Adana BAM, 6. HD., E. 2018/505 K. 2019/4 T. 4.1.2019

İlgili TBK madde: TBK Madde 481

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22/05/2018 tarih ve 2016/163 Esas – 2018/123 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacı K1’ın Silifke İlçesi, A1 mevkiisindeki tek katlı evin üzerine çelik konstrüksiyonlu teraslı ev yapmak üzere davalı K2 ile anlaştığını, bu konuda tarafların 14.08.2015 tarihli sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre K2 evin bedelini peşin aldığını ve 30.10.2015 tarihine kadar evi yapıp teslim edeceklerini, davalı K2 sözleşmede belirtilen 30.10.2015 tarihinde söz konusu evi yapıp teslim etmediğini, Silifke 1.Noterliğinin 14 Aralık 2015 tarih 15842 yevmiye nolu ihtarı ile 15 gün içerisinde söz konusu evin yapılması aksi takdirde sözleşmenin fesih edilmiş olacağı, sözleşme bedelini ve sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle doğacak tüm zararların davalıya ait olacağının ihtar edildiğini, Silifke 1.Noterliğinin 14 Aralık 2015 tarih 15842 yevmiye nolu ihtarı 23.12.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarname ile verilen sürede de davalı tarafından ev yapılmadığı gibi bu güne kadarda yapılmadığını, bedeli iade edilmediğini, 14.08.2015 tarihli sözleşme münfesih olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakla 40.000 TL ev bedelinin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davclıdan alınarak davacıy verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkil ile davacı arasında yapılmış olduğu iddia edilen sözleşmeye dayalı olarak 40.000 TL bedel talep edildiğini, ancak müvekkili tarafından, davacı asile gönderilen Silifke 1.Noterliğinin 17520 yevmiye numaralı ve 23.12.2015 tarihli ihtarname cevabından hiç bahsedilmediğini, müvekkilinin bu ihtarnameye cevap beyanında da belirtmiş olduğu üzere, işin geciktirilmiş olması tamamen davacının kendi insiyatifi ile meydana geldiğini, müvekkilin çalışanları defalarca eve gitmiş ve hiçbirşey yapamadan geri geldiğini, zira evde yapılan işler ile ilgili olarak davacı ve eşi durdurulmasını, bir müddet ertelenmesini istemiş ve defalarca da bu süreci uzattıklarını, müvekkilinin yapmış olduğu hazırlık, kesmiş olduğu malzeme hepsinin işyerinde mevcut ve davacı ne zaman yapılsın dese yapılmaya hazır vaziyette olduğunu, zira ihtarnamede de de bu durumun belirtilmiş olduğu halde davacı tarafından müvekkil hiçbir şekilde aranmamış ve işin yapılması istenilmediğini, şu durumda davacı yanın haksız ve kötü niyetli durumda olduğunu, müvekkilinin 40.000 TL bedelde almış olmadığını, ayrıca işin davacı yanca yarım kalmış olması nedeni ile malzeme ve gerekli giderler de müvekkilin elinde kalmış ve maddi olarak kayba uğradığını, bu maddi kayba ilişkin de, bu maddi kayba ilişkin de mahkemece davanın kabulü kararı çıkması halinde mahsup talebi bulunduğunu, davacı asilin, müveklie yönelik olarak telefon ile cinsel taciz ve hakaret etmesi nedeni ile Silifke 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/184 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı asilin, bu dava nedeni ile müvekkiline karşı kin gütmekte ve davadan kurtulmak kastı ile iş bu mesnetsiz davaları açıp müvekkili mağdur etmeye ve toplum içinde küçük düşürmeye çalıştığını, bu nedenlerle davacının haksız davasının reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

Dava alacak davasıdır. Davacı Silifke İlçesi, A1 mevkiisindeki tek katlı evin üzerine çelik konstrüksiyonlu teraslı ev yapmak üzere davalı K2 ile anlaştığını, bu konuda tarafların 14.08.2015 tarihli sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre K2 evin bedelini peşin aldığını ve 30.10.2015 tarihine kadar evi yapıp teslim edeceklerini, davalının sözleşmede belirtilen 30.10.2015 tarihinde söz konusu evi yapıp teslim etmediğini, davalıya evin yapılması aksi takdirde sözleşmenin fesih edilmiş olacağı, sözleşme bedelini ve sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle doğacak tüm zararların davalıya ait olacağının ihtar edildiğini, ihtarnamenin davalıya 23.12.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarname ile verilen sürede de davalı tarafından ev yapılmadığı gibi bu güne kadarda yapılmadığını, bedeli iade edilmediğini, 14.08.2015 tarihli sözleşme münfesih olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakla 40.000 TL ev bedelinin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde söz konusu evin davacının talebi ile yapılmadığını, davalıya gönderilen ihtarnameye cevabi ihtarname gönderildiğini, ayrıca işin davacı yanca yarım kalmış olması nedeni ile malzeme ve gerekli giderler de davalının elinde kalmış ve maddi olarak kayba uğradığını, bu maddi kayba ilişkin de, bu maddi kayba ilişkin de mahkemece davanın kabulü kararı çıkması halinde mahsup talebi bulunduğunu, davacı asilin, davalıya yönelik olarak telefon ile cinsel taciz ve hakaret etmesi nedeni ile Silifke 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/184 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı asilin, bu dava nedeni ile davalıya karşı kin gütmekte ve davadan kurtulmak kastı ile iş bu mesnetsiz davaları açıp davalıyı mağdur etmeye ve toplum içinde küçük düşürmeye çalıştığını, bu nedenlerle davacının haksız davasının reddini talep etmiştir. Somut olayda taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi düzenlendiği, bu eser sözleşmesi gereğince davalının 14/08/2015 tarihli protokoldür yazılı belgeyi davacıya verdiği, bu sözleşme uyarınca iş bedelinin davalı tarafça peşin alındığı, işin ise dava tarihinde ve karar tarihine kadar davalı tarafça yapılmadığı iki tarafında kabulünde olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafça davalıya ödenen iş bedelinin miktarı ve işin davalı tarafça neden yapılmadığı hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan 14/08/2015 tarihli belgede tarafların davacıya ait Mersin İli Silifke İlçesi A1 Mahallesi Kayabaşı mevkiinde bulunan tek katlı evin üzerine teraslı ev yapılması konusunda anlaştıkları, evin parasının peşin olarak alındığı, bu yapılan işlerden dolayı hiçbir ücret talep edilmeyeceği, işin en geç 30/10/2015 tarihine kadar bitirilip teslim edileceğinin yazılı olduğu ve bu belgenin davalı tarafından imza altına alındığı, davalının bu belgeye ve sözleşmeye itiraz etmediği anlaşılmıştır. Taraflarca karşılıklı birbirlerine ihtarname keşide edilmiş, bu ihtarnameler dosya arasına celbedilmiştir. Davacı tarafından 23/12/2015 tarihinde davalıya tebliğ edilen Silifke 1. Noterliğinin 14/12/2015 tarih, 15842 yevmiye numaralı ihtarnamede

14.08.2015 tarihli sözleşmeye göre K1 KOÇAK ait olan A1 Mahallesi Kayabaşı mevkisindeki tek katlı evin üzerine 30.10.2015 tarihine kadar çelik konstrüksiyonlu teraslı ev yapmak üzere ev yapım bedeli olan 40.000 TL yi peşin olarak almış bulunmaktasınız. Bu güne kadar söz konusu evi yapmamış bulunmaktasınız. 15 gün içerisinde söz konusu evi yapmanızı aksi takdirde sözleşmenin fesih edilmiş olacağını, sözleşme bedelini ve sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle doğacak tüm zararların tarafınıza ait olacağını bu konuda hukuki yollara başvuracağımızı tüm masrafların tarafınıza ait olacağını ihtaren bildiririm. Sayın Noter 3 nüshadan oluşan iş bu ihtaratın bir suretinin karşı tarafa gönderilmesini bir suretinin tarafınızda saklanmasını bir suretinin tebliğ şerhli olarak tarafımı verilmesini talep ederim.

‘ yazılı olduğu, davalı tarafından gönderilip davacıya adres yetersizliği nedeniyle tebliğ edilemeyen Silifke 1. Noterliğinin 23/12/2015 tarih, 17520 yevmiye numaralı ihtarnamede ihtarnamede

Tarafına tebliğ edilmiş olan, Silifke 1.Noterliğinin 15842 yevmiye numardalı ve 14.12.2015 tarihli ihtarname hukuka aykırıdır ve tarafımızca kabul edilmesi mümkün değildir. Şöyle ki: Öncelikle benim K1’a herhangi bir borcum bulunmamaktadır. Kendisi ile A1 Köyünde bulunan evinin çatısına çelik konstrüksiyon sistemi yapılması için anlaşıldı ve kendisinden 15.000 TL bedel alındı. Ölçüler alındı, malzemeler hazırlandı, tamamı işyerinde mevcuttur. Ancak kendisi gelerek bir müddet işin ertelenmesini istedi. Bize herhangi bir zaman belirtmedi. Kendisi ile görüştüğümüzde ise yapılmayacağını söyledi. Bize haber vereceğini belirtti. Biz 10.Ayda gittik yapmak için, yeri gördük, son ölçüleri aldık ve tüm malzemelerin hazır olduğunu belirttik. Kendisi yine işlem yapılmasın dedi ve bizi durdurdu. Buna ilişkin telefon konuşmaları mevcuttur ve döküm halinde çıkartılabilecektir .Daha sonra ise bu izah edilemeyecek ihtarname tarafımıza tebliğ edilmiştir. Bahsi geçen malzemeler halen işyerinde mevcuttur ve kendisi izin verdiği müddetçe yapılacaktır. Şu şartlarda tarfımıza yapılmasını ilişkin izin verilip zorluk çakartılmadığı takdir de 30 gün içerisinde bu işi yapacağımızı beyan ederiz. Zira işlerimiz çok yoğundur ve bu iş yüzünden de bazı işlerimiz de aksamıştır. Kış ayı olması sebebi ile meteoroloji durumuna göre yağışlı günler de olacağı bildirildiğinden mevsim şartları izin verdiğiölçüde 30 gün içerisinde bu işi bitireceğimizi beyan ederiz. Çünkü biz herhangi bir kimseyi mağdur etme durumunda değiliz. Şimdiye kadar senelerdir Silifke’de iş yapmaktayım. Hiç kimsenin parası bizde kalmadığı gibi parayı alıp işi yapmama gibi bir durumumuz hiç olmamıştır. Alnımız açık bir şekilde kimse ile bir sorun yaşamadan senelerdir işlerimizi yürütmekteyiz. Burada yapılmamasının sebebi ihtar çeken K1’ın kendisidir ve haksız ve hukuka aykırı bir şekilde vermemiş olduğu bir bedelin iadesini istemektedir. Bu da kötüniyetli bir yaklaşımdır. Yapmaya niyetimiz olmasa zaten ibraname vermeyiz. Zira ibraname verdiğimiz zaman parayı almıştık, yani ibraname vermesek kendimiz vermezdik. İşi ötelerdik. Bunun haricinde bahsi geçen 40.000 TL bedelli bir borcumuz bulunmamaktadır. Bu işi yapmamıza müsaade edilmez ise ileride oluşabilecek hukuki yollara başvurmaya ilişkin masraflarında tarafınıza ait olacağını beyan ederiz. Üç nüshadan ibaret iş bu ihtarmanenin bir nüshasının muhataba tebliğini, tebilğ eşrihin taşıyan bir nüshasının tarafıma verilmesini diğer nüshasının tarafınızca saklanmasını saygı ile talep ederim
” yazılı olduğu görülmüştür. Taraf tanıkları mahkememizce dinlenilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 200. maddesi
”Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.
” şeklinde düzenlenmiştir. Dava değeri itibariyle dava konusu olayda senetle ispat zorunluluğu olduğu aşikardır. 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi ise
”Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenlenmiştir. Davalı tarafından imza altına alınan 14/08/2015 tarihli belge somut olayda taraflar arasındaki sözleşme bakımından delil başlangıcı niteliğinde olup davacı taraf uyuşmazlık konusu kısımları tanık ile ispat edebilecektir. Dinlenen davacı tanıkları beyanların davacının davalıya işin yapımı için 40.000,00 TL para ödediğini, davalının bu ödemeye rağmen anlaşma gereğince üstlendiği işi yapmadığını beyan etmişlerdir. Davalı taraf ise keşide ettiği ihtarname ile aldığı iş bedelinin 15.000,00 TL olduğunu iddia etmiş ise de dinlenen davalı tanıkları beyanlarında iş bedelini bilmediklerini, sadece davacı istemediği için işin yapılmadığını beyan ettikleri anlaşılmıştır. Alacağın varlığını ve miktarını ispat yükü kendisinde olan davacı yan tanık beyanları ve 14/08/2015 tarihli belge, davalının 15000,00 TL ödeme aldığını iddia etmiş ise de bu iddiasını ispata yarar dosya arasına delil sunamamış olması karşısında davalıya 40.000,00 TL para ödediğini ispat etmiştir. Taraflar arasındaki ikici uyuşmazlık noktası ise işin neden yapılmadığı hususundadır ki burada ispat yükü davalı üzerinde olup davalının işin yapılmadığını dava değeri itibariyle senetle ispat etmesi gerekmektedir. Davalı taraf bu konuda sadece tanık dinletmiş olup, tanıklar davacının davranışları, işin yapılmasını istemeyişi yüzünden işin yapılmadığını beyan etmiş iseler de davacı tarafından 23/12/2015 tarihinde davalıya tebliğ edilen Silifke 1. Noterliğinin 14/12/2015 tarih, 15842 yevmiye numaralı ihtarnamede işin yapılması için ihtarnamenin tebliğinden itibaren verilen 15 günlük süre içinde sözleşme konusu ev yapılmadığı gibi davacıya adres yetersizliği nedeniyle tebliğ edilemeyen Silifke 1. Noterliğinin 23/12/2015 tarih, 17520 yevmiye numaralı ihtarnamesinde halen zorluk çıkartılmadığı takdirde 30 gün içinde bu işi yapacağımızı beyan ederiz şeklindeki beyan işin dava tarihine kadar yapılmamış olması ve davalıya işin yapılmasına izin verilen ihtarname çekilmiş olmasına rağmen cevabi ihtarnamede halen davacı tarafından verilen sürede işin yapılacağının belirtilmediği gibi daha fazla süre öngörerek cevap verilmesi ve dava tarihine kadar işin yapılmamış olması düşünüldüğünde davalı tanıklarının beyanları hayatın olağan akışına aykırı olduğundan dikkate alınmamış ve davalı borçlunun işin yapılması konusunda temerrrüde düştüğü anlaşılmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacının davalıya ödediği 40.000,00 TL’nin davalıya ihtarname keşidesi ile verilen 15 günlük süreden sonraki tarih olan temerrüdün gerçekleştiği 08/01/2016 (ihtarnamenin tebliğ tarihi 23/12/2015 tarihi olup 15 günlük verilen yapım süresinin son günün ertesi günü olan) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili 20/07/2018 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;

1-
Yerel mahkemece ifadeleri alınan davacı tanıklarının dava konusu 40.000,00 TL’ yi davalıya verirken görmediklerini, bedel ödenmesi esnasında tarafların yanında bulunmadıklarını, sadece davacı ve eşinin beyanları ile duyduklarını anlattığını, tanıklarının görgüsü olmadan tanık beyanlarının hükme esas alındığını,

2-
Ayrıca taraflar arasındaki bedel uyuşmazlığına ilişkin, Yargıtay ilgili hukuk dairesinin kararında çekişmenin eser sözleşmesi ilişkisinden doğduğu için kural olarak eserin meydana getirilip teslim edildiğinin ispatı yükleniciye, bedelin ödendiğinin ispatı ise iş sahibine düşeceğini, sonuç olarak yerel mahkemece ödenen bedelin miktarı hususundaki uyuşmazlık olduğundan, yerel mahkemece tanık dinlemenin dışında usulü hiç bir işlem yapılmadığını, mahkemece gerekirse keşif yapılarak bilirkişiye, yapılan yapılan işlerin yapıldığı yıl rayiçlerine uygun bedelin hesaplatılması gerektiğini,
Sonuç itibariyle;Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden mahkemenin kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 10/08/2018 tarihli istinafa cevap dilekçesinde özetle;

Davalının sözleşme doğrultusunda belirtilen tarihte dava konusu evi teslim etmemesi üzerine 14/12/2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, davalının bu ihtara karşın işi yapmadığı gibi peşin olarak ödenen miktarı da teslim etmediğini, sonucunda yerel mahkemeye açılan davanın dinlenen tanıklarla ispat edildiği ve yerel mahkemece kabul edildiğini, herhangi bir eksik inceleme yapılmadığını, davalının da tanık dinletme hususlarına itirazlarının olmadığını, ayrıca keşif ve bilirkişi inceleme taleplerininde bulunmadıklarını, yerel mahkemece verilen kararın yerinde olduğu ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini,
Sonuç itibariyle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olarak verildiğinden mahkemenin kararının onanmasına karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Protokoldür başlıklı 14/08/2015 tarihli belgenin incelenmesinde;
“K1’a ait olan A1 mevkiinde olan tek katlı evin üzerine çelik Konstrüksiyon teraslı ev yapılacaktır. Evin parası (bedeli) peşin olarak alınmıştır. Bu yapılacak işlerden dolayı hiçbir ücret talep edilmeyecektir. İş engeç 30/10/2015 tarihine kadar bitirilip teslim edilecektir” denildiği, F2 Mobilya Doğrama Dekarsyon K2 tarafından imzalandığı,
Silifke 1. Noterliği’nin 14/12/2015 tarih ve 15842 yevmiye numaralı ihtarnamenin incelenmesinde;

İhtar edenin K1, ihtar edilenin K2 olduğu, ihtar konusunun 14/08/2015 tarihli sözleşme gereğince ihtar edilen tarafından yapılması gereken evin yapılmadığı, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde yapılması için süre verildiği, aksi halde sözleşmenin fesh olacağı, sözleşme bedeli ve sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle doğacak tüm zararların ihtar edilene ait olacağı hususunun ihtar edildiği, ihtarnamenin 23/12/2015 tarihinde ihtar edilene tebliğ edildiği,
Tapu kaydına göre; Mersin ili, Silifke İlçesi, A1 Mahallesi 1285 sayılı parselin 3.894,04 m2 ve Bağ ve Arsa niteliği ile Mehmet kızı K1 adına kayıtlı olduğu,
Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/112 E. Sayılı dosyasının incelenmesinde;

Müştekinin K2, sanığın K1, suçun sesli,yazılı veya görüntülü ileti ile hakaret, cinsel taciz, kişilerin huzur ve sükununu bozma olduğu, suç tarihinin 04/12/2015 olduğu,
Silifke 1. Noterliği’nin 23/12/2015 tarih ve 17520 yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde;

Cevap ve ihtar edenin K2, karşı tarafın K1 olduğu, ihtar konusunun Silifke 1.Noterlilği’nin 14/12/2015 tarih ve 15842 yevmiye nolu ihtarnameye cevap verildiği, ihtar eden K1’a borcu olmadığını, ihtar konusu ile ilgili anlaşma yapıldığını, bedelin 15.000,00TL olduğunu, ifanın K1 tarafından ertelendiğini, malzemelerin halen işyerinde olduğunu, taraflarına 30 gün süre verilmesi durumunda işi yapacaklarını, işlerinin yoğun olması yüzünden bazı işlerinin aksadığını, işi yapmaya niyetleri olmasa zaten ibra vermeyeceklerini, ibramane verdiğimiz zaman parayı da almıştık, ancak 40.000,00TL borçlarının bulunmadığı hususlarının ihtar edildiği,
Davacı tanığı
K3 duruşmadaki beyanında;
“Davacı taraf 20-25 yıldır hem komşum hemde arkadaşımdır. Ben tararlar arasında yapılan sözleşmeyi görmedim. Ancak davacınn bana anlattıklarından duydum. Bu olay sebebiyle davacı eşiyle sürekli tartışmaktaydılar. 6 ay kadar öncede sürekli kavga etmektedirler. Bu sözleşmeyegöre 3 ay içinde evin yapılarak bitirilerek davacıya teslim edileceğini biliyorum. K1 hanmın bana anlattığına göre advalı taraf ivin yapım işini sürekli ertelemekteymiş, Davacı bu sözleşme sebebiyle çok sıkıntı yaşadı. Bu sıkıntısı bize dahi sıkıntı oldu. 40.000,00TL para ödediler. 24.000,00 TL’sini F1 bankasından kredi çekerek ödedi. Bende bu kredi çekimi sırasında bankada tesadüf etmem sebebiyle krediyi biliyorum. Ben bu 40.000,00KL’nin elden ödendiğini biliyorum.Ben böyle duydum. Ben davalının evi yapmak için hazır olduğunu,K1’nin onu eengellediğine dair hiç birşey duymadım.Eylül ayında bu sözleşme yapılalı iki yıl oldu” dediği,
Davaca tanığı
K4 duruşmadaki beyanında;

Ben tarafların sözleşme sırasında orada değildim. Ancak davacının rahmetli eşi bana bi defasında F2 Mobilyaya 40.000.TL para ödedim. Ancak ne evi yapatılar nede parayı geri istediğimde parayı verdiler demesi sebebiyle olayı biliyorum. Ben davalının neden yapmadığını bilmiyorum. Ben sadece yukarıda anlattığım olayı biliyorum. Benim bu olaya dair bilgim davacının eşinin bana sözlediği bu sözleridir” dediği,
Davalı tanığı
K5 duruşmadaki beyanında;
” Ben K1’ı müşterimiz sebebiyle tanırım.Benim bize çekilen ihtarnameden haberim yoktur. Ben davacı ile anlaştığımız prefabrik evin malzemelerini hazırladım ancak K2 bey beni bekleyecek diye durdurdu. Neden bekleyeceğimi bilmiyorum bu nedenle yapamadım. Prefabrik evin malzemeleri öncelikle atölyede bir araya getirilir.Yani kurulur daha sonrasında ise montajı yapılır.Ben bunun kurulumu yaptım biri tek montajı kalmıştı. Ben bu tarafların arasındaki anlaşmaya ilişkin ihtarname duymadım. Tarafların ben ne kadar paraya anlaşatıklarını hatırlamıyorum. Ancak bunun sözleşmesi bizde vardır. Bizde sözleşmesiz iş olmaz. Dolayısıyla anlaşılan şartları içeren bir sözleşme hazırlanır. Ben taraflar arasında sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığını bilmiyorum. Ancak K1 hanıma 3 boyutlu sunum yaptık.K1 hanım kabul etti. Ben de yayladaki evin yerini gördüm ve bu konu üzerinde anlaştık. Bizi bu sırada K1 hanımın F3nun arkasındaki evini, A2’undaki evini yaptık. Ancak bu ev kaldı. Ancak ben neden bekletildiğini bilmiyorum. Hatta A2’undaki evde de bir sıkıntı oldu. Komşusu yapılan inşaatı durdurdu. Birkaç kez gidip dönmek zorunda kaldık” dediği,
Davalı tanığı
K6 duruşmadaki beyanında;”Ben taraflar arasında sözleşme yapılmadığını hatırlamıyorum. Prefabrik bir ev yapılacağını biliyorum. Ben tarafların bu evin yapımı konusunda kaç TL’ye anlaştıklarını hatırlamıyorum. Bu evin yapılmadığını biliyorum. K1 hanım şuan dursun yapılmasın dedi o yüzden yapılmadı. Ben K1 hanımın çektiği ihtarnameden haberdar değilim. Ben K1 hanımın dursun yapılmasın dediğini K2 beyden duydum, K1 hanımdan duymadım. Bize böyle söylendi sonrada yapılmadığını bilmiyorum. Biz işle ilgili görüşmelere karışmıyorduk. Sadece işyerinde konuşulanlardan duyduğum kadarıyla bilgim vardır. K2 bey bana bunu söylediğinde malzemeler alınmıştı. Prefabrik evler için kurulum işyerinde yapılır sonra teslim edilir. Kurulumu yapılmıştı malzemelerin K2 bey bana beklesin dediğini söylediğinde. O esnada başka birine prefabrik ev yapıyormuyduk onun hazırlığı var mıydı hatırlamıyorum. K2 beyin parayı peşin alıp almadığını da hatırlamıyorumz. Ben K1’nin kendi yerine mi bu evin yapılacağını bilmiyorum. Sadece A1’da bir arsa olduğunu biliyorum” dediği,
Dava, hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenen bedelin işin yapılmaması nedeniyle iadesi davasıdır.

Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kürk Borçlar Kanunu’nun 481. Maddesinde;
“Eserin bedeli önceden belirlenmemiş ve yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinin kuruluğu çekişmesizdir. Eser sözleşmelerinde kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. Bir başka değişle yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de işin bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmayıp, iş bedeli konusunda taraflarda anlaşamamışlarsa iş bedelinin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiç fiyatlarına göre belirlenmesi gerekir. ( Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 02/11/2017 tarih ve 2016/5060 E., 2017/3793 K.sayılı kararı)

Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin , hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması(TMK.6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK.190) nedeniyle teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan yüklenici, eseri sahibine, sözleşmeye uygun olarak teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 18/12/2017 2017/2363 E.,2017/4447 K. Sayılı kararı).

SOMUT OLAYDA;

Taraflar arasında davacıya ait A1 köyünde bulunan evinin üstüne çelik konstrüksiyondan yapılmasına ilişkin eser sözleşmesi yapıldığı, iş bedelinin ödendiği ve eserin yapılmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eserin bedelinin ne kadar olduğu hususundadır. Zira eserin kararlaştırılan bedelinin davacı tarafından ödendiği, davalının imzasını taşıyan 14/08/2015 tarihli belge ile sabittir. Davacı tanıkları davalıya ödenen bedelin 40.000,00 TL beyan etmişlerdir.

Mahkememizce 2018/483 E., 2018/587 K. Sayılı dosyası ile istinaf incelemesi yapılan Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/05/2018 tarih ve 2016/134 E., 2018/178 K. Sayılı dosyanın davacısının K1, davalısının K2 olduğu, dava konusunun taraflar arasında imzalanan eser sözleşmelerinden kaynaklandığı, 2016/134 E. Sayılı dosyanın 15/06/2017 tarihli celsede dinlenen davalı K2 tanığı K7 “davacı K1 bizim müşterimizdir. Yayladaki ev için de ben prefabrik bir konut hazırladım. Ancak sonradan iptal oldu. O zamanki şartlarda bu işin bedeli 45.000,00-50.000,00TL civarıydı. Ancak net bedeli yine bilmiyorum. Takribi olarak söylüyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık işin ustası olan kişidir. Bu nedenle eser sözleşmesine konu prefabrik evin bedelinin 40.000,00 TL olduğu kabul edilmelidir.

Davalı taraf iş bedelinin 40.000,00 TL değil, 15.000,00 TL olduğunu beyan etmiş ise de dinlenen davalı tanıkları taraflar arasında evin yapımına ilişkin anlaşma yapıldığını, ancak kararlaştırılan bedel konusunda bilgileri olmadığını beyan etmişlerdir. Davalı da iş bedeli olarak 40.000,00 TL değil, 15.000,00 TL aldığını kesin delille ispat edememiştir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararı yerindedir.

Sonuç itibariyle;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan rededine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM;

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun
6100 Sayılı HMK 353/1-b.1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gereken 683,10 TL istinaf karar harcı (nispi) peşin alınmakla, başkaca harç alınmasına
YER OLMADIĞINA,

3-
İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDEDİLMESİNE,

4-
İstinaf masraflarının, başvuran davacılar üzerinde
BIRAKILMASINA,

5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

6-
Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/3.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/01/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!