T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
OSMANİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
27/12/2019
NUMARASI :
2013/636 Esas 2019/845Karar
DAVACI:
K1 – N1
VEKİLİ:
Av. K2 – A1
DAVALI:
1 -K3 – N2 – A2
DAVALI:
2 -K5 – N3 – A2
DAVALI:
3 -F1 SİGORTA A.Ş
VEKİLİ:
Av.. K4 – F2 Sigorta A.Ş A3
DAVANIN KONUSU :
ALACF1
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVACI
:
K1 – N1
VEKİLİ
:
Av. K2
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
17/05/2022
KARAR YAZIM TARİHİ :
17/05/2022
Osmaniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27/12/2019 tarih ve 2013/636 Esas 2019/845 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Davacı tarafın, davalılar K5 ve K6 ile trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasının avukatlığını yapmak üzere 21/05/2012 tarihinde sözleşme yaptığını, bu nedenle müvekkilinin Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/277 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, dava dilekçesinin davalı sigorta şirketine 06/06/2012 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirketin bu tarihte davacının diğer davalıların vekili olduğunu resmen öğrendiğini, buna rağmen 19/06/2012 tarihinde davalılara haricen parasını ödediğini, davalı sigorta şirketinin Osmaniye 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/277 esas sayılı dosyasına verdiği 18/07/2012 tarihli cevap dilekçesinde de bu durumu kabullendiğini, özetle diğer davalıların müvekkilini azlettiğini ve 63.966,32 TL para ödediğini beyan ettiğini, diğer davalıların müvekkilini azletmesinin, davalı sigorta şirketinin haricen anlaşarak davayı sonuçlandıracak şekilde işlem yapmasına hak tanımayacağını, zaten azletmemiş olsa mecburen müvekkiline bu işlemi yapması gerekeceğini, davalı sigorta şirketinin en azından dava açıldığı anda müvekkilinin diğer davalıların vekili olduğunu aralarında sözlü veya şifai bir vekalet sözleşmesinin bulunduğunu dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmekle öğrenmiş bulunduğunu, buna rağmen sulh yolu ile diğer davalılarla anlaşmaya vardığını, Avukatlık Kanunun 165.maddesi gereği davalı sigorta şirketinin davalılar ile birlikte müteselsil sorumlu olduğunu, öte yandan Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/277 esas sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalı K5 için 74.494,98 TL, davalı K6 için ise 5.359,26 TL destekten yoksun kalma zararının hesap edildiğini, her iki şahıs davalılar için toplam olarak 79.854,24 TL destekten yoksun kalma zararının hesap edildiğini, davalı sigorta şirketinin 79.854,24 TL yerine diğer davalılara toplam 63.966,32 TL ödeme yapması yani gerçek zarardan 15.887,92 TL daha az miktarda şahıs davalılarla anlaşma yapmasının davacı tarafın gerçek zarar üzerinden hak ettiği vekalet ücretine bir etkisinin olmayacağını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı K5 ile davalı Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının K5’ın vekalet ücretinden kaynaklanan alacağı için fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, alacak miktarının belli olması halinde dava değerinin artırılmasına, 50,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı K6 ile davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının K6’ın vekalet ücretinden kaynaklanan alacağı için fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, alacak miktarının belli olması halinde dava değerinin artırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI K5’IN CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davacı avukat ile dava açması konusunda aralarında bir anlaşmanın olmadığını, davacının bazı kişilerin vekaletini aldığını ancak kendisinin davacıya adına dava açması için yetki vermediğini, sözleşme yapmadığını, davacının kendi bilgisi dışında 2009 yıılnda kendisine verdiği vekaletini kullanarak iş bu davayı açtığını, oysa bu vekaletnameden kendisini Osmaniye 2 Noterliğinin 28/12/2010 tarih ve 17485 yevmiye numaralı azilname ile azlettiğini, hükmü kalmamış vekalete dayanak dava açtığını, bu nedenle davanın tüm sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, kendisinin sigorta şirketine haricen başvurduğunu, parasını aldığını sigorta şirketinin kendisine dava açmışsın davadan vazgeçmen lazım diye bir şey söylemediğini, dava ile ilgili bir beyanı olmadığını, kendisine kızı K6’ın vekaletini verdiğini, bu vekaletten de kedisinin Osmaniye 1. Noterliğinin 23/05/2012 tarih ve 5068 yevmiye nolu azilname ile azlettiğini, davanın azilnameden sonra 26/05/2012 tarihinde açıldığını, kendisine dava açmamasının söylendiğini, ayrıca arkasından azilnamenin gönderildiğini, buna rağmen dava dilekçesinin tebliğ edilince davayı öğrendiklerini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAVALI F1 SİGORTA A. Ş.’NIN CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Belirsiz alacak davasının şartlarının hukuken bulunmadığını, her ne kadar davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de eldeki davanın HMK 107 maddesi şartlarına haiz olmadığını, alacak miktarı kadar resen harcın tamamlatılması için süre verilmesini aksi halde davanın usulden reddinin gerektiğini, eldeki davada davacının K1 vekilinin ise Burak