarih 2017/14 Esas, 2018/111 Karar ile kurulan hüküm nedeniyle davalının istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Müvekkilinin 20/03/2000 tarihinde davalı ile yapmış olduğu satış sözleşmesi ile, A1 Kasabası A2 mevkiinde bulunan elma bahçesini almak amacıyla davalıyla sözleşmenin yapıldığı tarihte bahçenin bedeli olarak 750,00 TL’yi davalıya ödediğini, davalı da o gün söz konusu miktarı aldığını, bahçe üzerinden hiç bir alacağının kalmadığını belirterek imzaladığını, sözleşmeye konu taşınmazın davalının annesi adına kayıtlı iken söz konusu taşınmaz davalının annesi K1’ın hayatta iken mirasçılarına malları paylaştırdığını, davalının annesi hayatta olduğu ve güvendiğinden dolayı tapunun devrini yapmadıklarını, dava konusu bahçenin o tarihten sonra müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin davalının annesi eski eşinden boşanmak istemesi sonrası K1 tarafından K2’a anlaşmalı olarak devir ettiğini, müvekkilinin önce haberi olmadığı, daha sonradan öğrendiğini, bahçenin devir edilmesi nedeniyle 20/03/2000 tarihli satış sözleşmesi uyarınca davalıya ödenen 750,00 TL’nin yasal faizi ile sözleşmeye konu bahçe için müvekkili tarafından yapılan masraflarının davalıdan alınmasına, yargılama gideri giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
Davacı taraf davalı ile 20/03/2000 tarihinde satış sözleşmesi yaparak elma bahçesi satın aldığı
, tapudan devrinin yapılmadığı, davacının harici taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri isteyebileceği, zorunlu ve faydalı masraflar yönünden ise davalıya husumet yöneltilemeyeceği değerlendirilerek davacı tarafından davalı aleyhine açılan taşınmazın bedeline ilişkin davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVALININ 16/07/2018 TARİHLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;
Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını ve mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, dava konusu taşınmazın şahsı adına kayıtlı olmadığını, şahsı adına olmayan tapudan dolayı davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu taşınmazı satanların 3.kişiler olduğunu, davanın K3 adına açıldığını, daha sonra şahsın tarafına yönlendirildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne verilen kararın hatalı olduğunu Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/14 esas -2018/111 karar sayılı ilamının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, istinaf kararı dönene dek icranın geri bırakılmasını talep etmiştir.
Sonuç İtibariyle;Yerel mahkeme kararının kaldırılımasını talep etmiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
20/03/2000 tarihli “Senettir” ve “Elma Bahçesi satış Senedidir” başlıklı belgenin incelenmesinde; “cinsi elma bahçesi, mevkisi köyönü, miktarı bir dekar olan bahçemi Niğde’nin A1 Köyünden Mehmet kızı, Sıdıka’dan doğma K4 aynı köyden kız kardeşimin gelini K5’la pazarlık ederek sattım. Değeri olan yediyüz elli milyon liramı aldım ve hiç bir alacağım kalmadı ve adı geçen yerle de hiç bir hak ve alakam yoktur. Aslında bu yer annemiz K1 adına tapuludur. Annemiz bu yeri bizlere hayatta iken paylaştırmış ve kendiside halen hayattadır. Bu nedenle tahsis vermem mümkün olmadığı için senetsiz satmayı uygun görmüşüzdür. Aksi halde bu pazarlıktan caymak dönmek gibi bir olur ve iş mahkemeye aksederse bana tarafıma hiç hakkın tanınmayacağını, tarafımızdan açılan davanın yersiz olacağını, masrafların tarafımıza olacağını ve almış olduğum paranın her lirası için yıllık yüzde yüz faiz ödemeyi taahhüt ve kabul ettiğimi açıkça belirtir, yazılı yazılı senedimi hazır şahitler yanında tastik ve imza ederim” denildiği, Satıcı olarak K4, Şahitler K6, K7 ve K8 tarafından imzalandığı,
Davacı vekili 25/01/2017 tarihli dilekçesi ile; maddi hata sonucu aynı isimde başka bir K4’in T.C. Kimlik numarası verdiklerini beyan ederek, davalı olarak gösterdikleri K4 sağ olduğunu, T.C. Kimlik numarasının ise 51622541488 olduğunu, maddi hatanın düzeltilmesini talep ettiği,
Tapu kaydına göre; Niğde ili, Merkez İlçesi, A1 Köyü, A2 mevkii, 1682 parsel sayılı taşınmazın 2.820,00 m2 yüzölçümü ve elma bahçesi niteliği ile tam hisse olarak 28/12/2011 tarihli satış ile Tahsin oğlu K2 adına kayıtlı olduğu,
Dava konu taşınmazın krokisinin celp edilerek dosya arasına alındığı,
Davacı tanığı K9 duruşmadaki beyanında; “Davacı benim kızım olur. Davacı kızım ile karşı taraf dava konusu taşınmazı senet yaparak satın almıştı. Senede hepimiz imzalarımızı attık. Ancak kızım boşanma davası açınca maliki sahibi bahçeyi K2’a sattı. 19 yıl önce 700 lira bedelle davacı kızım satın almıştı. Boşanma davası açılıncaya kadar bahçenin davacıya ait olduğunu biliyorduk. Bundan 3-4 yıl öncesine kadar bahçeye davacı ile kayın validesi beraber bakıyordu.” dediği,
Davacı tanığı K10 duruşmadaki beyanında; “Davacı benim kız kardeşim olur. Dava konusu taşınmaz iki parçaydı. Bunun bir parçasını düğün hediyesi olarak senet ile davacı kardeşime kayın validesi tarafından verilmişti. Daha sonra davacı kardeşim bahçenin diğer parçasını satın almış, ancak ben bunu kendisinden ve annemden duydum. Ben o sırada Kayseri’deydim. Eşi ile bakıyorlardı boşanana kadar.” dediği,
Davacı tanığı K11 duruşmadaki beyanında; Davacı benim 2012-2013 yıllarından beri işkur’un istihdam sağladığı evde çocuk bakımı kursunda tanıştık. O günden beri davacı arkadaşım olur. Kurs sırasında davacının boşanma davası da vardı. Her teneffüs aralarında kayın validesiyle telefonda görüşüyordu. Ağlıyordu ve tartışıyorlardı. Davacının anlattığına göre biri bahçesinin olduğunu, bunu senet imzalayarak kayın validesinin kız kardeşinden babasının aldığını söyledi. Telefonda kayın validesinin “sen boşandığın için senedi yapan baban ölmüştür bu nedenle senet geçersizdir. Bir hak iddia edemezsin. Evinde dursaydın. Bahçen bağın da olurdu. Şimdi hiç bir şeyin sahibi değilsin” şeklinde sözler söylediğini telefonda konuşurken hopörlerden ve davacıdan duydum. Ayrıca davacı bahçeye çok emek verdiğini, eşiyle beraber baktığını söylerdi” dediği,
Mahkemece dava değerinin güncellenmesi için dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bankacı Kurumsal Yönetim Uzmanı bilirkişi K12’ın 13/01/2018 tarihli raporuna göre; Davacının davalıya yapmış olduğu ödemenin tarihi esas alınarak mahkemece belirtilen tarihe kadar döviz kurları, altın fiyatları, tüketici fiyat endeksi, yurt içi üretici fiyat endeksi (enflasyon değerlendirme) ve asgari ücret değişimleri göre 20/03/2000 tarihinde ödenen 750,00TL’nin (sıfır atılmadan önceki değer 750.000.000 TL) 28/12/2011 tarihi itibariyle hesaplama yapıldığını, bulunan tutarların toplamlarının ortalaması esas alınarak davaya konu bedelin ödendiği tarihteki değerinin mahkemece belirlenen tarih olan 28/12/2011 itibariyle güncel değerinin 6.578,32 TL olarak tespit edildiğinin belirtildiği,
Davacı vekili bilirkişi raporu ve 26/12/2017 tarihli duruşma 1 nolu ara kararına karşı sunmuş olduğu tarihsiz dilekçesi ile; Söz konusu bahçeye müvekkili tarafından ağaç dikildiğini, her yıl bahçenin bakımı, budama, sulama ve ilaçlamasının yapıldığını, masraflara ilişkin belge bulunmadığını, masraf toplamının 20.000,00 TL olduğunu, davalarının 20.000,00TL masraf ve bilirkişi raporu ile belirlenen bahçe bedeli 6.578,32 TL üzerinde kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, hukuki niteliği itibariyle geçersiz olan gayrimenkul satış sözleşmesinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasıdır.
TMK’nın 706. Maddesi, eski Borçlar Kanunu’nun 213. Maddesi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK’nun 237. maddesi, Tapu Kanununun 26. Maddesi ve Noterlik Kanunu’nun 60. Maddesi uyarınca taşınmaz devri yükümlülüğünü içeren sözleşmelerin resmi şekilde yapılması zorunludur. Bu şekilde yapılmayan sözleşmeler taraflarına hak ve borç doğurmaz. Ancak taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler.
Somut olayda; Davacı vekili 750,00TL değer bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20/03/2000 tarihli satış sözleşmesi gereğince ödenen bedelin yasal faizi ve sözleşmeye konu bahçeye yapılan masrafları tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili masraflara ilişkin taleplerinin 20.000,00TL, satış bedelini ilişkin taleplerini bilirkişi raporunda belirlenen 6.578,32 TL üzerinden karar verilmesini talep etmiştir. Ancak dava her iki talep yönünden de tamamlama harcı yatırılmamıştır.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporu ile satış bedelinin güncel değerinin 6.578,32 TL olarak belirlenmiştir. Masraflara ilişkin talep ise 20.000,00 TL’dir.
Davacının vekili dilekçesi ıslah dilekçesi niteliğinde olup HMK’nun 179 ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılması gerekir.
Mahkemece bilirkişi raporu ile belirlenen 6.578,32 ve masraflar nedeniyle hüküm altına alınması talep edilen 20.000,00/TL üzerinden harç ikmalinin sağlanması, mahkemece yapılacak ihtara rağmen harç ikmali yapılmaması halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32.maddesi gereğince “dosyanın işlemden kaldırılmasına” karar verilmesi, davanın 3 aylık süre içerisinde harç yatırılarak yenilenmemesi durumunda ise HMK’nın 150/5 maddesi gereğince “davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmesi gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 maddesine göre mahkeme kararının esası incelenmeksizin kaldırılmasına, harca ilişkin usuli eksiklik giderilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca
KABULÜ ile,
2-
Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29/05/2018 tarih 2017/14 Esas, 2018/111 Kara sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine
GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 112.50 TL istinaf karar harcının (nispi) istek halinde, İlk Derece Mahkemesinceistinaf talebinde bulunan
DAVALIYA İADESİNE.
5-
İstinaf talebinde bulunan davalıdan alınan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDINA,
6-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,
7-
Kararın 6100 sayılı HMK’nın 353/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 bendi gereğince
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2018
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe