T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
CEYHAN SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR:
1- K1 – N1
2- K2 – N2
3- K3 – N3
VEKİLİ:
Av. K4 – A1.
KISITLIADAYI:
K5
– N4
VEKİLİ:
Av. K6
VASİADAYI:
K7
– N5
VEKİLİ
:
Av. K4 – A1.
DAVANIN KONUSU :
Vesayet
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVACILAR
:
1- K1 – N1
2- K2 – N2
3- K3 – N3
VEKİLİ
:
Av. K4 – A1.
TALEP KONUSU :
Mahkeme Kararının Kaldırılması
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
15/01/2021
KARAR YAZIM TARİHİ :
15/01/2021
Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20/03/2018 tarih ve 2017/1211 Esas 2018/367 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacılar vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :
Kısıtlı adayı K5, davacıların ve vasi adayının babası olduğunu, kısıtlı adayı 1938 doğumlu olup kendi işlerini halledemeyecek ve mal varlığını kontrol edemeyecek şekilde yaşlı olduğunu, miras bırakan anneleri vefat ettikten sonra murise ait gayrimenkul ve menkul malların bir çoğu miras bırakan murisin eşi (kısıtlı adayı) K5 tarafından satıldığını, yaşlı olmasından kaynaklı olarak akıl sağlı yerinde olmayan kısıtlı adayı bakıma ve yardıma muhtaç olup mal varlığını iyi yönetememekte ve sağlıklı kararlar alamadığını, yine kısıtlı adayının yaşına uygun olmayan hal ve hareketler içerisinde olup savurgan ve kötü bir yaşam tarzına sahip olduğunu, bu sebeple kendisini ve çocuklarını yoksulluğa düşürme tehlikesi bulunduğunu, kısıtlı adayının vesayet altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
”
Davanın HMK madde 114-i bendi gereği reddine,
” şeklinde karar verildiği görülmüştür.
DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Ceyhan Aile Mahkemesinin 2015/624 E. sayılı dosyasından aldırılan DNA raporu ile K8 isimli şahısın kısıtlı adayı K5’nun evlilik dışı çocuğu olduğunun ispatlandığını, kısıtlı adayı için Yerel Mahkeme tarafından aldırılan raporun uzmanlık gerektiren bir rapor olduğunu, ancak ilgili raporda imzası olan doktorların bu konuda uzmanlıklarının bulunmadığını, rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını, Adana Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden rapor alınması durumunda dava dilekçesinde ileri sürülen tüm hususların ortaya çıkacağını, ancak mahkemece bu itirazların değerlendirilmediğini belirtip, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, K5’na vasi atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Yazılı beyanlar, sağlık kurulu raporu, tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamı.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava vasi tayini istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacılar vekili, müvekkillerinin babaları kısıtlı adayın K5’nun 1938 doğumlu olduğunu, akıl sağlığı yerinde olmadığını ve mallarını iyi yönetemediğinden vasi ya da kayyum atanmasını talep etmiştir.
Kısıtlı adayı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili ve davacı K2 vekili tarafından hüküm istinaf edilmiştir.
TMK’nın 404-408 maddeleri arasında vesayeti gerektiren haller düzenlenmiştir.
TMK’nın 405. Maddesinde “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken yada başkalarının güvenliğinin tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.”
406. Maddesinde “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”
409. maddesinde “Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Vesayet, velayet altında bulunmayan küçükler ile çeşitli sebeplerden dolayı şahıslarını ve mallarını yönetmekten aciz bulunan ergin kişileri koruma amacına hizmet eden bir müessesedir(Akıntürk, Turgut/ Ateş Karaman, Derya: Türk Medeni Hukuku, C.II, Aile Hukuku, 14. Bası, Beta Basım, İstanbul 2012, s. 479). Kanun’da vesayeti gerektiren haller; i. Küçüklük (TMK m.404), ii. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m. 405), iii. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim (TMK m. 406), iv. Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olma (TMK m. 407), v. Yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini iddia ve ispat eden kişinin isteği üzerine kısıtlanma (TMK m. 408) olarak düzenlenmiştir. Yasa, vesayeti gerektiren sebepleri sınırlı sayı(numerus clausus) ilkesi kapsamında kabul etmiştir.
Davacılar tarafından işbu dava ile aynı taleplerle vesayet davası açılmış, Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi 2013/743 Esas 2014/935 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu 405. Madde gereğince alınan rapora göre vasi tayini gerekmediği, 406. Madde gereğince kısıtlama kararı verilmesine gerek olmadığı , yasal danışman atanmasına karar verildiği, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 12.05.2015 tarih 2015/3466 sayılı ilamı ile kararın yasal danışman atanması koşulları oluşmadığından bozulmasına karar verildiği, Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği ve bu hükmün Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 22.03.2016 tarih 2016/3522 Esas 2016/4723 Karar sayılı ilamı ile onama kararı verildiği görülmüştür.
Kısıtlı adayı hakkında Ceyhan Devlet Hastanesi 06/11/2013 tarihli heyet raporunda vasi tayini gerekmediği; 13/12/2017 tarihli heyet raporunda da aynı şekilde vasi tayini gerekmediğinin belirtildiği görülmüştür. Alınan raporların tam teşekküllü devlet hastahanesi olduğu, heyette farklı ana bilim dallarından doktorların bulunduğu ve psikiyatri uzmanının da yer aldığı, kısıtlı adayının beyin kanaması geçirdikten sonra raporun alındığı nöroloji uzmanın da heyette bulunduğu ,hastahane yönetimi ile davacının komşuluk ve akrabalık ilişkisi bulunmasının rapor düzenlenmesine aykırılık teşkil etmeyeceği, görülmekle davacılar vekillerinin rapora yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Kısıtlı adayının Türk Medeni Kanuni 406. Madde kapsamında malvarlığını kötü yönettiği iddia edilerek noterden işlem yaptığı ve Ceyhan / Adana mevkiinden malvarlığından devir işlemleri yaptığı ileri sürülmüş ise de; mahkemece Ceyhan 1,2 ve 3. Noterliklerine müzekkere yazılmış gelen yazı cevaplarında kısıtlı adayının işlem yapmadığı bildirilmiş, Ceyhan Tapu Müdürlüğü cevabi yazısında da kısıtlı adayının taşınmaz kaydının bulunmadığının beyan edildiği , UYAP TAKBİS sisteminden yapılan incelemede kısıtlı adayının Yumurtalık/ Adana ilçesinde taşınmaz aktif malvarlığının bulunduğu görülmekle davacının malvarlığında kısıtlanmasını gerektirecek bir hareket olmadığı anlaşılmış ve ayrıca kısıtlı adayının özel hayatındaki tercihlerinin malvarlığını kötü yönettiğini, kendisi zor duruma düşürdüğünü kanıtlar nitelikte olmadığından davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından ”
” mahkememizde açılmış olunan davanın vesayet davası olduğu, mahkememiz dava konusu ile ilgili daha mahkememiz 2015/473 Esas 2015/711 Karar sayılı dosyasında yargılama yapılarak karar verildiği, mahkememiz 2015/473 Esas sayılı dosyasında davacıların davasının reddedildiği, mahkememiz 2015/473 Esas 2015/711 Karar sayılı ilamının Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 2016/3522 Esas 2016/4723 Karar sayılı ilamı ile onandığı, davacı vekilinin mahkememiz dosyasında kısıtlanmasını talep ettiği K5 ile ilgili daha önce yargılama yapılarak adı geçenin kısıtlanmasına yönelik kararın verildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde mahkememiz 2015/473 Esas sayılı dosyasında ileri sürülen benzer nedenlerle kısıtlı adayı K5’nun kısıtlanmasını talep ettiği, kısıtlı adayı bir kimsenin vesayet altına alınması halinin kişilerin keyfiyetine göre hareket edilecek bir durum olmadığı, davacı tarafların açmış oldukları davada iyi niyetli olmadıklarının ve kısıtlı adayının menfaatine taleplerde bulunmadıklarının anlaşıldığı, mahkememizde açılan dava ile ilgili daha önce kesin hüküm verildiğinden davanın HMK m.114-i gereği reddine karar ” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş is de; kısıtlı adayının durumunun değişebileceği, 2016 yılından 2017 yılına kadar yeni durumların ortaya çıkabileceğinden mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddi yerinde değil ise de; kısıtlı adayının güncel durumuna ilişkin heyet raporu alındığı, malvarlığı ile ilgili araştırmanın yapıldığı görülmekle tüm dosya kapsamına göre kısıtlı adayının Türk Medeni Kanunu 405. ve 406. Maddesi gereğince vesayet altına alınmasına gerek olmadığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, bu husus yeniden yargılama gerektirmediğinden gerektirmediğinden düzeltilerek hüküm kurulması yoluna gidilmiş, davanın reddine dair yeniden hüküm kurulması gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-
İstinaf başvurusunun
KABULÜNE,
İlk Derece Mahkemesinin kararının HMK. 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak (Düzeltilerek) yeniden esas hakkında aşağıdaki hükmün kurulmasına;
Davanın
REDDİNE
2
–
Davanın niteliği gereği harç alınmasına yer olmadığına,
3-
Davanın mahiyeti gereği yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına
4-
Kararın tebliği, harç vb. hususların 6100 Sayılı HMK’nın 302/5 ve 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.
15/01/2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe