İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
Vasi tayini atanma talebine ilişkin
Ulukışla Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/12/2018 tarih 2018/326 Esas 2018/383 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle vasi K1’ın istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Vasi adayı K2’ın babası K3’ın vasisi olarak Ulukışla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/136 esas 2018/161 sayılı kararı ile ablası K1’ın atandığını, şu anda ablası K1’ın Mersin ilinde ikamet ettiğinden dolayı babasıyla ilgilenemediğini, ilgilenmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle babasının yatalak hasta olduğundan mağdur ve aynı yerde beraber oturduklarından dolayı kendisinin baktığını, bu nedenlerle babası K3’a vasi olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
VASİ
K1
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Kendisininbabasına yönelik vasilik görevini usulüne uygun bir şekilde yerine getirdiğini ve getirmekte olduğunu, davacı vasi adayı kardeşinin beyanlarını kabul etmediğini, kendisinin babasını hiç bir şekilde mağdur etmediğini, etmeyeceğini de, kendisinin babasını Mersin’e götürmek için geldiğinde kendisine vermediklerini, bu sebeple vasilik görevinin devamı ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
Talebin kabulüne, Ulukışla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 28/06/2018 tarih ve 2018/136 esas 2018/161 sayılı kararı ile kısıtlı K3’a vasi olarak atanan kızı K1’ın vasilik görevinin sona ermesine, A1’de nüfusa kayıtlı, K2 ve K4’dan olma, 1952 D.lu, N1 T.C. Nolu K3’ın 4721 sayılı T.M.K’nun 405. maddesi gereğince kısıtlılık halinin devamına. Kendisine aynı yerde nüfusa kayıtlı, K3 ve K5’ten olma,1985 D.lu, N2 T.C. nolu oğlu K2’ın vasi olarak atanmasına, karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF TALEBİNDE
İLERİ SÜRÜLEN
SEBEPLER:
Gerekçeli kararda kendisinin neden vasi olamayacağının belirtilmediğini, ayrıca tanıklarının çağrılıp dinlenmediğini, bunun yanı sıra akli dengesini kaybeden babası K3’ın itibar edilemeyecek beyanı ile vasiliğinin kaldırıldığını bu sebeple kararının hatalı olduğunu bu nedenle yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Yazılı beyanlar, Ulukışla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/136 esas 2018/161 sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava , vasi tayini atanma talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Vasi adayı K2’ın babası K3’a vasi olarak Ulukışla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/136 esas 2018/161 sayılı kararı ile ablası K1’ın atandığını, şu anda ablası K1’ın Mersin ilinde ikamet ettiğinden dolayı babasıyla ilgilenemediğini, ilgilenmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle babasının yatalak hasta olduğundan mağdur ve aynı yerde beraber oturduklarından dolayı kendisinin baktığını, bu nedenlerle babası K3’a vasi olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Kendisininbabasına yönelik vasilik görevini usulüne uygun bir şekilde yerine getirdiğini ve getirmekte olduğunu, davacı vasi adayı kardeşinin beyanlarını kabul etmediğini, kendisinin babasını hiç bir şekilde mağdur etmediğini, etmeyeceğini de, kendisinin babasını Mersin’e götürmek için geldiğinde kendisine vermediklerini, bu sebeple vasilik görevinin devamı ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile K1’ın vasiliğinin kaldırılması ile K2’ın vasi olarak atanmasına karar verilmiş, K1 tarafından hüküm istinaf edilmiştir.
Davacı- vasi adayı K2 16.03.2020 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğine dair dilekçe sunduğu görülmüştür.
Vasi atanmasına yönelik dava, kamu düzenine ilişkindir. Vesayet dairelerince gerekli görülen her türlü delil kendiliğinden toplanabilir. Davadan feragat edilemeyeceği gibi, takipsiz bırakılması nedeniyle dosya işlemden kaldırılamaz. Dava sulh ile sonuçlandırılamaz ve yargılamanın her aşamasında delil sunulabilir.
TMK’nın 404-408 maddeleri arasında vesayeti gerektiren haller düzenlenmiştir.
Vesayet, velayet altında bulunmayan küçükler ile çeşitli sebeplerden dolayı şahıslarını ve mallarını yönetmekten aciz bulunan ergin kişileri koruma amacına hizmet eden bir müessesedir(Akıntürk, Turgut/ Ateş Karaman, Derya: Türk Medeni Hukuku, C.II, Aile Hukuku, 14. Bası, Beta Basım, İstanbul 2012, s. 479). Kanun’da vesayeti gerektiren haller; i.Küçüklük (TMK m.404), ii.Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m. 405), iii.Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim
(TMK m. 406), iv.Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olma (TMK m. 407), v.Yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini iddia ve ispat eden kişinin isteği üzerine kısıtlanma (TMK m. 408) olarak düzenlenmiştir. Yasa, vesayeti gerektiren sebepleri sınırlı sayı(numerus clausus) ilkesi kapsamında kabul etmiştir.
409. maddesinde “Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut dosyanın incelenmesinde ; kısıtlının geçirdiği trafik kazası sonucu desteksiz kalkamadığına dair alınan rapor ve kısıtlı adayının eşinin beyanı ile Ulukışla Sulh Hukuk Mahkmesinin 2018/136 Esas 2018/161 Karar sayılı ilamı ile TMK 405. Maddesi gereği kısıtlanma kararı verilerek K1 vasi olarak atanmıştır. Davacı K2 , K1nın Mersin’de oturması sebebiyle kısıtlı ile ilgilenemediği bu sebeple kendisinin vasi olarak atanmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi hem kısıtlıyı, hem de kısıtlının eşini dinlemiş ve her ikisi de vasi olarak davacı K2’ın atanmasını talep etmiş iseler de; mahkemece her ne kadar yapılan gözlem ile bakıma muhtaç olduğu kanaatine varılmak suretiyle TMK 405 gereğince kısıtlanmasına karar verilmiş ise de yanılgı değerlendirme ile sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Öncelikle dosyadaki delil durumuna göre kısıtlının akıl zayıflığı veya akıl hastalığı bulunmadığından TMK 405 maddesi gereğince kısıtlanma kararı verilmesi hatalı olmakla birlikte TMK 408 maddesince hasta olması nedeniyle işlerini gerektiği gibi yerine getiremeyen kısıtlının beyanı alınmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. Nitekim mahkemece kısıtlı ve onun ile birlikte yaşayan eşi dinlenmiş ve K2’ın vasiliğini istedikleri görülmüştür.
Vasi atanmasına yönelik dava, kamu düzenine ilişkindir. Vesayet dairelerince gerekli görülen her türlü delil kendiliğinden toplanabilir. Davadan feragat edilemeyeceği gibi, takipsiz bırakılması nedeniyle dosya işlemden kaldırılamaz. Dava sulh ile sonuçlandırılamaz ve yargılamanın her aşamasında delil sunulabilir. Gerektiğinde giderler hazineden karşılanabilir. Mahkemece toplanan deliller gözetilmek suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gereklidir. (
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 29.11.2017 tarih 2017/6525 Esas 2017/15850 Karar sayılı ilamı)
Her ne kadar vasi adayı K2 feragat dilekçesi sunmuş ise de; davanın mahiyeti gereği feragat edilemeyeceğinden dosyanın esas yönünden incelenmesinde davacı K2 ile kısıtlının aynı şehirde yaşıyor olması, kısıtlı ve onun ile birlikte yaşayan eşinin de K2’ın vasiliğini istemeleri göz önüne alındığında ve yapılan araştırma sonucu kısıtlı ile K2 arasında menfaat çatışması da olmadığından vasi değişikliğine dair verilen karar yerinde bulunmuş ise de; K3’nin TMK 408. Madde gereğince kısıtlanmasına karar verilmelidir. Kamu düzeni yönünden yapılan inceleme neticesinde hüküm fıkrasında ” TMK 405″ ibaresi çıkarılarak “TMK 408” yazılmasına, bu suretle Mahkeme kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince düzeltilmesine ilişkin aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1
–
Kamu düzeni yönünden
Ulukışla Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 14.12.2018 tarih 2018/326 Esas, 2018/383 Karar sayılı kararının hüküm fıkrası 3.bendinde geçen “TMK 405” ibaresinin çıkarılarak “TMK 408” ibaresinin
EKLENMESİNE, kararın
HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca
DÜZELTİLMESİNE,
Yerel Mahkemenin kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına,
2
–
Davanın niteliği gereği harç ve masraf alınmasına yer olmadığına,
3-
İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4
–
Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin
6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca
İlk Derece Mahkemesi tarafından resen yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-b maddesi gereğince
KESİN olarak
07/07/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe