T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
VASİADAYI:
K1
-N1
VEKİLİ:
Av. K2
KISITLI:
K3
-N2
DAVANIN KONUSU :
VESAYET
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
VASİ
ADAYI
:
K1-N1
VEKİLİ
:
Av. K2
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 15/10/2021 tarih ve 2019/654 Esas 2021/1448 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle vasi adayı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle :
Babasının sağlık sorunları olduğunu kendisine vasi tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
”
Davanın kabulü ile, Mersin ili, Akdeniz ilçesi, A2 mahallesi, 2 cilt, 670 hanede nüfusa kayıtlı K4 ve K5’den olma 09/01/1970 doğumlu, N2 TC kimlik numaralı K3’in 4721 sayılı TMK’nun 406. Maddesine göre kısıtlanmasına, kendisine N1 TC kimlik numaralı K1 ‘in vasi olarak atanmasına, Kısıtlının sağlık raporu doğrultusunda 1 yıl sonra kontrol İçin tekrar hastaneye sevkinin sağlanmasına,
” kararverildiği anlaşılmıştır.
VASİ ADAYI K1 VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Müvekkilinin, kısıtlı adayını tedavi ettirme maksadı ile başlattığı vesayet işlemleri sonrası, kısıtlı adayının annesi K5, müvekkilinin vasi olmasını istemediğini müvekkiline beyan ettiğini ve bu duruma karşı olduğunu açıkladığını, müvekkilinin güvensizlik durumu karşısında, vasilik görevini üstlenmek istemediğini, kısıtlı adayının annesi K5, kısıtlıya vasi olmak istediğini, vasi adayının Mersin ili dışında yaşadığını, bu nedenle vasilik görevini yerine getirmesinin fiilen imkansız olduğunu belirtip, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Yazılı beyanlar, sağlık kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME-GEREKÇE:
Dava, vasi atanması talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 15/10/2021 tarihli 2019/654 E. 2021/1448 K. sayılı kararı ile kısıtlı K3’in TMK’nın 406. maddesi uyarınca kısıtlanmasına, kendisine K1’in vasi olarak atanmasına karar verildiği, vasi adayının 31/10/2021 tarihli dilekçesiyle vasi olarak K5’in atanmasını talep ettiği, Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/654 Esas 2021/1448 Karar sayılı ilamıyla talebin reddine karar verildiği, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17/11/2021 tarih 2021/28 D.İş sayılı kararı üzerinden itirazın reddine karar verildiği, 31/10/2021 tarihli dilekçe ile vasi olarak K1’in atanmasının istenildiğini görülmüştür.
TMK’nın 404-408 maddeleri arasında vesayeti gerektiren haller düzenlenmiştir.
TMK’nın 405. Maddesinde “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken yada başkalarının güvenliğinin tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.”
406. Maddesinde “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”
409. maddesinde “Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Vesayet, velayet altında bulunmayan küçükler ile çeşitli sebeplerden dolayı şahıslarını ve mallarını yönetmekten aciz bulunan ergin kişileri koruma amacına hizmet eden bir müessesedir(Akıntürk, Turgut/ Ateş Karaman, Derya: Türk Medeni Hukuku, C.II, Aile Hukuku, 14. Bası, Beta Basım, İstanbul 2012, s. 479). Kanun’da vesayeti gerektiren haller; i. Küçüklük (TMK m.404), ii. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m. 405), iii. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim (TMK m. 406), iv. Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olma (TMK m. 407), v. Yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini iddia ve ispat eden kişinin isteği üzerine kısıtlanma (TMK m. 408) olarak düzenlenmiştir. Yasa, vesayeti gerektiren sebepleri sınırlı sayı(numerus clausus) ilkesi kapsamında kabul etmiştir.
Kısıtlama bir kimsenin bireysel ya da ekonomik olarak korunması amacını güder ise de, vesayet hukukunun öngördüğü koruma salt yardıma gereksinimi olan kimsenin değil, onunla işlem hayatında ilişkiye giren üçüncü kişileri de koruyucu bir role sahiptir (Dural, Mustafa/Öğüz, Tufan/ Gümüş, Alper: Türk Özel Hukuku, C. III, Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2005, s. 569). Bu niteliği gereği, isteğe bağlı kısıtlanma (TMK m. 408) hariç, diğer kısıtlama sebeplerinden birisinin bulunması halinde mahkeme, bir isteğe dahi gerek olmadan, kısıtlama nedenlerinden birisinden haberdar olduğu takdirde resen kısıtlama kararı verebilecektir. Öte yandan TMK m. 405/2’de; “görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar” hükmü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin sadece “akıl hastalığı ve akıl zayıflığı” hali ile sınırlı olmayıp, TMK m. 406’da yer alan “savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim” nedeniyle kısıtlama durumunun öğrenilmesi halinde de ilgili makamlar ve mahkemelerin bu durumu derhal vesayet makamına bildirmekle yükümlü oldukları kabul edilmektedir (Dural/Öğüz/Gümüş, s. 578). (
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 30.05.2014 tarih, 2013/18-2289 Esas 2014/711 Karar)
Somut olayda; Mahkemece TMK.’nun 406. Maddesi gereğince alkol bağımlılığından kaynaklanan kısıtlama kararı verildiği, ancak kısıtlının dinlenmediği görülmekle, Mahkemece TMK.’nun 409. Maddesi gereğince kısıtlı adayının dinlenilmesine, ayrıca vasinin adres değişikliği durumunun araştırılarak, değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Mahkemece eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle, Yerel Mahkeme kararının HMK.’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına dairaşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın esası incelenmeden
KALDIRILMASINA,
2-
Dosyanın, gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek, deliller toplanarak davanın yeniden görülüp, yeni bir karar verilmesi için mahkemesine
İADESİNE,
3-Kararın tebliği, harç vb. hususların 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 18/01/2022
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe