Adana BAM, 6. HD., E. 2018/228 K. 2018/227 T. 5.7.2018

İlgili madde: TMK Madde 994

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Silifke 2.Asliye Hukuk
Mahkemesi nin 15/03/2018 tarih ve 2016/191 Esas – 2018/192 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan istinaf karar incelemesinde;

Davacı vekili 28.03.2016 tarihli dava dilekçesinde, davacı-yüklenici ile davalı-arsa sahipleri
K1
,muris
K2
,muris
K3 ve muris
K4 arasında 01.01.1984 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını,sözleşmeye göre Mersin ili,Silifke ilçesi,
A1 mahallesinde tapuya kain 31 ada 21 ve 41 parsel sayılı taşınmazlar üzerine inşaat yapılmasının kararlaştırıldığını,31 ada 21 ve 41 parsel sayılı taşınmazların tevhid işlemi ile 958 ada 1 parsel olduğunu ve bu parsel üzerine yapılan inşaatın alınan bilirkişi raporlarına göre % 82,03 oranında tamamlanmasına rağmen arsa sahiplerinin açmış olduğu inşaat sözleşmesinin feshi davası sonunda
Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1303 Esas-2004/738 Karar sayılı ilamı ile geriye dönük feshedildiğini, sözleşmenin geriye etkili feshinin 01/10/2007 tarihinde kesinleştiğini,sözleşmenin feshi üzerine davacı-yüklenicinin Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/19 E. sayılı davası ile Mersin ili,Silifke ilçesi,
A1 mahallesinde tapuya kain 958 ada 1 parselde yapılan inşaatın imalat bedelinin arsa sahiplerinden tahsili ve tahsil sağlanıncaya kadar hapis hakkı bulunduğunun tespitine yönelik dava açıldığını ve yargılama sonunda 03.06.2015 tarihinde davanın kabulüne karar verilmesine rağmen davalılar
K1 ile K5’ın bu hapis hakkına rağmen 21 ve 28 nolu bağımsız bölümleri K6’ya kiraladıklarını ve bu kişi tarafından evcil hayvan malzemeleri satış yeri olarak kullanılmaya başlandığını ve Silifke Belediye Başkanlığından işyeri açma ve çalışma ruhsatı alındığını, belediyeden bunlara dair evrakları aldığını, K1 dışındaki hissedarların ölmüş olması nedeniyle bu hisselerin mirasçıları elbirliği halinde malik konumunda olduklarını, diğer mirasçıların kiraya onay vermesi gerektiğini, ancak K1
‘nün onay almadığını, Mersin ili,Silifke ilçesi,
A1 mahallesinde tapuya kain 958 ada 1 parseldeki 21 ve 28 numaralı bağımsız bölümlere vaki müdahalenin önlenmesi,tahliyeleri ve kullanma hakkının geri iadesiile vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı K5 vekili 12/04/2016 havale tarihli cevap lahiyasında,
1 parsel üzerinde bulunan 21 ve 28 nolu dükkandan davalı K5’ın K1 tarafından açılan Silifke 1. AHM’nin 2012/734 esas 2015/354 karar sayılı ilamı ile men edilerek Silifke İcra Müdürlüğünün 2015/3841 sayılı dosyası üzerinden işlem yapılmış olduğunu,söz konusu yerlerin arsa sahilerine fiilen teslim edildiğini, bu nedenle K5’ın zilyetliğinde olan bir taşınmaz bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K1 vekili 20/04/2016 havale tarihli cevap lahiyasında, hissedarlardan müvekkilinin hayatta olduğunu, diğerlerinin vefat ettiğini, hisselerinin mirasçılarına intikal ettiğini, davacının belirtilen sürede ve şekilde inşaatı yapmaması nedeniyle arsa sahipleri tarafından inşaat sözleşmesinin feshi için dava açıldığını ve yargılama sonunda davacının kusurlu olması nedeniyle davanın kabulüne karar verildiğini beyan ederek davanın esasa girilmeden davacı sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
; Husumet yokluğu nedeniyle Davanın Reddine,harca,vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmettiği,
DAVACI VEKİLİNİN İSTİNAF NEDENLERİ ; Silifke 2.Asliye Hukuk Mahkemesi vermiş olduğu kararın gerekçe kısmında, “Davacının Mersin İli Silifke İlçesi
A1
Mahallesi 31 ada 41 ye 21 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin imzalanan 01,01.1984 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenici sıfatı ile tarafı olduğunu, sözleşmenin Silifke 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/367 Esas-l999/878 Karar sayılı ilamı ile geriye etkili şekilde fesih edildiğini, feshe ilişkin kararın 06/10/2003 tarihinde kesinleştiği, davacı yüklenicinin arsa sahibi olanlardan yararlı ve imar mevzuatına uygun olan imalatın parasal karşılığının ödenmesi talebi ile açmış olduğu davanın kısmen kabulüne ve 518.059,00 TL’nin arsa sahibi davalılardan payları oranında tahsiline dair Silifke 3,.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/19 Esas- 2015/188 Karar sayılı kararının verildiğini ve iş bu kararda, davacı yüklenicinin kat karşthğ inşaat sözleşmesine göre yüklenicinin hissesine düşen ve verilen kararlarla bu hisseleri iptal edilen gayrimenkuller üzerinde imalat bedeli ödeninceye kadar hapis hakki tanınmasına dair talebinin reddedildiğinin belirtildiğini,Halbuki 2.Asliye Hukuk Mahkemesi, 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli kararındaki hapis hakkı ile ilgili müspet veya menfi karar vermediğini yanlış değerlendirerek hapis hakkının reddedildiğini belirterek yanlış bir değerlendirme yaptığını,Silifke 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/19 Esas-2015/19 Karar sayılı gerekçeli kararında davacının imalat bedeli alacağına hükmetmesine rağmen, hapis hakkı ile ilgili davacı-yüklenicinin isteği konusunda müspet veva menfi bir karar verilmediğini,Silifke 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/19 Esas-2015/l88 Karar sayılı kararının davacı tarafından temyiz edildiğini ve Yargıtay safhasında olduğunu,kararın henüz kesinleşmediğini,Mahkemenin bu dosyada geriye etkili şekilde fesih edilen Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereği yapılan imalat bedelinin davacı-yükleniciye ödenmesine karar vermişken ve imalat bedelinin davacı-yükleniciye ödeninceye kadar TMK. 994. maddesi gereği hapis hakkının da bulunduğunun tespit edilmemiş olmasının son derece yanlış olduğunu,Silifke 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin yasanın açık hükmüne rağmen vanlış ve eksik inceleme ile karar verdiğini,Silifke 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/191 Esas sayılı dosyasında tekrarlamış olmasının yasal olmadığını,davacı yasa gereği kendisine tanınan hakkına tecavüzün önlenmesini talep ettiğinden dava açma sıfatının mevcut olduğunu,Silifke 2.Asliye Hukuk Mahkemesi vermiş olduğu kararın gerekçesinde TMK. 994.maddesinin yasal şartlarının oluşmadığını belirtmiş ise de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ nun 993. ve 994. maddeleri geri vermekle yükümlü iyiniyetli zilyedin hak ve borçlarını düzenlediğini,sözleşmenin geriye etkili feshi nedeni ile yüklenicinin inşaatı, arsa sahiplerine geri verme yükümlülüğü varsa da, arsa sahiplerinin de yüklenicinin yapmış olduğu inşaatın imalat bedelini ödeme yükümlülükleri olduğunu,arsa sahipleri bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri sürece de, yüklenicinin TMK.994.maddesi gereği inşaatı geri vermekten kaçınma, zilyetliğinde bulundurma ve kullanma hakkı mevcut olduğunu,bu hakka ilişkin Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin birçok emsal nitelikte kararı olduğunu,Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 21.07.2005 tarih ve 2005/3686 esas – 2005/4432 karar sayılı ilamında; “Sözleşme fesih edilerek yüklenici sıfatında olan kooperatifin taşınmaza müdahalesinin men ‘ine karar verilmiş olmakla bu dava kapsamında kooperatifin yüklenici sıfatıyla taşınmaz üzerine yapmış olduğu inşaatın bedelinin de hüküm altına alınması zorunludur. Yüklenicinin bu bedel ödeninceye kadar taşınmaza müdahalesinin önlenmesine karar verilemez. Yüklenicinin bu yönden geri vermekten kaçınma hakkı Medeni Kanunun 994, maddesi gereği mevcuttur. ” dendiğini,Silifke 2.Asliye Hukuk Mahkemesi karar gerekçesinde, davada davacının zilyet olduğuna dair iddiasının bulunmadığını belirttiğini,davacı zaten yasa ile sahip olduğu hakkının arsa sahipleri tarafından haksız olarak gasp edilmesi nedeni ile bu davayı açtığını,Mahkemeden davalıların haksız müdahelesinin önlenmesi ile zilyetliğinin geri iadesini talep ettiğini,açılan davada davalılardan
K1
‘nün Mersin İli, Silifke Üçesi,
A1
Mahallesi 958 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 21 nolu ve 28 nolu bağımsız bölümleri
K6 kiraladığı,ancak davalının 01.01.1984 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı imalat bedeli borcunu davacıya ödemediğini, Mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını,davalıların TMK.994 maddesi gereği Mersin İli, Silifke İlçesi,
A1
Mahallesi 958 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 21 ve 28 notu bağımsız bölüm üzerindeki müdahalelerinin önlenmesi ile dava konusu yerden tahliye edilmelerine ve zilyetliği ve kullanma hakkını davacıya verilmemiş olmasının yasa hükümlerine aykırı olduğunu,davacı, 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 20l3/19 Esas sayılı dosyasındaki gerekçeli kararda hükmedilen imalat bedeli alacağını Silifke İcra Müdürlüğünün 2015/5951 Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğundan ve arsa sahiplerinin banka hesaplarına İcra Müdürlüğü tarafından haciz konulmasına rağmen, iyiniyetten yoksun davalıların davacıya ödeme yapmamak için bankaya yatırmaları gereken kira gelirlerini elden tahsil etmek sureti ile hem devletin alması gereken stopaj gelir vergisini alamamakta, hem de davalılar borçlarını ödemekten kaçındıklarını,Mahkeme tarafından bu konuda araştırma ve inceleme yapılmadığını,Silifke 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.03.2018 tarih ve 2016/191 Esas-2018/192 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılarak Mersin ili,Silifke ilçesi,
A1 mahallesinde tapuya kain 958 ada l parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 21 ve 28 nolu bağımsız bölümler üzerindeki davalıların müdahalesinin önlenmesi ile dava konusu yerden tahliyelerine ve davaya konu iş yeri olan dükkanların zilyetliğinin (kullanım hakkının) davacılara geri iadesine,yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

İstinaf başvurusuna yanıt veren davalı
K1 vekili dilekçesinde;Silifke 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/19 E. sayılı davasında imalat bedelinin tahsili davasına dair dava dilekçesinin sonuç bölümünde; “…inşaat imalat bedelinin tahsiline,İMALAT BEDELİ ÖDENİNCEYE KADAR TARAFIMIZA HAPİS HAKKI TANINMASINA“ denildiğini,ancak mahkemece yapılan yargılama sonucunda imalat bedeli kısmen karar altına alındıktan sonra FAZLAYA İLİŞKİN TALEPLERİN REDDİNE karar verildiğini,reddedilen fazlaya ilişkin talepler içinde hapis hakkı tanınmasına ilişkin talepde bulunduğu halde,davacı- vüklenici kararı bu yönü ile temyiz etmediğini,böylece hapis hakkına ilişkin red karannın kesinleştiğini,davacının yasal düzenleme nedeniyle hapis hakkı olmamakla birlikte,diğer talepleri ile birlikte hapis hakkı ve sair fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen kararı sadece imalat bedelinin miktarı yönünden temyiz ettiği nedenle hapis hakkı tanınmasının reddine ilişkin hükmün kesinleştiğini,bu nedenle mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinde hukuki bir hata olmadığını,davacının bu yöne ilişkin istinaf nedenlerinin isabetsiz olduğunu,Silifke 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/94 Dİş sayılı tespit ve tedbir istemli dosyası üzerinden Mahkemece mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını ve keşif mahallinde düzenlenen tespit zaptı ile birlikte Mahkemece davaya konu edilen taşınmazların davacı arsa sahiplerine teslimine karar verildiğini ve bu karara karşı yapılan itirazların 16.11.2009 tarih ve 2009/94 E.sayılı karar ile “ Tüm dosya kapsamı incelendiğinde yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen mahkeme ve Yargıtay kararları doğrultusunda taşınmazın mülkiyetinin tespit isteyene ait olduğu anlaşılmakla Mahkememizce tedbir kararı verildiği ve verilen tedbir kararı verinde olduğundan talebin reddine karar vermek gerekli olmuştur” denildiğini,yüklenici
K7 vekili tarafından 03.12009 tarihli dilekçe ile yeniden teslim kararına yönelik itirazda bulunulması üzerine Mahkemece 04.01.2010 tarihli karar ile yeniden itirazın reddine karar verildiğini,
K7 vekili tarafından yapılan 2009/94 D.İş sayılı 04,01.2010 tarihli kararın temyizi üzerine Yargıtay 15.HD.si ise 25.02.2010 tarihli kararı ile temyiz başvurusunun reddedildiğini,böylece dava konusu bağımsız bölümün üzerinde bulunduğu taşınmazın tapu kayıt sahibi olan arsa sahiplerine teslim edilmesi hususunun kesinleştiğini,Mahkeme kararı ile arsa sahiplerine /tapu kayıt maliklerine teslim edilen taşınmaz üzerindeki dava konusu bağımsız bölüm için el atmanın önlenmesi ve tahliye davası açılmasının yasal dayanaktan yoksun olup,davacının istinaf başvurusu bu yönüyle de isabetli olmadığını,yüklenici
K7
’ın, arsa sahibi
K1 aleyhinde Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/753 Esas sayılı dosyasında zemin katta bulunan ve arsa sahiplerinden
K1 adına tapuya kayıtlı olan ve onun tarafından
K8 isimli kişiye kiraya verilen
X1 isimli işyerinin tasarruf yetkisinin kendisine verilmesini ve kira bedellerinin de kendisine ödenmesi gerektiğini ,zira imalat bedeli nedeniyle hapis hakkı bulunduğunu iddia etmiş ise de,yapılan yargılama sonucunda yüklenicinin inşaat nedeni ile sağlanacak kira bedellerini alma hakkı bulunmadığı belirtilmek sureti ile davanın reddine karar verilildiğini,dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu zemin katın iskan ruhsatının alındığını,iskan ruhsatı alınmış olan yapılarda bina ile yüklenici arasındaki hukuki bağ sonu ermiş olduğundan yüklenicinin bu hukuksal durum nedeni ile de zemin kat ile ilgili yüklenici sıfatından kaynaklanan bir hak ileri sürmesi olanaklı olmadığını,şöyle ki; İmar Kanununun 31.maddesinde;“İnşaatın bitme günü, kullanma izninin (iskan ruhsatının) verildiği tarihtir. Kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmazlar. Ancak, kullanma izni alan bağımsız bölümler bu hizmetlerden istifade ettirilir “ hükmü yer aldığını,İmar Kanunu’na tabî yapılarda, inşaatın tamamlandığı gün olarak,belediyeden alınacak iskân izninin verildiği tarih esas alındığını,belediyece iskân izninin verilmesi, yapının mevzuata uygunluğu ve belediye hizmetlerinden yararlanabileceği anlamına geldiğini,buna göre YAPI KULLANMA İZİN BELGESİ ( iskan ruhsatı) binanın hukuken en son bittiği tarihi gösteren belge olduğunu,binanın tamamı için iskan ruhsatı alınabileceği gibi,tamamlanan kısımları içinde iskan ruhsatı alınmasının olanaklı olduğunu,iskan ruhsatı alınmakla,iskan ruhsatına konu bağımsız bölümler ,artık inşaat statüsünden çıkmakta, elektrik, su ve kanalizasyon hizmetleri ve tesislerinden faydalanma hakkı kazanan ,emlak vergisi,çöp vergisi gibi borçlan üstlenen bağımsız bölüm olduğunu,bu düzenlemelerin dava konusu olay yönünden değeri ise, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenici tarafından yapılan dava konusu binada.iskan ruhsatı alan katların yada bağımsız bölümlerin,artık yüklenicinin hukuki tasarrufundan çıktığı.inşaat hukuku anlamında “yapılmakta olan bina olarak” değerlendirilemevecegi,özel mülkiyete konu oluşturduğu ve bu yerler için yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden bahisle hapis hakkı ileri sürme olanağının bulunmadığını,zira artık inşaat statüsünden ve yüklenicinin tasarrufundan çıkıp özel mülkiyete konu olduğunu,yüklenici inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshine ilişkin dosyada mevcut Yargıtay ilamında belirtildiği üzere kötüniyetli olduğunu,zira yüklenici ,inşaat sözleşmesi ile imalat karşılığında kendisine verilen bölümlerin bulunduğu bodrum,zemin ve l.kat imalatını tamamlayıp,bu bölümlerin iskan ruhsatlarını alarak zemin kattaki dükkanların ana yola cepheli olanlarını 3.kişilere satıp, 1.katın tamamını ise Silifke Vergi Dairesi hizmet binası olarak Bakanlığa sattıktan sonra arsa sahiplerine ayrılan bağımsız bölümlerin bulunduğu diğer katların imalatını bıraktığını ve bu durum temyiz incelemesi sırasında Yargıtay tarafından gözetilerek,yüklenicinin kötüniyetli hareket ettiği sonucuna varıldığını,Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/420 esasında açılan inşaat sözleşmesinin feshi davasında verilen ilk kararın bozulması sonrasında 1992/ 493 Esas üzerinden yapılan yargılamaya ilişkin kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 15.HD.nin 10.10.1996 tarih ve 1996/2969-5173 E.K. sayılı kararında;“Somut olayda davalı yükleniciye isabet eden bağımsız bölümlerin büyük kısmının bulunduğu zemin katın % 100,tamamının isabet ettiği 1.katın % 95, 3.katın % 40 ve davacıların 2 b.b.nün bulunduğu 4.katın % 20 ve yapının tamamının da % 82.03 oranında tamamlandığı dosyadaki bilirkişi raporlarından anlaşıldığını,davacı yüklenici tamamladığı bağımsız bölümlerin büyük bir kısmını da dava dışı 3.kişilere sattığının” belirtildiğinden davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER
: Tüm dosya.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

Tapu kaydına göre,
Mersin ili,Silifke ilçesi,A1 mahallesinde tapuya kain
958 ada 1 nolu parsel in 882 m2 mesahalı olduğu ve kat irtifakı kurulduğu,
Mersin ili,Silifke ilçesi,A1 mahallesinde tapuya kain 958 ada 1 nolu parsel
21 numaralı bağımsız bölüm dükkan ın 1/4 hissesi K1,1/4 hissesi K2,1/4 hissesi K4 ve 1/4 hissesi K3,
Mersin ili,Silifke ilçesi,A1 mahallesinde tapuya kain 958 ada 1 nolu parsel
28 numaralı bağımsız bölüm dükkanı n 1/4 hissesi K1,1/4 hissesi K2,1/4 hissesi K4 ve 1/4 hissesi K3 adlarına kayıtlı olduğu,
Silifke 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/734 E.-2015/354 K.sayılı kararı incelendiğinde, davacıların
K9
,
K10,K11
,
K12,K1
,
K13,K14
,
K15,K16
,
K17,K18
,
K19,davalıların
K6 ve K5,asli müdahilin K7 olduğu,asli müdahilin bu davadaki kararın yüklenici olması nedeniyle kendisini etkileyeceği,yüklenicinin davaya konu inşaatta hapis hakkı nedeniyle korunması gereken bir hakkı olduğunu,Silifke 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/393 E.sayılı dava sonucunun beklenmesini,bu dosyada kararlaştırılan alacağı depo ettirilmediği veya ödenmediği sürece el atmanın önlenmesini,tahliye ve ecrimisil isteğinin reddini istemiş,mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile Mersin ili,Silifke ilçesi,A1 mahallesinde tapuya kain 958 ada 1 nolu parsel 21 numaralı bağımsız bölüme davalı
K5
‘ın el atmasının önlenmesine,davalı
K5
‘ın taşınmazdan tahliyesine ve davalı
K5 aleyhine ecrimisile hükmettiği,fazlaya dair isteğin reddi,
K13 yönünden reddine,asli müdahil K7 isteğinin reddine karar verildiği,kararın temyiz aşamasında olduğu ve kesinleşmediği,
Silifke 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/19 E.-2015/188 K.sayılı kararı incelendiğinde, davacının
K7
, davalıların
K1
,
K20,K21
,
K9
,
K10
,
K11
,
K12
,
K22,
K23
,
K14
,
K15
,
K16
,
K17
,
K18
,
K19
,
K24 ve K25 olduğu,yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 518.059,00TL’nin davalılardan tahsiline,fazlaya dair isteğin reddine karar verildiği,kararın temyiz aşamasında olduğu ve kesinleşmediği, görülmüştür.

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan el atmanın önlenmesi,tahliye ve zilyetliğin iadesi isteğidir.

Somut olayda, davacı-yüklenici ile davalı-arsa sahipleri K1,muris K2,muris K3 ve muris K4 arasında 01.01.1984 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı,sözleşmeye göre Mersin ili,Silifke ilçesi,A1 mahallesinde tapuya kain eski 31 ada 21 ve 41 parsel,tevhitle yeni 958 ada 1 parsel üzerine inşaat yapılması kararlaştırıldığı,ancak inşaat seviyesi % 82,03 oranında bulunduğundan Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1303 Esas-2004/738 Karar sayılı ilamı ile geriye etkili feshedildiği ve bu kararın 01/10/2007 tarihinde kesinleştiği,bunun üzerine yüklenici tarafından arsa malikleri veya mirasçıları aleyhine yaptığı imalat bedeli ve imilat bedeli ödeninceye kadar 958 ada 1 parselde davacı adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde hapis hakkı tanınması için dava açıldığı,Silifke 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/19 E.-2015/188 K.sayılı kararı ile 518.059,00TL imalat bedelinin arsa sahiplerinden tahsiline ve fazlaya dair isteğin reddine karar verildiği,ancak hapis hakkı konusunda bir hüküm tesis edilmediği gibi gerekçede de bahsedilmediği,bu kararın henüz kesinleşmediği tüm dosya kapsamı ile sabit olduğundan davacı-yüklenici lehine bir hapis hakkı tesis edilmediğine göre davacının davacı sıfatı da olmadığından yerel mahekeme kararı yerindedir.Türk Medeni Kanunun 994/1 maddesine göre,”İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir.” şeklinde olduğundan ve Mersin ili,Silifke ilçesi,A1 mahallesinde tapuya kain 958 ada 1 nolu parselde bulunan 21 ve 28 numaralı bağımsız bölüm dükkanlarda davacı-yüklenici zilyetliğinde bulunmadığından zilyet olmadan hapis hakkı tesisi de mümkün değildir.

Davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi uyarınca davacı vekili istinaf başvurusunun
REDDİNE,
Davacı-başvurandan alınan 35,90 TL istinaf karar (Maktu) harcı ile 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına,
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 359/3.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-a ve 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/07/2018

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!