Adana BAM, 5. HD., E. 2020/1289 K. 2022/1367 T. 17.5.2022

İlgili TBK maddeleri: TBK Madde 353, TBK Madde 352

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

MERSİN 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ

DAVACI:

K1
– N1

VEKİLİ:

Av. K2- A1

DAVALI:

K3
– N2

VEKİLİ:

Av. K4

DAVANIN KONUSU :

Kiralananın Tahliyesi
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVALI
:

K3 – N2
VEKİLİ
:

Av. K4

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması

İSTİNAF KARAR TARİHİ :

17/05/2022

KARAR YAZIM TARİHİ :

17/05/2022
Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19/04/2019 tarih ve 2017/1688 Esas 2019/581 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Müvekkili ile davalı arasında “A2″ adresinde bulunan taşınmazla ilgili olarak 15/05/2016 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, kira sözleşmesinden sonra imzalanan 19/05/2016 tarihli tahliye taahhütnamesinde ise kira konusu dairenin 16/05/2017 tarihinde boş ve sağlam olarak müvekkiline teslim edileceğinin davalı tarafından taahhüt edildiğini, davalının taşınmazı tahliye etmemesi nedeniyle Mersin 2.Noterliği’nin 26/05/2017 tarih ve 17404 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taşınmazı tahliye etmesinin istenildiğini, davalının Mersin 1.Noterliği’nin 02/06/2017 tarih ve 06887 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile konutu tahliye etmeyeceğini bildirmesi üzerine Mersin 5.İcra Müdürlüğü’nün 2017/8085 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek itirazın iptali ile davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkiline yapılan 12/03/2018 tarihli tebligatın usulsüz bir şekilde tebliğ edildiğini, müvekkilinin, davacıya ait taşınmazda 2013-2017 yılları arasında kiracı olarak bulunduğunu, davacı vekili tarafından 2016 yılında müvekkiline yeni sözleşme yapılması gerektiğini belirterek kendisinin hazırladığı kira sözleşmesi imzalamasını istediğini ve müvekkilinin de karşılıklı güven esasına dayalı olarak okumadan sözleşmeyi imzaladığını, müvekkilinin daha sonradan kira sözleşmesinde üzerinde konuşarak anlaşılmayan bir takım hususların yazılı olduğunu fark etmesi üzerine Av.K2’in bürosuna gittiğini, büroda tartışma çıktığını, olayla ilgili karakolda ifade verdiğini, Mersin 3.Noterliği’nin 23/05/2016 tarih ve 14175 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin kendisine imzalatılan belgenin içeriği hakkında tarafına bilgi verilmesini talep ettiğini, davacıya gönderilen ihtarname ile kira akdinin devam etmesi nedeniyle taşınmazın tahliye edilmeyeceğinin bildirildiğini, daha sonra davacının müvekkili hakkında Mersin 5.İcra Müdürlüğü’nün 2017/8085 sayılı dosyası ile tahliye taahhütnamesine dayalı olarak icra takibine başlandığını, müvekkilinin itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, çünkü müvekkilinin taşınmazı dava tarihinden önce tahliye ettiğini, kira alacaklarının tamamının davacıya ödendiğini belirterek hukuki ve maddi dayanağı bulunmayan ve hukuki yarar koşulu da mevcut olmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

TAHLİYE TALEBİ YÖNÜNDEN DAVANIN KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, ” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Tanıkların dinlendiği 19.04.2019 tarihli duruşmada davacı tanığının görgüye dayalı bir beyanı olmadığı için tanık beyanını kabul etmediklerini, davalı tanıklarının beyanı görgüye dayalı olduğu için beyanının dikkate alınması gerektiği, davanın açılmasına sebebiyet vermemeleri nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaları gerektiği, gösterdikleri tanık tahliye tarihi ve anahtarın teslim hususunu birinci elden bilgi ve hareket sahibi olarak açıkça ortaya koyduğu, yani tahliye ve anahtar tesliminin dava tarihinden önce gerçekleştiği hususu dikkate alınarak gerek dava masrafı ve vekalet ücreti gerekse de icra takibi masraf ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini, bu nedenlerle Mersin 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.04.2019 gün, 2018/1688E ve 2019/581 K sayılı kararının davanın kabul edilen kısmı yönünden ( icra takibinin masraf ve vekalet ücreti yönünden devamı , yargılama giderleri ve vekaleti ücreti yönünden vd ) kaldırılarak, davanın yeniden görülmesine, mümkün değilse mahkeme kararının davalı lehine bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi ile davanın hukuki dayanağı olan Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2017/8085 sayılı icra takibin icrası ile mahkeme kararı ile hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri icrasının verilecek kararın tebliğine kadar durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, davalının tahliyesi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı davalı ile 15.05.2016 tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, daha sonra davalının 19.05.2016 tarihinde söz konusu daireyi 16.05.2017 tarihinde tahliye edeceğine ilişkin tahliye taahhütnamesi imzaladığını, davalının söz konusu taşınmazı tahliye etmediğini, bu kapsamda yapılan Mersin 5. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8085 E. Sayılı dosyasında yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş; ilk derece mahkemesince dava konusu taşınmazın tahliye edilmesi nedeniyle tahliye yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, icra takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden takibin devamına karar verilmiş bu karara karşı davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı ile davalı arasında 1 yıl süreli 15.05.2016 tarihli aylık 650,00.-TL bedelli kira sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır.

Dosya içeriğindeki 19.05.2016 tarihli “Tahliye Taahhütnamesi” başlıklı belgenin incelenmesinde davalı tarafından dava konusu taşınmazı 16.05.2017 tarihinde tahliye edeceğine dair taahhütte bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mersin 5. İcra Dairesinin 2017/8085 E. sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; 16.06.2017 tarihli takip talebi ile alacaklı davacı tarafından borçlu davalı aleyhine kira sözleşmesi ve 19.05.2016 tarihli tahliye taahhüdü sebebine dayalı tahliye talepli 10.200,00.-TL asıl alacak, 103,91.-TL ihtarname gideri, 998,58.-TL işlemiş faiz olmak üzere 11.302,39.-TL toplam asıl alacak olmak üzere başlatılan icra takibinde ödeme emrinin tebliğ üzerine, borçlunun yasal süre içerisinde itiraz etmesi nedeniyle icra müdürlüğünce takibin durdurulduğu görülmüştür.

TBK’nun 352. maddesinde;
“Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.”

Hükmü bulunmaktadır.

Ayrıca, taahhüt nedeniyle açılacak tahliye davasının taahhüt edilen tarihten başlayarak bir (1) ay içinde açılması veya bu süre içinde taahhüde dayalı olarak icra takibi yapılmış olması gerekir. Daha önce kiracıya bildirilen tahliye iradesinin TBK’nun 353. maddesi gereğince süre koruyucu niteliği olduğu Yargıtay kararları ile kabul edilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında 15.05.2016 tarihinde kira ilişkisi kurulduktan sonra davalı tarafın serbest iradesi ile halen kiracı olarak kullandığı ibaresi yazılmak sureti ile kiralananı 16.05.2017 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt ettiği, kira sözleşmesinin herhangi bir zamanda sona erdirilmesi amacı ile taahhütname verilmesine yasal engel bulunmadığı, icra takibine dayanak 19.05.2016 tarihli tahliye taahhütnamesinde “halen kullandığım” ibaresinin bulunması nedeni ile icra takibine dayanak taahhütnamenin kira ilişkisinin devamı sırasında verildiğinin kabulü gerekmektedir. Davacı taraf taahhüt tarihi olan 16.05.2017 tarihinden bir ay içerisinde Mersin 2. Noterliği’nin 26.05.2017 tarih ve 17404 Yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdikten sonra icra takibi yaptığı anlaşılmakla açılan dava da süresindedir. Davalının 02.06.2017 tarihinde söz konusu ihtarnameye cevap niteliğinde ihtarname keşide ettiği dikkate alındığında söz konusu ihtarnamenin yasal bir aylık süre içerisinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Davalı kiracı tarafından tahliye taahhütnamesinin içeriğini okumadan imzaladığını savunulmuş ise de, davada dayanılan ve hükme esas alınan taahhütname başlıklı belge davalının imzasını taşıdığına göre geçerli olup tarafları bağlar, kiracı tahliye taahhüdü amacıyla içeriğini okumadan imzalandığını savunmuş ise de, yapılan bu savunmaya itibar edilemez. Söz konusu belgeye imza atan kimsenin bunun sonucuna katlanması gerekir, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.1990 gün ve 1990/6 E-1990/628 K. sayılı kararı ile 1.7.1992 gün ve E.357-K.422 sayılı kararı ve 17.1.1999 gün ve 1999/6-28-10 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Bu kapsamda açılan tahliye davasında davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmaktadır.

Yine davalı dava konusu taşınmazı 2017 yılı Aralık ayında boşaltıp anahtarı teslim ettiğini savunmuş ise de; kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için kiralananın fiilen boşaltılması yeterli olmayıp, anahtarın da kiraya verene teslimi zorunludur. Anahtar teslimi bizzat kiraya verene ya da kabul ettiği temsilciye teslim ile ya da tevdi mahalline emanet tutanağı ile teslim edilip, emanet tutanağının kiraya verene tebliğ ile olur. Kiralananın anahtar teslimi yapılmadan boşaltılması yahut kiracı tarafından kullanılmaması yasal teslim olmadığından, kiraya veren tarafından kabul edilmedikçe kiracıyı yükümlülükten kurtarmaz. Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispatlanacağı hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, 6100 Sayılı HMK.nun 200. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eş söyleyişle, yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (HM.K. md.200/1) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (HMK. md.200/2)bu yön kiracı tarafından ancak yazılı delil ile ispatlanabilir, tanık dinlenemez. Kiraya veren anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken mahkemeden bu yolda tevdii mahalli tayini isteyip tayin edilecek yere veya notere anahtarı teslim etmek ve durumu kiraya verene bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu ancak bu şekilde durumun kiraya verene bildirdiği tarihte son bulur. Aksi takdirde kiracının kira parasını ödemekte dahil olmak üzere sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder. Kiracı kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa kiraya verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır.

Somut olayda; davalı anahtarı usulüne uygun olarak teslim ettiğini ispat edemediğine göre; davalının taşınmazı 2017 Aralık ayında tahliye ettiğine yönelik savunması yerinde görülmemiştir.Bu kapsamda ilk derece mahkemesince bu yönde yapılan değerlendirmede usul ve yasaya aykırı yön bulunmamaktadır.

HMK’nun 331/1. Maddesinde ” davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder
” düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre dava konusu taşınmazın yargılama devam ederken tahliye edilmesi karşısında, davanın açıldığı tarihte davacının dava açmakta haklı olduğu kabul edilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı yön bulunmamaktadır.

Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun HMK.’nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-
İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b(1) maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70.-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40.-TL harcın mahsubu ile bakiye 26,30.-TL harcın istinaf talebinde bulunan davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-
İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4-
Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-b maddesi gereğince
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!