İlter olduğunu, davacı ile vekilinin mecburi dava arkadaşlığı olan dosyada tek alacaklı K1’in dava açmış olması sebebi ile davanın aktif dava ehliyeti yoksunluğundan reddinin gerektiğini, söz konusu davanın hukuki temelinin bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde Osmaniye 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/277 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine dava açtığını iddia ettiğini, söz konusu davanın açılış tarihinin 28/05/2012 olduğunu, ilgili davanın K5’ın 2009 tarihli vekaletnamesine istinaden açıldığını, dayanak vekaletnamede asil tarafından azilname bulunduğunu, vekaletname ilişkisinin sona erdiğini, dolayısıyla davacı tarafından herhangi bir talimat ve vekaletname olmaksızın davanın açıldığını, iş bu eldeki davada da yetkisiz olarak açılan davadaki vekalet ücretinin istendiğini, yine K6’ın 21/05/2012 tarihinde vekaletname verdiğini, bu vekaletnamenin 23/05/2012 tarihinde azil edildiğini, vekaletname ilişkisinin sona erdiğini, davanın 28/05/2012 tarihinde azilnameden beş gün sonra açıldığını, dava açılmış olması sebebi ile yani vekillik ilişkisi yok hükmünde iken açılan davadan kaynaklanan vekalet ücreti talebinin hukuken mümkün olmadığını, resmi delillerin varlığı sebebi ile davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça şifai vekalet sözleşmesi vardır gibi bir hukuka uygun olmayan bir beyanda bulunduğunu, şifai vekalet ilişkisinin hukukumuzda düzenlenmediğini, davacı ile müvekkili arasındaki vekalet sözleşmesinin yok hükmünde olduğunu, davacının vekaleten açmış olduğu davadan müvekkili şirketin hukuken hiçbir bilgisi bulunmamakta olduğu aşamada ödemenin yapıldığını, davacının azil edilmesinden sonraki bir tarihte ödeme yapıldığını, dava devam ederken ödeme yapılmadığını, müvekkili şirketin alacak miktarını daha az ödemek amacı ile kendilerini bertaraf edildiği esas alınması gereken rakamın daha yüksek olduğu iddia edilmekte ise de hesaplamasına dayanılan bilirkişi raporunda hatır taşıması indirimi uygulanmadığının açık olduğunu, miktarlar arasındaki farkın da bundan kaynaklandığını, ayrıca davaya konu dayanak hukuki işlemler hususunda müvekkili şirketin zarar görme ihtimaline binaen yasal takibat ve işlem yapma haklarını saklı tuttuklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
”
Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile A)Davacının K6 yönünden davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 2000 TL nin(1000 TL akdi vekalet ücreti, 1000 TL karşı yan vekalet ücreti) 50 TL sinin dava tarihinden itibaren, 150 TL sinin ıslah tarihi olan 02/11/2019 tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesi sureti ile davalı K6 dan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, B)Davacının K5 ve F1 Sigorta Anonim Şirketi yönünden davasının reddine,”şeklinde karar verildiği görülmüştür.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Avukatlık kanunu m.165 e aykırı bir şekilde davalı F1sigorta A.Ş. lehine olacak şekilde davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, sigorta şirketi dava açıldıktan sonra davalılarla haricen anlaşarak ödemeler yaptığı, davacının hak ettiği vekalet ücretlerini sigorta şirketi de dahil olacak şekilde tüm davalılardan mütessilen almasına engel olduğu, AAÜT sinde belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinin matbu vekalet ücretinin gözetilmediği, vekalet ücreti sözleşmesindeki azil durumunda belirtilen Cezai şartın gözetilmediği, Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/277 esas sayılı dosyasındaki davalının hak ettiği bilirkişinin hesap ettiği tazminat miktarının gözetilmediğini, dosyadaki bilirkişi raporları ile ıslah dilekçesi değerlendirilmeksizin karar verildiği, davacının Osmaniye 1. Asliye hukuk mahkemesinin 2012/277 esas sayılı dosyası ile belirsiz alacak davası açtığı gözetilmeksizin, iş bu davada davalı şahısların hak ettikleri tazminat miktarları ile davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktar ve sigorta şirketinin davalılara ödediği tazminat miktarları hiç gözetilmeksizin davacının aleyhine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkeme kararının aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılarak istemleri gibi ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama yapılmasına takdir buyurulmaması halinde ilk derece mahkeme kararının aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, davacı vekilin vekil sıfatı ile davalıyı temsil ettiği davalara ilişkin vekalet ücretinin tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı taraf davalılar K5 ve K6’ın vekilliğini üstlendiğini, diğer davalı F1 Sigorta’ya karşı dava açtığını, davalıların kendisini haksız olarak azlederek diğer davalı F1 Sigorta ile sulh olduğunu, davalıların vekalet ücretlerini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00.-TL vekalet ücreti alacağına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş bu karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı ile davalı K5 ve K6 arasında ayrı ayrı ”
Dava değerinin %12’si oranında ücretle, masrafları avukat karşılayacaktır. Haricen anlaşma, azil ve feragat durumunda avukata 5.000,00.-TL ödenecektir.
” şeklinde düzenleme bulunan ayrı ayrı avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu belge altındaki imza davalılar tarafından açıkça inkar edilmemiştir.
Davalı K6’ın Osmaniye 1. Noterliği’nin 5837 Yevmiye sayılı 21.05.2012 tarihli vekaletname ile davacı avukatı vekil tayin ettiği, daha sonradavacıyı 23.05.2012 tarihli Osmaniye 1. Noterliği’nin azilnamesi ile “Gördüğüm lüzum üzerine” gerekçesiyle azletmiştir. Bu azilnamenin davacıya 29.05.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı K5’ın davacıyı 28.12.2010 tarihli Osmaniye 2. Noterliği’nin 17485 Yevmiye numaralı azilnamesi ile ”
Gördüğüm lüzum üzerine
” gerekçesiyle azletmiştir.
Davalılar K6 ve K5’a davalı F1 Sigorta A.Ş. Tarafından toplam 63.966,32.-TL ödeme yapılarak davalıların sulh oldukları anlaşılmaktadır. Söz konusu ödemenin 20.06.2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/277 E. Sayılı dosyasında 28.05.2012 tarihinde K5, K6, K8, K7 vekili olarak ölüm ve cismani zarar nedeniyle her bir davacı için 1.000,00.-TL’lik tazminat davası açtığı anlaşılmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 163/1. maddesinde, “
Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir.
” düzenlemesi mevcuttur. Avukatlık ücreti avukatın vekalet hizmetine karşılık olarak avukatla iş sahibi arasında serbestçe kararlaştırılabilir ise de, ücret tarifesindeki asgari miktarın altında kalan bir ücret karşılığında iş ve dava kabulü de ayrıca yasaklanmıştır. Öte yandan avukatlık ücreti belli bir miktarı da kapsamalıdır. Şu kadar ki hasılı davaya iştirak olmamak, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve yüzde yirmi beşi aşmamak kaydıyla dava olunan veya hükmolunan şeyin belli bir yüzdesinin de avukatlık ücreti olarak kararlaştırılması mümkündür (Av. Kanunu madde 164/1-2-3). Bu durumda dava olunan veya hüküm altına alınan şeyin değeri ile avukatlık ücreti arasında herhangi bir bağlantı kurulmamaktadır. Bu koşullar altında avukatlık ücreti belli bir miktarı kapsamak üzere serbestçe kararlaştırılabilir.
Bir davada görev yapan avukat, vekil edeninden aralarındaki sözleşmeye göre kararlaştırılan miktarı, şayet ücret kararlaştırılmamış ise Avukatlık Kanununun 164/4. maddesine göre; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşulu ile davanın kazanılan bölümü üzerinden yüzde on ile yüzde yirmi arasında belirlenecek miktarı, şayet değeri para ile ölçülemeyecek işlerden ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenecek miktarı ücret olarak talep etmek hakkına sahip olduğu gibi ayrıca yargılama sonunda haklı çıkılan kısım üzerinden hasma yüklenen vekalet ücretini de talep etmek hakkına sahiptir. Vekil eden avukatına belirlenen bu iki kalem ücreti ödemekle yükümlü olup, Avukatlık Kanununun 165. maddesi gereğince avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde vekil eden ile avukat arasında sözleşme bulunmaması, sözleşmedeki ücretin geçersiz olması halinde gerek vekil eden gerekse hasım, sulh olunan miktar, sulh olunan miktar belli değilse, mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, aksi takdirde dava veya icra takibine konu müddeabihin tamamı üzerinden Avukatlık Kanununun 164/4. maddesine göre belirlenecek ücret nedeniyle müteselsilen sorumlu sayılmaktadır. Sulh olunan davanın hasmı olan karşı taraf ise; Avukatlık Kanununun 165. maddesi ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 05/10/2018 tarihli ve 2017/6 E. – 2018/9 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince; sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan, takipsiz bırakılan işlerde sadece yasal vekâlet ücretinin ödenmesi hususunda vekile karşı, vekil eden ile birlikte müteselsilen borçlu sayılacağı kuşkusuzdur.
Vekalet sözleşmesi, karşılıklı güvene dayalı bir sözleşme olup, güven, sözleşmenin önemli bir özelliğini teşkil eder. Bu nedenle taraflardan her biri, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 512. maddesinde, “
Vekalet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir.
” hükmü bulunmakta olup , emredici nitelikteki bu hüküm gereğince müvekkil, vekilini her zaman azletmek hakkından, vekil de her zaman istifa edebilmek hakkından önceden vazgeçemez. Bunun aksini öngören sözleşmeler geçersiz olduğu gibi, istifa ve azil hakkını zorlaştıran kararlaştırmalar da geçersizdir. Sözleşme hükmü geçersiz olduğundan azil haksız olsa dahi cezai şart niteliğinde bulunan sözleşme hükmüne dayanılarak talepte bulunulamaz. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmede bulunan azil hakkını zorlaştıran 5.000,00.-TL ödeneceğine dair hüküm geçersiz olup davacının bu sözleşme hükmü gereğince ücret talep edebilmesi mümkün değildir. Yine somut olayda ise, avukatlık ücret sözleşmesinde davacı avukat tarafından takip etmesi kararlaştırılmış ise de, vekaletname verilerek henüz davayı takip talimatı verilmediği anlaşılmaktadır. Olayda, 174.madde hükmünün uygulanması imkanı bulunmadığına göre, sözleşmenin anılan koşulu BK. 512. maddesi uyarınca geçersizdir, davacı avukata avukatlık ücretini talep hakkını vermez. Buna göre davalı K5 hakkında taraflar arasındaki hukuki ilişkide Avukatlık Kanununun 174.maddesi uygulanmayacağı, henüz kendisine dava açılması talimatı ve vekaletname verilmeyen, dolayısı ile hukuki yardıma başlamayan davacı avukatın sözleşmenin anılan hükmünden yararlanarak ücreti talep hakkının varlığı kabul edilmemelidir. Bu nedenle davalı K5 hakkında açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yan bulunmamaktadır. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2008/6473 E. Ve 2008/9508 K. Sayılı kararı)
Avukatlık Kanununun 165.maddesi uyarınca ” sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukata ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar
.” Görüldüğü üzere bu hükmün uygulanabilmesi açılmış bir dava olmasına bağlıdır.
Avukatlık Kanununun avukatlık sözleşmesi başlığını taşıyan II.kısım md.163 ve avukatlık ücretini tanımlayan 164, 165 ve aanılan 174.maddenin 1.fıkrası birlikte yorumlanmalıdır. Böyle olunca sulh yahut anlaşma amacıyla feragat ve kabul halinde ücretin tamamından müteselsilen sorumlu olması için dava açılması; azil halinde “ücretin tamamı verilir” yasal cezai koşulun uygulanabilmesi için de hukuki yardımın başlaması; yani dava açma üstlenilmiş ise davayı takip için hukuki yardım amacıyla gerekli hazırlıkların tamamlanmış olması gerekir. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2008/6473 E. Ve 2008/9508 K. Sayılı kararı) Somut olayda Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/277 E. Dosyasında dava tarihinden önceher iki davalı K5 ve K6’ın davacıyı azletmiş olması nedeniyle Avukatlık Kanunu 165. Maddesi uyarınca diğer davalı F1 Sigorta’nın sorumluluğu doğmadığından bu davalı bakımından davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yan bulunmamaktadır.
Yine davalılardan K6’a sulh anlaşması uyarınca 8.307,28.-TL ödenmiş olması karşısında diğer davalı ile sulh olunan miktarın bu meblağ olduğu anlaşıldığına göre; sözleşmedeki 5.000,00.-TL’lik ödeneceğine dair düzenlemenin geçersiz olması da dikkate alınarak, sözleşmede kararlaştırılan %12’lik orandan aşağıya olmayacak şekilde Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/277 E. Sayılı dosyasında azil dilekçesinin tebliğ tarihi itibariyle harçlandırılan dava değeri olan 1.000,00.-TL üzerinden akdi ve karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı yan görülmemiştir.
Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre, vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun HMK.’nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b(1) maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı olan 80,70.-TL İstinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40.-TLHarcın mahsubu ile bakiye 26,30.-TL harcın istinaf talebinde bulunan davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-
İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4-
Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/05/2022
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe