T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
MERSİN 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI :
K1
– N1
VEKİLİ:
Av. K2 –
VASİADAYI:
K3
– N2 –
KISITLIADAYI:
K4
– N3 –
VEKİLİ:
Av. K5 –
DAVANIN KONUSU
:
Vasi Tayini Talebi
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI :
K1
VEKİLİ :
Av. K2
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.10.2019 tarih 2019/203 Esas 2019/1577 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
K4
‘nin hasta olduğunu, bu nedenle mallarının başkaları tarafından alınmasının mümkün olabilceğini belirterek kısıtlı adayına vasi olarak atanmayı talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: davanın reddinekarar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİNİN İSTİNAF TALEBİNDE
İLERİ SÜRÜLEN
SEBEPLER: yapılan bir tasarrufun kısıtlılık adayı ve ailesini yoksulluğa düşüreceğinin kesin olup olmamasının belirleyici olmayacağını, kısıtlı adayının yaptığı tek bir tasarruf olsa bile bu tasarrufu sonucu yoksulluğa düşülmesinin şart olmadığını, bu tasarrufunu yoksulluğa düşme tehlikesi oluşturmasının yeterli olduğunu, kısıtlı adayının yaptığı işlemlerin bu tehlikeyi barındırdığını ve mahkeme kararının isabetsiz olduğunu, vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğunu mahkemece resen araştırma yapılabileceğinin de gözetilerek bir hüküm kurulması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
KISITLI ADAYI VEKİLİNİN
İSTİNAF TALEBİNE KARŞI VERİLEN CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma hastanesinin 02.09.2019 tarih 3459 sayılı raporunda kısıtlı adayının akli melekelerinin yerinde olduğunu, vasi tayininin gerekli olmadığının raporla sabit olduğunu, müvekkilinin savurganlığı ya da mal varlığını kötü yönetmesi gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, davacının vasi tayini talebinde iyi niyetli olduğunu, ortaya çıkacak zararları engelleme amacından başka bir çabası olmadığını, vasi tayini talebinde bulunmasının diğer bir sebebinin davayı takipsiz bırakmak olduğunu, davacının vasi tayini talabinde iyi niyetli olmadığını davacının temel amacının müvekkilinin malvarlığında serbest tasarruf etmesini engellemek ve müvekkilinin ve diğer oğlu K6 tarafından Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesine 2018/330 E sayılı dosya ile açılan davayı takipsiz bırakmak ve böylelikle tüm mal varlığına mirasçı olmak istediğini, ve müvekkiline vasi tayin edilmesini gerektirecek herhangi bir sebep bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
DELİLLER:
Yazılı beyanlar, sağlık kurulu raporu ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, vasi tayini talebidir.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Vasi tayini talebinde bulunan davacı vekili müvekkilinin annesinin çeşitli hastalıkları nedeniyle kandırılıp, malının mülkünün başkaları tarafından elinden alınmasına çok müsait olduğundan kısıtlanmasını talep etmiştir.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, vasi adayı tarafından karar istinaf edilmiştir.
Mahkeme Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinden kısıtlı adayı hakkında rapor alınmış, akli melekelerinin yerinde olup vasi tayinine gerek olmadığına dair rapor vermiştir.Kısıtlı adayı duruşmada dinlenmiş, talep edenin mallarını almaya çalıştığını herhangi bir savurganlığının olmayıp, eşinden kalan paraları kendisine verilmesini istediğini ancak vermediğini evi de satıp parasını istediğini, satmadığından davacının mal varlığını ele geçirmek istediğini beyan etmiştir.
TMK’nun 404 ve 408 maddeleri arasında vesayeti gerektiren haller düzenlenmiş olup, alınan rapora göre kısıtlanma talep edilenin akıl sağlığının yerinde olduğu ve TMK 405 maddesindeki ve vasi atanması talep edilenin kısıtlanma talebi bulunmadığından TMK 408 maddesindeki şartların oluşmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından istinaf talebinde TMK 406 maddesi uyarınca kısıtlanması gerektiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde bu yönde bir talebinin ve delillerinin bulunmadığı yine, TMK 406 maddesinin şartlarını oluşturan mal varlığını kötü yönettiği ve bu nedenle darlık ve yoksulluğa düşme tehlikesi bulunduğu, savurganlığı veya diğer madde bağımlılıkları yönünden hiçbir delili dosyaya sunmadığı veya bu yöndeki kısıtlanma sebeplerinden birine dayanmadığı anlaşılmakla;
Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre, vermiş olduğu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun HMK.’nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir
HÜKÜM:
1
–
İstinaf Başvurusu’nun
HMK 353/1-b-1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2
–İstinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak alınan toplam
165,70 -TL nin talep halinde yatırana iadesine,
3
-İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin
6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca
İlk Derece Mahkemesi tarafından resen yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-b maddesi gereğince
KESİN olarak
18/12/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe