Adana BAM, 5. HD., E. 2021/1839 K. 2022/72 T. 11.1.2022

İlgili madde: TMK Madde 405

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ADANA 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ

KISITLI:

K1
-N1

VASİ:

K2
-N2

VEKİLİ:

Av. K3
[N3] UETS

DAVANIN KONUSU :

Vesayet
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
VASİ
:

K2 -N2
VEKİLİ
:

Av. K3
[N4] UETS

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması
Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 07/07/2021 tarih ve 2018/241 Esas 2018/1200sayılı ek kararı ile kurulan hüküm nedeniyle vasinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Kısıtlanması talep edilenin hastalığı nedeni ile hak ve menfaatlerini koruyamaz durumda olduğundan kısıtlanmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiş mahkemenin 24/09/2018 tarihli kararı ile kısıtlıya N2 TC kimlik numaralı K2’ın vasi olarak atanmasına karar verilmiştir.

Mahkemece kısıtlı hakkında bir yıl süre ile kısıtlanma kararı verilmiş olduğundan belirtilen süre içinde kısıtlının yeniden hastaneye sevkinin sağlanarak kısıtlılık kararının devam edip etmeyeceği hususunda rapor aldırıldığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN EK KARARI :

Mahkememizin 24/09/2018 tarihli kararı ile kısıtlanan N1 TC kimlik numaralı K1’ın kısıtlılık halinin ve kısıtlıya vasi olarak atanan N2 T.C. Kimlik Numaralı K2’ın vasilik görevinin sona erdirilmesine,
” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

VASİ VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Adana 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/07/2021 tarihli Ek kararında, kısıtlı olan K1 için, kısıtlının yeniden Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiği, düzenlenen 09/04/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda “Vesayet altına alınması gerekmez. Medeni haklarını kullanır. Mahkemece dinlenmesinde fayda vardır. 1 yıl sonra kontrolü uygundur.”şeklinde karar verildiğinin görüldüğünü, bu kararın kısıtlı K1’ın mevcut sağlık durumu göz önünde bulundurulduğunda, kendini ve işlerini idare edemeyeceğinin açıkça görülmekte olduğunu, bu sebeple verilen kararın doğru olmadığının açıkça aşikar olduğunu, Kanun’un 409’uncu maddesine göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanma ancak resmi sağlık kurulu raporu ile mümkün olduğunu, Resmi sağlık kurulu raporu vermeye yetkili makamlar dışında kalan kurumlardan alınan raporlar, Kanun’un açık hükmü gereği mahkemece hükme esas kabul edilemeyeceğini, kurulun verdiği karar hakimi salt bağlamamakla birlikte, hakimin kısıtlıya sorular sorup kişinin mevcut durumu hakkında bilgi sahibi olması gerekmekte olduğunu, kişinin kendini ve işlerini idare edemeyecek durumda olması göz önünde bulundurulmadan Yerel Mahkemece karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan kısıtlılığının devam etmesi gerektiğini, vasisi olan müvekkili eş K2’ın vasi sıfatının devamına karar verilmesini ve taşınır ve taşınmazlar üzerine şerh konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, vasi atanması istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
İlk derece mahkemesince, N1 TC kimlik numaralı K1’ın Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereğince
6 ay süre ile kısıtlanmasına, 6 ay sonra tekrar rapor aldırılması için hastaneye sevkinin sağlanmasına, karar verilmiş, kısıtlının yeniden Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiği, düzenlenen 09/04/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda
“Vesayet altına alınması gerekmez. Medeni haklarını kullanır. Mahkemece dinlenmesinde fayda vardır. 1 yıl sonra kontrolü uygundur.” şeklinde karar verildiği buna istinaden 07/07/2021 tarihli ek karar ile K1’ın kısıtlılık halinin ve kısıtlıya vasi olarak atanan N2 T.C. Kimlik Numaralı K2’ın vasilik görevinin sona erdirilmesine, vasi tarafından karar kısıtlılık kararının kaldırılmasının yerinde olmadığı iddiasıyla istinaf kanun yoluna getirmiştir.

Dosya içerisinde mevcut 09/04/2021 tarihliAdana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin Sağlık Kurul Raporuna göre,
“Vesayet altına alınması gerekmez. Medeni haklarını kullanır. Mahkemece dinlenmesinde fayda vardır. 1 yıl sonra kontrolü uygun olduğu bildirildiği görülmüştür.

Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenini ilgilendirdiğinden, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/2b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı, 317. maddesinde ise, davalıya tebligat yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 320-1 maddesinde: “Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” hükmü öngörülmüştür. Mahkemece, bu madde hükmü gözetilerek, dosya üzerinden karar verilmiş ise de, varılan sonucun maddenin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; sözü edilen maddeye göre, duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanıdığı hallerde dosya üzerinden duruşma açmadan karar verilebilir (Örneğin İİK.nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet davası gibi). Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.

Bilindiği üzere HMK’nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.

Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.

Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasa’sının 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK.nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davanın tarafları, dinlenmek, iddia ve savunmaları alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.(Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/9278-12219 E.K,2017/8243-2017/749 E.K)

Ayrıca raporda kısıtlının mahkemece dinlenmesinde fayda olduğu belirtilmesine rağmen kısıtlı dinlenmeden karar verilmesi de hatalıdır.

Bu nedenlerle, duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması ve delillerin değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı tarafın İstinaf başvurusunun
KABULÜ İLE;

Adana 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 24.09.2018 tarih ve2018/241 Esas 2018/1200 sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a(6) maddesi gereğince
KALDIRILMASINA,

2-İlk Derece Mahkemesince gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek davanın yeniden görülüp bir karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine
İADESİNE,

3- Davanın niteliği gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına,

4-İstinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesine,

5-Kararın tebliği, harç ve diğer hususların Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-b maddesi gereğince
KESİN olarak
11/01/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!